Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri

Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri Pirimizin hayatını, yolunu, nefesini, düşüncelerini ve Müzekkin Nüfus eserini çalışıyoruz, davetlisiniz. İznik’te doğdu. Eserleri:

1. Divan. Müzekki’n-nüfûs.

Doğum tarihi belli değildir. 1484 (Hicri 889) ‘da İznik’te vefat etti. Yirmiden fazla nüshası tesbit edilmiş olup bunlardaki şiir sayısı birbirinden farklıdır.

2. Anadolu’da XIII. yüzyıldan beri gelişen tasavvuf cereyanının en önemli eserlerinden biridir. Eşrefoğlu kitabın mukaddimesinde eserini halkı doğru yola sevketmek için bilhassa Türkçe olarak yazdığını belirtir.

3. Tarîkatnâme. Eserde d

aha çok tarikat âdâbıyla müellifin Ehl-i beyt’e olan muhabbet ve bağlılığı anlatılmakta, Hz. Ali’nin üstünlüğünü gösteren delillere yer verilmektedir. BÜTÜN ESERLERİ:
1 - Divan
2 – Müzekki’n Nüfûs
3 - Tarîkatnâme
4 - Fütüvvetnâme
5 - Delâil-ün Nübüvve
6 - İbretnâme
7 - Mâziretnâme
8 - Hayretnâme
9 - Elestnâme
10 - Nasîhatnâme
11 - Esrarüttâlibîn
12 - Münâcaatnâme
13 – Tâcnâme

Pirimizden – 21
12/06/2026

Pirimizden – 21

11/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 585
ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN
ZAMANA VE MEKANA TASARRUFU - 1
Sultan Abdülkadir-i Geylâni zamanında, ilim ehlinden ilim ehlinden ulu bir kişi vardı. Bu kişi şeyhin, sultanlığını inkâr eder, bazan şeyhi zemmettiği bile olurdu. Bir cuma günü, şeyhin mescidine gelip oturur, maksadı, Hazret-i şeyh ile sohbet etmek ve aklı sıra ona sataşmaktı., Biraz sonra Şeyh hazretleri de mescide gelirler, birçok azizler de o mecliste hazır bulunur. Hoş beşten sonra, Hazreti şeyhe dönerek şöyle bir sual sordu:

— Yâ Şeyh! Mürşit olan kişiler, zamanı kendilerine tâbi ederek döndürürler ve yıllarca yapılması mümkün olmayacak işleri yaptırırlarmış, doğru mu?

Şeyh Abdülkadir-i Geylânî kaddesallahu sırrahu cevap verip, buyurdu:

— Allahu teâlâ, dervişlere o kadar kuvvet verir ki, 10-15 yılda olacak bir işi, gayet kısa zamanda yaparlar.

Münkir olan zat itiraz etti.
— Ben, zamanı döndürüp kendinize tâbi edebileceğinize ve 10- 15 yılda olacak işi bir günde veya bir saatte yapabileceğinize inanmıyorum. Bu, ancak Allahu teâlâya mahsus ve münhasırdır.

Hazret-i Şeyh, tebessüm etti ve:
— Allahu teâlânın tasarruf verdiği öyle kulları vardır ki, ne isterlerse yaparlar, hiçbir şey onlara mâni olamaz.

(devam edecek inşallah)

10/06/2026

“ABDÜLKADİR GEYLANİ
HAZRETLERİ'NİN ZAMANA VE MEKANA TASARRUFU”
Yarın yeni bir bölüme başlıyoruz inşallah.

09/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 584
MÜRŞİDİ KÂMİLİN VASIFLARI - 8
Nitekim, bizim şeyhimiz ol Gavs-ür-Rabbani ve Kutb-us-Samedani Sultan Abdülkadir-i Geylânî kaddesallahu sırrahu, zamanı ve mekânı kendisine tâbi eder, döndürürdü. Müritlerinin hallerini, zamanlarını ve mekânlarını da döndürür, kendilerine tâbi ederdi. Zamanı kendisine tâbi etmesi, meselâ on yılda, yirmi yılda hâsıl olacak şeyleri bir saatte eder ve müritlerine de ettirirdi. Mekânı kendisine tâbi etmesi de bir veya iki yıllık yola bir adımla veya bir hareketle gider, gelirdi. Zamanı kendisine tâbi kılarak, müritlerine tasarruf ederek, müritlerine ve başkalarına döndürüvermesinden birkaçını söyleyivereyim ki, kalanı da bundan anlaşılsın. Sen de Velilerden âdete muhalif halleri duyarak inkâra yeltenme!

Şunu iyi bil ki, mürşid-i kâmil olanlar diledikleri zaman böyle şeyler yaparlar ve akıllar hayran kalır.

BÖLÜM SONU
*

GELECEK BÖLÜM:
"ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN
ZAMANA VE MEKANA TASARRUFU"

08/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 583
MÜRŞİDİ KÂMİLİN VASIFLARI - 7
Şeyh edinilecek kişiler, hal nurunun sarhoşluğundan kurtulmuş ve Hâk nuruna ulaşmış olmalıdırlar. Hal nurunun sarhoşluğunu, hak nuru giderir. Hal ehli olan kişiler, tasarruf ehli olamazlar. Oysa, mürşit olacak zevatın tasarruf ehlinden olmaları lâzımdır ki hem müritlerinin hallerini hem de kendi halini döndürebilsinler. Hal ehli kişiler ırmak gibi kararsız olurlar. Çoğu zaman bulanıklıkları gitmez. Şeyh olacaklar ise, deniz gibi olmalıdırlar. Onları hiçbir şey bulandıramamalı ve değiştirememelidir. Ol kişiye ki hal gelince, başka bir türlü davranırsa o mürşitliğe yaramaz.

Şeyh Bayezid-i Bestamî rahmetullahi aleyh, onun için
“Bulanmamak için deniz gibi ol der.”

Şeyh ve mürşit olanlar, hali ve vakti kendilerine uydurur.
Kendisi, hale ve vakte, zamana tâbi olmaz.

Pirimizden – 20
05/06/2026

Pirimizden – 20

04/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 582
MÜRŞİDİ KÂMİLİN VASIFLARI - 6
Âlimler de iki nevidir:
I) Zâhir âlimleri ki, okumakla, yazmakla, çalışmakla ilim tahsil etmişlerdir.

II) Bâtın âlimleri ki, kalplerini ve nefislerini tezkiye suretiyle ilim kendilerine keşf olunmuştur.

Mürşit olacak zat, bu iki ilimden de yani zâhir veya bâtın ilimlerinden de mahrum olup, kara cahil olursa, şeyhliğe asla yaramaz. Aleyhissalâtü vesselam efendimizin: (Cahil sofiler) buyurdukları, işte bunlardır. Şeyh olacak kişiler, meczubu ebter de olmamalıdırlar. Meczubu ebter odur ki, ilâhi cezbe ile beşerî alemden kopmuş cezbe halindedir. Tekrar beşerî aleme döndürülürse şeyhlik yapabilir.

(Sâlik, meczup olabilir.) Fakat, meczup sâlik ilâhi cezbelerle, beşeriyet âleminden gitmiş, Hak teâlânın kullarını irşât ederek kemale erdirmek için, noksanlık yurdu olan dünyayı tercih etmiştir. Yine beşerî âleme gönderilmiş, bir mürşid-i kâmilin icazeti ile bu dahi irşât tahtına oturmuştur.

Nitekim, Şeyh Attar rahmetullahi aleyh, buna münasip bir beyitle demiştir ki;

“Kemal için noksan evin eylemiştir ihtiyar,
İnsanları kurtarmaya memurdur ol bahtiyar.”

03/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 581
MÜRŞİDİ KÂMİLİN VASIFLARI - 5
Şeyh edinilecek kimseler, âlim olmalı ve cahil olmamalı, yani emri ve nehyi bilmeli, dişi ile erkeği ayırt etmelidir. Bu kadarcık ilmi bulunmazsa, sebeb-i necat olamaz. Zira, bu dediğimiz vasıflar kendisinde bulunmaz.

İlimsiz sülûk edenlerin çoğu dalâlete düşmüşler ve kendilerini kurtaramamışlardır.

Onun için, her şeyden evvel biraz ilim öğrenmek lâzımdır. Zira, Allahu teâlâ, Nahl sûre-i celilesinin 43. âyet-i kerimesinde: (Bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.) buyurmuştur.

Kaldı ki, Allah için ilim okumak ve okutmak, hak tarikine sülûk etmenin aynıdır.

Çok cahil kalmaktan korkmalıdır.

Özellikle, sofi olmağa heves edenler, mutlaka ilim tahsil etmelidirler.

Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Bu âlemin yıkılmasına ve dinin harap olmasına, üç taife sebep olacaktır:
1) Cahil sofiler,
2) Fâsık âlimler,
3) Zalim beyler.”

Cahil sofiler, dinin gereklerini bilmezler, hem kendi dinlerini hem de başkalarının dinlerini bozarlar. Bu gibilere asla uymamalıdır. Şeyh edinilecek kimselerin âlim olması lâzımdır, demiştik.

02/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 580
MÜRŞİDİ KÂMİLİN VASIFLARI - 4
Şeyh edinilecek kişilerin, hakiki bir gönülleri olmalı, yani kalpleri kalb-i hakikî bulunmalıdır. Kalb-i hakikî ona derler ki, onun gönlü yerden ve gökten ulu olmalı, o gönül arştan ve kürsiden geniş olmalı ve bu genişliği nihayetsiz bulunmalıdır. Zira, sonsuz olmadan sonsuza erişilmez. Nihayetsiz, yine nihayetsize görünür. Hak teâlâ, bize o gönüllerin azametini haber vermiş ve buyurmuştur ki: “Yerlere sığmadım, göklere sığmadım, arşa ve kürsîye de sığmadım. Mümin kullarımın kalplerine sığdım.”

Mürşit olacak zevatın gönülleri işte böyle olmalı, Hak Teâlâ’dan gayrı her şeyden arınmış bulunmalı, böylesine nihayetsizliğe erişmiş olmalıdır. Şeyh edinilecek kişinin zahirlerini de Hak teâlâ haber vermiş ve buyurmuştur ki: “Böyle olan kişilerin işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili, tutan eli ben olurum. Benimle işitir, benimle görür, benimle söyler ve benimle tutar.” Bu mertebelere erişemeyenler, mürşit olmaya lâyık değillerdir.

01/06/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 579
MÜRŞİDİ KÂMİLİN VASIFLARI - 3
Mürşidi kâmil odur ki, bunların da ötesinde olmalı, Allahu Teâlâ’nın zâtına ve sıfatına ait ilme vâkıf bulunmalıdır. Mürşidi kamilin sahip olduğu bu ilim gizlidir ve hiç sonu yoktur. Zahiri ilimler, onun yanında okyanusta bir damla gibidir. Ne acep bir dalgıçtır kî, daldığı deryalarda; Her katre bir derya olur, her derya binbir umman, Şu hâlde, tâlip olup şeyh edinmek isteyenler, öyle şeyhleri seçmelidirler ki, onlar birçok defalar mürşitleri ile gitmiş gelmiş ve birçoklarını da iletmiş ola.

Mürşid-i kâmil denilebilecek ve halkı irşâd edecek zevat, her şeyden önce kendinden mecâzi olan vücudundan tamamı ile yok olup fâni olmuş ve hakikî vücut ile mevcut olmuş, tâliplik ve müritlik makamlarından geçmiş, matluptuk ve murattık makamına erişmiş bulunmalıdırlar ki, şeyh olmaya lâyık olsunlar. Şeyh edinilecek kişilerin, bir tarafları hakka ve bir tarafları da halka olmak üzere iki tarafı bulunmaları, haktan alıp halka vermeleri, yani hem cihet-i tecerrüdü ve hem de cihet-i tâalluku bulunmalıdır.

Address

Iznik
16860

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri:

Share