10/06/2026
Utku daha 3 yaşında. Ama çocukluğu özgürlükle değil, cezaevi duvarlarıyla şekilleniyor.”
Bir çocuğun hayatı oyunlarla, merakla ve keşifle dolu olmalı. Koşmalı, düşmeli, yeniden kalkmalı; dünyayı özgürce tanımalı. Ancak Utku’nun çocukluğu, yaşıtlarınınkinden çok farklı ilerliyor.
Annesi Havva Keklik, 10 Eylül 2025’ten bu yana Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Utku da annesiyle birlikte cezaevinde kalıyor. Henüz hayatın başındaki bir çocuk, büyümesi gereken yılları demir kapıların ardında geçiriyor.
Çocuklar bulundukları ortamdan etkilenir. Gördükleri, duydukları ve yaşadıkları şeyler onların dünyasını şekillendirir. Utku’nun dünyasında ise oyun parklarından çok koridorlar, açık alanlardan çok duvarlar var.
Üstelik yaşadığı zorluk bununla da sınırlı değil.
Babasıyla açık görüşte bir araya geldiğinde ona sarılabilmesi için özel izin gerektiği belirtiliyor. Bir çocuğun babasına koşup sarılması, dünyadaki en doğal davranışlardan biridir. Fakat Utku için bu bile kurallara ve izinlere bağlı hale gelmiş durumda.
Oysa çocukların anne ve babalarıyla kurdukları bağ, onların duygusal gelişiminin temelidir. Bir sarılma, bir temas, bir gülümseme; bazen uzun cümlelerden çok daha fazla anlam taşır.
Bugün Utku’nun hikâyesi, yalnızca bir çocuğun hikâyesi değil. Aynı zamanda çocuk haklarının, aile bütünlüğünün ve vicdanın da hikâyesi.
Çünkü hiçbir çocuk, anne ve babasına duyduğu sevginin önüne prosedürlerin konulduğu bir dünyada büyümemeli.
Çocukluk kısa sürer. Kaybedilen yıllar geri gelmez. Ve bir çocuğun en güzel anıları, parmaklıkların gölgesinde şekillenmemelidir...