15/02/2026
"“Ya dayan, ya da yan…”
bir tehdit değil; bir terbiye çağrısıdır.
Hayat bazen omuzlarıma yük olur, kalbime ağırlık iner. İşte o an bilirim ki Rabbim beni iki kapının eşiğine getirir:
Ya sabredip olgunlaşacağım, ya da isyan ateşinde kendi nefsimi yakacağım.
Dayanmak; susmak değildir sadece.
Dayanmak, içimde kopan fırtınayı Allah’a havale etmektir.
Gözyaşını secdeye akıtıp, kimseye yük olmamaktır.
Nefsimin “neden ben?” diye haykırdığı yerde, “Sen bilirsin Ya Rab” diyebilmektir.
Yanmak ise iki türlüdür…
Biri nefs ateşiyle yanmak; öfkeyle, kibirle, kırgınlıkla tutuşmak.
Diğeri aşk ateşiyle yanmak; pişmek, arınmak, kül olup yeniden doğmak.
Ben bilirim ki dayanamadığım her yerde yanarım.
Ama sabırla dayandığım her yerde, yanışım bile rahmete döner.
Çünkü ateş, İbrahim’e serin ve selamet oldu.
Demek ki mesele ateş değil; teslimiyettir.
Benim yolum şikâyet yolu değil.
Ya sabrın eşiğinde dururum,
ya da aşkın ateşinde yanıp, nefsimi kül ederim.
Ama bilirim…
Dayanan da O’nunla dayanır,
yanan da O’nunla yanar.
Ve sonunda insan, ya sabırla büyür…
ya ateşle temizlenir