18/06/2026
Nefsin hastalıklarından bir veya birkaçına yakalanmış nefisler, hasta nefislerdir. Nitekim, Allah (c. c.), “Nefsini temizleyen felâha ermiş, kirleten zarara uğramıştır” buyurmuştur. Nefsi temizlememek, şekâvet sebebidir. Hasta nefislerin hastalıkları farklı derecelerdedir. Bazıları, menzilin/dünyanın tesirini hafif olarak hissetmiş az hasta olmuşlardır, bazıları çok hissetmiş çok hasta olmuşlardır. Az hasta olanların tedâvisi için az, çok hasta olanların tedavisi için çok çalışmalıdırlar.
Burada en önemli problem, hakîkatleri kavramada ortaya çıkar: Hasta nefisler, ilim öğrenmek için bütün ömür boyu ilim tahsiline mecburdurlar. Hatta, mizaçları çok bozuk olanlar bütün günlerini ilimle geçirseler bir şey anlayamazlar. Hastalığı hafif olanların ise, illeti zayıf, şerri ince, örtüsü ince ve mizâcı sıhhatli olduğundan ilim için uzun çalışmaya ihtiyaçları yoktur. Biraz etüd ve tefekkür onları eski hallerine döndürmeye yeter: Bidâyetlerine döner, birçok şeyi bilir, hased, kin gibi dünyanın fuzûlî işlerinden kurtulurlar.
Çünkü tâlim, nefsin cevherine dönme ameliyesinden ibarettir. Bu sebepledir ki bir âlimin başı veya göğsü ağrıdığı zaman bilgilerini hatırlamaz ama iyileşince hatırlar. Bu demektir ki ilim yok olmaz; sadece unutulur ve hatırlatma ameliyesi olan tezkiye ile tekrar hatırlanır.