Mutlu Ol

Mutlu Ol Mutluluk Burada

Sitede yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.

E'r kek kıtlığının yaşandığı ülke! Türklere çağrıda bulundular..(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
15/08/2026

E'r kek kıtlığının yaşandığı ülke! Türklere çağrıda bulundular..
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

Babaannem 35 yaşında bir adamla evlendi ve ilk gecesinde..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
15/08/2026

Babaannem 35 yaşında bir adamla evlendi ve ilk gecesinde..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

S'ahte Nişanlım Olsun Diye Evsiz Bir Adamı Traş Edip Eve Götürdüm... Annem Onu Görünce Geçmişin En Büyük Sırrı Ortaya Çı...
15/08/2026

S'ahte Nişanlım Olsun Diye Evsiz Bir Adamı Traş Edip Eve Götürdüm... Annem Onu Görünce Geçmişin En Büyük Sırrı Ortaya Çıkmak Üzereydi...

Ailem artık evlilik konusunu takıntı hâline getirmişti.

Her buluşmada aynı sorular...

Her telefon konuşmasında aynı baskılar...

Bunun üzerine sıra dışı bir fikir aklıma geldi.

Bir akşamlığına sahte bir nişanlı bulacaktım.

Parkta oturan evsiz bir adam dikkatimi çekti.

Yanına gidip konuştum.

Adı Emir'di.

Ona yardım edeceğimi söyledim.

Yeni kıyafetler, sıcak yemek ve birkaç gün kalacak güvenli bir yer sağlayacaktım.

Tek isteğim, ailemin yanında nişanlım rolünü oynamasıydı.

Kısa bir sessizliğin ardından kabul etti.

Berbere gittik.

Şık bir takım elbise aldık.

Ortaya çıkan değişim inanılmazdı.

Ama beni etkileyen yalnızca görüntüsü değildi.

Emir son derece nazik, kültürlü ve ince düşünceli biriydi.

Birlikte geçirdiğimiz süre uzadıkça, hayatın onu nasıl bu noktaya getirdiğini daha çok merak etmeye başladım.

Akşam ailemin evine vardığımızda her şey yolundaydı.

Babam onunla sohbet etmekten keyif alıyordu.

Annem ise önce gülümsedi.

Derken bir anda yüzü asıldı.

Gözlerini Emir'den ayıramıyordu.

Sanki yıllar önce kaybettiği birini yeniden görmüş gibiydi.

Sonunda sessizce,

"Olmaz..." dedi.

"Bu evliliğe izin veremem."

Herkes donup kaldı.

Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken annem Emir'e tek bir soru sordu.

Emir soruyu duyar duymaz derin bir nefes aldı.

Başını öne eğdi.

Ve o an, yıllardır gizlenen büyük gerçeğin ortaya çıkmasına yalnızca birkaç cümle kalmıştı. Olayın sonrasını yorumda anlattım...
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

60 yaşındaki bir kadınla evleneceğimi duyunca herkes bana aklını kaçırmış dedi,” ama düğün gecesi omzundaki doğum lekesi...
15/08/2026

60 yaşındaki bir kadınla evleneceğimi duyunca herkes bana aklını kaçırmış dedi,” ama düğün gecesi omzundaki doğum lekesini fark ettiğim an, geçmişimle ilgili korkunç bir sır ortaya çıkmaya başladı.

Ne serveti ilgimi çekmişti.

Ne yaşadığı konak.

Ne de çevresindeki ihtişam.

Ben sadece bana verdiği değere inanmıştım.

Ailem ise buna asla inanmadı.

“O kadın seni kandırıyor,” dedi halam.

“Bu evlilik doğru değil,” diye karşı çıktı kuzenim.

“Seni sonunda yalnız bırakacak,” dedi babam.

Ama onların hiçbirini dinlemedim. Aysel Hanım'ı seçtim. Herkes hakkımızda konuşurken bile kararımın arkasında durdum.

Düğünümüz tarihi bir konakta yapıldı. Salon mum ışıklarıyla aydınlanmış, beyaz çiçeklerle donatılmıştı. Müzikler yükselirken siyah takım elbiseli güvenlik görevlileri dikkat çekiyordu ama o gece bunun anlamını düşünmedim.

Odamıza geçtiğimizde Aysel Hanım masaya kalın bir zarfla araç anahtarını bıraktı.

“Bu sana düğün hediyem,” dedi. “İçinde büyük bir servet ve yeni bir araç var.”

Gülümseyerek reddettim.

“Bana bunlar değil, sen yeterlisin.”

Yüzündeki ifade aniden değişti.

Sanki yıllardır sakladığı sır artık taşınamayacak kadar ağırlaşmıştı.

“Evladım… yani Mert… Sana her şeyi anlatmanın zamanı geldi.”

Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.

Şalını omzundan indirince gözlerim dondu.

Sol omzunda anneminkiyle birebir aynı doğum lekesi vardı.

Aynı iz…

Aynı yerde…

Titreyen sesimle sordum.

“Bu doğum lekesi sende neden var?”

Aysel Hanım derin bir nefes aldı.

O an odadaki hava bir anda değişti.

“Çünkü artık susarsam çok geç olacak…” diye fısıldadı.

Ve ağzından çıkacak ilk cümleyle birlikte, bugüne kadar bildiğim bütün gerçeklerin aslında koca bir yalandan ibaret olduğunu anlamama sadece birkaç saniye kalmıştı.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

**Eski eşimin yeni karısı kızıma o kadar iyi davranıyordu ki herkes ona teşekkür etmem gerektiğini söylüyordu… Ta ki 10 ...
15/08/2026

**Eski eşimin yeni karısı kızıma o kadar iyi davranıyordu ki herkes ona teşekkür etmem gerektiğini söylüyordu… Ta ki 10 yaşındaki kızım bana hayatım boyunca unutamayacağım o soruyu sorana kadar.**
Benim adım **Zeynep**. 39 yaşındayım ve boşandıktan sonra kızım **Elif**, hayattaki en büyük dayanağım oldu.
Eski eşim **Murat** ile yollarımızı ayırdığımızda Elif henüz 6 yaşındaydı. Ortak velayet konusunda anlaşmıştık. Elif çoğunlukla benimle kalıyor, iki haftada bir hafta sonlarını ise babasının yanında geçiriyordu.
Aradan iki yıl geçmeden Murat yeniden evlendi. Yeni eşi **Seda**, dışarıdan bakıldığında tam anlamıyla kusursuz biriydi.
Elif'in derslerine yardım ediyor, her sabah saçlarını özenle örüyor, onu sinemaya, parka götürüyor, en sevdiği yemekleri yapıyor ve kızımın hoşlandığı en küçük ayrıntıları bile hiç unutmuyordu.
İlk zamanlarda içim rahattı. Kızıma iyi davranan birinin olması beni mutlu etmişti.
Ama zamanla küçük şeyler değişmeye başladı.
Elif babasının evinden her döndüğünde bana şöyle diyordu:
"**Seda teyze** daha geç saate kadar oturmama izin veriyor."
"**Seda teyze**, her sabah yatağı toplamanın gereksiz olduğunu söylüyor."
Bunu Murat'a söylediğimde sadece gülüp omuz silkti.
"Zeynep, fazla büyütüyorsun."
Ben de kendime sürekli aynı şeyi söyledim.
Sonra Elif benden ödevlerinde yardım istememeye başladı.
"**Seda teyze zaten anlattı.**"
Her sabah saçlarını örmemi istemeyi bıraktı.
"**Seda teyze daha güzel yapıyor.**"
Bir cumartesi günü eve geldiğinde kolunda yeni bir bileklik vardı. Dikkatlice baktığımda aynı bilekliğin Seda'nın kolunda da olduğunu fark ettim.
Gülümseyerek,
"İkimize de aynı bileklikten aldı." dedi.
Ben de gülümsedim.
Ama o gece Elif uyuduktan sonra sessizce ağladım.
Kızımı gerçekten seven bir kadını kıskandığım için kendimden utanıyordum.
Dün gece her zamanki gibi Elif'i yatağına yatırdım. Bana sıkıca sarıldı, gözlerimin içine baktı ve fısıldayarak öyle bir soru sordu ki nefesim kesildi.
"**Anne... Seda teyze zaten bütün annelik işlerini yapıyorsa... neden benim gerçek annem o olamıyor?**"
O an kalbim sanki yerinden sökülüp alınmış gibiydi.
Sabaha kadar gözüme uyku girmedi.
Ertesi sabah ise aylardır cesaret edemediğim bir şeyi yaptım.
Kimseye haber vermeden Murat'ın evine gittim ve aylardır gözümün önünde olup da fark edemediğim ayrıntıları tek tek incelemeye başladım.
Bulduklarım ise bana tek bir gerçeği gösterdi.
**Seda hiçbir zaman bana yardım etmeye çalışmamıştı... Asıl amacı başından beri kızımı yavaş yavaş benden uzaklaştırmaktı. Fakat bunu nasıl yaptığını öğrendiğimde yaşayacağım şok, henüz sadece başlangıçtı...**
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

K'orkunç bir trafik kazasında beni kurtaran adamla evlendim ama düğün gecemizde bana şöyle dedi: "Bunu sana daha önce sö...
15/08/2026

K'orkunç bir trafik kazasında beni kurtaran adamla evlendim ama düğün gecemizde bana şöyle dedi: "Bunu sana daha önce söylemeliydim. ARTIK SANA YALAN SÖYLEYEMEM."

Beş yıl önce, yolda sarhoş bir sürücü bana çarptı.

Yoldan geçen genç bir adam olmasaydı hayatta kalamazdım. Hemen ambulans çağırdı.

Kazadan sonra yürüme yetimi kaybettim ama GERÇEK AŞKI BULDUM.

Beni kurtaran adam olan Kerem, bir an olsun yanımdan ayrılmadı. Rehabilitasyon sürecimde bana yardım etti ve parça parça yeniden yaşamayı öğretti. Onunla mutluydum.

Bu yüzden bana evlenme teklif ettiğinde... EVET dedim.

Düğünümüz küçük ve sakindi.

Eve geldiğimizde, makyajımı silmek ve sonunda derin bir nefes almak için tekerlekli sandalyemle banyoya geçtim. Ellerim titriyordu ama bu güzel bir heyecandı.

Fakat yatak odasına geri döndüğümde, KEREM GÜLMÜYORDU.

Yatağın kenarında oturuyordu, hâlâ gömleği üzerindeydi, kravatını gevşetmiş ama çıkarmamıştı.
Omuzları kaskatıydı, gözlerini yere dikmişti; sanki bana bakıp söylemesi gerekeni söyleyemiyor gibiydi.

"Kerem?" diye sordum sessizce. "Ne oldu?"

Başını kaldırdı.

Yüzünde heyecan yoktu. Şefkat de yoktu.

Bundan çok daha ağır bir ifade vardı; sanki YILLARDIR bir şey taşıyormuş ve sonunda artık onu taşıyamayacağı bir noktaya gelmiş gibiydi.

Yutkundu, gözleri buğulandı ve kısık, çatallı bir sesle konuştu:

"Bunu sana daha önce söylemeliydim. ARTIK SANA YALAN SÖYLEYEMEM."

Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.

"Neyi?" diye fısıldadım.

Bir sonraki cümlesi neredeyse bayılmama sebep olacaktı.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Ben Mert, 42 yaşındayım ve geçen Perşembe yaşananları hâlâ aklım almıyor.On sekiz yıl önce, Leyla, doğar doğmaz kör olan...
15/08/2026

Ben Mert, 42 yaşındayım ve geçen Perşembe yaşananları hâlâ aklım almıyor.

On sekiz yıl önce, Leyla, doğar doğmaz kör olan ikizlerimiz Elif ve Lara’yı bırakıp gitti.

Kendi oyunculuk hayallerinin peşinden koştu, ben ise onları tek başıma büyütmek zorunda kaldım. Hayat zordu, ama başardık. Onların asla sevilmemiş hissetmemesi için elimden geleni yaptım.

Onlara dikiş öğretmiştim ve birlikte kumaş parçalarından elbiseler ve kostümler yaptık — sadece bize ait küçük bir evren.

O sabah kapı zili çaldı.

Hiç kimseyi beklemiyordum. Kapıyı açtım ve oradaydı.

Leyla.

Gözleri, mütevazı dairemizi süzdü, sanki başarısızlık kokusunu almış gibi burnunu buruşturdu.

“MERT… HÂLÂ AYNI KAYBEDEN, BU DELİKTE YAŞIYORSUN! BİR ERKEK OLMALISIN — BÜYÜK PARA KAZANIP BİR İMPARATORLUK KURMALIYDIN!”

Bakışları, dağınık kumaşlarla dolu dikiş masasına kaydı, sonra birkaç saat önce kızlarımın tamamladığı elbiselere takıldı.

Ben sessiz kaldım. Bıraktım bakmasını.

Sonra kızlara büyük bir paket uzattı ve şöyle dedi: “Bunu alabilirsiniz — SADECE BİR KOŞULLA.”

İçine ne koyduğunu gördüğümde donup kaldım.

Kızlarımın elleri havada kaldı, Leyla’nın kurduğu tuzaktan habersizlerdi.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Yıllarca kocam bana yalvardı: “Ayşe, ne olur bana söz ver… garaja asla girmeyeceksin.” Sessiz bir öğleden sonra o sözü b...
15/08/2026

Yıllarca kocam bana yalvardı: “Ayşe, ne olur bana söz ver… garaja asla girmeyeceksin.” Sessiz bir öğleden sonra o sözü bozdum. Ve evliliğimiz boyunca sakladığı sırrı ortaya çıkardım.

Mehmet ve ben neredeyse altmış yılı birlikte geçirdik. Lisede tanıştık, sonra aynı tekstil fabrikasında omuz omuza çalıştık. Alın teriyle, sabırla, küçük ama huzurlu bir hayat kurduk. Dört çocuk büyüttük, yedi torun sevdik, hatta bir torunumuzun da çocuğunu kucağımıza aldık.

Pazar günleri mangal yakar, semaverde çay demler, hep birlikte sofraya otururduk. Bayram sabahları çocuklar ve torunlar kapıyı çalar, evimiz cıvıl cıvıl olurdu. Her gece uyumadan önce mutlaka aynı şeyi söylerdik:
“Seni seviyorum.”

Herkes bize “birbirinden ayrılmaz” derdi.

Yaş aldıkça ben daha unutkan olmaya başladım. Gözlüklerimi kaybettim, doktor randevularımı unuttum, aynı hikâyeyi birkaç kez anlattım. Mehmet beni asla eleştirmedi. Tam tersine, sessizce daha dikkatli oldu. Ben yardıma ihtiyaç duyduğumu fark etmeden o devreye girerdi.

Ama tek bir katı kuralı vardı:

Garajına asla girmeyecektim.

Garaj onun sığınağıydı — küçük sanat atölyesiydi. Resim yapmak onun en büyük huzur kaynağıydı. Hafif bir Türk sanat müziği açar, saatlerce içeride kalırdı. Kapının altından ince bir terebentin kokusu yayılırdı.

Bir gün markete gitmek için evden çıktı. Eldivenlerini mutfak masasının üzerinde unutmuştu. Onu hâlâ garajda sanarak eldivenleri alıp götürmek istedim.

Kapıyı açtım.

Ve olduğum yerde kaldım.

Duvarların tamamı aynı kadının portreleriyle doluydu.

Kurşun kalemle çizilmiş eskizler. Büyük yağlı boya tablolar. Yarım kalmış çalışmalar mantar panolara tutturulmuştu.

Bazı resimlerde kadın gülüyordu. Bazılarında gözlerinden yaş süzülüyordu.
Bazen genç ve ışıl ışıldı.
Bazen yılların izini taşıyan, derin düşüncelere dalmış bir kadındı.

Her tablonun köşesinde bir tarih vardı:

“1958.”
“1975.”
“2004.”
“2022.”

Onu onlarca yıldır resmetmişti — evliliğimizin her yılı boyunca.

Göğsüm sıkıştı.

“Bu ne?” diye fısıldadım.

Mehmet arkamda belirdi. Yüzü bembeyaz olmuştu.

“Ayşe… Buraya girmemeni söylemiştim.”

“O kim?” Sesim titriyordu. Duvarın önünden bir tabloyu alıp ona doğru uzattım.
“Hayatında başka biri mi vardı? Bunca yıl beni mi aldattın?”

Gözleri doldu. Elimi tutmak istedi ama geri çekildim.

“Bana gerçeği söyle,” dedim, sesim kırılarak.

Derin ve titrek bir nefes aldı.

“Uzun bir hikâye,” dedi yumuşak bir sesle.
“Ve inanmakta zorlanabilirsin. Ama bilmeye hakkın var.”

Konuşmaya başladığında dizlerim titremeye başladı.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Serveti için benden 30 yaş büyük adamla evlendim beni o g'ece çok f'e na.(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
14/08/2026

Serveti için benden 30 yaş büyük adamla evlendim beni o g'ece çok f'e na.
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

TABUTTAKİ GİZLİ İPUCU HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ… KARISININ AVUCUNDAN ÇIKAN TEK BİR DÜĞME, KENDİ AİLESİNİN İÇİNDEKİ İHANETİ GÜN...
14/08/2026

TABUTTAKİ GİZLİ İPUCU HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ… KARISININ AVUCUNDAN ÇIKAN TEK BİR DÜĞME, KENDİ AİLESİNİN İÇİNDEKİ İHANETİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAK ÜZEREYDİ! 😨🔥

Eşim Zeynep'in c'ansız bedenine son kez baktım.

Alnını öptükten sonra nedense kapalı duran elini açmak istedim.

İçinden kopmuş lacivert bir düğme çıktı.

Onu görünce donup kaldım.

Bu düğme kardeşim Mert'in ceketine aitti.

Annem Fatma hemen yanıma gelip beni durdurmaya çalıştı.

"Emir, bunun peşini bırak." dedi.

Ama artık hiçbir şey beni durduramazdı.

Gaziantep'ten döndüğümde hamile eşime kavuşacağımı sanıyordum.

Onun yerine salonun ortasında kurulan cenaze düzeniyle karşılaştım.

Annem bana doğum sırasında hem eşimi hem de bebeğimi kaybettiğimi söyledi.

Ancak evdeki herkes sanki önceden hazırlanmış bir senaryoyu oynuyordu.

Zeynep'in avucundaki düğme bunun en büyük kanıtıydı.

Üstelik Mert'in boynundaki tırnak izleri ve annemin hastane kayıtlarını göstermemesi şüphelerimi daha da artırdı.

Gece gizlice kasayı açtım.

Zeynep'in topladığı belgeler aile şirketinde büyük yolsuzluklar yapıldığını ortaya koyuyordu.

Sonra hastanenin başhekimi Dr. Selin Yılmaz'ı aradım.

Doktorun anlattıkları dünyamı başıma yıktı.

"Zeynep hiçbir zaman resmi hasta olarak kayıt altına alınmadı. Annen cenazenin hemen teslim edilmesini istedi ama buna izin vermedim."

Ardından derin bir nefes aldı.

"Yarın sabah hastaneye gel. Sana yalnızca Zeynep'le ilgili değil, bebeğiniz hakkında da bilmen gereken çok önemli bir gerçeği açıklayacağım."

Telefon kapandığında artık tek bir hedefim vardı.

Zeynep'in avucuna sakladığı son ipucunun peşinden gidip gerçek suçluyu ortaya çıkarmak.

Ama henüz bilmediğim şey, beni bekleyen gerçeğin tahmin ettiğimden çok daha korkunç olduğuydu. 😱
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Address

Mahmutbey Mahallesi 2562 Sok. No:1 Bağcılar
Muğla
34218

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Mutlu Ol posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Mutlu Ol:

Shortcuts

Share