02/07/2026
BASIN AÇIKLAMASI
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YOK ETMEK İÇİN EN KULLANIŞLI ARAÇ: MADDE 216/3
Türk Ceza Kanunu’nun 216/3. maddesi, yıllardır düşünce ve ifade özgürlüğünü baskılamak için en kullanışlı araçlardan biri hâline getirilmiştir. Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerlerin alenen aşağılanmasını suç sayan bu madde, savcı ve yargıçların keyfî yorumlarına açık yapısıyla; sanatçıların, yazarların, karikatüristlerin, komedyenlerin ve özgür düşünen herkesin üzerinde bir tehdit olarak kullanılmaktadır.
Son hedef stand-up sanatçısı İmran Deniz Göktaş olmuştur. Yurtdışından Türkiye’ye giriş yapan Göktaş, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmış; kamuoyuna “yakalandı” denilerek yine aynı baskı dili devreye sokulmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında, Göktaş hakkında 185 CİMER başvurusunun topluca değerlendirildiği ve TCK 216/3 kapsamında re’sen soruşturma başlatıldığı belirtilmiştir.
Bu tablo, artık defalarca tanık olduğumuz örgütlü bir yöntemi göstermektedir: Önce toplu şikâyet, ardından sosyal medyada linç kampanyası, sonra da soruşturma ve gözaltı... Gerici örgütlenmelerin ve trollerin hedef göstermesiyle sanatın, mizahın ve eleştirinin kriminalize edilmesini kabul etmiyoruz.
Bir ülkede demokrasinin ve ifade özgürlüğünün durumunu anlamanın en açık yollarından biri, mizaha nasıl yaklaşıldığına bakmaktır. Mizah dergileri, karikatüristler, komedyenler ve stand-up sanatçıları sürekli suç duyuruları, soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılıyorsa; orada özgürlükten değil, baskıdan söz edilir.
Dün Tubu Ulu, bugün Deniz Göktaş, yarın bir başkası... Ancak ne TCK 216/3, ne örgütlü linç kampanyaları ne de tehditler bu ülkede özgürlük mücadelesi verenleri susturamayacaktır. Mizah, baskının olduğu yerde başkaldırının adıdır. Bu topraklar Ömer Hayyamların, Nasreddin Hocaların topraklarıdır.
Ne mizah teslim olacaktır ne de özgürlük mücadelesi. Binlerce Deniz Göktaş evde, okulda, işyerinde, kafede ve sosyal medyada mizah yapmaya devam edecektir.
Ateizm Derneği
02.07.2026