Insan Haklari Derneği Siirt Şubesi

Insan Haklari Derneği Siirt Şubesi İNSAN HAKLARI DERNEĞİ SİİRT ŞUBESİ
KOMELEYAN MAFÊN MIROVAN ŞAXA SÊRTÊ
HUMAN RIGHTS ASSOCIATION SIIRT BRANCH
Öz Bel iş Hanı Kat:2 No:54

MUTLAK BUTLAN KARARI SİVİL SİYASETE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR !Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağ...
21/05/2026

MUTLAK BUTLAN KARARI SİVİL SİYASETE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR !

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.

Bu kararla birlikte Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirildiğinin belirtilmesi; ayrıca 38. Kurultay öncesi görevde bulunan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na görevin iadesi yönünde hüküm kurulması, doğrudan halk iradesine yönelik bir tasarruf niteliği taşımaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik özellikle belediyeler üzerinden yürütülen yargı süreçlerinin antidemokratik yönüne ilişkin daha önce de defalarca açıklamalar yaptık. Gözaltılar ve tutuklamaların ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü üzerinde ciddi baskılar yarattığını, demokratik toplum düzenini zedelediğini vurguladık.

Bugün verilen bu karar ise yalnızca bir parti içi mesele değil, açık biçimde sivil siyasete yönelik yargısal müdahaledir. Halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması, seçme ve seçilme hakkına vurulmuş ağır bir darbedir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu bu karar, aynı zamanda seçim hukukunun temel güvencelerini de tartışmalı hâle getirmektedir. Zira bu karar, kurultay süreçlerine ilişkin denetim ve yetki çerçevesinde verilmiş, kesin ve itiraz edilemez nitelikte kabul edilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarını fiilen yok sayan bir sonuç doğurmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bu yaklaşım, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişini değil; seçim süreçlerine ilişkin kurumsal güvencelere duyulan toplumsal güveni de ortadan kaldırma riski taşımaktadır.

Önümüzdeki siyasal süreç açısından değerlendirildiğinde bu karar açıkça göstermektedir ki otoriter yönetim artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yönelmiştir. Bu karar, siyasi partilerden, derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu göstermektedir. İfade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı tehdit altındadır.

İnsan hakları savunucuları olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu “mutlak butlan” kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.

YILLARDIR ISRARLA SORUYORUZ: “KAYIPLARIMIZ NEREDE?”Her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasında andığımız Kayıplar Haftası’nda...
17/05/2026

YILLARDIR ISRARLA SORUYORUZ: “KAYIPLARIMIZ NEREDE?”

Her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasında andığımız Kayıplar Haftası’nda; gözaltında kaybedilenlerin akıbetine ışık tutmak, bu ağır insan hakkı ihlalinin üzerinin örtülmesine karşı durmak ve cezasızlıkla mücadele etmek amacıyla bir dizi çalışma düzenliyor, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi derin bir özlemle anıyor; hakikat, adalet ve yüzleşme talebimizi bir kez daha yineliyoruz.

1915 Ermeni soykırımı ile başlayan zorla kaybettirme uygulamaları, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir gerçekliktir. 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmeler; yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındı. İnsanlar evlerinden, işyerlerinden, köylerinden, sokak ortasında gözaltına alındı ve bir daha kendilerinden haber alınamadı. Geride bırakılan aileler ise yıllardır belirsizlik, yas ve adalet arayışı arasında yaşamaya mahkûm edildi.

Aradan geçen bunca zamana rağmen hakikat ortaya çıkarılmadı. Etkin soruşturmalar yürütülmedi, sorumlular korunarak cezasızlık politikaları sürdürüldü. Gözaltında kaybetme; uluslararası insan hakları hukuku ve ceza hukuku bakımından ağır bir ihlal, ayrıca insanlığa karşı suç niteliği taşımaktadır.
Zorla kaybettirilmeler, "BM Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme" sinin 5. Maddesine göre yaygın ve sistematik işlenmesinden dolayı insanlığa karşı işlenen bir suç olarak sayılmaktadır ve bu mahiyetteki bir fiil yürürlükteki uluslararası hukukun yaptırımlarına tabidir. Uluslararası mevzuat ve Türkiye ceza hukukunda da insanlığa karşı işlenen suçlara zamanaşımının uygulanmayacağı açık bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, Sözleşmeyi imzalayan devletler, kendi egemenliği altında bulunan topraklarda “zorla kaybettirme” fiilinin engellenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü altındadır. Ancak, Türkiye ısrarla hakikatle yüzleşmemekte ve söz konusu sözleşmeyi imzalamaktan kaçınmaktadır. BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile etkili başvuru hakkını güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği çok sayıdaki karar da gözaltında kaybetmelerde etkili soruşturma yürütülmemesini ağır hak ihlali olarak tanımlamıştır.

Ancak Türkiye’de hukuk, çoğu zaman hakikati ortaya çıkarmanın değil, cezasızlığı korumanın aracına dönüştürüldü. Bunun en ağır örneklerinden biri, yakın zamanda Dargeçit davasında yaşandı. Dargeçit dosyası da tıpkı Vartinis ve Kulp davaları gibi ailelerin ve insan hakları savunucularının yıllara yayılan mücadelesine rağmen zaman aşımına uğratıldı.

Kurulduğu zamandan bu yana İnsan Hakları Derneği, gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesinin en temel öznelerinden biri olmuştur. İHD; kayıp başvurularını belgeleyerek kamuoyuna duyurmuş, dava süreçlerini takip etmiş, cezasızlık politikalarına karşı hukuk mücadelesi yürütmüş ve kayıp yakınlarının sesinin duyulması için yıllardır kesintisiz bir dayanışma hattı örmüştür.

Gözaltında kaybedilen kişilerin akıbetinin ortaya çıkarılması, faillerin yargılanması ve devletin geçmişle yüzleşmesi yönündeki çağrılarını ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşımıştır. İstanbul, Diyarbakır, Batman, İzmir, Urfa, Yüksekova ve pek çok kentte, İHD ve kayıp yakınları tarafından adalet talebiyle her cumartesi oturma eylemleri düzenlenmektedir. İHD’nin yürüttüğü bu mücadele, yalnızca kayıpların bulunması için değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın korunması, cezasızlığın son bulması ve bir daha benzer ihlallerin yaşanmaması açısından da önemli bir insan hakları mücadelesidir.

Bir kez daha hatırlatıyoruz:
Gerçek bir toplumsal barış, ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşildiğinde mümkündür. Hakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz.
Bu nedenle taleplerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz:
•Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbeti açıklansın.
•Zorla kaybetme suçu Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak açık biçimde düzenlensin.
•⁠ ⁠Tüm gözaltında kayıp dosyalarında cezasızlık uygulamalarına son verilsin.
•⁠ ⁠Sorumlular bağımsız ve etkin soruşturmalar sonucunda adalet önüne çıkarılsın.
•⁠ ⁠Galatasaray Meydanı’ndaki anayasa ve hukuk dışı mekân yasağı ile sayı sınırlamasına derhal son verilsin, Cumartesi İnsanları taleplerini özgür bir şekilde getirebilsin.
•⁠ ⁠Türkiye, Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalasın, onaylasın ve etkin biçimde uygulasın.
•Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorla kaybetmelere ilişkin kararları eksiksiz biçimde uygulansın.

17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesiyle; kaybedilen tüm insanlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor, hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası Kapsamında Yapacağımız Basın Açıklamasına Tüm Hak Savunucu Gönül...
15/05/2026

17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası Kapsamında Yapacağımız Basın Açıklamasına Tüm Hak Savunucu Gönüllülerini Davet Ediyoruz.

Yer : Newala Kasaba
Tarih :17 Mayıs Pazar
Saat :13.00

Di rêzeçalakiyên 15 ê Gulanê Cejna Zimanî Kurdî de li BOTAN DER ê, Em  beşdarî bernameya dayîna bawernameyan a Şagirtên ...
15/05/2026

Di rêzeçalakiyên 15 ê Gulanê Cejna Zimanî Kurdî de li BOTAN DER ê, Em beşdarî bernameya dayîna bawernameyan a Şagirtên Zimanê Kurdî bun.

Em weke Komeleya Mafên Mirovan dibêjin,Heta zimanê Kurdî bigihîje statuyeke fermî em ê mafê zimanan biparêzin.

17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinlik programı kapsamında DEM, DBP, CHP, DEVA Siirt İl Örgütl...
14/05/2026

17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinlik programı kapsamında DEM, DBP, CHP, DEVA Siirt İl Örgütleri, MEBYA-DER, TMMOB, DİSK, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Gazeteciler Sendikası, Siirt Barosu, BOTAN-DER ve KESK Siirt Şubeler Platformu olarak kentteki siyasi parti, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, yerel basın ve hak örgütlerini ziyaret ederek 17 Mayıs, saat 13.00'te Newala Kasabası'nda yapacağımız basın açıklamasına davet ettik.

13 Mayıs 2014'te gerçekleşen Soma Maden katliamında yaşamını yitiren 301 madenciyi saygıyla anıyoruz.Önleyici ve denetle...
13/05/2026

13 Mayıs 2014'te gerçekleşen Soma Maden katliamında yaşamını yitiren 301 madenciyi saygıyla anıyoruz.

Önleyici ve denetleyici gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu yaşanan bu katliam işçi sağlığı ve güvenliğinin en açık ve ağır ihlallerinden birisidir. İzlenen cezasızlık politikası nedeniyle sorumlulardan hesap sorulmadı ve bu nedenle Katliamında yaşamını yitirenlerin yakınlarının acıları katlanarak devam ediyor.

İşçi sağlığı ve güvenliğini hiçe sayan politikalar ve uygulamalar hala yürürlüktedir. Bu nedenle, işçiler hala tehlike altındadır. Bu politikanın bir yansıması da işçi, emekçi haklarını savunan sendikalar, insan hakları örgütleri, basın kuruluşları, avukatlar vb. bakımından yaşanmaktadır.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan Küresel Hakları Endeksine göre Türkiye işçi hakları bakımından dünyadaki en kötü 10 ülke arasındadır. İnsan eliyle gerçekleşen işçi cinayetleri önlenebilir. Tek yapılması gereken yeterli ve etkili tedbirlerin alınmasıdır.

İHD olarak, yaşamını yitiren işçileri bir kez daha anıyor, yetkilileri gerekli tedbirleri almaya ve cezasızlık politikalarından vazgeçerek sorumlulardan hesap sormaya çağırıyoruz.

Siirt DEM ve DBP il yönetimi ile Siirt Belediyesi Eş Başkanları, barış süreci kapsamında gerçekleştirecekleri yürüyüşe d...
11/05/2026

Siirt DEM ve DBP il yönetimi ile Siirt Belediyesi Eş Başkanları, barış süreci kapsamında gerçekleştirecekleri yürüyüşe davet etmek üzere derneğimizi ziyaret etti.

Nazik ziyaretleri ve yapıcı görüş alışverişi için kendilerine teşekkür ediyor, barışın, diyaloğun ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesine katkı sunacak her türlü çabanın yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.

15ê Gulanê Cejna zimanê Kurdî pîroz be
11/05/2026

15ê Gulanê Cejna zimanê Kurdî pîroz be

1 Mayıs'ta Alandayız.Emeğin, dayanışmanın ve mücadelenin sesini büyütmek için kortejdeyiz.Eşit, adil ve özgür bir yaşam ...
01/05/2026

1 Mayıs'ta Alandayız.

Emeğin, dayanışmanın ve mücadelenin sesini büyütmek için kortejdeyiz.

Eşit, adil ve özgür bir yaşam talebimizi hep birlikte yükseltiyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs!

Bîjî 1 Gûlan!

Yaşasın emek, dayanışma ve mücadele!

1 MAYIS'TA MEYDANLARDAYIZ1'E GULANÊ EM Lİ MEYDANÊ NE
29/04/2026

1 MAYIS'TA MEYDANLARDAYIZ

1'E GULANÊ EM Lİ MEYDANÊ NE

Address

Siirt
56100

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Insan Haklari Derneği Siirt Şubesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Insan Haklari Derneği Siirt Şubesi:

Share