02/03/2026
Yukarı Çımağıl (Çımağıl-ı Ulyâ) yerleşimi ve hemen üzerinde bir kalkan gibi yükselen stratejik Akdağ, Bayburt’un tarihî ve askerî coğrafyasında birbirini tamamlayan ayrılmaz bir bütündür. Dağın eteğine kurulu bu kadim köyün ve zirvesindeki destansı mücadelenin hikâyesi, arşiv belgeleri ışığında şu şekildedir:
XVII. Yüzyıl: Menzilgâh Statüsü ve Stratejik Muafiyet
Yukarı Çımağıl’ın bilinen en eski idarî kayıtları XVII. yüzyıla, 1642 tarihli Avarız Defterlerine kadar uzanmaktadır. Bu dönemde köy, stratejik konumu nedeniyle özel bir statüye sahipti:
Menzilgâh Görevi: Köy, tarihî Erzurum-Bayburt "Kupsili" (Kop) yolu üzerinde yer aldığı için "menzilgâh" olarak kaydedilmiştir. Yolcuların (âyende ve revende) konaklama ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğu için "haneye dâhil edilmemiş" ve devlet vergilerinden (avarız-ı divaniye ve tekâlif-i örfiye) kadimden beri muaf tutulmuştur.
Sosyal Yapı (1642): O tarihte köyde 1 Müslüman hane bulunurken, hizmet yükümlülüğü gereği 5 askerî görevli ve 1 muaf statüsünde kişi ikamet etmekteydi.
XIX. Yüzyıl: Nüfus, Sosyal Hayat ve Ekonomi
XIX. yüzyıldaki nüfus tahrirleri, Akdağ'ın eteğindeki bu butik yerleşimin demografik ve ekonomik yapısını belgelemektedir:
1835 Nüfus Sayımı: Köy tamamen Müslümanlardan müteşekkildir ve bu tarihte 10 hanede toplam 19 erkek nüfusu bulunmaktadır. Nüfusun 13'ü genç, 3'ü çocuk ve 3'ü yaşlı olarak sınıflandırılmıştır. Köyün o dönemdeki muhtarı "orta boylu kır sakallı Süleyman bin Hüseyin"dir. Süleyman bin Hüseyin'in Murad, Hüseyin ve Memiş adında üç oğlu olduğu, 1836 yılında ise Selim adında bir oğlunun daha dünyaya geldiği kayıtlara geçmiştir.
1845 Temettuat Kayıtları: Yukarı Çımağıl, 2 hanelik mevcuduyla Bayburt’un en küçük köylerinden biri olarak kaydedilmiştir. Halkın tamamı ziraatla uğraşmakta olup toplam 4,5 kilelik bir arazi işlenmektedir.
Ekonomik Kapasite: Köyde 4 büyükbaş ve 11 küçükbaş hayvanın bulunduğu, hane gelirlerinin 1844 yılında 815 kuruş olduğu, ancak 1845'te 575 kuruşa gerilediği görülmektedir. 1847-1848 yıllarına gelindiğinde hane sayısı 6’ya, erkek nüfusu ise 14’e yükselmiştir.
Akdağ: Coğrafi Önem ve Stratejik Zirve
Yukarı Çımağıl'ın hemen üzerinde yer alan ve Çoruh Havzası’nın sınır zirvelerinden biri olan Akdağ, bölgenin savunmasında hayati bir öneme sahiptir.
Stratejik Konum: 2350 rakımlı tepe ile birlikte Akdağ, Masat Boğazı’nı kapatması bakımından 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa tarafından "mutlaka elde bulundurulması gereken bir kale" olarak tanımlanmıştır.
Doğal Miras: Dağ, bünyesinde ünlü Çımağıl Mağarası’nı barındırmakta ve seyyahların notlarında (Flandin gibi) "Pic-Blanc" ismiyle zikredilmektedir.
1916 Muharebeleri: Akdağ Zirvesinde "İkinci Plevne" Destanı
Birinci Dünya Savaşı sırasında Yukarı Çımağıl’ın sırtını yasladığı Akdağ, Rus ilerleyişine karşı yapılan destansı savunmanın merkezi olmuştur:
İlk Çarpışmalar (Nisan-Mayıs 1916): 16 Nisan’da Rus 153. Alayı Akdağ’a taarruz etmiş, ancak Milo Taburu tarafından 70 ölü zayiat verdirilerek püskürtülmüştür. 7 Mayıs’ta Ruslar, Akdağ ve Tombul Tepe’ye büyük kuvvetlerle saldırmışsa da yine kanlı bir şekilde uzaklaştırılmışlardır.
Akdağ’ın Düşüşü (Temmuz 1916): 3 Temmuz’da Rus 17. Türkistan Alayı’nın Akdağ ve Masat Boğazı'na yönelik saldırıları Türk birliklerince durdurulmuştur. Ancak 5 Temmuz 1916 gecesi başlayan ve dört gün süren şiddetli çarpışmaların ardından stratejik Akdağ Rusların eline geçmiştir.
Binbaşı Halit Bey’in Yaralanması: Bu çetin muharebeler sırasında bölge birliklerinin komutanı Binbaşı Halit Bey (K*t Paşa) yaralanmıştır. Akdağ'ın düşmesiyle genel savunma hattı Kızıloğlan mevzilerine çekilmek zorunda kalmıştır.
Bugün Yukarı Çımağıl, Aşağı Çımağıl köyünün Daşındibi Mahallesi olarak anılmakta, eteğine kurulu olduğu Akdağ’ın zirvelerinde ise hala Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma taş siperlerin ve mermi kovanlarının izlerini taşımaktadır.