24/05/2026
SARAYIN ANA MUHALEFETE YÖNELİK SİYASİ DARBESİNİ KABUL ETMİYORUZ.
Bugün ana muhalefet partisi genel merkezinde yaşananlar bu ülkenin seçilmişlerine oynanan kirli bir operasyondan ibarettir. Atamızın söz ettiği “dahili bedbahların” koltuk uğruna yıllar sonra birinci parti olan partisini satmaktan çekinmeyecek hale gelmiş olmasının dehşeti içerisindeyiz.
Bir mahkemenin, milyonların oyuyla siyasi meşruiyeti tartışmaya açması, bir partiyi dizayn etmeye çalışması halka karşı haddini aşmış bir meydan okumadır. Mesele, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ile saray entrikaları arasında sıkışmış memleket meselesidir.
Yıllardır yargıyı sopa, kolluk gücünü baskı aracı haline getiren siyasi iktidar; şimdi de muhalefeti parçalayarak, korkutarak, içeriden çürüterek ayakta kalmaya çalışmaktadır. Medya aparatlarıyla, satın alınmış kalemlerle, troll ordularıyla yaratılmak istenen algının aksine; halk her şeyin farkındadır. Bu ülkenin insanları neyin neden yapıldığını, kimin kim adına konuştuğunu, kimin hangi koltuğun pazarlığını yaptığını çok iyi görmektedir.
Bugün CHP’ye yapılan müdahale karşısında sessiz kalmak; yarın sendikalara, emek örgütlerine, gazetecilere, gençlere, kadınlara, bu ülkenin boyun eğmeyen tüm yurttaşlarına yapılacak saldırıları kabul etmek anlamına gelecektir. Susturabildiği her sesi, sıradaki saldırının basamağı haline getirir. Genel Sağlık-İş olarak bugün yapılanları, yapılma amacını unutmayacağız, toplumsal barış yeniden tesis edilene kadar da unutturmayacağız.
Bu ülkenin emekçileri, Cumhuriyetçileri, yurtseverleri; bir avuç iktidar sahibinin koltuk hırsına teslim olmayacaktır. Çünkü biz bu Cumhuriyet’i masa başında bulmadık. Bu ülke; bedeller ödenerek, mücadele edilerek, can verilerek kuruldu. Şimdi aynı kararlılıkla onu savunmak da hepimizin namus borcudur.
Kimse sarayın yargısıyla açılmış bir kapıdan içeri girip “ben kazandım” diyemez.
TOMA’nın gölgesinde, polis barikatlarının arasından, milyonların iradesini çiğneyerek oturulan hiçbir koltuk meşru değil, ana muhalefeti parçalama operasyonunda oynanacak bir roldür.
Günümüz Türkiye’sinde ne yazıkki bir siyasi hayatın sonunda insan ya halkın vicdanında yer eder ya da iktidarın kurduğu oyunların figüranı olarak hatırlanır.
Tarih unutmayacak ve seçmen bu yaşananları unutturmayacaktır.