Sırasıyla İraniler, Büyük İskender, Pontuslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Danişmendliler, Kadı Burhanettin, Akkoyunlular bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Sonraları da bu arazi Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetine geçmiştir.
10. ve 11. yüzyıllarda Anadolu’nun Türkleşmesi sırasında, özellikle Türkmen göçebelerle Danişmendliler’e ait çok sayıda tarihi mezarlara rastlanır. Bunların bazıların
ı bulundukları yerlere göre şöyle sıralayabiliriz. Göllüköy, Çamlıkaya, Saraydüzü, Kalecik, Mengen Kalesi, Kaledüzü(Tarihi İskefsir kalesi). Kızlıcaören, Turaç köyü yaylasında Bizans dönemine ait olan ve sonraları Müslümanların da defnedildiği tarihi bir mezar alanı vardır. Ayrıca Yolüstü köyünde de çeşitli kalıntılara ve yeni kale adı verilen mevkide taş mezarlara rastlanır. Yine Soğukpınar köyü’nde Kilise Beleni, Gavur Kalesi gibi Bizans döneminde kullanıldığı ve yaşandığı tahmin edilen mevkii isimlerine vardır. Ayrıca Soğukpınar Köyünde de, Zeynel Dede mezarlığında Bizans dönemine ait olduğu tahmin edilen birkaç taş mezarlara rastlanmaktadır. Köyün arazileri içinde Yayla Obasının Oğuz boylarından Eymür Obası tarafından kullanıldığı, hemen yayla mevkiinin doğu alt sulak mezrasına adını vermişler ve burada oba kurmuşlardır. Yine Türkmen Yörük boyları tarafından Belentarla eğlence ve yaren yeri olarak kullanılmıştır. Karatepe, Kabaktepe ve Dikenlice diye bilinen mevkilerde ise konarlı bir yaşam olduğu ve yaklaşık 10-20 yıllık yaşamlar sürdükleri tahmin edilmektedir. Zira buralarda ev kalıntılarına rastlanmıştır. Anadolu Selçuklu dönemlerinde yaşayan Türkmenler yaşamlarını Anadolu Selçuklulara benzetmek anlamında Obalarında ileri gelen oba beylerine ve kadınlarına Baba, Şeyh ve Ana gibi isimler vermekteydiler. Hacı Baba ve Meryem Ana türbelerinin konar göçerli bu obalar tarafından yüksek zirvelere konulduğu kesin bir bilgidir. Türkmen inanışlarında tanrıya yakın olmak için mezarların yüksek dağ tepelerine koymak ve yükseklerde yaşam sürmek onların temel ilkesiydi. Beş yüz yıldan beri tarihlerde yazılı olan İskefsir kazası adıyla anılan ve zeametler tımarlar verilen, mazbatalar yazılan Şer-i Şerif üzerine iş gören bu kazanın bir idare merkezi olması muhtemeldir. Kaza merkezi zamanla Karahisar’a, Karahisar da Erzurum vilayetine bağlıydı. Buraya Karahisar ve Erzurum’dan sürekli emirler verilip, cevaplar alınıyordu. Fakat bugün kaza merkezinin (İskefsir’in) yeri kesin olarak bilinmemektedir. 1884 tarihli Hanri Gibert Haritasında Kelkit Nehri boyunca üç idare merkezi gösteriliyor. Birincisi; Niksar, ikincisi; Kasaba, üçüncüsü; Koyulhisar’dır. Kasaba diye gösterilen bu nokta Delice ırmağının Kelkit nehri’ne karışmasıyla iki çay arasında oluşan yarımada üzerinde gösteriliyor. Yani bu nokta yaklaşık olarak bugünki Reşadiye Kaplıcalarının bulunduğu yeri göstermektedir. Kaynaklar : Prof.Dr. Ali Rıza ATASOY kitab,i
Osmanlı Arsivleri ile Niksar Tarihi,
Cimitekke Tarihi,
Şark yolu hikayesi,
Araştırmacı: Ali Selman ELVER