05/03/2026
Adaleti yeniden düşünüyoruz.
Bugün yeniden konuşulan “müzakere” ve “barış” ihtimali, yalnızca silahların susmasını değil, hukukun üstünlüğünü de gerektiriyor.
Bugün barışı konuşuyorsak, 2000–2015 arasında çocuk ve gençlerin yaşamını kaybettiği dosyalara da bakmak zorundayız. Çünkü bu dosyalar bize yaşam hakkı ihlallerinin münferit olaylar değil, cezasızlıkla beslenen yapısal bir sorunun parçası olduğunu gösteriyor.
Güvenlik politikalarının gölgesinde olağanlaşan ölümcül güç kullanımı, etkili yürütülmeyen soruşturmalar ve ceza indirimleriyle sonuçsuz kalan davalar, adalet duygumuzu zedeliyor. Cezasızlık sürdükçe, barışa duyulan güven de zayıflıyor.
Kalıcı barış için;
⚖️ ölümcül güç kullanımının “mutlak zorunluluk” standardına göre sınırlandırılması,
⚖️ devletin koruma yükümlülüğünün etkin biçimde yerine getirilmesi,
⚖️ bağımsız ve etkili soruşturma mekanizmalarının kurulması,
⚖️ cezasızlığa yol açan uygulamaların daraltılması,
⚖️ mağdur yakınlarının sürece katılım ve bilgiye erişim hakkının güvence altına alınması,
⚖️ hakikatin kamusal olarak ortaya çıkarılması gerekiyor.
Adalet, barışın alternatifi değil, ön koşuludur. Hukukun işletilmediği yerde barış kalıcı olmaz.
🔗 Raporumuzun tamamını okuma fırsatı bulamayanlar için hazırladığımız yönetici özetine profilden ulaşabilirsiniz.
GüvenlikGölgesindeHukuk AdaletOlmadanBarışdaOlmaz