12/10/2026
ALEVİLERİN BİRLİĞİ SÖYLEMLE DEĞİL, RIZALIKLA, EŞİTLİKLE VE ORTAK MÜCADELEYLE KURULUR!
Alevilerin ortak geleceği; inançsal özerklik, eşit yurttaşlık, demokratik temsil ve dayanışma temelinde inşa edilmelidir.
Alevilerin ortak geleceğini eşitlik ve evrensel insan hakları temelinde kurabilmesi için dayanışmayı büyütmesi, ortak talepler etrafında buluşması ve birlikte mücadele etmesi kuşkusuz önemlidir. Ancak Alevilerin birliği, yalnızca birlik çağrıları yapmakla sağlanamaz. Gerçek birlik; inancın özüne, yolun erkânına, rızalığa, ikrara, demokratik katılıma ve ortak sorumluluğa dayanan bir anlayışla kurulabilir.
Alevilik; Hak-Muhammed-Ali yolunu, insanı ve doğayı Hak bilen anlayışı, kul hakkını gözetmeyi, eşitliği, paylaşmayı, dayanışmayı ve adaleti esas alan bir inanç yoludur. Bu yolun temelinde baskı değil rızalık, dayatma değil ikrar, ayrıcalık değil eşitlik, biat değil sorgulama vardır. Öyleyse Alevilerin birliğini savunurken önce bu değerleri kendi örgütlenmelerimizde, kurumlarımızda ve ilişkilerimizde yaşatmak zorundayız.
Peki, Alevilerin birliği nasıl sağlanacak?
Birlik; farklı Alevi süreklerini tek bir kalıba sokmakla değil, inançsal farklılıkları tanımak ve geçmişten günümüze miras bırakılan "edep, Erkan" dan taviz vermeden Hanifi, hambeli, Şafi, maliki, şia vs. Tarikatların asimilasyonu dan uzak durmak ortak haklar etrafında buluşmakla mümkündür. Hiçbir kurumun, kişinin veya yapının kendisini bütün Alevilerin tek temsilcisi olarak görmediği; kararların ortak akılla alındığı, temsilin demokratik yöntemlerle belirlendiği ve hesap verebilirliğin esas olduğu bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Alevilerin inançsal özerkliği korunmalı; inancın nasıl yaşanacağına, erkânın nasıl yürütüleceğine ve inanç önderlerinin nasıl belirleneceğine ilişkin konularda devletin vesayetçi yaklaşımına son verilmelidir. Devletin görevi bir inancı tanımlamak, biçimlendirmek veya temsilcilerini atamak değil; bütün inanç ve inançsızlık karşısında eşit mesafede durmak, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır.
Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, Alevi inancının eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınması, kamusal kaynakların ayrımcılık yapılmadan dağıtılması ve eğitim sisteminde laiklik ilkesinin korunması, ortak mücadelenin , geçmişten gelen mirasımızı gelecekle buluşturan "erkan'lar" ı kabul edip saygı duymalıdır.
Ancak birlik çağrısının inandırıcı olabilmesi için kurumlarımızın kendi iç işleyişini de sorgulaması gerekir. Alevilerin sözünü kim söylüyor? Kimler adına karar alınıyor? Farklı düşüncelere ne kadar alan açılıyor? Gençlerin, kadınların, anaların, dedelerin ve yol hizmetinde bulunan canların iradesi karar süreçlerine ne ölçüde yansıyor? Birlik, bu sorulara açık ve samimi yanıtlar verildiğinde güç kazanır.
Unutulmamalıdır ki Alevilerin birliği, yalnızca ortak açıklamalar yayımlamak veya belirli günlerde bir araya gelmek değildir. Birlik; haksızlığa uğrayanın yanında durmak, ayrımcılığa karşı ortak ses çıkarmak, birbirinin hakkını korumak, farklılıkları düşmanlık nedeni görmemek ve toplumsal adalet için omuz omuza yürümektir.
Alevilerin yüzyıllardır karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin sona ermesi, yalnızca Alevi kurumlarının sorumluluğu değildir. Bu, demokratik ve laik bir hukuk devletinin de temel yükümlülüğüdür. Bununla birlikte, ortak taleplerin güçlü biçimde savunulması için kurumlarımız arasında güvenin, dayanışmanın ve demokratik iş birliğinin geliştirilmesi gerekir.
Artık mesele yalnızca birlik çağrısı yapmak değil, birliğin hangi ilkeler üzerinde kurulacağını açıklığa kavuşturmaktır.
Bizim ihtiyacımız; kişilerin, makamların veya kurumların etrafında şekillenen bir birlik değil, hak ve hukuk temelinde gelişen, inançsal özerkliği savunan, demokratik temsili esas alan ve bütün canların rızalığını gözeten bir ortak mücadeledir.
Çünkü eşit yurttaşlık talep edip kendi içimizde eşitliği yaşatamazsak, demokratik temsil isterken farklı seslere kapılarımızı kapatırsak, rızalığı yolun esası sayıp kararlarımızı ortak akıldan uzak biçimde alırsak, savunduğumuz değerlerle uygulamalarımız arasındaki çelişkiyi ortadan kaldıramayız.
Alevilerin geleceği, başkalarının bizim adımıza ne karar vereceğine değil; bizim kendi irademizle, ortak aklımızla ve dayanışmamızla neler yapabileceğimize bağlıdır.
Gelin; ayrışmayı değil dayanışmayı, dayatmayı değil rızalığı, tek sesliliği değil demokratik katılımı, rekabeti değil ortak mücadeleyi büyütelim.
Hak, adalet ve eşitlik mücadelemizi Hak-Muhammed-Ali yolunun temel değerleriyle buluşturalım. Gelecek kuşaklara yalnızca eşitlik talep eden değil, eşitliği kendi yaşamında da hayata geçiren kurumlar ve güçlü bir dayanışma mirası bırakalım.
Yolumuz bir, süreklerimizde bir olabilir. Tarihsel geçmişimiz, yolumuzu aydınlatarak, kültürel Farklılıklarımızı koruyarak ortak haklarımız için birleşmek mümkündür. Yeter ki birliğimizin temelinde rızalık, eşitlik, özgürlük ve adalet olsun.
Aşk olsun, Hakk'a niyaz olsun. Gerçek erenlerin demine, devranına Hü!
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
Yol, Erkan İnanç Sekreterliği