Çocuklarım İçin Adalet İstiyorum

Çocuklarım İçin Adalet İstiyorum Çocuklarım için adalet arıyorum. Sesimi duyurmak adaleti bulmak ve benzer ailelere umut olmak için buradayım

26/10/2025
11/10/2025

2022 yılında diplomalarım için denklik işlemlerini tamamlayarak yurt dışında çalışma hayatıma başladım.
Yaklaşık 1,5 yıl süren yurt dışı sürecimin ardından, gerekli tüm resmi evrakları tamamlayarak hem ailemi ve çocuklarımı yanıma almak hem de ziyaret amacıyla
İki hafta izin alarak , Türkiye’ye gelmek için
uçak biletimi aldım.

Ancak, Türkiye’ye gelişime yaklaşık 15 gün kala, gece saat 04:00 sularında eşimden ,
WhatsApp üzerinden “Biz evden gidiyoruz” şeklinde bir mesaj aldım.
Tekrar geri aramak istediğimde bir daha asla kendisine ulaşamadım. Büyük ihtimalle ,
O an kullandığı telefon hattı kırılıp atılmıştı.

Kısa bir süre sonra, eşimin avukatı
tarafından aranarak tarafıma
“ anlaşmalı boşanma “ talebi iletildi.
Ancak olayın içeriğini ve süreci tam olarak anlayamadığım için bu teklifi kabul etmedim.

Bu red sonrası, “hakkımda son derece ağır ve gerçek dışı ithamlarla “ boşanma davası açıldı. Bu süreçte “çocuklarıma yönelik iletişim kanallarım tamamen kesildi. “

Türkiye’ye geldiğimde ise, üç çocuğumla birlikte eşimin evi terk ettiğini ve evin boşaltıldığını fiilen görmüş oldum.

Buna rağmen, kısa bir süreliğine farklı bir telefon aracılığıyla çocuklarımla temas kurabildim. Ancak nerede olduklarına dair bilgi paylaşmadılar.

İlerleyen günlerde, çevremdeki bazı tanıdıklar yaşananlarla ilgili bazı bilgileri benimle paylaşmaya başladı.

Edindiğim bilgilere göre, “yurt dışında bulunduğum yaklaşık 1,5 yıllık süre zarfında, eşimin aile konutumuzda bir erkek şahısla birlikte yaşadığı” çevre sakinleri tarafından gözlemlenmiş ve bu şahsı çevresine “kuzen” olarak tanıttığı belirtilmiştir.

Yaptığım araştırmalar sonucunda, eşimin birlikte yaşamaya başladığı kişinin, geçmişte iki evlilik yaptığı, ÇEŞİTLİ SABIKALARININ bulunduğu ve hakkında ciddi iddiaların yer aldığı yönünde bilgiler edindim.
Bu iddialardan biri de kamuoyunda son derece hassasiyetle karşılanan bir suçla ilgiliydi.
“ ÇOCUK CİNSEL İSTİSMARI “ ndan kaydı bulunduğu yönünde bilgilerdi.
Bu bilgiler, çevreden ve çeşitli kaynaklardan tarafıma iletilmiş, ancak hukuki kesinliği henüz tarafımdan doğrulanmamıştır.

Yaşanan gelişmeler üzerine ,
“ SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ
VE ZİNA GEREKÇESİYLE “ Karşı Dava Açtım.

Öte yandan, tarafıma açılan boşanma davasında “ çocuklarımla ilgili son derece
ağır ve temelsiz iddialarda bulunuldu. “
Bu iddialar, baba olarak şahsiyetimi derinden zedeleyen, son derece hassas ve ciddi ithamlardı.

Bu süreçte, çocuklarımla ilk zamanlar , sınırlı görüşme imkanım olduğundan, kendilerine yöneltilen bu iddiaların gerçek olup olmadığını sorduğumda, büyük kızım, bu yöndeki ifadelerin ilk görüşen uzmanın “ pedagog “ ‘un olayları farklı şekilde algılandığını ve böyle bir durumun yaşamadığını ifade ederek.

Yıllar önce küçükken oğluma
“ yerim senin pipişini “ demişim...
Çocuğun psikolojisi bozulmuş , pedagog tamamen yanlış anladı dedi ve ilk ifadeyi olan pedagogu suçladı.

Ancak ;
SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ VE ZİNA DAVASI Açmamım ardından , karşı taraftan yeni iddialar ileri sürüldüğü ve bu kez aynı çocuğumun “ Büyük Kızımın da “
da bu iddiaları desteklediği
yönünde bilgiler tarafıma iletildi.

Bu çelişkili beyanlar karşısında, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini düşünerek,
bu süreci “ basın ve kamuoyu önünde şeffaf biçimde aktarma “ niyetimi karşı tarafın avukatına ilettim.

Ancak bu talebim üzerine, karşı tarafın avukatından böyle bir paylaşımın
yapılmaması yönünde talepler geldi.

Fakat ben , Müge Anlı ve Esra Erol programlarına da , başvurarak, yaşanan sürecin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması adına ön görüşmeler gerçekleştirdim.
Madem ben böyle bir babayım bunu tüm ülke ve yargı makamları bilmeli diye düşündüm.

TELEVİZYON PROGRAMLARINA
Gerçeklerin ortaya çıkması amacıyla
başvuruda bulundum

Bu süreçte, sosyal medya hesabımda yaptığım bir paylaşımda, televizyon programlarına çıkmak için başvuruda bulunduğumu ve bu yolla gerçeklerin kamuoyu önünde daha iyi açığa çıkacağını belirttim.
Hatta ATV Show TV gibi ana haber kanallarına da bizzat gidip başvuracağımı belirttim.

Ben de bu kadar ağır ithamların altında kalmak istemiyorum.
Madem öyle 85 milyonun önüne çıkmak istiyorum dedim.
“ Çok yakında televizyon programlarında inşallah tüm gerçekler açığa çıkacak “
diye kendi sosyal medyam üzerinden bir paylaşım yaptım.

Ancak bunun üzerine karşı tarafın avukatı, savcılığa başvurarak, söz konusu paylaşımı “tehdit” olarak nitelendirmiş ve dosyada gizlilik kararı olduğunu iddia etmiştir.

Yalan ve manipülasyonlarla savcılığa şikayet edilme ve aslında tehdit edilme boyutuna ulaşmıştır.
Televizyonlara çıkmam engellenmeye çalışılmaktadır.

Buna karşılık verdiğim ifadede, dosyada yalnızca kimlik bilgilerinin gizlendiğini, genel anlamda bir gizlilik kararı bulunmadığını, dolayısıyla anayasal bir hakkım olarak, kamuoyunu bilgilendirmek ve gerçekleri açıklamak amacıyla televizyon programlarına katılmamın hukuken sakıncalı olmadığını ifade ettim.

Bu arada , Tv programlarına , tekrar tekrar
e-mail ler ve telefonlarla ulaşmaya çalıştım.
Bana dönüş yaptılar.
Hatta ön röportaj çalışmaları bile yapıldı.
Fakat yoğun olduklarını ve sıra beklememi söylediler.

Benim alnım açık olup, gizleyeceğim
hiçbir husus yoktur.
İddialarda bulunan taraflar da kendilerine güveniyorlarsa, kamuoyuna açıklama yapmak üzere televizyon programlarına çıkmak için aynı gayreti göstermelidirler.

Daha önce CİMER’e konuyla ilgili başvuruda bulundum. Bu başvuru, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na iletilmiştir.

Eğer ben bu iddialar da ki gibi biriysem ,
devletin konuya ilişkin uzman savcıları ve polisleri tarafından özel olarak sorgulanmak istediğimi beyan ettim.

Bu arada , Adliye sürecinde, Adli Görüşme Odası (AGO) kapsamında pedagog, psikolog ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı temsilcisinden oluşan üç kişilik uzman bir heyet ile görüşmeler gerçekleştirildi.

Daha sonra bu heyetin hazırladığı rapor
kamu dosyasına yansıdıktan sonra ,
karşı tarafın bu üçlü heyeti hedef alan açıklamalar yaptığını ve raporu itibarsızlaştırmaya çalıştığını mahkemeye yazdıkları dilekçeden öğrendim.

Üçlü pedagog görüşmeleri sonucunda düzenlenen raporların dahi taraflarca çarpıtılmaya çalışılmasıyla net biçimde
ortaya konmuştur.
Hatta ilgili uzmanların görevden alınmaları
ve haklarında idari işlem yapılması yönünde taleplerin ilettikleri dilekçe bilgisi yer almaktadır.

Birkaç ay sonra, çocuklarımla olan ilişkimi belgeleyen ; kitap okuma, oyun oynama ve tiyatro faaliyetlerini içeren neşeli zamanlar geçirmemiz ile ilgili ,video ve fotoğraflardan oluşan bir USB belleği mahkemeye sundum.

Söz konusu materyaller, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından incelenmiş
ve rapor düzenlenmiştir.
Ancak, bu rapora yönelik de , itirazda bulunulması, sürecin tüm yetkili kurumlarına karşı yalan, manipülasyon ve iftira içerikli itirazların devam ettiğini göstermektedir.

Her rapora karşı farklı manipülasyon girişimlerinde bulunulduğu gözlemlenmiş olup, bu tutumun mahkemeye sunulan beyanlara da doğrudan yansıdığı anlaşılmaktadır.

Mevcut eğilim göz önüne alındığında, bundan sonraki süreçte mahkeme ve yargı makamlarını da benzer şekilde manipülasyonla suçlamaya yönelecekleri ihtimali kuvvetle muhtemeldir.

KARŞI TARAFIN AMACI , UYGUNSUZ VE AİLE SADAKATİNE AYKIRI DAVRANIŞLARINI GİZLEMEK VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEN SÜRECİ LEHİNE MANİPÜLE ETMEKTİR.

Tüm bu hususlar, karşı tarafın yalnızca hukuki süreci değil, çocukların psikolojik bütünlüğünü de göz ardı ederek hareket ettiğini ve davaya
art niyetli yaklaştığını açıkça göstermektedir.

Bunun yanı sıra,
“ ESKİ “ eşimin avukatının WhatsApp üzerinden, tarafıma tehdit olarak düşündüğüm benim tanıdığım birçok polis, savcı ve hâkim arkadaşım var” şeklindeki beyanı, tarafıma gönderilen WhatsApp mesajında açıkça yer almakta olup, bu mesaj halen kayıt altındadır ve gerektiğinde delil olarak sunulabilecektir.

Ben yurtdışında ikamet etmeme rağmen, mahkeme tarafından uzaklaştırma kararı ve adres gizliliği gibi tedbirler uygulanmıştır.
Araştırma sonucu , bu kararların kadının beyanı esastır maddesine dayandırılarak verilmiş olduğu söylenmiştir.
Yurtdışında bulunduğum resmi kayıtlarda ve emniyet birimlerinde açıkça bilinmesine rağmen , nerede olduğunuzu bilmiyorduk denilmiştir.

Uzaklaştırma kararı kaldırılmış olsa da,
Adres gizliliği tedbiri devam etmektedir.

Yurt dışında her yıl yenilenen ve gerekli resmi makamlara çocuklarla ilgili
“ okul , doğum , ölüm “ üzerine çocuklarım ile ilgili bilgi vermem gerektiği için , ilgili resmi işlemleri olumsuz etkileyerek sorun yaratmaktadır.
Hatta bununla ilgili Alman resmi makamlarının adresime defalarca gönderdiği çocuklarınla ilgili bilgi istedikleri RESMİ MEKTUPLAR da mahkemeye delil olarak sunulacaktır.

ESKİ eşimin, babası tarafından mahkemede utanmadan gerçek dışı beyanda bulunarak
iftira niteliğinde açıklamalarda bulunduğu ve çocukları bilerek kendi isteğiyle göstermediği
yönündeki söylemlerini , keyfi şekilde mahkeme huzurunda dile getirdiği görülmektedir.

Yasal olarak çocuklarımla iletişim kurmamda herhangi bir engel bulunmamasına rağmen, çocuklarım keyfi uygulamalarla, kendilerini hakim ve savcı yerine koyan aile üyeleri tarafından benden uzaklaştırılmakta
ve nerede oldukları tarafıma
bildirilmemektedir.

Söz konusu taraflar, manipülasyon ve yalanlarla, çocukların babalarıyla görüşmek istemediği yönünde asılsız savunmalar yapmaktadırlar.

Bu süreçte asıl amaç, beni cezalandırmak için çocukları benden uzaklaştırmak, baba-çocuk bağını koparmak ve çocuklar üzerinden maddi talepte bulunmaktır.

Haysiyetsiz bir yaşam sürdüğünü düşündüğüm Bahsi geçen kişinin ve bir çok sabıka kaydının bulunduğu birlikte olduğu kişinin yanında
“ ÖZELLİKLE ÇOCUK CİNSEL SUÇ SABIKA KAYDI “ Olduğu söylenen kişi ile birlikte kaçak yaşadıkları düşünülürse.
Çocuklarımın sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşayacağına dair en ufak bir kanaatim bulunmamaktadır.

Özellikle küçük yaştaki iki çocuğumun, belirsiz koşullarda bulunan eski eşimin yanında kalmasının, çocukların güvenliği ve esenliği açısından ciddi riskler taşıdığı kanaatindeyim.

Ben yurtdışında iken, küçük çocuklar annesi tarafından okula bırakıldıktan sonra ,
annenin saatlerce bahsi geçen kişiyle evde zaman geçirdiği bilinmektedir.

Ne yazık ki gelinen noktada,
Büyük kızımın da çeşitli psikolojik yönlendirme
ve manipülasyonlara maruz bırakıldığı ,
Zihinsel olarak etkilendiği, masumiyetinin hiçe sayıldığı ve iradesi dışında taraflar arasında yapılan farklı bir anlaşmaya dâhil edildiği izlenimi oluşmuştur.
Bu şekilde, annesi ve anne tarafından üretilen yalanlarla kendi saflarına çekilmiştir.

Fakat ;
Her ne yaşanmış olursa olsun.
Çocuklarım , annelerinin yalanları iftiraları
Ve manipülasyonlarından etkilenerek.
Babalarına karşı bir tavır almış olsalar bile ,

Onlar benim evlatlarım.

Her ne olursa olsun.

Bir gün, mutlaka...

Önce büyük kızım,
Ardından diğer çocuklarım da ,
anneleri tarafından söylenen yalanları,
İftiraları , ve bilinçli manipülasyonları
fark edecek.

Babalarından nasıl koparıldıklarını
anlayacaklar.

O gün gelecek…
Ve onlar gerçeklerle yüzleşecekler.

Çocuklarım için adalet talep ediyorum.

Erdem Er

27/08/2025

📌✅ KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR

Yurt dışında bulunduğum dönemde, eşim hakkında , Sadakat yükümlülüğünün ihlali ve
Zina , gerekçesiyle açtığım dava süreci devam ederken, çocuklarımın, çeşitli iddia ve manipülasyonlarla benden uzaklaştırıldığını ve tüm iletişim kanallarının kesildiğini üzülerek öğrenmiş bulunmaktayım.
Bu süreçte, çocuklarımın bulunduğu yer ve duruma ilişkin tarafıma herhangi bir bilgi verilmemiş, resmi makamlar yanıltılarak çocukların tarafıma erişimi engellenmiştir.

Söz konusu kişilerin, kendi kusurlu davranışlarını ve hukuka aykırı eylemlerini örtbas etmek amacıyla, şahsıma yönelik asılsız itham ve iftiralarla hareket ettiği, tarafıma “çocuklarına tacizde bulunduğu” yönünde ağır suçlamalarda bulunarak kamuoyunu ve adli makamları yanıltmaya çalıştıkları tarafımca tespit edilmiştir.

Devletin görevlendirdiği pedagog, psikolog ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanlarının hem tarafımla hem de karşı tarafla gerçekleştirdiği görüşmeler sonucunda düzenlenen raporlar mahkemeye sunulmuştur. Ancak karşı taraf, bu resmi raporları da kendi lehine çevirmeye çalışmış, görevli heyetin taraflı davrandığını iddia ederek görevden alınmalarını talep etmiştir.
Hatta çocuklarımla olan onlarla nasıl eğlenceli iletişimler kurduğum içeriklere sahip onlarca video fotoğrafımı bile USB bellekte mahkemeye sundum bilirkişi inceledi. Bilirkişi raporuna bile itiraz etmişlerdir.
Sanırım bundan sonraki süreçte yargı makamına da aynı sebeplerle manipülasyon yaparak itiraz edecekleri ortadadır. Gerçeklerin ortaya çıkması için devletin gönderdiği ve yönlendirdiği her kurum ve görevlileri de manipüle etmekten çekinmemektedirler.

Bu süreçte, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve yaşanan haksızlıkların ortaya çıkması amacıyla Müge Anlı ve Esra Erol programlarına başvuru yaptım. Her iki program ile de ön görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ancak daha sonra, karşı tarafın avukatı tarafından bu girişimim “tehdit” olarak değerlendirilmiş ve savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.

Buradan açıkça ifade etmek isterim ki; gerçeklerin kamuoyuna yansımasından rahatsız olanların bu tutumu, yürüttüğüm adalet mücadelesinin doğruluğunu göstermektedir. Benim tek amacım, çocuklarıma kavuşmak ve adil bir kararın sağlanmasını temin etmektir.

Karşı tarafın da aynı şekilde kamuoyuna açıklıkla başvuruda bulunmasını ve şayet kendilerine güveniyorlarsa gerçekleri kamuoyu önünde ifade etmelerini temenni ederim.

Çocuklarım için adalet istiyorum.
Çocuklarım için adalet istiyorum.
Çocuklarım için adalet istiyorum.

Erdem Er

Address

İzmir
Izmir
35535

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Çocuklarım İçin Adalet İstiyorum posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share