22/05/2026
BASINA VE KAMUOYUNA
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR!
Anayasamıza göre hiçbir kurum ve kişi kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Yine anayasamız ve yasalarımız siyasi parti kongreleri dahil seçimlerin YSK denetim ve gözetiminde il ve ilçe seçim kurullarınca yürütüleceğini, itiraz sürelerini, son karar merciinin YSK ve YSK kararlarının da kesin olduğunu hükme bağlamıştır.
Hal bu iken Ankara Adliye (İstinaf) Mahkemesi; anayasayı, siyasi partiler yasasını, seçim hukukunu ve YSK'yı umursamadan CHP 38. kurultayına ilişkin "mutlak butlan" kararı vererek 3 yıl önce yapılmış, sonuçları YSK tarafından kesinleştirilip mazbataları verilmiş kurultayı geçersiz saymıştır.
Öte yandan mahkeme bir adım daha atmış -bu konuda da yetkisi olmamasına karşın- Yargıtay sürecini beklemeden icra heyeti görevlendirerek kararın uygulanmasını istemiştir.
Siyaset ve hukuk tarihimizde benzeri görülmemiş bu karar; ülkemize, milletimize, demokrasimize ve siyaset kurumumuza telafisi olanaksız zararlar verebilecek çok vahim bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Sorunun sadece CHP'yi değil, doğrudan anayasal düzeni, demokratik rejimi ve seçim güvenliğini ilgilendiren çok ciddi bir durum olduğu açıktır.
Bu kararın uygulanması, bundan böyle bütün seçim ve referandum sonuçlarının yıllar sonra verilecek bir dilekçe ile bir mahkeme tarafından değiştirilebileceği, böylelikle seçimlerin anlamını yitirebileceği, hatta mahkeme kararları ile Türkiye'nin anayasasız, meclissiz ve hükümetsiz bırakılabileceği gibi düşünülmesi dahi korkunç bir durum ortaya çıkarır, ki herhalde temenni de, kabul de edilemez.
Bu ağır durumdan en az zararla çıkışın ilk yolu; YSK'nın varlığını ve anayasadan aldığı yetkilerini savunarak mahkemenin yetkisiz, kararının yok hükmünde ve kendi kararlarının geçerli ve yürürlükte olduğunu açıklaması olarak görülmektedir