Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri

Directions Contact the organization

Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri Pirimizin hayatını, yolunu, nefesini, düşüncelerini ve Müzekkin Nüfus eserini çalışıyoruz, davetlisiniz. İznik’te doğdu. Eserleri:

1. Divan. Müzekki’n-nüfûs.

Doğum tarihi belli değildir. 1484 (Hicri 889) ‘da İznik’te vefat etti. Yirmiden fazla nüshası tesbit edilmiş olup bunlardaki şiir sayısı birbirinden farklıdır.

2. Anadolu’da XIII. yüzyıldan beri gelişen tasavvuf cereyanının en önemli eserlerinden biridir. Eşrefoğlu kitabın mukaddimesinde eserini halkı doğru yola sevketmek için bilhassa Türkçe olarak yazdığını belirtir.

3. Tarîkatnâme. Eserde daha çok tarikat âdâbıyla müellifin Ehl-i beyt’e olan muhabbet ve bağlılığı anlatılmakta, Hz. Ali’nin üstünlüğünü gösteren delillere yer verilmektedir. BÜTÜN ESERLERİ:
1 - Divan
2 – Müzekki’n Nüfûs
3 - Tarîkatnâme
4 - Fütüvvetnâme
5 - Delâil-ün Nübüvve
6 - İbretnâme
7 - Mâziretnâme
8 - Hayretnâme
9 - Elestnâme
10 - Nasîhatnâme
11 - Esrarüttâlibîn
12 - Münâcaatnâme
13 – Tâcnâme

Pirimizden – 37
16/10/2026

Pirimizden – 37

16/10/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 607
TÖVBENİN ŞARTLARI - 5
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuşlardır ki:
— “Bir kimse ile dostluk ve ahbaplık etmek istediğiniz zaman, onun kimlerle dostluk yaptığına bakınız. Eğer, kötü kişilerle düşüp kalkıyorsa, ondan uzaklaşınız.” Onun için, daima sâlih kişilerle dostluk ve ahbaplık etmelidir ki, kıyamet gününde salihler ile haşr olunalım. Âlimler, bu manaya bakarak demişlerdir ki: Kişiye nasıl olduğunu sorma! Kimlerle düşüp kalktığına bak, yoldaş olduğu kimselerin hallerinden, onun da hali anlaşılır. Zira, yoldaş yoldaşa uyar ve birbirlerinin işlediklerini işlerler. Herkesin haline yoldaşı tanık olur demişlerdir.

Denilmiştir ki: “Tabiat, tabiatten sahibinin haberi olmadan çalar.” Yani, bir kişi arkadaşlık ettiği kimsenin huyunu farkında olmaksızın alır, onunla huylanır. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz hazretleri buyurmuşlardır ki: “Kötü arkadaşın misali, demirci dükkânına benzer. Oraya girip oturanlar, körüklenen ocaktan ve dövülen demirlerin kıvılcımlarından yanmasalar bile, kötü kokular üzerlerine siner, toz ve kurum bulaşır. Hatta, yakması da muhtemeldir. Zira, o kötü kokular ve tozlarla kurumlar, etrafa saçılan kıvılcımlar, mutlaka bir yerine dokunur.

Mevlânâ Celâlüddin-i Rûmî, buna münasip bir beyit buyurur: “Salihlerle sohbet et ki, sâlihlerden olursun; Zalimlerle sohbet etme, zalimlerden olursun.”

Şeyh Sadi-i Şirâzi de kitabının evvelinde, buna münasip bazı beyitler söylemiştir. Kötü kişilerle düşüp kalkanlara nasihat olsun ve daima iyilerle oturup kalksınlar ve iyilerin kemallerinin yakın olanlara da sirayet ettiğini bilsinler diye, aynen sunuyoruz!

Bu beyitlerin mânası şudur:
Bir gün, hamamda bazı kimselerin bir tas içine koydukları güzel kokulu çamuru başlarına ve sakallarına sürdüklerini gördüm. O kadar nefis ve güzel kokuyordu ki, kokusu dimağıma sindi. Gönül diliyle sordum: (Ey kil, bu izzet ve şeref sana nerden hâsıl oldu? Misk misin, amber misin ki, kokundan mest oldum.) dedim. O da bana hal diliyle cevap verdi: (Ben, hakir bir toprak idim. Lâkin, bir müddet o aziz gül ile birlikte bulundum. Onun izzetinden, bana da kemal sirayet etti. Onunla kısa zaman beraber bulunup sohbet etmemin eseri ve neticesi olarak, bu azizlerin başlarında ve sakallarında yer buldum ve aziz oldum. Amma, yine hor-hakir toprağım,) dedi.

Ümmi Kemal de, Şeyh Sadi'nin bu beyitleri anlamında, Türkçe bir beyit söylemiştir:
“Değme kil hamam içinde gör ne kokar gül gibi,
Hemneşin oldu meğer kim bir nice gün var dile.”

Tövbenin ilk şartının, kötülerle sohbeti ve arkadaşlığı terk etmek olduğunu böylece anlattıktan sonra, diğer şartlarına geçebiliriz.

(devam edecek inşallah)

Pirimizden – 36
09/10/2026

Pirimizden – 36

09/10/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 606
TÖVBENİN ŞARTLARI - 4
Fakat, tövbe edenlere tövbelerinden sonra, birkaç şeyi tebdil etmeleri vaciptir. Evvelâ, sohbeti tebdil etmelidirler. Cenâb-ı risalet meab efendimiz hazretleri, bir Hadis-i şeriflerinde buyurmuşlardır ki: “Ey mü'minler! Hepiniz Allâhu teâlâya tövbe ve rücû ediniz ki, felâh bulasınız.”

Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurur: “Allahu tebareke ve teâlâ hazretleri buyurur: (Ey âdemoğlu! Tövbe edersen, kabul ederim. Cehd edersen, hidayet veririm. Dua edersen, icabet ederim. Bir şey istersen, onu veririm. Şükredersen, ziyade ederim. Tevekkül edersen, her işinde sana kifayet ederim, işlerini bana bırakırsan, seni korurum ve inayet ederim.”

Evet, bahsimize devam edelim: Sohbeti ve sohbet ettiği kişileri değiştirmelidir. Zira, değiştirmez ve yine önceki gibi muhalif kimselerle sohbete devam ederse, tövbe ettiği yolda bulunmamış olur. Zira, o muhalif arkadaşları, kendisini yine tövbe yolundan çıkarırlar. Onun için, tövbe eden kimse cahillik zamanında arkadaşlık ettiği kimselerden ayrılmalıdır, tövbekârlar ile arkadaşlık etmelidir. Ancak bu sayede SIRAT-I-MÜSTAKİM üzerinde bulunabilir. Çünkü, herkes düşüp kalktığı, görüşüp kaynaştığı kimselerin huylarını kapar ve kıyamet gününde de herkes düşüp kalktığı kimselerle haşr olur. Fesat ehline yoldaşlık edenler de onların fiillerine uymuş ve onlarla birlik olmuş sayılırlar. Halbuki, sonunda da pişman olur: “Yazık, yazık bana ki filân kişiyi ne olaydı da dost ve ahbap edinmeseydim,” derler.

(devam edecek inşallah)

Pirimizden – 35
02/10/2026

Pirimizden – 35

02/10/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 605
TÖVBENİN ŞARTLARI - 3
Hak teâlâ, Kur'an-ı aziminde buyurmuştur ki: “Allâhu teâlâ, kullarının tövbelerini kabul ve dilediğinin günahlarını affeder.” (Şûrâ sûresi: 25) Öyle ise, ne duruyorsun? Günahlarına tövbe etmek için ne bekliyorsun? Bu âyet-i kerimeyi hiç işitmedin mi? Akılları başlarında olan kimseler, her gün hatta her nefeste tövbe ederler.

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, biz âciz ve günahkâr ümmetinin, ansızın ölüm gelip çatarak tövbesiz can vermemizden kaygılanarak buyurmuşlardır ki: “Vaktini kaçırmadan önce, namazınızı kılmakta acele ediniz, ölüm gelip çatmadan önce, tevbe etmekte acele ediniz.”

Evet, ölüm gelip çatmadan önce tevbe etmekte acele etmelidir ki, sonra dil mi tutulur, insan konuşamaz mı olur, hiç bilinmez.

Azizim: Seyyid-i kâinat aleyhi efdal-üt-tahiyyât efendimiz, her gün her gece yüzlerce defa istiğfar ederdi. O sultan-ı din-i mübin, günde yüzlerce defa tövbe ve istiğfar ederse, sana ve bana binlerce kere tevbe ve istiğfar etmek düşer. Belki, bizler için bu kadarı bile azdır.

Hak teâlâ kullarına buyurur: “Ey müminler, hep birden Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur Sûresi, 3) Enes radıyallahu anh, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden rivayet ederek buyurur ki: “Hak teâlâ hazretleri katında tövbe edenlerin seslerinden sevgili ses yoktur. Tövbe eden kul, bir kere (Yâ Rab!) dese, arş üzerinden: Lebbeyk yâ kulum! Dile benden ne dilersen. Şimdi, sen benim katımda bazı meleklerim gibisin) diye nidâ gelir.” Tövbe edenler için ne büyük saadet ve ne büyük beşaret!

(devam edecek inşallah)

02/10/2026

EŞREFOĞLU ABDULLAH RUMİ HAZRETLERİ
(1377-1470)
Eşrefoğlu Rumi'nin adı Abdullah; babasının adı ise Ahmed Eşref'tir. Mısır'dan Suriye'nin Hama şehrine, oradan Anadolu'ya göç ederek önce Manisa'ya, ardından da İznik'e yerleşen, aslen Mekkeli ve Hz. Peygamber (sav) neslinden geldiği rivayet edilen bir ailenin çocuğudur. Hicri 779 yılında (Miladi 1377) İznik'te dünyaya gelen Eşrefoğlu'nun çocukluk yılları burada geçmiştir. İlköğrenimini tamamladıktan sonra zahiri ilimleri, Bursa Sultan Mehmed Medresesi'nde tahsil etmiştir. Gördüğü bir rüya üzerine, gönlünde tasavvufa karşı bir meyil olur ve bu nedenle medreseden ayrılır. Abdal Mehmed adlı bir meczuba gönlünden geçen düşünceyi anlatınca, o da kendisine Emir Sultan'a (ö. 833/1429) gitmesini tavsiye eder.

Bu tavsiye üzerine Eşrefoğlu Hz, kendisini irşat etmesi için Emir Sultan'a müracaat eder, ancak o, yaşlılığını ileri sürerek Eşrefoğlu'nu Hacı Bayram-ı Veli'ye gönderir. Eşrefoğlu Ankara'ya gider ve Hacı Bayram-ı Veli Dergahı'nda on bir yıl kadar hizmetlerde bulunur. Hacı Bayram-ı Veli, bu kabiliyetli dervişinin belli bir merhaleyi aşmış olduğuna kanaat getirdikten sonra, Eşrefoğlu'nu dergaha imam olarak görevlendirir ve kızı Hayrunnisa ile evlendirerek kendisine damat yapar. Ardından icazet verip, şeyh olduğunu sembolize eden alem ve seccade ile doğum yeri İznik'e halife olarak gönderir.

Daha sonra, Hacı Bayram-ı Veli Hz, “Hama'da şeref-mekin olan, Abdülkadir Geylani'nin neslinden Şeyh Hüseyin'den feyzin mukadderdir" diyerek kendisine Hama'ya gitmesini tavsiye eder. Hama'ya gider ve Hüseyin el-Hamevi'ye intisap ederek onun müridi olur. Hüseyin el-Hamevi, kırk günlük çilesini tamamlattıktan sonra halvetten çıkarıp Kadiriyye icazeti verir. "Bir memlekette iki padişah olmaz; git, seni vatanına halife tayin ettim!" diyerek, irşad hizmetinde bulunması için memleketine dönmesini söyler.

Eşrefoğlu Hazretleri, İznik’e döndükten sonra kurduğu dergâhında irşada başladı, tarikatı kısa zamanda yayıldı. Bu dergah, Kadiri tarikatının Osmanlı topraklarındaki ilk tekkesidir. Talebelerine ders vermeye, Kâdirî yolunu yaymaya, insanları gurur, kibir, kendini beğenme gibi kalb hastalıklarından kurtarmaya büyük gayret gösterdi. Bu şekilde gayretli çalışmaları çevreden işitilmeye başladı. Bursa’dan, İstanbul’dan ve diğer vilâyetlerden akın akın gelip talebesi olmakla şereflenmek istiyenler çoğaldı. İrşad hizmetleri vefatına kadar devam etti. H. 874 yılında (M. 1469-70) İznik’te vefat etti. Daha sonraları camiye çevrilen dergâhın haziresine defnedildi. Kabri ziyâret mahallidir. Allah şefaatine nail eylesin, amin.

“MÜZEKKİ’n-NÜFUS”
1448 yılında yazılan eser, Anadolu’da Türkçe olarak kaleme alınan dinî, tasavvufî ve ahlâkî nitelikteki eserlerin ilk örneklerindendir. Eşrefoğlu Hazretleri, Müzekki’n-nüfûs’u halkı doğru yola sevketmek amacıyla ve halk tarafından anlaşılması için bilhassa Türkçe olarak kaleme aldığını belirtir. Eseri, “Bütün hayırların başı Allah’tan korkmak ve bütün şerlerin başı korkusuz olmaktır” şeklinde özetlediği prensipten hareketle kaleme alan Eşrefoğlu Hazretleri, genel anlamda insan meselesi ve eşref-i mahlûkāt olarak yaratılan insanın eğitimi üzerinde durur. Yaratılış itibariyle her türlü kötülüğü yapmaya müsait olan insanın çalışıp çabaladığı, gayret gösterdiği takdirde nefsini kötülüklerden arındırabileceğini ve aklı sayesinde hayvanlık derekesinden insanlık derecesine yükselebileceğini söyler.

DİĞER ESERLERİ:
1 - Divan
2 – Müzekki’n Nüfûs
3 - Tarîkatnâme
4 - Fütüvvetnâme
5 - Delâil-ün Nübüvve
6 - İbretnâme
7 - Mâziretnâme
8 - Hayretnâme
9 - Elestnâme
10 - Nasîhatnâme
11 - Esrarüttâlibîn
12 - Münâcaatnâme
13 – Tâcnâme

BU TANITIM BİLGİSİ,
sayfamıza yeni katılan kardeşlerimiz için
her ay bir defa yayınlanmaktadır.
Paylaşabilirsiniz.

(Pirimizden – 34)Bismillahirrahmanirrahim. “Sen O’ndan râzı, O da senden râzı olarak Rabbine dön!” Sadekallahülaziym. (F...
25/09/2026

(Pirimizden – 34)
Bismillahirrahmanirrahim. “Sen O’ndan râzı, O da senden râzı olarak Rabbine dön!” Sadekallahülaziym. (Fecr Suresi: 89/28)
“İRCİ'IY” anlamı: "GERİ DÖN"

25/09/2026

MÜZEKK-İN NÜFUS DERSLERİ - 604
TÖVBENİN ŞARTLARI - 2
Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinden rivayet olunmuştur ki:
Beni-İsrail zamanında Kifil adında birisi vardı, türlü türlü günahlar işlerdi. Bir yıl kıtlık oldu ve hiç kimsede dirhem buğday kalmadı. Oysa, bu Kifilin çok buğdayı vardı. Bir kadın, ondan buğday almağa geldi. Kifil, o kadıncağıza:
— Gel, seninle tenha bir yere gidelim. Sen bana teslim ol, ben de sana buğday vereyim, teklifinde bulundu. Kadın, razı olmadı ve evine döndü. Kocası, buğday alıp almadığını sordu ve kadın da olup bitenleri olduğu gibi ona anlattı.
Bu defa kocası:
— Biliyorsun, çocuklarımız aç, pazarda ise dirhem buğday yok, git Kifile: (Ferman senindir!) de, dedi. Kadın, tekrar Kifilin yanma gelerek kocasının sözlerini nakletti. Kifil, onu alıp tenha bir yere götürdü ve kadına el atınca, onun şiddetle titrediğini gördü ve sordu:
— Niye böyle titriyorsun?
Kadın cevap verdi:
— Ey Kifil! Allâhu Teâlâ’nın azabı çok şiddetlidir. Ben, Allah'tan korkuyorum.
— Öyle ise neden geldin?
— Ne yapayım? Yavrularım açlıktan bunaldılar, onun için geldim.
Kifil, bu sözleri duyunca ürperdi ve:
— Sen, kadınlığınla Allahu Teâlâ’dan korkarsın da ben erkekliğimle korkmaz mıyım? dedi ve derhal kadından elini çekerek, işlediği kötülüğe nâdim oldu ve tövbe etti. Kadına, altmış altınlık buğday verdi:
—Allah rızası için bunları kabul et, diye de yalvardı.
Kadıncağız buğdayı aldı ve Kifile çok dualar etti ve:
— Sen, beni azad ettin, Allah teâlâ da seni azad eylesin, dedi.
Kifil o gece öldü. Kapısının üzerinde:
“Zinayı terk ettiği için, Kifili bağışladık.” yazılmış olduğunu gördüler.

(devam edecek inşallah)

Pirimizden – 33
18/09/2026

Pirimizden – 33

Address

Iznik
16860

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Eşrefoğlu Abdullah Rumi Hazretleri:

Shortcuts

Share