Izmir Müzisyenler Derneği ( İ.M.D.)

Izmir Müzisyenler Derneği  ( İ.M.D.) SADECE ELEŞTİRMEK İÇİN DEĞİL DEĞİŞTİRMEK İÇİN VARIZ!!!
(610)

İzmir Müzisyenler Derneği olarak bileşeni olduğumuz İzmir Kültür Sanat Konseyi'nin  15 NİSAN DÜNYA SANAT GÜNÜ kapsamında...
11/04/2026

İzmir Müzisyenler Derneği olarak bileşeni olduğumuz İzmir Kültür Sanat Konseyi'nin 15 NİSAN DÜNYA SANAT GÜNÜ kapsamında düzenleyeceği etkinliklere tüm halkımız davetlidir.
Etkinliklerimiz ücretsizdir.

Adres:
Arya Kamalı Uluslararası Kültür Sanat Merkezi

15 NİSAN 2026 Çarşamba 15.00
Konak,Kemeraltı, İkinci Beyler, 848 sokak

Ulusal Eğitim Derneği
Türkiye Kuvayi Milliye Mücahitleri Derneği
Kültür Sanat Sendikası
Tiyatro Ege
İzmir Müzisyenler Derneği
Arya Kamalı Uluslararası Kültür Sanat Merkezi

 Bugün Türkiye'de, Dr. Larin Kayataş'ın (Türkiye'nin ilk açık kimlikli trans kadın doktoru) şahsi yaşamı, kimliği ve sos...
26/03/2026



Bugün Türkiye'de, Dr. Larin Kayataş'ın (Türkiye'nin ilk açık kimlikli trans kadın doktoru) şahsi yaşamı, kimliği ve sosyal medya paylaşımları üzerinden yürütülen "meslek etiği" ve "kamu vakarı" tartışması, adalet sistemindeki asıl önceliklerin ne olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Sağlık Bakanlığı, daha önce mahkeme kararıyla göreve iade edilen Dr. Kayataş'ı ikinci kez memuriyetten men etti ve hakkında hapis istemiyle ceza davası açtı. Bu karar, bireyin özel hayatını ve varoluşunu cezalandırırken, toplumun gerçek güvenlik ve adalet sorunlarına karşı derin bir sessizlik yaratıyor.

Soruyoruz: Takipçileri dışında kimsenin görmediği sosyal medya paylaşımları nedeniyle bir doktoru mesleğinden ihraç eden anlayış, aşağıdaki adaletsizliklere neden sessiz kalıyor?

Kadın cinayetleri ve iyi hal indirimleri: Türkiye'de her yıl yüzlerce kadın, erkekler tarafından katlediliyor. Sokak ortasında veya evlerinde öldürülen kadınların failleri, mahkemede kravat takıp "pişmanlık" veya "iyi hal" göstererek indirim alıyor; koruma kararları kağıt üzerinde kalıyor ve katiller aramızda dolaşmaya devam ediyor. Bir hekimin varoluşu ve kimliği üzerinden disiplin cezası verilirken, kadınların yaşam hakkını hiçe sayan bu cezasızlık kültürü hangi vicdana sığar?

Çocuk istismarı ve cezasızlık: Çocukların cinsel istismarı, Türk Ceza Kanunu'nda ağır cezalarla düzenlense de pratikte dosyalar yıllarca raflarda bekletiliyor; "rıza" veya "somut delil yetersizliği" gibi gerekçelerle failler serbest kalabiliyor. Ensest vakaları, kurumsal örtbaslar ve mağdur odaklı olmayan yargı süreçleri, çocukların çocukluğunu çalıyor. Bir doktorun yaşam tarzı mı, yoksa bu istismarcılar mı toplumun en büyük tehdidi?

Uyuşturucu baronları, çeteler ve organize suçlar: Şehirlerimizi zehirleyen uyuşturucu baronları ve çete liderleri, adli kontrolle serbest kalıp lüks hayatlarına devam ederken, sokaklarımız güvensiz hale geliyor. Gerçek kamu güvenliğini tehdit eden bu yapılar karşısında "kamu vakarı" nerede? Buna karşılık, bir kamu görevlisini (doktoru) sadece kimliği nedeniyle "sivil ölüme" mahkum etmek, adalet değil, açık bir ayrımcılıktır.

İzmir Müzisyenler Derneği'nde Ritim ve Perküsyon Atölyesi çalışmalarına yeniden başladı. Hayatın Ritmini Birlikte Yakala...
14/03/2026

İzmir Müzisyenler Derneği'nde Ritim ve Perküsyon Atölyesi çalışmalarına yeniden başladı.

Hayatın Ritmini Birlikte Yakala! 🥁

"Ritim sadece bir müzik terimi değil; kalbimizin atışı, nefesimizin düzeni ve doğanın asıl dilidir. Hayat bazen çok hızlı akar, bazen de durağanlaşır; asıl mesele o akışın içindeki kendi öz ritmini bulabilmektir.

İzmir Müzisyenler Derneği'nde ellerimiz darbukalara, bendirlere ve kongalara vururken sadece müzik yapmıyoruz; zihnimizi özgürleştiriyor, haftanın yorgunluğunu kolektif bir enerjinin parçası olarak atıyoruz.

Müziğin şifalı ve birleştirici gücüyle yenilenmek, stresin gürültüsünü susturup iç dengeni keşfetmek için bagetleri ve ellerimizi birleştiriyoruz.

Hiçbir tecrübe gerekmiyor; müziğin iyileştirici gücüne inanmanız ve sadece enerjinizi getirmeniz yeterli! Kendi ritmini keşfetmek ve hayatına yeni bir soluk katmak isteyen tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Ritimle Özgürleşip, Kendimizle bütünleşmek için....

Her cuma 18.30
İzmir Müzisyenler Derneği binası.




8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu olsun.
08/03/2026

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu olsun.

Ne Kukla Şah, Ne Dinci İstibdat: Halkların Üçüncü YoluTarih tekerrürden ibaret değil, bir kısırdöngüye dönüştürülmek ist...
28/02/2026

Ne Kukla Şah, Ne Dinci İstibdat:

Halkların Üçüncü Yolu
Tarih tekerrürden ibaret değil, bir kısırdöngüye dönüştürülmek isteniyor.

Bir katil giderken yerine yenisinin hazırlanması, halkların kaderinin emperyalist projelerin insafına terk edilmesidir. Bugün "kurtarıcı" gibi sunulan şah torunlarının vaatleri ile mevcut rejimin baskısı arasında sıkışan İran halkı, aslında iki ucu keskin bir kılıcın üzerinde yürümeye zorlanıyor.

Sermayenin Kanlı Satranç Tahtası
Dünyayı yöneten finans-kapital odağı, çıkarları neyi gerektiriyorsa o maskeyi takar. Dün siyasal İslam’ı yeşil kuşak projeleriyle besleyenler, bugün işi biten "eskimiş diktatörleri" yine kendi elleriyle büyüttükleri "modern görünümlü kuklalarla" değiştirmek istiyor. Bu bir özgürleşme hamlesi değil; coğrafyanın yeniden dizayn edilmesidir.

Zulmün Rengi Değişse de Acısı Aynıdır.

Şah rejimi; halkın kanı üzerine inşa edilmiş, Batı’nın jandarmalığını yapan, işkenceci ve elitist bir baskı aygıtıydı.
İslam Cumhuriyeti; inanç sömürüsü üzerinden halkın nefesini kesen, katliamcı ve yasakçı bir despotizmdir.

Her iki yapı da özünde halk düşmanıdır. Biri halkı modernite maskesiyle, diğeri ise din maskesiyle ezmiştir.

Savaşın ve İşgalin Kazananı Olmaz.

Dış müdahaleler, "demokrasi getirme" yalanıyla pazarlanan işgaller ve emperyalist savaşlar, sadece yıkım getirir. Bombalar düştüğünde diktatörler sığınaklara kaçar, bedeli ise her zaman yoksul halklar öder. Bizim safımız bellidir:

Ne emperyalizmin kuklalığına soyunan Şah kalıntılarına, ne de halkını esir alan mevcut rejime teslim olacağız.

Savaşa, işgale ve halkların iradesini gasp eden her türlü vesayete karşı; yaşasın halkların kendi kaderini tayin etme hakkı!

28/02/2026

Ne Kukla Şah, Ne Dinci İstibdat:

Halkların Üçüncü Yolu
Tarih tekerrürden ibaret değil, bir kısırdöngüye dönüştürülmek isteniyor.

Bir katil giderken yerine yenisinin hazırlanması, halkların kaderinin emperyalist projelerin insafına terk edilmesidir. Bugün "kurtarıcı" gibi sunulan şah torunlarının vaatleri ile mevcut rejimin baskısı arasında sıkışan İran halkı, aslında iki ucu keskin bir kılıcın üzerinde yürümeye zorlanıyor.

Sermayenin Kanlı Satranç Tahtası
Dünyayı yöneten finans-kapital odağı, çıkarları neyi gerektiriyorsa o maskeyi takar. Dün siyasal İslam’ı yeşil kuşak projeleriyle besleyenler, bugün işi biten "eskimiş diktatörleri" yine kendi elleriyle büyüttükleri "modern görünümlü kuklalarla" değiştirmek istiyor. Bu bir özgürleşme hamlesi değil; coğrafyanın yeniden dizayn edilmesidir.

Zulmün Rengi Değişse de Acısı Aynıdır.

Şah rejimi; halkın kanı üzerine inşa edilmiş, Batı’nın jandarmalığını yapan, işkenceci ve elitist bir baskı aygıtıydı.
İslam Cumhuriyeti; inanç sömürüsü üzerinden halkın nefesini kesen, katliamcı ve yasakçı bir despotizmdir.

Her iki yapı da özünde halk düşmanıdır. Biri halkı modernite maskesiyle, diğeri ise din maskesiyle ezmiştir.

Savaşın ve İşgalin Kazananı Olmaz.

Dış müdahaleler, "demokrasi getirme" yalanıyla pazarlanan işgaller ve emperyalist savaşlar, sadece yıkım getirir. Bombalar düştüğünde diktatörler sığınaklara kaçar, bedeli ise her zaman yoksul halklar öder. Bizim safımız bellidir:

Ne emperyalizmin kuklalığına soyunan Şah kalıntılarına, ne de halkını esir alan mevcut rejime teslim olacağız.

Savaşa, işgale ve halkların iradesini gasp eden her türlü vesayete karşı; yaşasın halkların kendi kaderini tayin etme hakkı!

Omuz Omuza, Dayanışmayla: Yükü Birlikte Hafifletelim!Dostlar, yol arkadaşlarımız;Bizler paylaşmanın bir lütuf değil, bu ...
17/02/2026

Omuz Omuza, Dayanışmayla: Yükü Birlikte Hafifletelim!

Dostlar, yol arkadaşlarımız;

Bizler paylaşmanın bir lütuf değil, bu adaletsiz düzende birbirimize karşı sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.

Bildiğiniz gibi bu inançla, her zaman, aktif olarak, ördüğümüz bir dayanışma ağımız var.

Yılbaşından bu yana yaptıklarımızı özetlemek gerekirse;

Kurs ücretlerimizden,
katıldığımız etkinliklerden, yönetim kurulumuzun ve yol arkadaşlarımızın katkılarından yarattığımız bütçelerle;

*50’ye yakın fatura ödedik,
10 çocuğumuzun eğitimine omuz verdik,

*Barınma, kira, ev eşyası, yakacak (odun-kömür-soba) gibi temel yaşam ihtiyaçlarını karşıladık,

*İlaç, muayene ve medikal malzeme gibi sağlık harcamalarına gücümüz yettiğince el uzattık.

Şimdi bu dayanışmayı, yine yoksulluğun ve sömürünün en ağır yükünü sırtlanan ailelerle büyütmek istiyoruz.

Ramazan ayında odağımıza; eşi olmayan, çocuklarına tek başına bakan, hasta, engelli veya yaşlı bakımını üstlendiği için çalışma imkanı bulamayan yoksul kadınları alıyoruz.

Hedefimiz, bu zorlu yaşam mücadelesini veren kadınlara 1.500 TL değerinde alışveriş kartı veya tam donanımlı erzak paketi ulaştırmak.

Biliyoruz ki, tek başımıza yapabileceklerimiz sınırlı ama bir araya geldiğimizde tüm bu zorlukları birlikte aşabiliriz.

Küçük ya da büyük demeden, bu bütçeye katacağınız her destek bir evin ısınmasına, bir sofranın kurulmasına, bir çocuğun gülümsemesine vesile olacak.

Gelin, ekmeğimizi ve umudumuzu paylaşalım.

Mabel Matiz Yalnız Değildir!​Müzisyen dostumuz Mabel Matiz’in sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında hayata geçirdiği eserl...
12/01/2026

Mabel Matiz Yalnız Değildir!

​Müzisyen dostumuz Mabel Matiz’in sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında hayata geçirdiği eserleri ve duruşu nedeniyle hedef gösterilmesini, ardından başlatılan hukuki süreçleri endişeyle takip ediyoruz.

​Özellikle son dönemde sanatçıların şahsında LGBTİQ+ bireylerin nefret nesnesi haline getirilmesini, şeytanlaştırılmasını; homofobik ve transfobik baskılarla yürütülen linç kampanyalarını kabul etmiyoruz.

Kimliklerin ve yönelimlerin bir suç unsuru gibi gösterilmesi, toplumsal barışa ve bir arada yaşama kültürüne vurulmuş bir darbedir.

​Sanat, doğası gereği özgürdür ve baskıyla, sansürle ya da davalarla terbiye edilemez. Mabel Matiz’in müziğiyle kurduğu bu çok renkli dünya, bu toprakların kültürel zenginliğinin bir parçasıdır.

​İzmir Müzisyenler Derneği olarak;

​Sanatın evrensel değerlerini savunmaya devam edeceğimizi,
​Müzisyenlerin kimlikleri ve eserleri nedeniyle ötekileştirilmesine karşı duracağımızı,
​Nefrete karşı sevginin, baskıya karşı özgürlüğün sesi olacağımızı ve Mabel Matiz’in yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

​Müzik susmayacak, renkler solmayacak!


̇natyaşasınhayat

Savaşın Değil, Eşit Haklarla Birlikte Yaşamın, Kardeşliğin ve Onurlu bir Barışın Yanındayız!İzmir Müzisyenler Derneği ol...
10/01/2026

Savaşın Değil, Eşit Haklarla Birlikte Yaşamın, Kardeşliğin ve Onurlu bir Barışın Yanındayız!

İzmir Müzisyenler Derneği olarak, 12 yıldır mülteci topluluklarla omuz omuza çalışan, savaşın yıkımına ve göçün acılarına yakından tanıklık eden bir sivil toplum kuruluşuyuz.

Bugün Suriye’de, özellikle Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yoğunlaşan askeri hareketliliği ve tırmanan gerilimi derin bir endişeyle takip ediyoruz.

Müziğin birleştirici gücüne inanan ve evrensel insan haklarını savunan bizler, bölgedeki kritik duruma dair görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz:

1. Güven ve Adalet İhtiyacı Ertelenemez

Sahil bölgelerinde yaşanan Alevi katliamlarından, Süveyda’ya Dürzilere yönelik katliamlara kadar uzanan süreçte yaşanan hak ihlalleri ve sivil halka yönelik yakın zamandaki tutumlar, toplumda derin bir güvensizlik yaratmıştır.

Suriye’de iç barışın tesisi; mezhepçilik temelli intikam cinayetlerinin ve yeni hak ihlallerinin önüne geçecek, somut ve şeffaf bir iradenin ortaya konmasıyla mümkündür.

2. Kaosun Önlenmesi İçin Meşru Kaygılar Gözetilmelidir

İç savaş boyunca kendi bölgelerini savunan ve IŞİD gibi karanlık yapılarla mücadele ederek binlerce esiri kontrol altında tutan yapıların; can güvenliği ve siyasi statü garantisi verilmeden devre dışı bırakılması, bölgeyi telafisi güç bir kaosa sürükleme riski taşımaktadır. Güvenlik, ancak tüm tarafların dahil edildiği adil bir zeminle sağlanabilir.

3. Türkiye’nin Rolü: Çatışma Değil, Uzlaşı

Türkiye’nin bu hassas süreçte kutuplaşmayı derinleştiren bir aktör değil; halklar arasında köprü kuran bir "uzlaştırıcı" rol üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kürtlerle karşı karşıya gelmek yerine, diyalog zeminini güçlendiren bir dış politika; hem bölgemiz hem de ülkemiz için hayati önemdedir.

Devamı yorumda...

Savaşın Değil, Eşit Haklarla Birlikte Yaşamın, Kardeşliğin ve Onurlu bir Barışın Yanındayız!İzmir Müzisyenler Derneği ol...
10/01/2026

Savaşın Değil, Eşit Haklarla Birlikte Yaşamın, Kardeşliğin ve Onurlu bir Barışın Yanındayız!

İzmir Müzisyenler Derneği olarak, 12 yıldır mülteci topluluklarla omuz omuza çalışan, savaşın yıkımına ve göçün acılarına yakından tanıklık eden bir sivil toplum kuruluşuyuz.

Bugün Suriye’de, özellikle Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yoğunlaşan askeri hareketliliği ve tırmanan gerilimi derin bir endişeyle takip ediyoruz.

Müziğin birleştirici gücüne inanan ve evrensel insan haklarını savunan bizler, bölgedeki kritik duruma dair görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz:

1. Güven ve Adalet İhtiyacı Ertelenemez

Sahil bölgelerinde yaşanan Alevi katliamlarından, Süveyda’ya Dürzilere yönelik katliamlara kadar uzanan süreçte yaşanan hak ihlalleri ve sivil halka yönelik yakın zamandaki tutumlar, toplumda derin bir güvensizlik yaratmıştır.

Suriye’de iç barışın tesisi; mezhepçilik temelli intikam cinayetlerinin ve yeni hak ihlallerinin önüne geçecek, somut ve şeffaf bir iradenin ortaya konmasıyla mümkündür.

2. Kaosun Önlenmesi İçin Meşru Kaygılar Gözetilmelidir

İç savaş boyunca kendi bölgelerini savunan ve IŞİD gibi karanlık yapılarla mücadele ederek binlerce esiri kontrol altında tutan yapıların; can güvenliği ve siyasi statü garantisi verilmeden devre dışı bırakılması, bölgeyi telafisi güç bir kaosa sürükleme riski taşımaktadır. Güvenlik, ancak tüm tarafların dahil edildiği adil bir zeminle sağlanabilir.

3. Türkiye’nin Rolü: Çatışma Değil, Uzlaşı

Türkiye’nin bu hassas süreçte kutuplaşmayı derinleştiren bir aktör değil; halklar arasında köprü kuran bir "uzlaştırıcı" rol üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kürtlerle karşı karşıya gelmek yerine, diyalog zeminini güçlendiren bir dış politika; hem bölgemiz hem de ülkemiz için hayati önemdedir.

Sonuç Olarak:
Savaşın tek mağdurunun halklar, en büyük kaybedeninin ise çocuklar ve geleceğimiz olduğunu biliyoruz.

Bölgedeki tüm etnik ve inanç gruplarının can güvenliğinin sağlandığı adil bir çözümün desteklenmesi çağrısında bulunuyoruz. (Etnik Gruplar Olan Araplar, Kürtler, Türkmenler, Süryaniler ve Asuriler, Ermeniler, Çerkesler ve Çeçenler ile
Dini ve Mezhepsel Gruplar olan Sünni Müslümanlar, Aleviler (Nusayriler), Hristiyanlar (Rum, Süryani, Ermeni, Keldani, Maruni), Dürziler, İsmaililer, Şiiler (Caferiler)
Yezidiler ve Mürşidiler)

Bizler; savaşın kışkırtıcısı değil, müziğin ve kardeşliğin diliyle barışın savunucusu olmaya devam edeceğiz.
Saygılarımızla,

İzmir Müzisyenler Derneği

Dayanışma Emekle, Alın Teriyle Örülür.Suriye'de uzun yıllardır süren savaş, bugün mezhepsel saldırılar ve ayrımcılıkla d...
16/12/2025

Dayanışma Emekle, Alın Teriyle Örülür.

Suriye'de uzun yıllardır süren savaş, bugün mezhepsel saldırılar ve ayrımcılıkla derinleşmiş durumda.

Özellikle Alevi toplumu, ekonomik çöküş, sosyal dışlanma ve sistematik şiddet altında ağır mağduriyetler yaşıyor.

Bu zor koşullarda, Hamide hocamız gibi fedakâr insanlar, sahada doğrudan emeğiyle dayanışma köprüleri kuruyor. Her bağışın yerine ulaştığını belgeleyerek, ses kayıtları ve teşekkür mesajlarıyla şeffaflık sağlayan bu yaklaşım, güvenin temelini oluşturuyor.

@⁨Hamide (Ankara)⁩ Hamide hocamızla dayanışma ve yardımlaşma çalışmaları ve genel yaklaşım üzerine konuştuk. Aktardıkları çok kıymetli.

Gerçek dayanışma, bürokratik engeller ve yüksek bütçeli fonlara bağımlı yapılara değil; halkın kendi emeğine ve ekmeğini paylaşma iradesine dayanır.

Fonlanan kurumlar, sıkça bürokratik zorunluluklar nedeniyle amaca yeterince odaklanamıyor; kaynakların büyük kısmı büro, eğitim ve benzeri giderlere harcanıyor.

Oysa kapitalist sistemin yarattığı savaş, yoksulluk ve krizlerde ezilen mülteciler, yoksullar, engelliler, kadınlar , çocuklar , LGBTİQ+'lar ve hayvanlar için sürdürülebilir dayanışma, dış fonlara bağımlılık geliştirmeden, bağımsız bir şekilde örülmeli.

İzmir Müzisyenler Derneği olarak biz de bu çizgide yürüyoruz.

Mülteci dayanışmasından toplumsal etkinliklere, müzik emekçilerinin hak mücadelelerinden kardeşlik köprülerine kadar tüm çalışmalarımızı, hibe projelerine değil; gönüllülerin, üyelerin ve yol arkadaşlarının emeği, alın teri ve paylaşımlarıyla sürdürüyoruz. Bu yaklaşım bizi bağımsız ve şeffaf kılıyor, doğrudan hayata dokunan sonuçlar üretiyor.

Hamide hocamızın sözleriyle: "Fonlananlarla değil, emeğinden arttıranlarla bu dayanışmayı yürüttük şimdiye kadar. İyi bir yere de geldik." Biz de bu yolda devam edelim.

Suriye'deki mağdur kardeşlerimizle, özellikle de Alevi toplumu ile ve tüm ezilenlerle dayanışmamızı emeğimizle büyütelim. Çünkü gerçek değişim, yürekten yüreğe geçen alın teriyle örülür.

Izmir Müzisyenler Derneği

Bu çağrı, Suriye’de yaşayan ve savaş koşulları nedeniyle sağlık hizmetine erişemeyen bir Alevi aile içindir.SURİYE – Mas...
15/12/2025

Bu çağrı, Suriye’de yaşayan ve savaş koşulları nedeniyle sağlık hizmetine erişemeyen bir Alevi aile içindir.

SURİYE – Masyaf’ta Yaşayan Alevi Aile İçin Acil Dayanışma Çağrısı

Suriye’de, Masyaf kentinde yaşayan bir Alevi aile; ülkede süregelen savaş koşulları, Alevilere yönelik mezhepsel baskılar ve sistematik yoksullaştırma nedeniyle en temel sağlık hizmetlerine dahi erişememektedir.

Bu koşullar altında, ailenin babası şu anda Suriye / Masyaf Hastanesi’nde yatmakta olup, hayati öneme sahip acil bir ameliyat beklemektedir.

Gerekli tutar: 7.000.000 Suriye Lirası
(yaklaşık 700 USD)

Aile, Suriye’de yaşadıkları için bu masrafı kendi imkânlarıyla karşılayamamaktadır. Türkiye’deki tanıdıkları aracılığıyla İzmir Müzisyenler Derneği’ne dayanışma başvurusunda bulundu.

Durumu, Arap Alevî Birlikleri Federasyonu'na ilettik; Suriye / Masyaf’taki arkadaşlarımız aracılığıyla durum doğrudan takip edilmektedir.

Talep edenler için hasta ve ailesiyle doğrudan iletişim kurulması mümkündür.

Dayanışma yaşatır.

Izmir Müzisyenler Derneği

Address

846 Sk. No :14/A Birincibeyler Kemeraltı
Izmir

Opening Hours

Monday 18:00 - 20:08
Tuesday 18:00 - 20:08
Wednesday 18:00 - 20:08
Thursday 18:00 - 23:08
Friday 18:00 - 20:08
Saturday 18:00 - 20:08

Telephone

+905553678022

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Izmir Müzisyenler Derneği ( İ.M.D.) posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Izmir Müzisyenler Derneği ( İ.M.D.):

Share