AffetmeyenSanat

11/05/2026

İçten olmak çok kolaydır kardeşlerim, fakat çok içtenmiş gibi gösterildikçe "samimiyetsizleşen" ve zorlaşan bir içtenlik tüketim kültürü çağındayız. Çağımız, içtenliğe ekonomideki limit kavramında olduğu gibi yaklaşır, hiçbir zaman tam olarak varamaz. Varlığın tam değeri hep yakınken uzakta kalır. Her denemede içtenliğin marjinal faydası azalır; ilk dürüstlük yankısını bulur, sonrakiler dıştan olan gürültüye karışır. Herkes kendini korumak için biraz içtendir, biraz samimidir. Üstelik kimse kimsenin gerçekten içten olup olmadığını bilemez; bilgi asimetriktir, güven pahalıdır. Bu yüzden herkes maskesini bir nevi "optimize" eder. Herkes içten görünmeye çalıştıkça taktıkları maskenin kalınlığını ölçemez noktaya gelir. Ve sonunda, kimsenin planlamadığı bir biçimde, görünmeyen bir el devreye girer: herkes içtenliğe yaklaşır, ama içtenlik sistemden silinir. İçtenlik bir değer olmaktan çıkıp gelip geçen bir sinyale dönüşmeye başlamıştır.

3.Varlık Ağacının 3.Dalı./ Doğrudan olmak zordur onun yerini dolaylı oyunlar alır. İnsanlar etkileşimde bulunurlar çünkü sürekli onaylanmak isterler, sürekli onaylanma ihtiyacı da olmayan senaryoları açığa çıkarır, kişi yeni senaryolar üretir, öyleymiş gibi yapmaya; öyleymiş gibi görünmeye başlar, etkileşimde bulunduğu kimseler de onu öyleymiş gibi onaylaya onaylaya öyleymiş gibi görünür hale gelir, bu bir kısır döngü oyunudur, iki taraf da bir oyunda olduğunu bilir ama iki tarafın da bilmediği şey: ikisinin de aralarındaki oyunu yöneten bir hakemin olmamasıdır, bu fark edilmediğinde bu oyun sonsuza kadar sürebilir.

Oysa... Fiiliyat, düşüncenin düşünürken yaşayan halidir.

FİLOĞLU M. Murat

Ek okumalar için:

Uyanış Filozofunun Günce Psikolojisi
Filozof Pilotun Paraşüt Hamlesi
Babalar Oteli
Bir Başka Dünyanın Perdesi
Affetmeyen Sanat

11/05/2026

İçten olmak çok kolaydır kardeşlerim, fakat çok içtenmiş gibi gösterildikçe "samimiyetsizleşen" ve zorlaşan bir içtenlik tüketim kültürü çağındayız. Çağımız, içtenliğe ekonomideki limit kavramında olduğu gibi yaklaşır, hiçbir zaman tam olarak varamaz. Varlığın tam değeri hep yakınken uzakta kalır. Her denemede içtenliğin marjinal faydası azalır; ilk dürüstlük yankısını bulur, sonrakiler dıştan olan gürültüye karışır. Herkes kendini korumak için biraz içtendir, biraz samimidir. Üstelik kimse kimsenin gerçekten içten olup olmadığını bilemez; bilgi asimetriktir, güven pahalıdır. Bu yüzden herkes maskesini bir nevi "optimize" eder. Herkes içten görünmeye çalıştıkça taktıkları maskenin kalınlığını ölçemez noktaya gelir. Ve sonunda, kimsenin planlamadığı bir biçimde, görünmeyen bir el devreye girer: herkes içtenliğe yaklaşır, ama içtenlik sistemden silinir. İçtenlik bir değer olmaktan çıkıp gelip geçen bir sinyale dönüşmeye başlamıştır.

3.Varlık Ağacının 3.Dalı./ Doğrudan olmak zordur onun yerini dolaylı oyunlar alır. İnsanlar etkileşimde bulunurlar çünkü sürekli onaylanmak isterler, sürekli onaylanma ihtiyacı da olmayan senaryoları açığa çıkarır, kişi yeni senaryolar üretir, öyleymiş gibi yapmaya; öyleymiş gibi görünmeye başlar, etkileşimde bulunduğu kimseler de onu öyleymiş gibi onaylaya onaylaya öyleymiş gibi görünür hale gelir, bu bir kısır döngü oyunudur, iki taraf da bir oyunda olduğunu bilir ama iki tarafın da bilmediği şey: ikisinin de aralarındaki oyunu yöneten bir hakemin olmamasıdır, bu fark edilmediğinde bu oyun sonsuza kadar sürebilir.

Oysa... Fiiliyat, düşüncenin düşünürken yaşayan halidir.

FİLOĞLU M. Murat

Ek okumalar için:

Uyanış Filozofunun Günce Psikolojisi
Filozof Pilotun Paraşüt Hamlesi
Babalar Oteli
Bir Başka Dünyanın Perdesi
Affetmeyen Sanat

Birazdan izleyeceğiniz görüntülerde, kazma, kürek, zincir, tank gibi ileri düzey teknolojik icatlarla bir ülkenin nüklee...
11/05/2026

Birazdan izleyeceğiniz görüntülerde, kazma, kürek, zincir, tank gibi ileri düzey teknolojik icatlarla bir ülkenin nükleer tehditlerinin gizlendiği kasalarının nasıl zorlukla
açıldığına, sarı uranyum külçelerinin nasıl ele geçirildiğine, bir ülkeye hangi şartlarda özgürlük getirildiğine ve tüm dünyanın nasıl refaha kavuştuğuna tanık olacaksınız.

Adam Smith'in Ulusların Zenginliği (1776) eserinin temel fikri; serbest piyasa ekonomisi, iş bölümü ve bireysel çıkarların ("görünmez el") toplam refahı artırdığı yönündedir. Zenginliğin kaynağı altın değil, üretim ve emektir; devlet müdahalesi olmadan işleyen rekabetçi bir piyasa, en yüksek verimliliği ve ekonomik büyümeyi sağlar.

Adam Smith'in Ulusların Zenginliği fikri ile Irak'ın işgali sonrası gündeme gelen altın ve varlık transferi oldularını birlikte düşündüğümüzde, karşımıza klasik ekonomi teorisi ile jeopolitik gerçeklerin çatıştığı derin bir çelişki çıkar.

Zenginliğin Tanımı Nasıl Yapılmalı? Üretim ile mi, Birikim ile mi? Adam Smith, zenginliğin altın veya gümüş biriktirmek (Merkantilizm) olmadığını, asıl zenginliğin halkın ürettiği mal ve hizmetlerin toplamı olduğunu savunur. Irak Örneğine bakarsak: Irak'tan altın veya nakit para transfer edilmesi, Adam Smith'in eleştirdiği "merkantilist" bir yaklaşımdır. Smith'e göre bir ülkenin altınını çalmak o ülkeyi fakirleştirir ancak çalan ülkeyi de uzun vadede gerçekten "zengin" kılmaz; çünkü gerçek refah üretim kapasitesine bağlıdır.

Peki görünmez El mi Müdahaleci El mi?Adam Smith, ekonominin kendi kendine işleyen bir "görünmez el" ile yönetilmesi gerektiğini söyler.

Irak vakası, piyasanın doğal işleyişine dışarıdan yapılan en sert müdahale biçimidir. Smith, devletin görevini savunma ve adaletle sınırlandırırken, ekonomik çıkar için yapılan savaşların maliyetinin elde edilen ganimetten çok daha fazla olacağını öngörmüştür. Adam Smith, büyük imparatorlukların kolonileri üzerindeki tekelci ticaret hırslarının hem koloniyi hem de ana ülkeyi fakirleştirdiğini savunur. Bu duruma güncel bağlam içerisinden bakarsak: Irak'taki ya da herhangi bir Orta Doğu ülkesindeki petrol altyapısının kontrolü ve finansal kaynakların yönetimi Adam Smith'in "özel çıkarların genel refahı engellemesi" olarak tanımladığı duruma bir örnektir.

Özetle: Adam Smith bugün yaşasaydı, Irak'taki altın ve petrol kaynaklarına yönelik müdahaleleri "modern bir merkantilizm trajedisi" olarak nitelendirirdi. Ona göre bir ulusu zengin etmenin yolu kaynaklarına el koymak değil, o ulusun serbest ticaret ve iş bölümü yoluyla üretim yapmasına izin vermektir.

Bir ülke özgürleştikçe ya da "özgürleştirildikçe" köleleşiyorsa herhalde biraz düşünmek gerekir.

​ ​ ​ ​ ​ ​

Birazdan izleyeceğiniz görüntülerde, kazma, kürek, zincir, tank gibi ileri düzey teknolojik icatlarla bir ülkenin nükleer tehditlerinin gizlendiği kasalarını...

30/04/2026

İletişim araçlarının aşırı artması bir şeye dikkatimi çeker: bunca araç varsa yapılan iş
insanların iletişimi midir yoksa araçların iletişimi midir? İkinci cevaptan giderim, her iletişim aracının belirli bir imgesel dili vardır artık, çoğu kimse bu dili aşmak yerine bunun içerisinde kalıp “iletişmeyi” yeterli görür, böylece yapay dil iletişimin yerine geçer ve iletişim araçları ne kadar iyi olursa iletişimin yapısı o denli verimsiz olmaya başlar. 4.Varlık Ağacının 2.Dalının 1. Dalı./ İletişim araçları insanlara ilgisizdir, sadece çalışıp çalışmadığını kontrol edebilmekle yetinir. 4.Varlık Ağacının 2.Dalının 2. Dalı./ Toplumda herhangi bir konuda başarılı olabilmenin yarısı çok basit bir eylemden geçer: iletişim kurabilmekten. Başarılı bir iletişim
kurabilmenin yarısı da çok daha basit bir eylemden geçer: dinleyebilmekten. İyi dinleyebilmenin yarısı da çok ama çok daha basit bir eylemden geçer: karşıdakinin susmasını
beklemekten.

Uyanış Filozofunun Günce Psikolojisi, Sayfa 27

FİLOĞLU M. Murat

Ek okumalar için:

Uyanış Filozofunun Günce Psikolojisi
Filozof Pilotun Paraşüt Hamlesi
Babalar Oteli
Bir Başka Dünyanın Perdesi
Affetmeyen Sanat

25/04/2026

"Aranızda dolaşırken şunu gördüm kardeşlerim:

Yeryüzündeki insanlar; çoğu zaman orada olmayanı geçmişte: orada aradıkları için delirirler. Oysa çoğu gelecek; şimdiden gelir. Zaman sahipleri çoğu zaman kendi zamansızlıklarını koruma pahasına daha büyük zaman harcama sistemleri oluşturarak başkalarının değerli zamanını azaltmaktadır.

Zaman, bir nevi negatif entropi ekonomisi haline gelir. Batı varlıkbilimi sanki ekonomik bir metaymış gibi zamanın biriktirilmesi ile ilgilenir çoğunlukla, bu çerçevedeki zaman; bankaların, trenlerin, kurumların, işletmelerin düzenli çalışması için belirlenmiş toplumsal bir kurgu haline gelmiş, adeta mekansallaşmıştır.

Zamanı mekansal hafızasında biritirdiğini sanan, çoğu zaman sonsuz mekansallığında var olabilmek varken dünün yokluğunda geleceğini harcar. Oysa sezeriz ki, çoğu gelecek şimdiden gelir. Değer vermenin gerçek zamanı şimdidir."

FİLOĞLU M. Murat

Ek okumalar için:

Uyanış Filozofunun Günce Psikolojisi
Filozof Pilotun Paraşüt Hamlesi
Babalar Oteli
Bir Başka Dünyanın Perdesi
Affetmeyen Sanat

Dil artık endüstriyel. Egemen medya dili "çerçeveleme etkisi" ile duyguyu yeniden kodlama işlevini artık tamamen sahiple...
14/04/2026

Dil artık endüstriyel. Egemen medya dili "çerçeveleme etkisi" ile duyguyu yeniden kodlama işlevini artık tamamen sahiplendi. Minab'daki okula yapılan hava saldırısı üzerinden şu iki bilgi aktarımına göz atalım: Koalisyon güçleri hedefleri hızla ve büyük bir başarıyla vurdu. Yakındaki bir okulun da hasar almış olabileceği açıklandı.
Burada koalisyon güçleri ya da benzeri kelimelerin vurgusu olayın meşru olduğu hissini veriyor. Hız vurgusu ve devamında gelen başarıyla tanımlaması olumlu bir algı kurulmasına hizmet ediyor. Okulun tamamen vurulup burulmadığı ve içerisinde kimsenin olup olmadığı muğlak bırakıldığı için adeta okuyucunun hissedebileceği kaygı ve sonrasında oluşabilecek büyük tepki hemen etkisizleştiriliyor.

Aynı gerçekliği şimdi şu kelimelerle aktaralım: Son bombardımanda içinde sivillerin olduğu bir okul da vuruldu. Çok sayıda sivil kayıp var. Şimdi bombardımanı yapan muğlak bırakıldığı için okuyucuda bir meşruluk sorgulaması oluştu. İçinde sivillerin de olduğu okul, tanımlaması ile mevcut aynı gerçeklik toplumsal infial oluşmasına yol açabilecek bir hale geldi. Dil gerçekliği hangi etki çerçevesiyle sunarsa sunsun etkiden sıyrılmış bakan zihin için gerçeklik değişmez.

Burada gerçeklik değişmediği halde yeni medya endüstrisi gerçekliği "çerçeveleme etkisi" hatta gerektiğinde "plastik çerçeve içinde naylon çerçeveleme etkisi" ile sunuyor çünkü okuyanın ne hissedeceğini kontrol edebileceğini artık bütünüyle fark etmiş durumdadır.
Sembollerden ve yeni medyanın algı çerçevelerinden arınmış saf gerçekliği görebilmenin yolu ise ancak; bu dilsel uyurgezerlikten tamamen uyanmakla mümkün.


-Murat M. Filoğlu

https://www.instagram.com/reel/DXHl8hXAcPF/?igsh=MTFiNHNvdXJ1dDlvNQ==

14/04/2026

Dil artık endüstriyel. Egemen medya dili "çerçeveleme etkisi" ile duyguyu yeniden kodlama işlevini artık tamamen sahiplendi. Minab'daki okula yapılan hava saldırısı üzerinden şu iki bilgi aktarımına göz atalım: Koalisyon güçleri hedefleri hızla ve büyük bir başarıyla vurdu. Yakındaki bir okulun da hasar almış olabileceği açıklandı.
Burada koalisyon güçleri ya da benzeri kelimelerin vurgusu olayın meşru olduğu hissini veriyor. Hız vurgusu ve devamında gelen başarıyla tanımlaması olumlu bir algı kurulmasına hizmet ediyor. Okulun tamamen vurulup burulmadığı ve içerisinde kimsenin olup olmadığı muğlak bırakıldığı için adeta okuyucunun hissedebileceği kaygı ve sonrasında oluşabilecek büyük tepki hemen etkisizleştiriliyor.

Aynı gerçekliği şimdi şu kelimelerle aktaralım: Son bombardımanda içinde sivillerin olduğu bir okul da vuruldu. Çok sayıda sivil kayıp var. Şimdi bombardımanı yapan muğlak bırakıldığı için okuyucuda bir meşruluk sorgulaması oluştu. İçinde sivillerin de olduğu okul, tanımlaması ile mevcut aynı gerçeklik toplumsal infial oluşmasına yol açabilecek bir hale geldi. Dil gerçekliği hangi etki çerçevesiyle sunarsa sunsun etkiden sıyrılmış bakan zihin için gerçeklik değişmez.

Burada gerçeklik değişmediği halde yeni medya endüstrisi gerçekliği "çerçeveleme etkisi" hatta gerektiğinde "plastik çerçeve içinde naylon çerçeveleme etkisi" ile sunuyor çünkü okuyanın ne hissedeceğini kontrol edebileceğini artık bütünüyle fark etmiş durumdadır.
Sembollerden ve yeni medyanın algı çerçevelerinden arınmış saf gerçekliği görebilmenin yolu ise ancak; bu dilsel uyurgezerlikten tamamen uyanmakla mümkün.

-Murat M. Filoğlu

02/04/2026

Peki Tek Başına Kalan Çocuklar Ne Olacak?

Dil, artık bir iletişim aracı değilse; nedir?
25/03/2026

Dil, artık bir iletişim aracı değilse; nedir?



Dil artık bir iletişim aracı mıdır?

24/03/2026

Dil artık bir iletişim aracı değilse nedir?

Address

Istanbul Türkiye
Istanbul
34000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when AffetmeyenSanat posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to AffetmeyenSanat:

Share