GucluTurkiye

GucluTurkiye Sivil Toplum Kuruluşu

03/02/2026
24/01/2026

İNSAN, İNSANLA İYİLEŞİR

Hani hep söylerim ya;
“İnsan, etrafındakilerin toplamının ortalaması kadardır.”

Benim dostlarım, varlıklarıyla ruhuma huzur ve sükûnet veren güzel insanlardır. Fırsat buldukça onları ziyaret eder, sohbetlerinden istifade ederim.

O güzel insanlardan biri de 29 yıllık dostum, Necati abimdir. Bugün yine onun gönlüme iyi gelen sohbetinden nasiplenmek için, Hacı Bayram mevkiinde bulunan Necat Konağında yanındaydım.

Kendisi üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Necat Derneği’ni kurarak hayatını insanlığa adamış; yıllardır onbinlerce yoksulun, hastanın, engellinin ve ihtiyaç sahibinin derdine çare olmuş, olmaya da devam eden gerçek bir gönül adamıdır.

Henüz 17 yaşındayken tanıştığım Necati abim denince, zihnimde ve kalbimde merhamet ve iyilik canlanır.

Merhamet, insanın kalbinde filizlenen en kıymetli erdemlerden biridir.
Gücü; zayıfa eğilmekte ve imkânı varken paylaşmakta saklıdır.
Merhamet yalnızca acımak değildir; anlamak, hissetmek ve sorumluluk almaktır.
Bir başkasının yükünü omuzlamak, onun acısını kendi yüreğinde duyabilmektir.

İyilik ise merhametin fiile dönüşmüş hâlidir.
Bir tebessüm, bir selam, uzatılan bir el, sessizce yapılan bir yardım…
Bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, işte bu küçük gibi görünen iyiliklerdir.

İyilik gösteriş istemez, karşılık beklemez.
Kimi zaman kimsenin görmediği, yalnızca vicdanın şahit olduğu bir davranıştır.

Merhametin olmadığı yerde adalet eksik kalır; iyiliğin olmadığı yerde insanlık yara alır.
Oysa merhametle yoğrulmuş bir toplumda gönüller birleşir, yaralar daha çabuk sarılır.
İyilik arttıkça güven çoğalır, umut yeşerir.
Çünkü insan, insanla iyileşir.

Unutmamak gerekir ki; iyilik sahibini yüceltir, merhamet ise insanı insan kılar.
Bugün bir başkasına gösterdiğimiz merhamet, yarın bize dönecek bir rahmettir.
Dünyayı değiştirmek belki mümkün değildir; ama bir insanın dünyasını değiştirmek, çoğu zaman bir iyilik mesafesindedir.

Kalbimizi merhamete, hayatımızı iyiliğe açık tuttuğumuz sürece; karanlık ne kadar çoğalırsa çoğalsın, insanlık ışığını kaybetmeyecektir.

Bu duygularla yıllardır gece gündüz demeden iyilik etmeye devam eden merhamet timsali Necati abime bizim katkımız belki bir damla…
Ama onun merhameti bir okyanus.
Ve bazı okyanuslar, nice susuz gönlü hayatta tutar.

RABB’im, Necati abimin yolunu açık etsin inşallah.

20/01/2026

Suça İtilen Çocuklar: Toplumun Aynası

"Suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır." Bu ifade yalnızca hukuki bir tanım değil, aynı zamanda hepimizin yüzleşmesi gereken toplumsal bir vicdan meselesidir.

Uluslararası sözleşmelerden Türk hukuk metinlerine kadar bütün düzenlemeler 18 yaş altındaki her bireyi çocuk olarak kabul eder. Ancak çocukları korumak, sadece yasalar çıkarmakla değil, onları sevgi ve adaletle kuşatan bir toplumsal örtü oluşturmakla mümkündür.

Çocuk, henüz davranışlarını tam olarak yönlendirecek zihinsel olgunluğa erişmemiş, doğru ile yanlışı ayırt etme yetisi gelişmekte olan bir bireydir. O, programlanmış bir makine değil, üzerine ne ekersen onu veren bereketli bir topraktır.

Bu noktada, İslam medeniyetinin merhamet merkezli adalet anlayışından modern "çocuklar geleceğimizdir" yaklaşımına kadar uzanan ortak bir gerçek vardır: Çocuk, içinde yetiştiği çevrenin aynasıdır.

Günümüzde aile kurumu derin bir kriz içinde. Ekonomik sıkıntılar, sosyal medyanın dayattığı yaşamlar ve giderek azalan sabır, aileleri bir "huzur limanı" olmaktan çıkarıp bir çatışma sahnesine dönüştürdü. Artan boşanmalar, zayıflayan sevgi bağları ve denetimsiz büyüme ortamları, çocukları sokakların ve suç şebekelerinin insafına bırakıyor. Bunun için öncelikle adil bir iktisadi sistem kurulmalı.

2025 yılında tanık olduğumuz, çocukların hem fail hem mağdur olduğu şiddet olayları tesadüfi değil; yaşadığımız yapısal sorunların acı birer sonucudur. Ailesinde huzur bulamayan, sevgi görmeyen çocuk, aidiyet duygusunu sokaklarda veya zararlı çevrelerde aramaya mecbur kalıyor.

Düşen doğum oranları ve zayıflayan aile bağları artık bir varoluş sorunu haline geldi. Aile çökerse toplum, toplum çökerse devlet sarsılır. Sosyal devletin en temel görevi, Anayasa’nın 41. maddesinde de vurgulandığı gibi, aileyi ve çocuğu korumak ve güçlendirmektir.

Sonuç olarak; suç işleyen bir çocuğu hemen "suçlu" diye damgalamak, aslında toplum ve sistem olarak kendi eksikliklerimizi ve ihmalimizi örtbas etme çabasıdır. Vermediğimiz sevginin, göstermediğimiz ilginin ve kuramadığımız güvenin bedelini çocuklara ödetemeyiz.

Dünyaya bir de çocukların hassas kalplerinden ve kırılgan bakışlarından bakmayı denemeliyiz. Çünkü aile ayakta kalırsa çocuk güvende olur, çocuk güvende olursa gelecek umutla parlar. Unutmayalım ki, bugün ihmal ettiğimiz her çocuk, yarın topluma çok daha ağır bir fatura olarak dönecektir.

31/12/2025

Siyaset kedi fare oyununa dönmüş...

30/12/2025

'Ya vergileri arttıracağız yada borçlanacağız ' kim diyor!?

29/12/2025

Bu düşünceler sizin düşüncelerinizi temsil ediyorsa, paylaşarak düşüncelerinizi söyleyenlere destek olabilirsiniz.

24/12/2025

Address

Istanbul
34025

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when GucluTurkiye posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share