Ankara Seymenler Kulübü Derneği ''Sincan Şubesi''

Ankara Seymenler Kulübü Derneği ''Sincan Şubesi'' ATALARIMIZDAN MİRAS ALDIĞIMIZ YÜCE SEYMENLİK KÜLTÜRÜNÜ SON NEFES VE SON NEFER KALANA KADAR YAŞATACAĞIMIZA NAMUSUMUZ VE ŞEREFİMİZ ÜZERİNE AND İÇERİZ...

SEYMENLİĞİ ve SEYMENLERİ MERAK EDENLERE DE Kİ !!! Biz ; Tanrı Dağları'nda doğup, acunda at koşturan şanlı akıncıların,

Yüreklerinde ozanların kopuz çaldığı Dede Korkut ruhlu bilgelerin,

Bir günde devlet yıkıp bir gecede hanlık kurabilen yiğit çerilerin,

Bengü taşlar yazdıran Bilge Kağan'ın,

Gök mavisi bayraklarla kurt başlı sancakları göklere çektiren Alp-Eren gazilerin,

Kürşad'ın,

Yüce TÜRK

Milletinin şerefli çocuklarıyız. Biz, yüreklerinde Çanakkale’yi, Afyon’u, Dumlupınar’ı, Conkbayırı’nı unutmayanlardanız. Bu toprakların binlerce yıllık varoluş mücadelesini, insan için, özgürlük için, MİLLET için verilen kavgaların tarihini iyi bilenlerdeniz. Yine o millet için can verebileceklerdeniz.

“Hayır göklere çıkmadık ana

Kaldı dağlarda kanlı gövdemiz

Mutluysa MİLLET, köy köy

Özgürse bayrak

Soluk alıyoruz işte biz” diyenlerdeniz. Dünyada emperyalizme direnen bütün milletlerin çektikleri acıları aynen kendi benliğinde hissedenleriz. Filistin’i, Irak’ı , Afganistan’ı, Libya’yı, Bosna’yı, Azerbaycan’ı, Orta Asya Türklüğünün acılarını bilenlerdeniz. Oralarda yaşananları, yaşanılmayası anları satır satır,belge belge hafızalarına kaydedenlerdeniz.

“Bebekleri öldürmek için

Göğün yücesinden geldiler

Göğün; uçakları, mağripleriyle. Haydutlar ; yüzükleri, kurumlu avratlarıyla

Haydutlar ve çocuk kanları caddelerden

Aktı tıpış tıpış, çakallar

Çakalların tiksineceği, çakallar.” ı unutmayanlardanız. Sözde, İsa’nın Kudüsteki gömütünü kurtarmayı ve İsa’nın düşmanlarına karşı savaşmayı kendilerine ideal seçtiklerini söyleyen Vandal sürülerinin vahşetlerini bilenlerdeniz.. Papaslardan, burjuvalardan, asillerden, efendilerden oluşan 1 milyon 300 bin kişilik bir sürünün,1096’da Filistin’e doğru yola koyulup, Haçlı askerleri adıyla vahşi bir hasretle arzuladıkları Asya’ya ayak basar basmaz görülmemiş bir hınçla oradaki Müslüman halka saldırdıklarını, binlerce insanı katlettiklerini bilenlerdeniz. Tarihin, bir ulusun kendi dilinde yazılıp, anlaşılır olabileceğini, bu yüce milletin tarihinde utanacağı hiçbirşeyin olmadığını, ancak bu millete tarihini unutturma çabalarına rağmen unutturulamayacağını haykıranlardanız. Türk demekten onur duyan, vatandaşlık bağıyla da Türk devletine bağlı olan herkes Türk’tür diyenleri kardeş bilen, “Türklük diğer etnik kimliklerden biridir” diyebilecek kadar akıl ve bilgi sınırlarını zorlayan, zavallı düşünceleri içine sindirmeyenlerdeniz.

“Derler, insanda derin bir yaradır köksüzlük

Budur alemde hudutsuz ve hazin öksüzlük

Sızlatır bazı saatler dayanılmaz bir acı

Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı” diyenlerdeniz.

“Geldikdi bir zaman Sarı Saltuk’la Asya’dan

Bir bir dağıldık Diyar-ı Rum’a Sakarya’dan

Bir gayeyle birleşen fertlere millet derler

Bu gayeyi kaybediş haline zillet derler

Sevincinle gülmezsem bahtıma lanet olsun

Derdinle ağlamazsam gözüme toprak dolsun” diyenlerdeniz. Türk milletine hatırlatmak isterim ; “Allah’a şükür ki bir Türk generalini selamlamak için öteki kolum yerinde duruyor” diyen General Goureau’yu,

“Türkler ölmeyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilemeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular yaratmak mümkün. Bu orduları ölüme doğru sürüklemek mümkün.Ben bu imkanlardan bol bol istifade ediyorum. Fakat yarattığım orduları sendeleten bir engel var ; Türklerin yaşayan hatıraları. Üç dört yüz yıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdide silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Ölümden korkmayanlar bu hatıralardan korkuyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu vaziyette ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki muvaffakiyetli sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyorlar, fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar” diyen Avusturyalı komutan Montecuccoli’yi,

“Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler var ki bunlar medeniyetin birer ziynetidir” diyen tarihçi Hammer’i,

“Bence insanlığa şeref veren Türk milletinin düşmanı olmak, insanlığın düşmanı olmaktan farksızdır” diyen Lamartine’i,

“Türk’ün güzel yüzünü kuvvetli endamını, parıltılı kostümünü, aslanca kükreyişini, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü fırçayla göstermek mümkündür. Bütün bunlar canlı surette tasvir ve tespit olunabilir. Müşkül ve pek müşkül olan Türk’ün özünü göstermek meselesidir. Bu öz ay ışığı gibi gösterilemez. Hangi fırça mehtabın o ince haşmetini gökten yere indirebilmiştir ki” diyen Decamps’ı,

“İnsanları yükselten iki büyük meziyet vardır. Erkeğin cesur, kadının iffetli olması. Bu iki meziyetin yanıbaşında her iki cinsi, kadınla erkeği şereflendiren tek bir fazilet vardır ; Vatana bağlı olmak. Bu meziyetler ve bu fazilet en büyük kahramanlığı, hayatın elemine, kederine karşı fütursuz kalması ve ağır hadiselerin acılıklarına göğüs germeyi doğurur. İşte Türkler bu çeşit kahramanlardandır ve ondan dolayı Türkler öldürülebilir ve yok edilebilirler ancak mağlup ve esir edilemezler” diyen Napoleon Bonaparte’ı,

“Bir gün ressamlar Türk’ün simasını kaybederlerse yıldırımlara baksınlar ve o resmi yapıversinler “ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ü bilenlerdeniz. Türk tarihinin temel karakteri ve bariz vasfı, hiç değişmeyen bir Türklük cevherinin ifadesi olmasıdır. Ergenekon’da Hunlar’da, Göktürklerde, Selçuklularda, Anadolunun fethinde, Osmanlı medeniyetinde, Kurtuluş Savaşında ve Atatürk inkılaplarında hep aynı Türklük cevheri ön plandadır.Bu cevher Kültigin abidesinde “Üstte gök basmasa, altta yer çökmese, Türk milleti senin ilini ve töreni kim bozabilir” anlayışında olanlardanız.

“Ecdadımızın heybet-i marufu cihandır

Fıtrat değişir sanma. Bu kan yine o kandır” diyenlerdeniz.

“Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve medeni kabiliyeti, atinin yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi yeniden doğacaktır” diyenlerdeniz. Kısacası bizler SEYMENİZ…

ATALARIMIZDAN MİRAS ALDIĞIMIZ YÜCE SEYMENLİK KÜLTÜRÜNÜ SON NEFES VE SON NEFER KALANA KADAR YAŞATACAĞIMIZA NAMUSUMUZ VE ŞEREFİMİZ ÜZERİNE AND İÇENLERDENİZ…

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diyenlerdeniz. Türk medeniyetinin büyük aydınlığı tüm insanlığın üzerine olsun.

Address

Atatürk Mahallesi, Atatürk Caddesi 54/12
Sincan
06930

Opening Hours

19:00 - 22:00

Telephone

+905057188859

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ankara Seymenler Kulübü Derneği ''Sincan Şubesi'' posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share