The SETA Foundation at Washington D.C.

Call Directions Website Contact the organization

The SETA Foundation at Washington D.C. The Foundation for Political, Economic and Social Research (SETA) at Washington, D.C.

The SETA Foundation at Washington, DC is a 501(c)(3) non-profit, independent, nonpartisan think tank based in Washington, DC dedicated to innovative studies on national, regional, and international issues concerning Turkey and US-Turkey relations. is a 501(c)(3) non-profit, independent, nonpartisan think tank based in Washington, D.C. dedicated to innovative studies on national, regional, and international issues concerning Turkey and US-Turkey relations. At the domestic level, we conduct academic and policy-oriented research on Turkish society, culture, history, economy, politics, energy security, law and education. At the global level, we address the implications of Turkey’s new and shifting partnerships in its region and in the world. We strive to play a unique role by building creative linkages between policy-makers, academics, and the general public. We focus on the increasingly critical role of Turkey in the international community, specifically the US-Turkey strategic partnership and Turkey’s complex regional partnerships. As a research and policy recommending institution, SETA Foundation provides a forum for international dialogue to bring together different perspectives with international scholarly standards, and contributes to the formation of a common ground. Through its academic journal Insight Turkey, policy reports, policy briefs, research publications, international workshops, and conferences, our organization aims to inform decision-making mechanisms in Turkey and seeks to guide leaders in government, civil society, media, and business. Adopting an interdisciplinary approach, SETA Foundation takes into account the growing interdependence of political, economic, and socio-cultural issues at the national, regional, and international levels. We seek to generate in-depth analyses and knowledge conducive to a social vision based on peace, justice, equality, and the rule of law.

Anketler Trump’ı Rusya yaptırımlarını delmeye zorluyorBaşkan Trump’ın ara seçimler öncesi adeta bütün düğmelere bastığın...
10/14/2026

Anketler Trump’ı Rusya yaptırımlarını delmeye zorluyor

Başkan Trump’ın ara seçimler öncesi adeta bütün düğmelere bastığını gösteren en son örnek Rusya’yla dizel benzin anlaşmasına vardığını açıklaması oldu. 2022’den beri Rusya’ya birçok farklı yaptırım uygulayan Kongre, daha bir ay öncesinde kadar Rusya’yla petrol ve gaz alışverişi yapan ülkelere karşı yeni yaptırım kararı almıştı. Kırsaldaki seçmen tabanını doğrudan etkileyen dizel benzin fiyatlarının tavan yapması, Trump’ı bu anlaşmaya sürüklemiş görünüyor. Bu tür pragmatik adım fırsatlarını kaçırmayan Putin, Amerika’nın Avrupa’yla arasını daha da açacak ve Ukrayna’yı Washington’dan uzaklaştıracak bir adım atmış oldu. İlk aşamada 300 bin ton ve kasımda da 500 bin ton dizel benzin satışı karşılığında Rusya’ya karşı yürürlükteki enerji yaptırımlarını askıya alacak olan anlaşmanın seçim öncesinde fiyatları düşürmesi pek mümkün görünmüyor. Ancak Trump ara seçimlerin bir numaralı teması haline gelen enerji fiyatları konusunda acilen bir şeyler yaptığını göstermek zorunda hissediyor.

‘UKRAYNA’YA YENİ BAŞKAN LAZIM’
Trump’ın Putin’le görüşme sonrasında açıkladığı anlaşmaya tepki gösteren Zelenski’nin açıklamalarına karşı Ukrayna’nın yeni bir başkana ihtiyacı olduğunu söylemesi, meşhur Beyaz Saray basın toplantısı skandalını hatırlattı. İkinci dönemine Ukrayna savaşını hemen bitirme vaadiyle başlayan ve bunu Ukrayna’ya baskı kurarak başarmaya çalışan Trump, Avrupa’nın Kiev’e yardımları üstlenmesi ve Amerika’nın silah satar pozisyona geçmesiyle tansiyonu düşürmüştü. Kongre’nin Rusya’ya baskıyı artırmaya çalışan yaptırım çabalarına karşı çıkmayan Trump, İran savaşı sonrası oluşan enerji fiyatları krizini yönetmekte zorlanıyor. Hürmüz krizinin uzun süre uluslararası gündemi işgal etmesi ve enerji fiyatlarının Amerika’da yüksek fiyatları tetiklemesi, kasım seçimleri öncesinde Trump’ı acil bir çözüm bulmaya itiyor. Rusya’yla açıklanan anlaşmanın ne enerji krizini çözmesi ne de hızlı bir çözüm üretmesi mümkün ancak Trump gündemi İran savaşından Ukrayna’ya çevirmeyi kısmen başarmış görünüyor.

Biden’ın Ukrayna politikasına sert eleştirileri sandıkta karşılık bulan Trump, savaşı bitiremese de yardımları keserek Amerika’yı silah tedarikçisi konumuna çekti ve Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üslenmesini sağladı. Bunun sonucu olarak Washington’ın Ukrayna meselesindeki etkinliğinin azaldığını söylemek mümkün. Zelenski’nin anlaşmayı eleştirmesi ve Avrupalı liderlerin Ukrayna’ya destek açıklaması bunun örnekleri olarak okunabilir. Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in açıklamalarında görüldüğü üzere, Trump yönetimi iki tarafın da masaya oturması ve savaşı bitirmesi gerektiğini söylüyor ancak bunu gerçekleştirmek için kapsamlı bir plan ortaya koymuş değil. İran’la savaşın Ukrayna savaşını gündemden düşürmesi sonrasında, Hürmüz’deki güvenlik tehditlerinin ve en son Husilerin Suudi Arabistan’a saldırılarının enerji fiyatlarının hızlıca düşmesine izin vermediği de ortada. Her iki savaşı da sona erdirme konusunda başarılı olamayan yönetim, kasım seçimlerinin baskısını hissediyor.

ANKETLER NE DİYOR?
Seçimlere yaklaşık iki hafta kala, Trump’ın enerji fiyatlarındaki artışı durdurmaya yönelik adım attığını göstermek istemesi ve bu durumun sorumluluğunu dolaylı da olsa Zelenski’ye yüklemesi şaşırtıcı değil. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kaybetmesine neredeyse kesin gözüyle bakılırken Senato çoğunluğunu kaybetme tehlikesinin de baş göstermesi Trump’ın tamamen seçimlere odaklanmasını mecbur kılıyor. Dizel benzin fiyatları ve enflasyon Maine, Iowa, Alaska, Michigan, Kansas, Nebraska ve Texas gibi tarımsal eyaletlerde seçim tartışmalarının gündemini belirliyor. Alaska ve Michigan’daki Cumhuriyetçi senatör adayları Rusya’yla dizel anlaşmasına karşı çıkarken, Iowa, Nebraska ve Kansas’taki Cumhuriyetçi adayların da Amerika’nın dizel benzin ihracatını askıya alması çağrısında bulunduklarını unutmamak gerekiyor. Iowa ve Kansas’taki anketler Cumhuriyetçi adayların sadece 1-2 puan önde olduğunu gösterirken, Michigan’da Demokrat el-Sayed’in ve Texas’ta da Demokrat Talarico’nun 3-4 puan önde olmaları enerji meselesini daha da kritik hale getiriyor.

Trump’ın 2016 ve 2024 başarılarında anketlerde temsil edilmesi zor olan kırsal seçmenin rekor seviyelerde sandık başında gitmesi çok önemli rol oynamıştı. Her iki seçimde de büyük ekonomik vaatlerle gelen Trump’ın kendi tabanını en fazla etkileyen enflasyon meselesine çözüm bulamaması Cumhuriyetçilerin şansını zorluyor. Kırsal seçmenin önemli bir bölümünün ideolojik oy verdiğini ve Trumpçı seçmenin Demokratlara dönmesinin kolay olmadığını da hatırlatmakta fayda var ancak bu kitlenin heyecansızlığının sandık başına gitme oranlarını etkilemesi mümkün. Bazı Cumhuriyetçi senatör adaylarının Trump’la aralarına mesafe koymak zorunda kalması da aleyhlerine işleyebilir. Bütün bunlarla birlikte Cumhuriyetçi Parti’nin finansman kaynaklarının Demokratlardan çok daha fazla olduğunu ve reklam kampanyalarını domine etmelerini hafife almamak gerekiyor. Elon Musk gibi milyarder Cumhuriyetçi donörlerin çok büyük bütçeler ayırdıkları haberlere yansıyor. Trump, anketlerde görülen derin hoşnutsuzluğun 3 Kasım’da Demokratlar adına ‘mavi dalgaya’ dönüşmesine engel olmak için Rusya yaptırımlarını bizzat kendisi delmeyi bile göze almış durumda. Bu çabası başarısız olur ve Temsilciler Meclisi’yle birlikte Senato’yu da kaybederse, kendisini çok zorlu bir topal ördek dönemi bekliyor.

Başkan Trump’ın ara seçimler öncesi adeta bütün düğmelere bastığını gösteren en son örnek Rusya’yla dizel benzin anlaşmasına vardığını açıklaması oldu. 2022’den beri Rusya’ya birçok farklı yaptırım uygulayan Kongre, daha bir ay öncesinde kadar Rusya’yla petrol v...

Amerika’nın gücü, İngiliz sadakati ve İsrailAmerika’nın İran’a karşı kullandığı B-1 bombardıman uçaklarını İngiltere’dek...
10/09/2026

Amerika’nın gücü, İngiliz sadakati ve İsrail

Amerika’nın İran’a karşı kullandığı B-1 bombardıman uçaklarını İngiltere’deki RAF Fairford Üssü’nden çekmesi, ABD-Birleşik Krallık ittifakıyla ilgili enteresan bir tartışma başlattı. New York Times (NYT) ve Wall Street Journal’da (WSJ) 7 Ekim’de yayınlanan iki ayrı analizin olaya bakışı, İran savaşının Amerikan dış politikası açısından ne anlama geldiğine dair önemli ipuçları veriyor. İran’ın üsse karşı İHA saldırısı planladığı istihbaratına dayanarak tedbir amaçlı alınan karar, liberaller tarafından savaşın Amerikan gücünün sınırlarını bir kez daha gösterdiği şeklinde yorumlanırken muhafazakârlar İngiltere’yi terör gruplarına müsamaha göstermekle suçlayarak bu ülkenin güvenilmez bir aktöre dönüştüğü tezini savunuyor.

Bu iki yazı, İsrail’in Amerikan dış politikası ve müttefik ilişkileri açısından işgal ettiği yere ilişkin de iki farklı yaklaşımı temsil ediyor. Amerika’nın İran savaşıyla birlikte bölgedeki varlığını azaltmanın ötesinde Avrupa’daki varlığını da yeniden şekillendirmek zorunda kalması, liberal medya tarafından stratejik geri çekilme ve başarısızlık olarak görülüyor. Muhafazakâr medya ise Avrupa’nın İran’a karşı fazla müsamahakâr olduğundan dem vurarak İngiltere’nin İsrail’e yerleşimciler konusunda yaptığı baskının da bunun bir parçası olduğunu savunuyor. Her iki farklı bakış açısı da Amerika’nın gerek bölgede gerekse Avrupa’da askeri varlığını azaltmasının Batı ittifakı içinde doğurduğu sorunları öne çıkarıyor.

ABD’NİN ZAYIFLAYAN GÜCÜ, İNGİLTERE’NİN GÜVENİLMEZLİĞİ
Ortadoğu’dan çekilmek istemesine rağmen İsrail yüzünden İran savaşına girmek zorunda kalan Trump yönetiminin bölgeden çekilmesinin ve İngiltere’de yaşadığı güvenlik sorunlarının algısını yönetmekte zorlandığı ortada. Trump yönetimi İngiltere olayını basit bir güvenlik tedbiri olarak değerlendirirken, NYT meseleyi öngörülemeyen sonuçlar bağlamında ele alıyor. Trump’ın Venezuela ve İran müdahalelerinin Amerikan gücünün büyüklüğünü göstermekten ziyade Körfez’deki üslerin kapatılması ve İngiltere’deki üssün kullanımının sınırlandırılması gibi örneklerde görüldüğü üzere zayıflama ve geri çekilme anlamına geldiğini savunuyor. Çok uzaklardan yakıt ikmali yapmak zorunda kalan uçak gemilerinin ve savaş uçaklarının ağır lojistik sorunlarla mücadele ettiğini belirten NYT, bu durumun İran’ı özellikle Avrupa’da da Amerika’yı tehdit etmeye cesaretlendirdiğini ima ediyor.

WSJ analizi ise İngiltere’deki üs meselesinde İngiliz hükümetinin bir süredir İran’la diplomasi adına İran menşeili iç tehditlere duyarsız kaldığını savunuyor. Filistin’e destek ve İsrail’in illegal yerleşimlerine yaptırım adımlarını da bu bağlamda değerlendiren analiz, İsrail’e sadakati adeta Amerikan dış politikasının kilit bir unsuru olarak sunuyor. Amerikan muhafazakarlarının bir kısmı Avrupa’yı İsrail’e gereksiz baskı yapmakla eleştirse de Trumpçı tabanda İsrail yüzünden İran savaşına girilmesinin yarattığı ekonomik sıkıntılara tepki olduğu biliniyor. WSJ’ın İsrail’i Amerikan dış politikasının vazgeçilmez bir unsuru olarak görme anlayışının geniş kitleler tarafından benimsenmediği biliniyor. WSJ güvenilmez ilan etse de, İngiltere’yle ‘özel ittifak’ elbette devam ediyor ve ‘Beş Göz’ mekanizması üzerinden en üst düzey istihbarat paylaşımında da bir sorun görünmüyor. Ancak Amerika’nın yeni dış politikasının İngiltere dahil bütün Batı müttefiklerini yeniden düşünmeye ittiği de açık.

STRATEJİK BAĞIMSIZLIK ARAYIŞI
Trump’ın İran savaşına girerken NATO’yla müzakere etmemesine rağmen Hürmüz Boğazı’nı açmak için yardıma gelmediklerinden yakınması gibi örnekler Batı ittifakı içindeki stratejik ayrışmaya işaret ediyor. Chatham House gibi önemli bir İngiliz düşünce kuruluşunun toplantısında Amerika’yla ilişkilerin artık eski varsayımlarla sürdürülemeyeceği vurgulanıyor. İngiliz Lordlar Kamarası’nın hazırladığı bir raporda Trump yönetiminin İran’a saldırıyı Londra’yla koordine etmediği, müttefiklerine uyguladığı ticari baskılar ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumları adeta hiçe sayması iki ülke arasındaki ilişkiyi zora soktuğundan bahsediliyor. İngiltere adını böyle koymasa da Amerika’yla daha az bağımlı bir ilişki arayışında. Uzun yıllar Amerika’nın Ortadoğu’daki politikalarının bir numaralı destekçisi olan İngiltere’nin dahi diğer Avrupa ülkelerinin stratejik bağımsızlık arayışına girmesinin Amerikan dış politikası açısından uzun vadeli sonuçları olacaktır.

Amerikan dış politikasının çok kritik bir dönüşümden geçtiğini ve bunun Batı ittifakını temelden değiştireceğini söylemek abartı olmayacaktır. Avrupa’nın gerek Ukrayna gerek İran savaşlarında Washington’dan farklı tavır takınması, İsrail konusunda da ‘görüntüyü kurtarmaya’ dönük de olsa sınırlı bazı adımlar atması Trumpçı dış politikanın yarattığı sonuçlara örnek teşkil ediyor. Trump sonrasında bir Demokrat yönetim dahi gelse, Avrupalı ve Ortadoğulu müttefiklerin Washington’a aynı gözle bakmayacağı kesin. Şimdiden alternatif ittifaklar ve bağımsız stratejik kapasitesi inşa etme arayışında olan Amerikan müttefikleri, kendi aralarında da mini ittifaklar kurarak bu geçiş dönemini verimli geçirmeye çalışıyor. Bununla birlikte Amerika’nın dış politikasında yaşanan gelgitlerin geçici değil kalıcı olduğu fikrinin benimsendiğini de söylemek mümkün.

Washington’ın İngiltere’deki üs meselesinde söylem üretememesi ve NYT ile WSJ’ın birbirine zıt tavırlar alması, Amerikan dış politikasındaki öngörülemezliğin sadece küçük bir örneği. Marco Rubio Atina’da Batı ittifakının kendi ‘özüne dönmesi’ gerektiği çağrıları yaparken Fransa, Almanya ve İngiltere gibi Avrupalı müttefiklerin her biriyle yaşadığı ciddi sorunları aşamaması kayda değer. Bir yandan ittifakın kendi başının çaresine bakması gerektiği mesajını verirken hem Ortadoğu hem de Avrupa’daki askeri varlığını azaltan Amerika, bir yandan da İngiltere gibi müttefiklerinin güvenilmez olduğunu ilan ediyor. İsrail konusunda da tam bir diplomatik izolasyonu göze alan Washington, Batı ittifakının lideri olarak kapsamlı bir çözüm üret(e)miyor. İran savaşının ürettiği temel meydan okumayı, Amerika’nın İsrail’in önceliklerini kendi stratejisinin ana eksenine oturtup müttefiklerinden kayıtsız şartsız destek beklemesi olarak tanımlayabiliriz.

Amerika’nın İran’a karşı kullandığı B-1 bombardıman uçaklarını İngiltere’deki RAF Fairford Üssü’nden çekmesi, ABD-Birleşik Krallık ittifakıyla ilgili enteresan bir tartışma başlattı. New York Times (NYT) ve Wall Street Journal’da (WSJ) 7 Ekim’de yayınlanan iki ayr....

Kasım seçimleri ve Trump’ın son iki yılı3 Kasım’da yapılacak Amerikan Kongre seçimlerine bir aydan az bir süre kaldı ve ...
10/07/2026

Kasım seçimleri ve Trump’ın son iki yılı

3 Kasım’da yapılacak Amerikan Kongre seçimlerine bir aydan az bir süre kaldı ve Virginia ve Minnesota gibi bazı eyaletlerde erken oy verme işlemi başlamış durumda. Hafta sonu yayınlanan anketler Cumhuriyetçi Parti için kötü sinyaller vermeye devam ediyor. Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’ndeki 218’e karşı 214 Cumhuriyetçi üstünlüğünün Demokratlar lehine sona ermesi ihtimali son derece yüksek görünüyor. Kongre’nin üst kanadı Senato’da ise 53’e karşı 47 Cumhuriyetçi üstünlüğünün Demokratlar lehine sona ermesi ihtimali daha düşük olsa da imkânsız görünmüyor.

Bu iki kanattan sadece Temsilciler Meclisi’nin Demokratlara geçmesi Trump’ın elini zayıflatacak ancak Cumhuriyetçilerin iki kanadı birden kaybetmesi durumunda Trump açık bir yenilgi almış olacak. Bu durumda son iki yılını Demokratların baskısı, soruşturmalar ve sonuçsuz siyasi pazarlıklarla geçirmek zorunda kalacak olan Başkan Trump ‘topal ördek’ dönemini etkisiz bir siyasi figür olarak bitirmek durumunda kalabilir. Cumhuriyetçilerin son bir ay içinde en büyük avantajları finansman olarak öne çıkarken Trump’ın ekonomi politikalarından hoşnutsuzluk en büyük dezavantajları olarak kritik rol oynuyor.

DEMOKRAT DALGA GELİR Mİ?
Demokrat adayların bu seçim dönemindeki en önemli avantajı, İran savaşının doğrudan veya dolaylı neden olduğu hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısının seçim gündemini belirlemesi oldu. Her seçimde elbette seçmen öncelikle ekonominin durumuna bakarak karar veriyor ve bu sefer de öyle olması normal. Ancak enflasyonu durdurma, ekonomiyi şaha kaldırma ve bir daha savaşa girmeme sözüyle seçimleri tekrar kazanan Trump’ın yönetiminde İran’la savaşa girilmesi ve kümülatif enflasyonun 2025 Ocak ayından 2026 Ağustos ayına kadarı %5 civarında gerçekleşmesi bağımsız seçmeni ve Trumpçı tabanın da bir kısmını hüsrana uğrattı.

Demokratlar ara seçimleri Trump politikalarının referandumuna dönüştürmekte çok zorlanmadılar zira hayat pahalılığını gündemde tutmak zor olmadı. Hürmüz krizi ve Ukrayna savaşının neden olduğu yüksek enerji fiyatları, Amerikan halkının en fazla gözüne batan benzin fiyatlarını rekor seviyelere çıkardı. Trump Ocak 2025’te göreve geldiğinde galon başına ortalama benzin fiyatı $3.11 iken Ekim 2026’da $4.40 seviyesine yükselmesi seçmen nezdinde en göze çarpan gösterge oldu. Temel gıda fiyatlarındaki yükselişlerle birlikte Trump yönetiminin milyarder teknoloji firmalarının dertleriyle daha fazla ilgilenen görüntüsü Demokratlara fırsat yarattı.

Sağlık maliyetlerinin yükselmesi orta sınıfı etkilerken yönetimin göçmenlik konusundaki sert tavrı da küçük ve orta ölçekli işletmelerin ucuz iş gücü teminini zora soktu. Trump’a desteği yüksek kırsal bölgelerde sezonluk geçici işçilerin temininin zorlaşması gıda fiyatlarını artırmakla kalmayıp Trumpçı tabanın Cumhuriyetçilere desteğini zayıflattı. Başkan’ın görev onay oranı hep düşük olmakla beraber seçimlere bir ay kala %38 seviyesinde seyretmesi de Demokratların ekmeğine yağ sürüyor. Demokratların ideolojik söylemi güçlü adaylarla birlikte geçim sıkıntısı ve gündelik sorunlara odaklanan ‘seçilebilir’ adaylarla seçime girmesi, ara seçimlerde ‘mavi dalga’ yaratabilmeleri için önemli bir avantaj sağlıyor.

‘TOPAL ÖRDEK’ DÖNEMİ
Demokratların Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirmeleri ‘mavi dalga’ ve Trump’ın yenilgisi anlamına gelecek ancak Senato çoğunluğunun az farkla da olsa Cumhuriyetçilerde kalması durumunda Trump zafer ilan ederek Demokratlarla pragmatik iş yapma moduna girecektir. Demokrat zafer senaryosunda soruşturmalar ve belki de görevden alma çabalarına muhatap olacak olan Trump, bölünmüş Kongre senaryosunda daha rahat bir topal ördek dönemi geçirecektir. En azından Senato’yu kaybetmemek için son haftalarda gerçekleştirilmesi pek de mümkün olmayan büyük vaatlerde (Cumhuriyetçilerin kazanması karşılığında kişi başı 5 bin dolar dağıtma gibi) bulunan Trump’ın en büyük avantajı Cumhuriyetçilerin seçim bütçelerinin Demokratlardan çok daha yüksek olması. Texas gibi başa baş görünen yarışlara büyük para aktaran Cumhuriyetçilerin kendi hanelerinde görmeye alıştıkları bu eyaleti kaybetmeleri de kritik bir psikolojik darbe etkisi yapacaktır.

Cumhuriyetçilerin Kongre’nin her iki kanadını ellerinde tutması mümkün görünmüyor ancak yenilgiyle ‘hezimet’ arasındaki farkı Senato belirleyecek. Hezimet durumunda Trump yalnızlaşarak agresifleşecektir ve kendisine karşı açılacak soruşturma ve görevden alma girişimlerine karşı beklenmedik adımlar atmaya kalkabilir. Senato’nun Cumhuriyetçilerin elinde kaldığı senaryoda ise kendini güvende hissedecek ve 2028 başkanlık seçimlerinde kimi destekleyeceğine odaklanacaktır. En bariz aday elbette Başkan Yardımcısı J.D. Vance ancak Cumhuriyetçilerin hezimete uğradığı bir senaryoda Marco Rubio gibi isimlerin de şansı artabilir zira parti yeniden yapılanma ihtiyacı bağlamında daha merkeze doğru evirilme ihtiyacı duyabilir. Trump’ın partinin geleceği değil geçmişini temsil ettiği bir denklem oluşursa, yeni isimler öne çıkabilir.

Demokratların net bir zafer kazanıp Kongre’nin her iki kanadını almaları durumunda Trump’ın topal ördek dönemini nasıl değerlendirecekleri, onların başkan adayını da belirleyecektir. Progresif siyasetçiler başarılı olursa merkez adaylarla iş birliğinin ne kadar işlerine yarayıp yaramadığını değerlendirerek ona göre bir başkan ve başkan yardımcısı adayı bulmak zorunda kalacaklar. Net bir zafer kazanılmayıp seçimden net bir mesaj çıkmazsa, bu sefer progresif kanadın daha aktif biçimde merkezci politikalardan uzaklaşmak gerektiği şeklindeki argümanı güçlenecektir.

3 Kasım seçimleri bir yandan Cumhuriyetçi Parti’nin Trump etkisinden ne kadar uzaklaşıp uzaklaşmaması gerektiği, diğer yandan da Demokratların merkezci siyasetle ilericiler arasında nasıl bir denge kurmaları gerektiği sorularına cevap verme potansiyeli taşıyor.

3 Kasım’da yapılacak Amerikan Kongre seçimlerine bir aydan az bir süre kaldı ve Virginia ve Minnesota gibi bazı eyaletlerde erken oy verme işlemi başlamış durumda. Hafta sonu yayınlanan anketler Cumhuriyetçi Parti için kötü sinyaller vermeye devam ediyor. Kongre’nin alt kanadı Te...

Yapay zekayı kim denetleyecek?Başkan Trump’ın bu hafta Amerikan teknoloji devleriyle yaptığı toplantı, küresel ekonomiyi...
10/02/2026

Yapay zekayı kim denetleyecek?

Başkan Trump’ın bu hafta Amerikan teknoloji devleriyle yaptığı toplantı, küresel ekonomiyi, ulusal güvenliği ve teknolojik gelişimi dönüştürecek teknolojik gelişmenin kurallarını kimin koyacağına ilişkin tartışmada kampları daha da netleştirdi. Trump’ın yapay zekâ endüstrisinin önünü kesmemek adına endüstrinin kendi kendini denetlemesine dayanan anlaşmayı imzalaması, Bernie Sanders gibi siyasetçilerin kamunun denetimini önceleyen yaklaşımıyla tam bir tezat teşkil ediyor. 29 Eylül’de imzalanan ve Trump yönetiminin ‘ahlaken bağlayıcı’ olarak nitelediği mutabakat, yapay zekâ şirketlerinin iç denetim ve bağımsız bir kurul tarafından dış denetime tabi olmasını öngörüyor ancak anlaşmanın herhangi bir yaptırım gücü yok. Trump ‘süper zekâ’ olarak yeniden markalaştırmak istediği bu endüstrinin Çin’le yarışı kaybettirecek kurallarla uğraşmasını istemiyor. Amerika’nın yapay zekanın nasıl denetleneceği konusundaki tartışması, en azından şimdilik teknoloji devlerinin istediği yönde ilerliyor.

Başkan Trump’ın bu hafta Amerikan teknoloji devleriyle yaptığı toplantı, küresel ekonomiyi, ulusal güvenliği ve teknolojik gelişimi dönüştürecek teknolojik gelişmenin kurallarını kimin koyacağına ilişkin tartışmada kampları daha da netleştirdi. Trump’ın yapay zekâ endü...

7 Ekim dosyası Netanyahu’nun sonunu getirir mi?İsrail Başbakanı Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında...
09/30/2026

7 Ekim dosyası Netanyahu’nun sonunu getirir mi?

İsrail Başbakanı Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında siyasi platform üzerine kurduğu imajını tekrar sahneye koymaya çalıştı: ‘düşmanlarla çevrili’ İsrail’i bütün dünyaya meydan okuyarak koruyabilecek vazgeçilmez devlet adamı. Ancak konuşmasını yapar yapmaz ülkesine dönmek zorunda kalması hem İsrail içindeki hem de ABD’deki siyasi tablonun kendi adına hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu konuşmasında siyasi platform üzerine kurduğu imajını tekrar sahneye koymaya çalıştı: ‘düşmanlarla çevrili’ İsrail’i bütün dünyaya meydan okuyarak koruyabilecek vazgeçilmez devlet adamı. Ancak konuşmasını ya...

Ön Seçim Maratonu Sona ErdiABD'de ön seçim süreci bu hafta Delaware'de yapılan seçimlerle sona erdi. Yaklaşık yedi ay sü...
09/21/2026

Ön Seçim Maratonu Sona Erdi

ABD'de ön seçim süreci bu hafta Delaware'de yapılan seçimlerle sona erdi. Yaklaşık yedi ay süren ön seçim maratonu aday değişiklikleri, sürpriz zaferler ve kayıplar, tartışmalar, Trump'ın parti içindeki artan ağırlığı ve Demokratlar arasındaki bölünmüş yapıyla tamamlandı. Kasım ayındaki Kongre seçimlerine yedi haftadan az bir süre kala ortaya çıkan tablo ise Cumhuriyetçiler için pek iç açıcı görünmüyor. Trump’ın 2024 seçimlerini çift haneli farklarla kazandığı eyaletlerde dahi anketler Demokratların seçimleri kazanabileceğini gösterirken, ekonomik veriler ve Anayasa Mahkemesi’nin posta yoluyla oy kullanmayı engellemeyi amaçlayan Trump yönetimi aleyhine verdiği karar, Cumhuriyetçilerin elini zayıflatıyor. Hem Kongre'nin dengesini hem de Trump'ın ikinci döneminin kalan bölümünü belirleyecek kritik seçimler öncesinde yapılan kamuoyu araştırmaları da Demokratların Temsilciler Meclisini ele geçirebileceğini gösterirken Senato seçimlerinde özellikle birkaç eyaletten çıkacak sonuçlar dengeleri değiştirebilir.

Analizin tamamı: https://setadc.org/on-secim-maratonu-sona-erdi/

Washington'a Yapay Zeka BaskısıUzun süredir etik açısından kamuoyunun gündeminde yer alan yapay zekâ sektörü, teknoloji ...
09/21/2026

Washington'a Yapay Zeka Baskısı

Uzun süredir etik açısından kamuoyunun gündeminde yer alan yapay zekâ sektörü, teknoloji şirketlerinin CEO'larının art arda yaptığı açıklamalarla yeni bir tartışma evresine girdi. Eski bir Anthropic ve OpenAI araştırmacısının geçtiğimiz hafta sektörün kontrol altına alınmaması halinde insanlığın sonunu getirebileceğini açıklayarak istifa etmesiyle artan endişelere, yapay zekâ şirketlerinin yöneticilerinin gelişmenin ve büyümenin yavaşlaması gerektiğine yönelik ortak fikir beyan etmeleri eklendi. Kongre seçimleri öncesinde veri merkezi tesisleri üzerinden devam eden tartışmalara bu gelişmelerin eklenmesiyle kapsamlı ve kısıtlayıcı bir düzenlemelerin yapılması için baskılar arttı. Trump yönetimi kaygıların abartılı olduğunu belirtirken sektöre getirilecek kısıtlamaların yapay zekâ yarışında Çin'e çok büyük avantaj sağlayacağını savunuyor.

Analizin tamamı: https://setadc.org/washingtona-yapay-zeka-baskisi/

Yemen'de Yeni Cephe Suudi Arabistan, Husilerin Yemen’in batısındaki ilerleyişi ve Kızıldeniz’de artan tehdidi üzerine AB...
09/21/2026

Yemen'de Yeni Cephe

Suudi Arabistan, Husilerin Yemen’in batısındaki ilerleyişi ve Kızıldeniz’de artan tehdidi üzerine ABD’den yardım isteyerek Husi hedeflerine hava saldırıları düzenlemesini talep etti. Yemen’de yeni bir askerî cephe açmaktan kaçınan Trump yönetimi ise bu talebi reddederek Riyad’a sadece istihbarat, erken uyarı ve hedefleme desteğinin süreceğini bildirdi. Karar, ABD’nin İran ve Hürmüz’e yoğunlaştığı, askerî kaynaklar üzerindeki baskının arttığı bir dönemde geldi. Washington, Suudi Arabistan’ı desteklemeyi sürdürürken Yemen savaşının doğrudan tarafı olmamaya ve İran savaşının daha da genişlemesini önlemeye çalışıyor.

Analizin tamamı:

Suudi Arabistan, Husilerin Yemen’in batısındaki ilerleyişi ve Kızıldeniz’de artan tehdidi üzerine ABD’den yardım isteyerek Husi hedeflerine hava saldırıları düzenlemesini talep etti. Yemen’de yeni bir askerî cephe açmaktan kaçınan Trump yönetimi ise bu talebi reddederek Riyad...

Kongreden Rusya’ya Yeni YaptırımlarWashington, Ukrayna savaşında diplomasi kanalını açık tutarken Rusya üzerindeki ekono...
09/21/2026

Kongreden Rusya’ya Yeni Yaptırımlar

Washington, Ukrayna savaşında diplomasi kanalını açık tutarken Rusya üzerindeki ekonomik baskıyı artıracak yeni bir adım attı. ABD Temsilciler Meclisi, Rusya’nın enerji gelirlerini ve Moskova’nın yaptırımları aşmasına yardımcı olan üçüncü ülke ağlarını hedef alan kapsamlı yaptırım tasarısını 159’a karşı 262 oyla kabul etti. Ağustos ayında Senato’dan 11’e karşı 86 oyla geçen düzenleme şimdi Başkan Donald Trump’ın imzasını bekliyor. Tasarının Kongre’den geçmesi, müzakerelerden henüz ateşkes sonucu alınamazken Washington’ın Rusya’ya yönelik ekonomik baskıyı diplomatik temaslarla birlikte sürdürmek istediğini gösteriyor.

Analizin tamamı: https://setadc.org/kongreden-rusyaya-yeni-yaptirimlar/

Hegseth Cumhuriyetçilerin HedefindeTrump yönetiminin ikinci döneminde kabine içindeki en tartışmalı isimlerden biri olan...
09/06/2026

Hegseth Cumhuriyetçilerin Hedefinde

Trump yönetiminin ikinci döneminde kabine içindeki en tartışmalı isimlerden biri olan Savunma Bakanı Pete Hegseth, artık yalnızca Demokratların değil kendi partisinin de hedefinde. Göreve geldiği günden bu yana radikal kadro değişiklikleri, kurum içi düzenlemeler ve güvenlik ihlalleriyle gündemde kalan Hegseth için asıl kırılma noktası İran savaşı oldu. Şubat sonunda başlayan ve birkaç hafta içinde biteceği söylenen çatışma altı ayı geride bırakırken, savaşın ortaya çıkardığı ekonomik maliyet Amerikan seçmeninin günlük hayatına doğrudan yansımaya başladı. 2026 Kongre seçimlerine sayılı günler kala Cumhuriyetçiler Kongre’deki çoğunluklarını savunmaya hazırlanırken, savaşın faturasının sandığa yansıması ihtimali parti içindeki huzursuzluğu görünür hale getirdi. Adalet Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nde yaşanan görevden almaların ardından kabinedeki bir sonraki ismin Hegseth olabileceği yönündeki beklentiler giderek artıyor.

Analizin tamamı: https://setadc.org/hegseth-cumhuriyetcilerin-hedefinde/

Address

1025 Connecticut Avenue NW
Washington D.C., DC
20036

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when The SETA Foundation at Washington D.C. posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to The SETA Foundation at Washington D.C.:

Shortcuts

Sponsored

Share