Günün nostalji karesi

Günün nostalji karesi Anılarla Yeşilçam kareleri ve nostalji paylaşımlar

Münir Özkul'un 55. Yılı Kutlaması
28/04/2026

Münir Özkul'un 55. Yılı Kutlaması

Bir zamanlar; Cüneyt Arkın 🤍
12/04/2026

Bir zamanlar; Cüneyt Arkın 🤍

Bir zamanlar; Tarık Akan, Cüneyt Arkın 🤍
24/03/2026

Bir zamanlar; Tarık Akan, Cüneyt Arkın 🤍

İyi bayramlar 🍬☺️
20/03/2026

İyi bayramlar 🍬☺️

CÜNEYT ARKIN:Ben Eskişehir'de doğdum. Evimiz kerpiçtendi, duvarları kireçliydi. Sokaklarımız tozlu olurdu. Yağmurdan son...
17/03/2026

CÜNEYT ARKIN:
Ben Eskişehir'de doğdum. Evimiz kerpiçtendi, duvarları kireçliydi. Sokaklarımız tozlu olurdu. Yağmurdan sonra gökbaşı ot kokardı. Su birikintilerine güneş vurunca da oynamaya çıkardık. İri adamlar dut satarlardı. Akasya ağaçlarının tepesine çıkar, çiçeklerini yerdik.

Yaz uzun ve sarı olurdu. Kireçli duvarlarda durgunlaşır ve sararırdı. Akasyaların gölgelerine sırtımızı dayar, uzak kentlere, dağların ötelerinde kaybolmuş ülkelere ait düşler kurardık. Hep kaybolmuş bir şeyi bulmak isterdim. Sonra babam gelir, bizi alıp çiftliğe götürürdü. Güneş ve toprak kokan bir yerdi, kara iri elli adamlar çalışırdı.

Akşam usuldan bir yelle kırdan dönen koyunların sesi gelirdi. O yel süt beyazı gibi bir şeydi, önce mor küçük çiçeklerin üzerinde titreşir, sonra gelir kulaklarımıza yuva yapardı. Çok geçmeden güneşin önünde kızarmış göğe yükselen tozların arasından beyaz koyunlar görünürdü. Kuzuları çiftlikten acele acele onları çağırırlardı. Çok geçmeden avluda kuzuların zevkle titreyen küçük kuyrukları ve annelerinin sürme gibi bakışlarıyla eğilmiş onları koklayan başları birbirine karışırdı. Yüzlerce kuzu bir anda hiç şaşırmadan annelerini bulurdu. Babam, "Her anne başka kokar," derdi ama, ben onların bu kalabalıkta birbirlerini bulmalarında daha başka şeylerin olduğuna inanırdım.

— Örneğin "YAŞAR"lar — doğumda anneleri ölen kuzulara Yaşar adını takıyorduk. Bu onların uzun ömürlü olması için bir dilekti ama hiç ötekilere benzemez, küçük kavruk ve hasta bir gün ansızın ölüverirlerdi. Onlara arkadan yavrularını emzirirken yaklaşsalar bile hemen burunları itilır ya da o telaşta ansızın memeye sarılsalar, hemen tekmelerlerdi. "YAŞAR"lar bu süt cümbüşünde hep kıyıda sessiz itilmiş bekleşirlerdi. Ama çok geçmeden onları doyurmanın bir yolunu buldum: Anne yavrusunu emzirirken yavaşça sokulup gözlerini kapıyordum. O zaman Yaşar hemen boş memelere saldırıyor, büyük bir aç gözlülükle emiyordu. Koyun işi farkedince, ötekine gidiyorduk. "YAŞAR"lar normal kuzulara göre daha çok süt memelerine karşı, bir türlü büyüyemiyorlar ve ölüyarlardı. Bir türlü onları öldürenin ne olduğunu anlayamadım. Belki annelerin ot renkli gözlerindeki yaşam kokan uslu şefkatlerinden yoksun olmaktı.

Geceleri köpekler ürmeye başlayınca koyunları otlatmaya çıkardık. Çoban, beyaz kepeneği sırtında, önde giderdi. Eşeğin sırtında yün heybedе peynir ve ekmekten azığımız olurdu. Köpekler etrafımızda koşuştururlardı.

Gecenin mor bir karanlığı olur, rüzgârın çalılara takılan tekdüze sesini ara sıra bir baykuşun sesi bölerdi. Ardından bir köpek uzun uzun ulur, ona kalın bir karşılık verirdi. Ardından gecenin içinde koyunların kopardığı otların sesi uzar uzar uykum gelirdi. O zaman iki şeyden çok korkardım; öyle dalmış giderken otların koyuluğuna gizlenmiş bir çukura düşüvermek. Bütün omurgalarım sarsılır, her tarafım ürperirdi. Bazen de önümden ansızın delice kanat çırpışlarıyla bir yerden bir kuş havalanıverirdi. O zaman elimde olmadan geri sıçrardım. Yüreğim gecede duyulacak gibi küt küt vururdu.

Koyunlar doyar, geviş getirerek dinlenmeye başlayınca nadasın yumuşak bir yerine uzanır, başımı irice bir toprak keseğine kor, yüzüm yıldızlara dönük uyurdum. Köpeğim yanıma oturur beni beklerdi.

Sabah çiftliğe üzerime bütün gece bulaşmış, toz, koyun ve ot kokularıyla dönerdim. Çobanın güneşten yanmış kara bir yüzü vardı. Kocaman elleriyle süt sağar bana içirirdi. Beyaz sakalında geceden takılmış ot olurdu. Gözleri hep kısıktı. Her şeye güneşe bakar gibi bakardı.

Yazın ortasında babamla köye giderdik. Arabayı damızlık iki öküz çekerdi. Araba yaz meyveleriyle dolu olurdu. Onlara köyün çocuklarına dağıtırdık. Anadolu'da yazın çok az çocuk meyve yer çünkü. Babam her su başında durur, yakınır ve semaveri ateşlerdi. Ben köpeğimle dolaşmaya çıkardım. Su buz gibi olurdu. Yüzlerce kuş görürdüm. Leylekler yavrularını korumak için yılanlarla dövüşür, sonra gider gagalarını otlarda temizlerlerdi. Babam, "O otlarda yılanın zehriyle kan şifa var," derdi. Sonra bütün ilaçların otlardan yapıldığını söylerdi. Hava serinleyince yola çıkardık. Bütün gece yıldızların, otların içinde yürürdük. Çoban yıldızı dostumdu, yolumuzu onunla bulurduk. Ay bulutlarda kaybolunca durur ateş yakardık, babam çayı demler, kısık bir sesle türkü söylerdi. Ara sıra otlayan hayvanların, çalılara sürtünen derilerinin sesi gelir, köpeğim havlar, uzaktan bir çakal ya da rüzgâra karışmış bir ses bir yerlerden onu cevaplardı. Babam beni yanına oturtur, "Dinle bak," derdi, "otların büyümesini duyuyor musun?" "Sabah yapraklara asılı çiy damlası üzerinde güneş doğardı. Öküzlerin derisi yeşile çalık bir renk alır, iri gözlerinde gideceğimiz uzak yerlerin sisleri içinde mor dağlar belirirdi. Güneşin altında ayçiçeği çekirdeği kıra kıra giderdim. Sonra yüzüm yanar, dudaklarım çatlar-dı. Günler sonra köye varırdık. Vişneleri elleri, yüzleri kıpkırmızı oluncaya kadar yerdi çocuklar. Köy güneşin ve toprağın içinde kaybolmuş gibi bir yerdi. Harman yerlerinden düğen taşları toplar, gece babam yaşlı köylülerle ocağın önünde sarma sigaralarıyla çay içip, ekinlerden, hayvanlardan konuşurken onları sayar, birbirine sürten çıkan kıvılcımlar ardında hiç söylememiş masallar düşünürdüm. Yatağım kavun, mısır kokardı. Köy erken uyurdu. Beyaz yazmasında küçük pencereden odaya gelen mavi bir ay ışığı dalgalanırdı. Bana annemi sorardı. Onu özlediğini söylerdi. "Birbirimizi göremeden öleceğiz," derdi.

Sabah tandır ekmeğine sürülmüş tereyağ ile süt içerdik. O saatler herkes tarlalara gitmiş olurdu. Teyzem, "Güneş senden önce uyandı," derdi. Bahçeden sineklerin acı yeşil vızıltıları gelirdi. Gün boyu harman sürer, ayran içerdim. Soğanla tandır ekmeği yerdik köy çocuklarıyla.

Akşam üstü alabildiğine bir hüzün çökerdi köye. Bozkırdan serseri bir rüzgâr acılar içinde çalı çırpıları sürükleyerek gelirdi. O zaman bostan yoluna çıkardım. Tepede tahta kulübesi önünde kaba giysileri içinde bostan bekçisini dimdik göğe bakar bulurdum. Katı, toprak gibi bir yüzü vardı. Yalnızlık ve hüzün dolu bir sesle, "Az sonra geçecekler," derdi. Mavilerin yer yer kızardığı gökyüzüne bakardık beraberce. Çok geçmeden, oralarda güneşin önünde bir karaltı belirir, bir kırlangıç sürüsü kuşeye doğru süzülürdü. Garip bir mutlulukla gülerdi adam. Bana bir şey söylemeden sırtını döner, bozkıra doğru yürürdü.

Onun o kaybolmuş Anadolu köyünde, kaybolmuş hayatına tek anlam veren kırlangıç sürülerini yıllar oldu göremiyorum. Yalnızlık artık büyük şehirlere kadar geldi galiba.
(Milliyet Çocuk / 31 Ocak 1977 / Sayı: 2)

Antalya Altın Portakal ödülü kazanan iki kıymetli sanatçı: Cüneyt Arkın ve Adile Naşit (1978)
24/02/2026

Antalya Altın Portakal ödülü kazanan iki kıymetli sanatçı: Cüneyt Arkın ve Adile Naşit (1978)

Kapıcı Cafer'in karısı Gül. Evin yükünü o çekerdi. Hem kendi çocuklarına Hem komşunun çocuklarına bakardı.
06/02/2026

Kapıcı Cafer'in karısı Gül. Evin yükünü o çekerdi. Hem kendi çocuklarına Hem komşunun çocuklarına bakardı.

Bir zamanlar
03/02/2026

Bir zamanlar

Kemal Sunal: Askere gittiğimde 35 yaşındaydım (Acemi birliğini Ankara'da yapmıştır). İnsanlar beni çok seviyordu. Bende ...
01/02/2026

Kemal Sunal: Askere gittiğimde 35 yaşındaydım (Acemi birliğini Ankara'da yapmıştır). İnsanlar beni çok seviyordu. Bende kademe de oturuyordum ve silahlarla uğraşıyordum. Teknik işlerle uğraşıyordum. Eğitime çıkmıyordum düzeni bozuyorum diye. Ama bu istem dışı tabi. İnsanlar bana bakıp gülüyorlardı. Bende bölüğün moral grubuydum tek başıma. Sonra beni armoni mızıkasına verdiler. Bu tür gelen kişilerden oluşan bir moral grubu vardı. Türkiye'nin her yerinde askerlik yaptım, her yeri dolaştım. Erzurum'dan Edirne'ye kadar her yere gittim.

Zübük Filmi Çekiminden, 1980 Yılı Kemal Sunal 💕
26/01/2026

Zübük Filmi Çekiminden, 1980 Yılı Kemal Sunal 💕

Address

Istanbul
34000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Günün nostalji karesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share