Trabzon gençTEMA Teşkilatı
TEMA, yani Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı…1997 yılında Türkiye’mizin böyle değerli bir vakfa ne kadar ihtiyacı olduğunu 2 vatanseverimiz fark etmesinden ve gereğini yapmasından sonra gençTEMA doğdu.. Aradan yaklaşık 13 yıl geçti ve bu vakıf pek çok sivil toplum örgütünün düşünemeyeceği şeyleri başardı. Tüm Türkiye’de teşkilatla
narak ve tabii ki gençlerine güvenerek bunu sağladı. Bizler de, Tema’nın Trabzon’daki teşkilatının GENÇ gönüllüleriyiz.2003 yılından beri değişmeli olarak yaklaşık 1000 gönüllümüzle beraber Türkiye’miz ve topraklarımız için yapabileceklerimizi düşünüyoruz ve de bunları hayata geçiriyoruz. Çünkü bizler genciz ve inanıyoruz ki bizim gibi gençlerden daha çok var. Başarmak hiç de zor değil kısaca. Peki, neler başarıyoruz;
Her sene yaptığımız geleneksel “Geri Dönüşüm Projesi”. Atık pillerimizin ve kâğıtlarımızın ayrıştırılması gerektiğini biliyoruz. Bu yüzden belediyemizi bu konuda yalnız bırakmıyor, halkımızı anketlerle bilinçlendiriyor ve birçok yeri geri dönüşüme katkıya ortak ediyoruz. Kimi zaman geliyor 50 kişiyle tam 500 konutu kapı kapı geziyor, halkımıza nasıl ayrışım yapabileceğini gösteriyoruz. Kimi zaman bakkallardan aldığımız karton kutuları geri dönüşüm kutusu yapıyor, yurtlarımıza dağıtıyoruz. Trabzon’da geri dönüşüme katkı sağlamak isteyen düşünceli ve bilinçli vatandaşlarımızın, “bu işi burada Trabzon gençTEMA yapıyor” diyerek her zaman bize ulaştığını görüyor ve belediyemizin yaptığı bu çalışmada en büyük paya sahip olduğumuz için çok gurur duyuyoruz. Halkı bilinçlendiriyoruz ancak tabii ki yeterli olmadığını biliyoruz. Bu yüzden toprağı korumanın önce eğitimden geçtiğini ve bu eğitimin de geleceğimiz olan genç ve küçük arkadaşlarımıza yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Haftada bir olmak üzere Trabzon’daki merkez, köy, lise ve ilkokullarımızda TEMA’nın birçok eğitimini veriyoruz.
Çünkü bu gençlerin ve küçüklerin ilerde ne aşamada olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bildiğimiz bir başka şeyde eğitimi verecek gönüllülerimizin tam donanımlı olması gerektiği. Bundan yola çıkarak her hafta cumartesi saat 18.00’de toplantılarımızı yapıyoruz. Vize haftaları hariç hiç fire vermiyoruz. Çünkü istikrarın önemine de çok inanıyoruz. Bu işleri yaparken hep aynı kişilerle çalışmamaya gayret gösteriyoruz. Şu ana kadar değişmeli olarak 1000 gönüllü demiştik. Bunu sağlayabilmek için her fakültede ve Trabzon’un değişik yerlerinde her sene stantlar açıyoruz. Kendimizi tanıtarak üye sayımızı arttırıyoruz. Her kesime, her düşünce yapısına, her kişiliğe ulaşma şansımızın olmadığını biliyoruz. Bu yüzden herkesin kendi ortak değerlerini görmesini sağlıyor ve bunları koruması gerektiğini anlatıyoruz. Açtığımız stantlarda da bu felsefeyle yaklaştığımız her bilinçli vatandaşımız, bizimle beraber çalışmak için gönüllü olmayı kabul ediyorlar. Bizimle beraber olan gönüllülerimizin tabii ki olaya hemen adapte olabilmesini beklemiyoruz. Bu yüzden bu konuda yardımcı olmayı seçiyoruz. Düzenlediğimiz akşam eğlenceleriyle, gönüllülerimize takım ruhunu aşılıyoruz. Birbirimizi tanımadan, sosyal bir topluluk yaratmadan hiçbir şeyi yapamayacağımızı gösteriyoruz. Böylece grup, takım olabilmenin nimetlerini gönüllülerimize tattırmış oluyoruz. Takım ruhunu alan gönüllülerimiz, daha sonra TEMA’nın en güzel hizmeti olan fidan tüpleme ve fidan dikimi aktivitelerimizi gerçekleştirmemizde bize yardımcı oluyorlar. Diktiğimiz fidanların büyümesini görmek bizleri çok heyecanlandırmasının yanında bir o kadar da teşvik ediyor. Bu yüzden gittiğimiz kardeş okullarımızda da bu etkinliği gerçekleştiriyoruz. Bu kardeş okullarımızın kitap, giysi ihtiyacını da karşılayabildiğimizi söylememize gerekte yoktur herhalde. Fidan dikmeye gittiğimiz Trabzon’un bu güzel yerlerinde gezmeden de dönmenin olmayacağını düşünüyor ve tüm gönüllülerimizle beraber gün boyu doğa gezileri yapıyoruz. Gördüğümüz şeylerden o kadar çok etkileniyoruz ki her seferinde dünyamızın bize ne kadar ihtiyacı olduğunu keşfediyoruz. Ancak görevimizin sadece yapmak değil, aynı zamanda duyurmak ta olduğunu düşünüyoruz. Yaptığımız basın açıklamalarının da bu yüzden dikkat çekmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü insanlara, yaptığımız işlerin gerekliliğine inandırmayı, başarmanın yarısı sayıyoruz. Topraklarımız için her şeyi yapmaya hazırız. Peki, sosyal sorumluluklarımızı unutmalı mıyız? Bu sorunun cevabını gönüllülerimizle beraber zaten biliyoruz. Her sene özel günlerde yaşlılarımızı ve küçük arkadaşlarımızı unutmuyoruz. Onlara hediyeler götürüyor, sohbet ediyor ve onlara bizim için ne kadar değerli olduklarını hissettiriyoruz. Zaten sivil toplum örgütü olmanın gereği de bu değil midir? Biz bunları başardıkça bize yardım etmek, bu işin içinde olmak isteyenler de çoğalıyor tabii. Dünyaya bir şeyler anlatmak için dünyayı bisikletle dolaşan çiftimiz, her türlü etkinliğimize yardım eden ve bazen de bizzat katılan belediye başkanımız gibi. Bizler de bunun bilincinde olarak elimizden geldiğinin fazlasıyla bu güvene layık olmaya çalışıyoruz.