İhd Kars

İhd Kars İnsan Hakları Derneği Kars Şubesi nin resmi Facebook Sayfasıdır.

1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle yapacağımız basın açıklamasına davetlisiniz.1.Eylül 2026GAMP Konağı ÖnüSaat:12:00
31/08/2026

1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle yapacağımız basın açıklamasına davetlisiniz.
1.Eylül 2026
GAMP Konağı Önü
Saat:12:00

BASIN AÇIKLAMASIİHD Üzerindeki İdari ve Yargısal Baskılara Son Verilmelidirİnsan Hakları Derneği (İHD), son bir ay içeri...
29/07/2026

BASIN AÇIKLAMASI

İHD Üzerindeki İdari ve Yargısal Baskılara Son Verilmelidir

İnsan Hakları Derneği (İHD), son bir ay içerisinde 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi uyarınca verilen mahkeme kararlarına dayanılarak üç ayrı erişim engelleme ve içerik kaldırma tedbiriyle karşı karşıya bırakılmıştır.

Son olarak, İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı uyarınca, X platformunda LGBTİ+ haklarına ilişkin bir paylaşımımıza Türkiye’den erişim engeli uygulanmıştır. Bugün ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Isparta 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararına dayanarak, İzmir Şubemiz tarafından hazırlanan ve internet sitemizde yayımlanan 2020 Yılı Ege Bölgesi Kadın Hakları Raporu ile Merkez Kadın Komisyonumuz tarafından hazırlanan 2021 Yılı Kadın Hakları İhlalleri Raporunun internet sitemizden kaldırılmasını talep etmiştir.

2020 ve 2021 yıllarında kamuoyu ile paylaşılan raporların, yıllar sonra erişime engellenmesinin hangi hukuki gerekliliğe, hangi kamu yararına ve hangi toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği sorusunu kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

İnsan Hakları Derneği; Anayasa’nın 26. ve 34. maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. ve 11. maddeleri ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 19. ve 22. maddeleri kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünün, evrensel insan hakları normlarına uygun biçimde kullanılmasını savunmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülükler, tüm kamu kurumları ve yargı mercileri bakımından bağlayıcıdır. Kamu kurumlarını ve yargı organlarını, ulusal ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerine uygun davranmaya bir kez daha çağırıyoruz.

Belirtmek isteriz ki İHD tarafından hazırlanan hak ihlali raporları; mağdurların beyanlarına, tanıklıklara, yerinde yapılan inceleme ve gözlemlere, doğrulanabilir bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Raporlarımızın temel amacı, insan hakları ihlallerini görünür kılmak, kayıt altına almak ve benzer ihlallerin tekrarının önlenmesine katkı sunmaktır.

BTK tarafından kaldırılması talep edilen raporlarımız da Derneğimizin uzun yıllardır sürdürdüğü izleme, belgeleme ve raporlama faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bu çalışmalar, kadınlara yönelik hak ihlallerinin görünür kılınmasını, belgelenmesini ve önlenmesini amaçlayan insan hakları savunuculuğu faaliyetleridir.

İHD olarak, söz konusu hukuka aykırı müdahalelere karşı ilgili mahkemeler nezdinde gerekli itiraz ve başvuruları yapacağımızı, bunun yanında uluslararası insan hakları koruma mekanizmaları nezdinde de gerekli girişimlerde bulunacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.

İnsan Hakları Derneği, kırk yıllık insan hakları mücadelesinde olduğu gibi; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkına yönelik açık müdahale niteliği taşıyan idari ve yargısal baskılara rağmen hak ihlallerini izleme, belgeleme ve raporlama faaliyetlerini, insan hakları savunuculuğunu, barış ve demokrasi mücadelesini kesintisiz biçimde sürdürmeye devam edecektir.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

İHD 40 YaşındaKadınların 8 Mart ve 25 Kasım gibi günlerde gerçekleştirmek istedikleri barışçıl gösterilerin engellenmesi...
17/07/2026

İHD 40 Yaşında

Kadınların 8 Mart ve 25 Kasım gibi günlerde gerçekleştirmek istedikleri barışçıl gösterilerin engellenmesi, yalnızca bir toplantı hakkı ihlali değil; kadınların eşit yurttaşlar olarak kamusal alanda var olma hakkına yönelik bir müdahaledir.

LGBTİ+'lara yönelik ayrımcı ve nefret söylem ve uygulamaları da insan hakları açısından ciddi bir kaygı kaynağıdır. LGBTİ+ hareketini hedef alan yargı tacizi sistematik bir hal almış, bu grubun fikir ve örgütlenme özgürlüğü ağır şekilde ihlal edilmektedir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler biteylerin kimliği, yönelimi veya yaşam biçimi nedeniyle ayrımcılığa uğramamalarını güvence altına aldığını bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

Eşit yurttaşlık ilkesi, herkes için geçerli bir insan hakkıdır. İnsan hakları mücadelesi yalnızca çoğunluğun haklarını değil; toplumdaki bütün bireylerin ve grupların haklarını savunmayı gerektirir.

Farklılıkların tehdit değil, demokratik yaşamın zenginliği olarak kabul edildiği bir ülke için mücadele etmeye devam edeceğiz.

İşçi ve emekçilerin hakları bugün de önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Sendikal örgütlenme hakkının önündeki engeller, güvencesiz çalışma koşulları, ekonomik eşitsizlik ve emekçilerin demokratik taleplerine yönelik baskılar, sosyal hakların korunması gerekliliğini göstermektedir.

İnsan hakları yalnızca siyasal haklardan ibaret değildir. İnsanca çalışma, adil ücret, sosyal güvence ve ekonomik adalet de insan onurunun ayrılmaz parçalarıdır.


Açıklamanın tamamı: ihd.org.tr/icerik/ihd-40-…

Hakikatin Peşindeyiz, Barışta Israrlıyız! Kırk yıl önce, insan haklarının ağır biçimde ihlal edildiği, korkunun ve susku...
17/07/2026

Hakikatin Peşindeyiz, Barışta Israrlıyız!



Kırk yıl önce, insan haklarının ağır biçimde ihlal edildiği, korkunun ve suskunluğun egemen kılınmaya çalışıldığı bir dönemde bir söz söylendi:
İnsan onuru, hiçbir koşulda vazgeçilemeyecek bir değerdir.
İnsan Hakları Derneği (İHD), bu sözün etrafında kuruldu.

12 Eylül askeri darbesinin yarattığı baskı ortamında; hukukun askıya alındığı, işkencenin sistematik bir uygulama olarak sürdüğü, ifade özgürlüğünün yok sayıldığı ve cezaevlerinin ağır hak ihlallerinin yaşandığı mekânlara dönüştüğü bir dönemde 98 cesur kadın ve erkek insan hakları savunucusu bir araya geldi.
Mahpus yakınları, aydınlar, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar, hekimler, mimar ve mühendisler ile öğretmenlerden oluşan bu insanlar, 17 Temmuz 1986 tarihinde İnsan Hakları Derneği'ni kurdu.

Bu yalnızca bir derneğin kuruluşu değildi. Aynı zamanda korkuya karşı cesaretin, inkâra karşı hakikatin, cuntaya karşı demokratik hukuk devletinin, tekçiliğe karşı çoğulculuğun ve şiddete karşı barışın örgütlü bir ifadesiydi.

İHD, kuruluşundan itibaren insan haklarını bütünlükçü bir perspektifle ele almış; işkence görenlerin, cezaevlerinde hakları ihlal edilenlerin, yakınları kaybedilenlerin, düşünceleri nedeniyle baskıya uğrayanların ve sesi duyulmayanların yanında durmuştur.
Çünkü insan hakları mücadelesi yalnızca belirli dönemlerin veya belirli kesimlerin meselesi değildir. İnsan hakları mücadelesi; herkes için adalet, özgürlük ve eşitlik arayışıdır.

İHD'yi darbenin karanlığında kurdunuz; işkencenin, gözaltında kaybetmelerin, inkârın ve baskının karşısında insan onurun...
16/07/2026

İHD'yi darbenin karanlığında kurdunuz; işkencenin, gözaltında kaybetmelerin, inkârın ve baskının karşısında insan onurunu savundunuz. Devletin dayattığı korkuya boyun eğmediniz, hakikatten ve adaletten vazgeçmediniz.

Bugün yürüttüğümüz her mücadelede cesaretiniz, direnciniz ve kararlılığınız yolumuzu aydınlatıyor. Sizden devraldığımız miras, yalnızca bir insan hakları mücadelesi değil; eşitliğin, özgürlüğün, barışın ve hakikatin ısrarlı savunusudur.

İHD'yi kuran ve bugün aramızda olmayan tüm kadınlara sözümüzdür: Mücadelenizi unutturmayacağız. Baskıya, inkâra ve cezasızlığa karşı; barışın, adaletin ve insan haklarının yanında durmaya devam edeceğiz.

İHD MERKEZİ KADIN KOMİSYONU

TÜRKİYE – PKK BARIŞ SÜRECİ İZLEME RAPORU (1 Ekim 2024 – 1 Temmuz 2026)İnsan Hakları Derneği kuruluşundan bu yana Kürt me...
10/07/2026

TÜRKİYE – PKK BARIŞ SÜRECİ İZLEME RAPORU
(1 Ekim 2024 – 1 Temmuz 2026)

İnsan Hakları Derneği kuruluşundan bu yana Kürt meselesinin insan hakları temelinde, adil ve demokratik yöntemlerle çözülmesini savunmaktadır.

Kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmalı süreç boyunca yaşanan yaşam hakkı ihlalleri, zorla kaybetmeler, yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler, gözaltında işkence ve ölümler, köy boşaltmaları, zorla yerinden etmeler ile ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır ihlaller karşısında mücadele etmiş; bu ihlalleri belgelemiş, raporlamış ve cezasızlık politikalarına karşı kararlılıkla çalışmıştır.
Bu yönüyle Derneğimiz, aynı zamanda çatışmalı dönemin toplumsal hafızasını da taşımaktadır.

Bu mücadele ağır bedellerle yürütülmüştür. Yirmi üç üye ve yöneticimiz faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirmiş, yüzlerce yönetici ve üyemiz saldırıya uğramış, yaralanmış, gözaltına alınmış, işkence görmüş ve yargılanmıştır. Genel merkezimize yönelik silahlı ve fiziki saldırılar sonucunda 1998 yılında Genel Başkanımız Akın Birdal, 2002 yılında ise Genel Başkanımız Hüsnü Öndül ağır şekilde yaralanmıştır. Buna rağmen İHD, hiçbir dönemde barış talebinden ve Kürt meselesinin adil ve demokratik çözümünü savunmaktan vazgeçmemiştir.

Türkiye'de daha önce farklı dönemlerde tek taraflı ateşkesler, diyalog girişimleri, Oslo süreci ve 2013–2015 çözüm süreci gibi önemli deneyimler yaşanmıştır. Bu girişimler çatışmanın sona erdirilmesi açısından önemli fırsatlar yaratmış; ancak sürecin hukuki güvenceye kavuşturulmaması, kurumsal mekanizmaların oluşturulmaması, toplumsal katılımın yeterince sağlanamaması ve siyasal iradenin tutarsız yaklaşımı nedeniyle kalıcı barışa dönüşememiştir. Geçmiş deneyimler, barış süreçlerinin yalnızca siyasi iradeye değil; güçlü hukuki çerçevelere, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve bağımsız izleme mekanizmalarına da ihtiyaç duyduğunu açık biçimde göstermektedir.

Raporumuz, Eş Genel Başkanlarımız Oya Ersoy ve Cihan Aydın ile Diyarbakır Şube Eşbaşkanı ve MYK üyemiz Ercan Yılmaz tarafından Diyarbakır'da açıklandı.

Dr. Cuma Çiçek tarafından hazırlanan bu raporun, Türkiye'de çatışmanın tüm taraflarının ve toplumun ortak sorumluluğuna katkı sunmasını; barış hakkının insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu bilinciyle yürütülecek demokratik çözüm arayışlarına ışık tutmasını diliyoruz.

Raporun Tamamı:https://ihd.org.tr/uploads/2026/07/6a50a556517a5.pdf

TÜRKİYE – PKK BARIŞ SÜRECİ İZLEME RAPORU (1 Ekim 2024 – 1 Temmuz 2026) şimdi yayında. Görüntülemek için lütfen tıklayın...  ÖNSÖZ İnsa

Rahmi Koç’un sosyal medyada yayılan ve bir Kürt kadının kimliği üzerinden aşağılandığı, etnik aidiyetinin alay ve küçüms...
06/06/2026

Rahmi Koç’un sosyal medyada yayılan ve bir Kürt kadının kimliği üzerinden aşağılandığı, etnik aidiyetinin alay ve küçümseme konusu yapıldığı görüntüler; toplumda kökleşmiş ayrımcı zihniyetin ve normalleştirilmeye çalışılan ırkçı söylemlerin yeni bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Söz konusu ifadeler yalnızca bir kişiyi hedef almamakta; Kürt kadınların kimliğini, onurunu ve toplumsal varlığını hedef alan sistematik ayrımcılığın yeniden üretilmesine hizmet etmektedir.

Etnik kimlikler üzerinden aşağılayıcı stereotipler üretmek, halkları birbirine karşı kışkırtmak ve kadınları cinsiyetçi kalıplar içerisinde aşağılamak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Irkçılık ve ayrımcılık, hangi kişi tarafından ve hangi gerekçeyle dile getirilirse getirilsin insan haklarına aykırıdır. Kürt kimliğinin mizah, fıkra ya da gündelik söylem adı altında hedef gösterilmesi; yıllardır mücadele ettiğimiz ayrımcı dilin toplumsal meşruiyet kazanmasına zemin hazırlamaktadır.

Özellikle Kürt kadınlar, hem etnik kimlikleri hem de toplumsal cinsiyetleri nedeniyle çoklu ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır. Bu nedenle Kürt kadınlarını aşağılayan her söylem aynı zamanda hem ırkçılığın hem de cinsiyetçiliğin yeniden üretimidir. İnsan onurunu zedeleyen, bir halkı ve kadınları aşağılayan bu yaklaşımın karşısında durmak; demokratik ve eşitlikçi bir toplumun gereğidir.

Özür açıklaması, kamuoyunda haklı tepkiye neden olan ayrımcı ve ırkçı söylemin niteliğiyle yüzleşmekten uzaktır. Açıklamada kullanılan "herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadım" ifadesi, sorunun kendisini değil, söylemi kuran kişinin niyetini merkeze almaktadır. Oysa insan hakları perspektifinden bakıldığında, ayrımcı söylemlerin değerlendirilmesinde belirleyici olan yalnızca failin niyeti değil, kullanılan ifadelerin yarattığı etki ve toplumsal sonuçlardır.

Kürt kadınlarını aşağılayıcı kalıplar üzerinden temsil eden ve etnik kimliği küçümseme konusu haline getiren ifadeler, niyet beyanıyla ortadan kalkmaz. Bu tür söylemler, tarihsel olarak maruz kalınan ayrımcılığı, ötekileştirmeyi ve toplumsal önyargıları yeniden üretir. Bu nedenle gerçek bir yüzleşme ve özür, yalnızca üzüntü belirtmekle değil; kullanılan ifadelerin neden yanlış olduğunun kabul edilmesi, ayrımcı içeriğin açık biçimde mahkûm edilmesi ve bu durumdan etkilenen kişi ve topluluklardan doğrudan özür dilenmesiyle mümkün olabilir.

İnsan haklarının temel ilkesi; herkesin dili, kimliği, etnik kökeni, cinsiyeti ve inancı ne olursa olsun eşit hak ve onura sahip olduğunun kabul edilmesidir. Irkçılığa, ayrımcılığa ve nefret söylemine karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

İnsan Hakları Derneği olarak; Kürt halkına yönelik nefret söylemlerini, ayrımcı ve ırkçı ifadeleri, kadınları aşağılayan cinsiyetçi yaklaşımları kabul edilemez. Yetkilileri nefret ve ayrımcılık içeren söylemler karşısında etkili tutum almaya, toplumun tüm kesimlerini ise eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşam kültürünü güçlendirmeye çağırıyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

CHP Genel Merkezine yönelik müdahaleyi kınıyoruzİnsan Hakları Derneği olarak CHP’ye yönelik ulusal mevzuata aykırı yolla...
24/05/2026

CHP Genel Merkezine yönelik müdahaleyi kınıyoruz

İnsan Hakları Derneği olarak CHP’ye yönelik ulusal mevzuata aykırı yollar izlenerek verilen keyfi ve hukuk dışı Mutlak Butlan kararını ve sonrasında yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Üye ve yöneticilerimizle CHP Genel Merkezi önünde yaşananları gözlemliyoruz.

Hukuka aykırı bir biçimde verilen Mutlak Butlan kararının ardından CHP Genel Merkezi önünde bekleyenlere yönelik müdahale sırasında yoğun biber gazı ve plastik mermi kullanıldı. Kullanılan biber gazı nedeniyle çok sayıda kişi etkilenmiş, bazı partililer de yaralanmıştır. Polisin müdahalesi sırasında bina da zarar görmüştür. Yine CHP Genel Merkezi önünde görev yapan basın mensuplarının da çalışması engellenmiş ve müdahaleden etkilenmiştir. Tüm bu müdahaleler ciddi insan hakları ihlallerine yol açmıştır.

Genel Merkezine yaşananlar serbest siyaset, toplantı ve gösteri özgürlüğü ve daha pek çok alanda ciddi insan hakları ihlallerine yol açmıştır.
Hukuk devleti olma iddiasını yitiren Türkiye, ulusal mevzuatından saparak kanun devletinden bile uzaklaşmaktadır.

Bir kez daha tüm yetkilere çağrıda bulunuyoruz; ihlallere yol açan uygulamalara son vermeli, ihlalleri gerçekleştirenler hakkında etkili, kapsamlı ve hızlı bir soruşturma yürütmelidir.

İHD olarak bu CHP Genel Merkezine yönelik müdahaleyi ve yaşanan insan hakları ihlallerini kınadığımızı, sürecin takipçisi olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.

İnsan Hakları Derneği

MUTLAK BUTLAN KARARI SİVİL SİYASETE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR !Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağ...
21/05/2026

MUTLAK BUTLAN KARARI SİVİL SİYASETE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR !

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.

Bu kararla birlikte Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirildiğinin belirtilmesi; ayrıca 38. Kurultay öncesi görevde bulunan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na görevin iadesi yönünde hüküm kurulması, doğrudan halk iradesine yönelik bir tasarruf niteliği taşımaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik özellikle belediyeler üzerinden yürütülen yargı süreçlerinin antidemokratik yönüne ilişkin daha önce de defalarca açıklamalar yaptık. Gözaltılar ve tutuklamaların ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü üzerinde ciddi baskılar yarattığını, demokratik toplum düzenini zedelediğini vurguladık.

Bugün verilen bu karar ise yalnızca bir parti içi mesele değil, açık biçimde sivil siyasete yönelik yargısal müdahaledir. Halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılması, seçme ve seçilme hakkına vurulmuş ağır bir darbedir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu bu karar, aynı zamanda seçim hukukunun temel güvencelerini de tartışmalı hâle getirmektedir. Zira bu karar, kurultay süreçlerine ilişkin denetim ve yetki çerçevesinde verilmiş, kesin ve itiraz edilemez nitelikte kabul edilen Yüksek Seçim Kurulu kararlarını fiilen yok sayan bir sonuç doğurmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bu yaklaşım, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişini değil; seçim süreçlerine ilişkin kurumsal güvencelere duyulan toplumsal güveni de ortadan kaldırma riski taşımaktadır.

Önümüzdeki siyasal süreç açısından değerlendirildiğinde bu karar açıkça göstermektedir ki otoriter yönetim artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yönelmiştir. Bu karar, siyasi partilerden, derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu göstermektedir. İfade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı tehdit altındadır.

İnsan hakları savunucuları olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu “mutlak butlan” kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.

Address

Yusufpaşa Mahallesi Bakırcılar Caddesi No:1 Kat: 4 Daire: 4 Merkez/KARS
Kars
36000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İhd Kars posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to İhd Kars:

Shortcuts

Share