Eğitim Sen Ankara 1 No.lu Şube

Eğitim Sen Ankara  1 No.lu Şube Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

10/06/2026
Okullarda, toplum yararına program (TYP) kapsamında geçici olarak çalıştırılan temizlik ve güvenlik emekçilerinin okulla...
09/06/2026

Okullarda, toplum yararına program (TYP) kapsamında geçici olarak çalıştırılan temizlik ve güvenlik emekçilerinin okulların kapanmasına 3 hafta kala sözleşmeleri sona erdi. İş sözleşmelerinin bitmesi nedeniyle birçok okulda temizlik ve güvenlik hizmetlerinde aksaklıklar yaşanıyor. Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, okullarda temizlik ve güvenlik hizmetlerinin aksamasının yaşam ve sağlık hakkını tehdit edeceğini belirtti.

Okullar kapanmadan MEB’in güvencesiz çalıştırdığı personelin sözleşmeleri sona erdi. Okullarda temizlik ve güvenlik görevlisi kalmadı. Eğitimciler tepkili: “MEB, okulların en temel ihtiyaçlarını dahi planlayamıyor.”

  ile son kitabı   üzerine  'ın moderatörlüğünde şubemizde söyleşi yaptık.Unufak, yalnızca bireysel bir hikâye anlatmıyo...
07/06/2026

ile son kitabı üzerine 'ın moderatörlüğünde şubemizde söyleşi yaptık.
Unufak, yalnızca bireysel bir hikâye anlatmıyor. Aynı zamanda bu coğrafyanın hafızasına, suskunluklarına, kayıplarına ve birlikte yaşama deneyimlerine de dokunuyor. Roman boyunca karşımıza çıkan karakterler, aslında Türkiye'nin farklı dönemlerde yaşadığı toplumsal kırılmaların, yüzleşmelerin ve unutulmuş hikâyelerin taşıyıcıları olarak karşımıza çıkıyor.
Edebiyatın en önemli işlevlerinden biri, resmi tarihin dışında kalan sesleri duyurabilmesidir. Bazen bir roman, kalın tarih kitaplarının anlatamadığını birkaç karakter aracılığıyla anlatabilir. Unufak da tam olarak bunu yapıyor; hafızayı diri tutmaya, geçmişle bugün arasında köprü kurmaya çalışıyor.
Bugün dünyada ve ülkemizde ayrımcılığın, eşitsizliklerin, savaşların ve kimlikler üzerinden yürütülen siyasetlerin yeniden güç kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Böyle zamanlarda edebiyat, yalnızca estetik bir uğraş değil; birbirimizi anlamanın, empati kurmanın ve ortak bir gelecek tahayyül etmenin de araçlarından biri haline geliyor. Bu da oldukça değerlidir. Katılım sağlayan emek veren herkese teşekkür ederiz..

  ile   kitabı üzerine  Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube olarak gazeteci-yazar Rober Koptaş’ı ağırlıyoruz.“Bellek, kayıp v...
05/06/2026

ile kitabı üzerine

Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube olarak gazeteci-yazar Rober Koptaş’ı ağırlıyoruz.

“Bellek, kayıp ve yüzleşme üzerine bir sohbet” başlığıyla gerçekleştirilecek söyleşide, geçmişle kurduğumuz ilişkiyi, toplumsal hafızayı ve yüzleşme süreçlerini birlikte konuşacağız.

🎙️ Moderatör: Gülhan Yılmaz

📅 Tarih: 6 Haziran Cumartesi
🕕 Saat: 18.00
📍 Yer: Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Salonu

📢 KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in davetiyle bayramlaş...
29/05/2026

📢 KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!

CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in davetiyle bayramlaşmak için buluşuyoruz.

📅 Tarih: 30 Mayıs 2026
🕑 Saat: 14.00
📍 Yer: Güvenpark

SENDİKAL HAKLAR ENGELLENEMEZ!ORTAK KARAR ORTAK MÜCADELE!ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORLARINI DOLDURMAMA KARARIMIZIN ARKASINDAYIZ!...
21/05/2026

SENDİKAL HAKLAR ENGELLENEMEZ!
ORTAK KARAR ORTAK MÜCADELE!
ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORLARINI DOLDURMAMA KARARIMIZIN ARKASINDAYIZ!
Basın AçıklamalarıManşet
Sendikal Haklar Engellenemez! Ortak Karar, Ortak Mücadele!
20 Mayıs 2026

Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in Ortak Açıklaması

Eğitim emekçilerinin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış sendikal eylem hakkı, bugün doğrudan hedef alınmaktadır. Sendikaların aldığı meşru eylem kararlarının yargı eliyle geçersiz kılınmaya çalışılması, örgütlü mücadelenin tasfiye edilmesine yönelik açık ve sistematik bir saldırıdır.

Bu saldırı yalnızca bir sendikaya yönelmiş değildir; sendikal iradeye, toplu hak arama özgürlüğüne ve demokrasinin temel dayanaklarına doğrudan yönelmiş açık bir müdahaledir.

Sendikal faaliyetlerin suç gibi gösterilmesi, meşru eylem kararlarının baskı ve yargı eliyle etkisizleştirilmeye çalışılması; örgütlü toplumu susturma, emekçiyi yalnızlaştırma ve itaatkâr hale getirme girişimidir.

Açıkça ifade ediyoruz:

Bir mahkemenin, sendikaların aldığı meşru eylem kararlarını geçersiz hale getirmeye çalışması hukukla açıklanabilecek bir durum değildir. Çünkü bir sendika yalnızca adı olan bir yapı değil; üyeleri adına söz söyleyen, karar alan ve mücadele örgütleyen demokratik bir örgüttür. Eğer sendikalar eylem kararı alamayacak, üyeleri adına irade ortaya koyamayacaksa; Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış sendikal haklardan da söz edilemez.

Bu nedenle bugün yaşananlar, tek tek sendikaların değil; örgütlü mücadelenin, sendikal hareketin ve emek mücadelesinin tamamının meselesidir.

Tam da bu yüzden; ortak karar almak, ortak mücadele yürütmek ve sendikal haklara birlikte sahip çıkmak bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluk haline gelmiştir.

Bu sorumluluğun bilinciyle üç sendika olarak bir araya geldik ve sendikal haklarımıza sahip çıkma irademizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

Buradan tüm sendikalara da açık çağrıda bulunuyoruz:

Bugün sendikal haklara sahip çıkmak tarihsel bir sorumluluktur. Bakanlığın baskıcı anlayışına ve hukukla açıklanamayacak bu karara karşı tüm sendikalar ortak tavır almalı, ortak mücadele yürütmeli ve sendikal haklara sahip çıkmalıdır. Çünkü bugün bir sendikanın eylem hakkına yönelen müdahale, yarın tüm örgütlü yapıları hedef alacaktır.

Yasal hiçbir dayanağı bulunmayan, açıkça angarya niteliği taşıyan ve “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında öğretmenlere dayatılan Öğrenci Gelişim Raporları uygulamasına karşı aldığımız doldurmama eylem kararını, tüm baskılara rağmen kararlılıkla uygulayacağımızı bir kez daha açıkça ifade ediyoruz.

Bu irade; geri adım atmayan, tehditlere boyun eğmeyen ve haklarını savunmaktan vazgeçmeyen örgütlü emek iradesidir.

Bu uygulamaya neden itiraz ettiğimizi ve neden angarya dediğimizi bir kez daha not düşelim:

Öğretmeni sınıftan ve dersinden uzaklaştıran; pedagojik gerekçesi bulunmayan, ölçme-değerlendirme süreçleriyle bütünleşmeyen ve yoğun bürokratik yükler yaratan bu uygulamalar, eğitim-öğretim faaliyetini nitelik açısından zayıflatmakta, öğretmen emeğini görünmez kılmaktadır. Herhangi bir hazırlık, altyapı ve pilot uygulama süreci dahi işletilmeden bu raporların yaygınlaştırılmaya çalışılması, MEB’in dayatmacı anlayışının en somut örneğidir.

Öğretmenlerimiz hâlihazırda kalabalık sınıflar, e-Okul işlemleri, idari sorumluluklar ve yoğun müfredat baskısı altında çalışmaktadır. Özellikle sınav haftalarında; yazılı ve uygulamalı sınavların yükü –örneğin dil derslerinde dinleme ve konuşma becerilerinin ayrı ayrı değerlendirildiği ağır süreçler ortadayken, şimdi de ayrıntılı, zaman alıcı ve tamamen öğretmenin sırtına yüklenen bu raporlar kabul edilemez.

Öğretmenlere ek zaman, personel desteği, bilgisayar, internet erişimi ve gerekli teknolojik altyapı dahi sağlanmaksızın; hiçbir ek ders, ücretlendirme ya da yasal karşılık tanınmadan bu yükümlülüklerin dayatılması kamu yönetimi sorumluluğuyla bağdaşmamaktadır. Bu, kelimenin tam anlamıyla angaryadır.

Nitekim sahada ve yargıda sergilediğimiz kararlı duruş sonunda MEB bu uygulamayı rafa kaldırmak zorunda kalmıştı.

Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, sendikal haklara yönelik saldırılarını yeni yöntemlerle sürdürmektedir. Disiplin cezalarının yargıdan dönmesi üzerine bu kez sendikal eylem kararlarını İş Mahkemeleri eliyle hedef almış; sendikal iradeyi yargı yoluyla kırmaya çalışmıştır.

Bu girişimin mahkeme nezdinde kabul görmesi ise açık bir gerçeği ortaya koymuştur:

Uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınmış sendikal hakların bu şekilde yok sayılması; yalnızca bir sendikaya değil, demokrasiye, örgütlü topluma ve temel hak ve özgürlüklere yönelmiş açık bir tehdittir.

Altını özellikle çiziyoruz:

Ortaokul ve liselerde Öğrenci Gelişim Raporlarının uygulanmasına dair hiçbir açık ve bağlayıcı yasal düzenleme bulunmamaktadır.

Bu yönüyle uygulama hem hukuksuzdur hem de kamu emekçilerine açıkça angarya yüklenmesidir.

Milli Eğitim Bakanlığı’na hatırlatıyoruz:

Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkı; Anayasa’da güvence altına alınmış diğer temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmanın ya da gölgelemenin aracı olamaz.

Eğitim hakkı bahanesiyle sendikal hakların, ifade özgürlüğünün ve eylem hakkının gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz.

Bugün yaşananlar tesadüf değildir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın daha önce de öğretmeni baskı altına alan, sendikal faaliyetleri hedef gösteren ve hukuku yok sayan sayısız antidemokratik uygulamasına tanık olduk.

Bugün gelinen nokta, bu anlayışın yeni bir aşamasıdır.

Öte yandan sürecin hukuki boyutu tüm açıklığıyla devam etmektedir. Öğrenci Gelişim Raporları uygulamasına karşı İdari Yargı’da açtığımız dava sürmektedir.

Bu davanın duruşmalı görülmesini talep ediyoruz. O duruşma salonlarında olacağız, izleyeceğiz ve sendikal hakların savunucusu olmaya devam edeceğiz.

Ayrıca bu hukuksuz ve garabet niteliğindeki kararı üst yargı mercilerine taşıdığımızı kamuoyuna ilan ediyoruz. Üç sendika olarak orada da ortak savunmamızı yapacak, sendikal hakları hedef alan bu anlayışa karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Buradan bir kez daha açık ve net biçimde söylüyoruz:

Tüm baskılara, tehditlere ve hukuk dışı girişimlere rağmen;

Öğrenci Gelişim Raporlarının doldurulmaması yönündeki sendikal eylem kararımız devam etmektedir ve devam edecektir.

Demokrasiden, sendikal haklardan ve eğitim emekçilerinin onurundan asla geri adım atmayacağız.

Çünkü bu mücadele; yalnızca bir uygulamaya karşı değil, emeğin değersizleştirilmesine, sendikal iradenin yok sayılmasına ve örgütlü toplumun tasfiye edilmesine karşı bir mücadeledir.

Köy Enstitüleri Anısına 9. Geleneksel Resim ve Heykel Sergisinin katoloğu kitapçık olarak yayımlandı.Ressamlarımızın çok...
19/05/2026

Köy Enstitüleri Anısına 9. Geleneksel Resim ve Heykel Sergisinin katoloğu kitapçık olarak yayımlandı.
Ressamlarımızın çok değerli resimlerini de biraraya getiren hafıza oluşturtuk.
Eğitim Sen Ankara 1 ve 2 No.lu Şubelerimizin büyük bir emek ve katkı ile oluşturmuş olduğu bu süreçte paydaş dost kuruluş ve derneklere de çok teşekkür ediyoruz.

Genel Başkanımız Kemal Irmak ın giriş yazısını bir kez daha paylaşıyoruz.

NEDEN KÖY ENSTİTÜLERİ?
Özellikle Türkiye eğitim tarihinde ve çağdaşlaşma hareketleri içinde değerlendirildiğinde, Köy Enstitüleri; bu etkinliklerle birlikte yeniden tartışılarak bir bilinç oluşturulması gereken önemli kurumlardır.
Bu kuruluşların kaldırılmasının acısı halen içimizde bir sızı olarak yaşamaktadır. Enstitüler; köy çocuklarının eğitilmesi, üretime katılması ve kendi köylerine öğretmen olarak dönmesi amacıyla kurulmuştur. Köy Enstitüleri yalnızca bir okul modeli değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümün, üretime dayalı eğitimin ve aydınlanmanın simgesi olmuştur.
Köy Enstitülerinde öğrenciler yalnızca akademik bilgi değil; tarım, sanat, müzik, edebiyat, yapı işleri gibi birçok alanda eğitim almış, “iş içinde eğitim” anlayışıyla yetişmiştir. Bu model sayesinde öğrenciler hem öğrenmiş hem üretmiş, hem de yaşadıkları toplumun sorunlarına çözüm üreten bireyler hâline gelmiştir.
Bu okullar, özgür düşünen, sorgulayan, yaratıcı ve toplumcu bireyler yetiştirmeyi amaçlamıştır. Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki aydınlanma hedeflerinin en önemli adımlarından biri olarak görülen Köy Enstitüleri; kısa sürede Anadolu’nun dört bir yanında büyük bir dönüşüm yaratmıştır.
Köy Enstitülerinin günümüzde yeniden hatırlanması ve değerlerinin tartışılması önemlidir. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda insanı üretime, sanata, bilime ve toplumsal dayanışmaya hazırlayan bir süreçtir. Köy Enstitülerinin mirası bugün de eğitim tartışmalarında yol gösterici olmaya devam etmektedir.

Address

Selanik Caddesi No:41/20
Kavaklıdere

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 00:45 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eğitim Sen Ankara 1 No.lu Şube posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share