Duygu Seli

Duygu Seli بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم Bizi edepsizler değil, edebimiz susturur.

-Hz. Mevlana

20/04/2026
16/04/2026

🥺🤲

Sen yardımını esirgeme Allah’ım…🤲
04/04/2026

Sen yardımını esirgeme Allah’ım…🤲

31/03/2026

Zina İnsanın Hayatını Nasıl Altüst Edermiş Görelim…
Evli Bir Kimse Zina Ederse
1- Tevbe edip affedilene kadar salgıladığı kokunun iğrençliğinden dolayı şeytanlar dahi yanından kaçar. Öldükten sonra kabri, kıyamette tekrar dirildiğinde bedeni o p*s kokuyu yaymaya devam eder. Daha da kötüsü o p*s koku dünyada İken (tıpkı körükçü dükkanına girip çıkan insanın üzerine sinen p*s koku gibi) çocuklarına da bulaşır. Ehli hakikat ve manevi alemin varlıkları o çocuklarının ebeveynlerinin zinakar olduğunu bilir.
2- Evinin bereketi, yuvasının huzuru kaybolur. Çocuklarıyla aralarında sürekli anlaşmazlık çıkar. Ve bu durumları düzeltecek hiç bir ibadet, okuma ve yazma yoktur. Bir daha tekrar etmemek üzere tevbe edilse bile ev ve ailede açtığı tahribatın düzelmesi yıllar sürer.
3- Zina eden kadın kızının, erkek ise oğlunun üzerine bir dağ koymuş kadar manevi ağırlık ve hayatlarını alt üst edecek kötü enerji yüklemiş olur. Bazı günahlar ve cezası şahsa ait olsa da etkisi aile ve topluma da sirayet eder.
4- Zina ilişkisinden doğan çocukların üzerinde 70 dağın manevi ağırlığı yüklenir. Bu ağırlıklar sebebiyle o çocukların hayatları zindan yaşamına döner ve ömür boyu sıkıntıyla yaşarlar. Ahirette de anne babalarına çok ağır bedel ödetirler.
5- Zina günahının tevbesi iki yönlüdür. Birisi Allah’a karşı günah olması sebebiyle Allah’tan af istemek gerekir.
İkinci yönüyse kendi ailesine verdiği manevi zarar, eşine ihanet, zina edilen kişinin ailesine karşı sorumluluklar… şeklinde sıralanacak bir dizi kul hakkı meydana gelir. Herkesin hakkını alacağı ahirette zinakar diye açığa çıkacak günah sebebiyle herkes duruma şahit olacağı İçin cehenneme girmesi de kaçınılmaz olacaktır.
Dolayısıyla zina sebebiyle oluşan tüm kul haklarının ahirete kalmadan helalleşilmesi, yada ödenmesi gerekir.
6- Zinanın insan fizyonomosinde bıraktığı manevi leke ve damgalar oluşur. Tevbe edilip Allahın affı olsa bile kul hakları helalleşilmeden yada ödenmeden o lekeler yok olmaz. Ve o lekeleri taşıyan insanlar manevi alemlerde bilinip tanınırlar.
Bu hal devam ettiği sürece ne himmet alabilirler, ne de manevi terakki edebilirler. Tasavvuf yolundaki gayretlerinden elde edecekleri tek şey araf, kabz, bunalım ve paradoks halidir. Bir milim terakki edemezl

Günaydın mutlu sabahlar hayırlı cumalar dilerim🤲
20/03/2026

Günaydın mutlu sabahlar hayırlı cumalar dilerim🤲

📍İran'ın Hz. Hüseyin ve 12 imam sevdasının sebebini bilenler vardır elbette ama çoğu insan bilmez.. Helede şimdiki gençl...
14/03/2026

📍İran'ın Hz. Hüseyin ve 12 imam sevdasının sebebini bilenler vardır elbette ama çoğu insan bilmez.. Helede şimdiki gençler hiç bilmez...
Bunun sebebini bilmezseniz , bildiğiniz herşey yarım kalır...
Evet..Hz Ömer'in Halifeliği döneminde, bugün iran dediğimiz topraklarda sasani devleti hüküm sürüyordu.. Bu devlet, 3. yy başında kurulmuş bir Pers imparatorluğuydu... Sasaniler dört yüzyıl boyunca ortadoğunun yarısını yönetmişti... Resmi dini ise zerdüşlüktü... Perslerden önce bu bölgede yaşayan insanların İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilikten önceki dini olan Zerdüştlük, yaklaşık 3500 yıl önce İran'da Zerdüşt (Zoroaster) tarafından kurulan, dünyanın en eski tek tanrılı vahiy dinlerinden biriydi.. Ahura Mazda'yı yüce tanrı kabul eden bu inanç sistemine göre zerdüşt'de bu dinin peygamberiydi... Zerdüştlük, Medler zamanında bölgesel bir din iken, Sasani İmparatorluğu döneminde perslerin resmî dini olmuştu... Hazreti Ömer'in Halifeliği döneminde, Perslerin bölgede çıkardığı karışıklıklar üzerine, Hz Ömer'in ordusu 651 yılında Sasani İmparatorluğunu fethetmişti.. Hazreti Ömer, Sasani devletini Kadisiye ve Nihavend Savaşları’nda yendiğinde son Sasani kralı Asya kıtasının içlerine doğru kaçmış, kızı Şehribanu hatun ise esir edilerek Medine’ye getirilmişti... Hz Ömer, Hz Aliye gelerek, Peygamber Efendimizden "soylunun soyluluğuna saygı duymak ve onu alçaltmamak" yönünde muhabbet işittiğini.. Şehribanu hatun da bir Prenses olduğu için, kendisine denk biriyle, yani Hazreti Hüseyin’le evlendirilmesinin doğru olacağını söyledi... Hz Ali Hz Ömer'in söylediği hak sözü reddetmedi ve Hz Hüseyin ile Prenses Şehribanu'yu evlendirdi.. Bu evlilikten ilk imam dedikleri Zeynel Abidin hazretleri doğdu.. Ve dahi bugün bizim adlarını saygıyla andığımız, sevgi ile bağrımıza bastığımız, İranlıların ise şiddetle kutsadığı 12 imam, Hz Hüseyin ve Sasani hükümdarının kızından dünyaya gelmiş oldu.. Hz Hüseyin'in eşi Sasani kralının kızıydı.. Yani bu durumda 12 imam, Pers soyunun devamı niteliğinde... Hz Hüseyin ise perslilerin damadıydı... İran'lıların Hz Hüseyin'i şiddetle sevmelerinin sebebi ve bunu bir gelenek haline getirmelerinin sebebi, Onun Peygamber soyundan gelmesi değil, Pers Hanedanlığının damadı ve bu soydan gelen 12 imamın soy atası olması hasebiyledir... Eğerki Şehribanu hatun, kendi soybağlarından biri olmamış olsaydı, İranlılar Hazreti Hüseyin'i vede 12 imamı aynı şiddette severlermiydi, onlara bu şiddette muhabbet beslerlermiydi, orasını bilemeyiz... Mesela Hz Hasan efendimizde Pergamberimizin soyundandır... Hz Hüseyin'in de abisidir.. O da hanımı tarafından zehirlenerek şehid edilmiştir.. Fakat Şiilerin Hz Hasan efendimizin adını andıklarını ve ona ağıtlar yaktıklarını pek duymayız... Sadece bu bile durumu açıkça özetlemektedir... Yani hz Hüseyini ne sebeple yüreklerine bastıklarını, Hz Hasan'ı niçin hiç anmadıklarını özetlemektedir...
Bu bilgiler ışığında olaya bakıldığında,
İranlı Şiilerin, Hz Ömer'e olan şiddetli düşmanlığının, Hz Ali den önce halife olmasından kaynaklı değilde, Pers imparatorluğuna son vermesi olduğunu düşünmek, hiçte mantığa aykırı bir durum değil.. Peygamber efendimizin;
"Şayet benden sonra bir Peygamber gelecek olsaydı, bu kişi Ömer olurdu" sözlerine rağmen, Hz Ömer'i şehid eden katile, iran topraklarında türbe yapılmış olmasıda sanki bu yazdıklarımızı doğrular niteliktedir...
Evet.. Aslına bakacak olursak Şiilik de çeşit çeşittir.. Mesela bir kısmı piramid'in başına Hz Hüseyin'i koyar.. Onun altına hz Ali'yi, onun altına Hz Muhammed'i, onun altına 12 imamı koyar... Bir kısmı Peygamberliğin ilk olarak hz Ali'ye geldiğini, Hz Muhammed'in Peygamberliği hz Ali'nin elinden aldığını, dolayısıyla, hz Ali'nin asıl peygamber olduğunu, soyunun da direk olarak Peygamber soyu olduğunu iddia eder...
Bir kısım ise Hz Ayşe ile Hz Ali arasında yaşanan savaş dolayısıyla Hz Ali'ye taraftar olup, diğer sahabiyi ve özellikle Hz Ayşe'yi düşman belleyenlerden oluşuyor.. Daha bunun gibi bir çok değişik inanış şekli ile karşı karşıyayız... (Kalpleri yalnızca Allah bilir)
Şimdi gelelim bir başka konuya...
Hani sık sık "Acem oyunu" tabirini kullanırız ya, onunda sebebi şudur;
Ülkenin adı MÖ 6. yüzyıldan 1935 yılına kadar Pers İmparatorluğu, Acemistan gibi isimlerle anılmıştır... Dolayısıyla, orada yaşayanlara da Acem denilmiştir.. İranlıların bir ismide Acem dir... Bu topraklarda fitne hiçbir zaman ortadan kalkmadığı için ve hep entrikalar döndüğü için "Acem oyunu" söylemi, dilden dile geçerek günümüze kadar gelmiştir... Bu ülkenin ismi 1935 yılında, Şah Rızâ Pehlevî döneminden itibaren "İran" olarak kullanılmaya başlamıştır..
Bu yazdığım bilgilerin bir çoğunu şimdiki nesil bilmez.. Bir çoğu gelenekten ötürü gördüğünü uygular.. Hz Hüseyin'i anma törenlerine katılıp, kanatırcasına göğsünü döven bir çok gence sorsanız, hz Hüseyin'e olan bağlılığından dolayı yas tuttuğunu söyler. Doğrudur da... Çünkü onlar öyle bilir..İşin kökenini bilmez.. ikisi de peygamber torunu olmasına karşın, neden Hz Hasan efendimize değil de Hz Hüseyin efendimize ağladığını bilmezler.. Gelenek böyledir.. Onu uygular...
Akıl muhakemesi yapmaz!...

14/03/2026

*NİYET ETTİM GÜNAHLARIMDAN ARINMAYA*
*RABBİME HAYRLI KUL HABİBİNE HAYIRLI ÜMMET OLMAYA*
▪︎ Bilerek yaptıklarıma
▪︎Bilmeden yaptıklarıma...
▪︎Büyük günahlarıma...
▪︎Küçük günahlarıma..
Estağfirullah
▪︎ Kılmadığım namazlara...
▪︎Geç kıldıklarıma..
▪︎Huşusuz kıldıklarıma....
▪︎Hızlı kıldıklarıma...
Estağfirullah
▪︎Gözüm ile baktıklarıma
▪︎ Dilim ile söylediklerime
▪︎ Elim ile tuttuklarıma
▪︎ Ayağım ile gittiklerime
▪︎ Kalbim ile düşündüklerime
Estağfirullah
▪︎ Annemi babamı kırdığıma,
▪︎ Eşime bağırdığıma
▪︎ Yavrularıma vakit ayırmadığıma,
▪︎Komşularımla ilgilenmediğime
Estağfirullah
▪︎Okuyamadığım tüm kuranlara
▪︎ Zikirsiz geçirdiğim her anıma
▪︎Sükretmediğim her halime
Estağfirullah
▪︎Yapmadığım her salih amele
▪︎Koşamadığım her zikir meclisine
▪︎Dökemediğim her göz yaşıma
▪︎Duasiz geçen her zamanıma
▪︎Seni unuttuğum her vakitime
Estağfirullah
▪︎Kendi günahlarıma Estağfirullah
▪︎ Eşimin günahlarına Estağfirullah
▪︎Yavrularımın günahlarına Estağfirullah
▪︎Anne babamın günahlarına Estağfirullah
▪︎Kardeşlerimin akrabalarımın komşularımın günahlarına Estağfirullah
▪︎Gruplarımda olanların günahlarına Estağfirullah
▪︎ Dünyanın neresinde bir Müslüman kardeşim varsa onun günahlarına Estağfirullah
▪︎Pişmanım Allah'ım
▪︎Acizim ve üzgünüm Allah'ım
▪︎ Azizsin Allahım
▪︎ Gafurur Rahimsin Allah'ım
▪︎ Sen Sana yakışanı yaparsın Allahim
▪︎ Benide... istiğfar ettiklerimi de mağfiret et Allahim
▪︎Gelecek senemi bu seneden her yönden daha afiyetli kıl Rabbim...
Amiiiin Ya Rabbel alemîin...

26/02/2026

🤲

Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenâ...
17/02/2026

Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenâlıklardan korunursunuz.

Bakara / 183. Ayet

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1447 (2026) yılı Ramazan ayının başlangıcına ilişkin açıklama yaptı....
17/02/2026

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 1447 (2026) yılı Ramazan ayının başlangıcına ilişkin açıklama yaptı.

Kuruldan yapılan bilgilendirmede, şu ifadelere yer verildi:

“Şer‘î ölçüler esas alınarak yapılan astronomik hesaplamalar sonucunda; 1447 (2026) yılı Ramazan ayı hilalinin, 18 Şubat 2026 Çarşamba günü ilk defa Büyük Okyanus bölgesinden itibaren görülebilir hâle geleceği tespit edilmiştir. Hilalin görülebilirlik anı Türkiye saatiyle 06.42’dir.

Bu doğrultuda, 19 Şubat 2026 Perşembe günü 1447/2026 yılı Ramazan ayının birinci günü olacaktır.”

https://www.diyanet.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Detay/38315/din-isleri-yuksek-kurulundan-ramazan-ayinin-baslangicina-iliskin-aciklama

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Duygu Seli posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share