16/10/2026
MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 607
TÖVBENİN ŞARTLARI - 5
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuşlardır ki:
— “Bir kimse ile dostluk ve ahbaplık etmek istediğiniz zaman, onun kimlerle dostluk yaptığına bakınız. Eğer, kötü kişilerle düşüp kalkıyorsa, ondan uzaklaşınız.” Onun için, daima sâlih kişilerle dostluk ve ahbaplık etmelidir ki, kıyamet gününde salihler ile haşr olunalım. Âlimler, bu manaya bakarak demişlerdir ki: Kişiye nasıl olduğunu sorma! Kimlerle düşüp kalktığına bak, yoldaş olduğu kimselerin hallerinden, onun da hali anlaşılır. Zira, yoldaş yoldaşa uyar ve birbirlerinin işlediklerini işlerler. Herkesin haline yoldaşı tanık olur demişlerdir.
Denilmiştir ki: “Tabiat, tabiatten sahibinin haberi olmadan çalar.” Yani, bir kişi arkadaşlık ettiği kimsenin huyunu farkında olmaksızın alır, onunla huylanır. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz hazretleri buyurmuşlardır ki: “Kötü arkadaşın misali, demirci dükkânına benzer. Oraya girip oturanlar, körüklenen ocaktan ve dövülen demirlerin kıvılcımlarından yanmasalar bile, kötü kokular üzerlerine siner, toz ve kurum bulaşır. Hatta, yakması da muhtemeldir. Zira, o kötü kokular ve tozlarla kurumlar, etrafa saçılan kıvılcımlar, mutlaka bir yerine dokunur.
Mevlânâ Celâlüddin-i Rûmî, buna münasip bir beyit buyurur: “Salihlerle sohbet et ki, sâlihlerden olursun; Zalimlerle sohbet etme, zalimlerden olursun.”
Şeyh Sadi-i Şirâzi de kitabının evvelinde, buna münasip bazı beyitler söylemiştir. Kötü kişilerle düşüp kalkanlara nasihat olsun ve daima iyilerle oturup kalksınlar ve iyilerin kemallerinin yakın olanlara da sirayet ettiğini bilsinler diye, aynen sunuyoruz!
Bu beyitlerin mânası şudur:
Bir gün, hamamda bazı kimselerin bir tas içine koydukları güzel kokulu çamuru başlarına ve sakallarına sürdüklerini gördüm. O kadar nefis ve güzel kokuyordu ki, kokusu dimağıma sindi. Gönül diliyle sordum: (Ey kil, bu izzet ve şeref sana nerden hâsıl oldu? Misk misin, amber misin ki, kokundan mest oldum.) dedim. O da bana hal diliyle cevap verdi: (Ben, hakir bir toprak idim. Lâkin, bir müddet o aziz gül ile birlikte bulundum. Onun izzetinden, bana da kemal sirayet etti. Onunla kısa zaman beraber bulunup sohbet etmemin eseri ve neticesi olarak, bu azizlerin başlarında ve sakallarında yer buldum ve aziz oldum. Amma, yine hor-hakir toprağım,) dedi.
Ümmi Kemal de, Şeyh Sadi'nin bu beyitleri anlamında, Türkçe bir beyit söylemiştir:
“Değme kil hamam içinde gör ne kokar gül gibi,
Hemneşin oldu meğer kim bir nice gün var dile.”
Tövbenin ilk şartının, kötülerle sohbeti ve arkadaşlığı terk etmek olduğunu böylece anlattıktan sonra, diğer şartlarına geçebiliriz.
(devam edecek inşallah)