04/04/2026
TÜİK Enflasyonu Sahte Yoksulluk Gerçek!
Maaşlarımıza Ek Zam İstiyoruz!
Akaryakıttan temel tüketim maddelerine uzanan zam fırtınası tüm hızıyla sürüyor. Sadece son bir ayda akaryakıta tam 14 kez zam yapılmış, motorinin litre fiyatı %23 artarak 80 TL sınırını aşmıştır. Daha bir hafta önce ekmeğe %17 zam yapılmıştır.
Dar gelirliler kırmızı eti çoktan unutmuşken, meyveden sebzeye, peynirden zeytine, yağa art arda yapılan zamlar cep yakmaktadır.
Geldiğimiz noktada marketler emekçiler ve dar gelirli yurttaşlar başta olmak üzere halkın ezici çoğunluğu için adeta birer müzeye dönüşmüş durumdadır. Çünkü milyonlar etiketlere bakıp bakıp, bir şey al(a)madan, marketlerden elleri boş çıkmaktadır.
Buna rağmen TÜİK ülkede yaşanan bu zam fırtınasını görmezden gelmeye, hayat pahalılığını en az yarı yarıya düşük gösteren resmi enflasyon rakamları ile maaş artışlarımızı adeta bir kara delik gibi yutmaya devam etmektedir.
Nitekim TÜİK, iğneden ipliğe zam fırtınasının sürdüğü koşullarda enflasyonun Mart ayında sadece %1,94 arttığını, yıllık enflasyonun ise %30,87 olduğunu açıklamıştır. Öte yandan TÜİK kendi verileri bile sebze ve meyve fiyatlarında yıllık ortalama %80 artış yaşandığını göstermesine rağmen Mart ayı gıda enflasyonunu sadece %1,80 olarak açıklanmıştır.
Öte yandan bilindiği üzere İstanbul Ticaret Odası önceki gün Mart ayı enflasyonunun %2,97, yıllık enflasyonun ise %37,68 olduğunu açıklamıştır. ENAG bugün Mart ayı enflasyonunun %4,10, yıllık enflasyonun %54,62 olduğunu açıklamıştır.
Kısacası yıllardır hepimizin gözü önünde bir resmi enflasyon oyunu oynanmaktadır. Bu oyunun kaybedeni işçisinden kamu emekçisine, asgari ücretlisinden emeklisine milyonlardır. Maaşları, ücretleri TÜİK’in resmi enflasyon rakamlarına göre arttırılan ama gerçek enflasyona göre geçim savaşı veren milyonlar her geçen gün yoksullaşmakta, sefalete itilmektedir.
Yaşadığımız gerçek enflasyonu en az yarı yarıya düşük gösteren TÜİK enflasyonuna göre bile maaşlar, ücretler, aylıklar yılın daha ilk üç ayında erimiştir.
Sahte TÜİK enflasyonuna göre:
•Yılın başında 5 bin 970 artışla açlık sınırının dahi altında tutulan asgari ücret son üç ayda 2 bin 820 TL erimiştir.
•Yılın başında 3 bin 119 TL artış ile açlık sınırının yarısına doğru itilen en düşük emekli aylığı son üç ayda 2 bin 10 TL erimiştir.
•Kamu emekçilerinin maaşlarında yılın ilk altı ayı için yapılan %11 artışın 10 puanı daha ilk üç ayın sonunda buharlaşmıştır.
•Yoksulluk sınırı 110 Bin TL’ye, açlık sınırı 45 bin TL’ye dayanmıştır.
Tüm bu veriler artık çalışan yoksulluğunu değil, çalışan açlığını konuştuğumuz bir noktaya geldiğimizi göstermektedir.
Bu tabloya rağmen 23 yıldır ülkeyi yönetenler tüm vergi yükünü bordolu kesimler başta olmak üzere emekçilere, halka yıkarken her adımda patronları, zenginleri korumaya devam etmektedir.
Nitekim son olarak TBMM’ye sunulmak üzere hazırlanan torba yasa teklifinde pırlanta ve elmastan ÖTV alınmasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmiştir. Ancak buzdolabından çamaşır makinesine, bulaşık makinesinden tüpe kadar halkın satın aldığı her ürünü, eşyayı “lüks tüketim” sınıfına koyarak ÖTV kesenler, pırlanta ve elmastan ÖTV alınmasına ilişkin düzenlemeyi hızla rafa kaldırmıştır.
Buna karşın emekçilerin, dar gelirlilerin sırtındaki yük TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarıyla, adaletsiz vergilerle daha da ağırlaştırılmakta, maaş, ücret artışları daha ceplerine girmeden alınmaktadır.
Kamu emekçileri olarak yıllardır yaşadığımız kayıpların telafisi için:
•Maaşlarımızda hemen şimdi, Nisan ayından itibaren ek %30 artış yapılmasını,
•2024 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen “İlave seyyanen ödeneğin” taban maaşlarımıza yansıtılmasını,
•İki yıl önce verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini:
Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini,
İlave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesini
Mülakatın kaldırılmasını,
•Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını temel alan evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini,
•En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulmasını,
•En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını,
•Kira, kreş ve yol desteği verilmesini
İSTİYORUZ!
Tüm kamu emekçilerini bizlere yoksulluk ve güvencesizlikten başka bir şey vaat etmeyenlere karşı insanca yaşamaya yetecek bir maaş, güvenceli iş mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz.
Mustafa Niyazi BULUT
KESK Dönem SÖZCÜSÜ