Değişirken devam eden, devam ederken değişen,sonsuzluğa akıp giden zaman içerisinde Selçukluların, Osmanlıların elinde suya çizilen ebru olmuştur. Kelimelerle ifadesini bulup şiir olmuştur. Padişah kaftanlarına, saray eşyalarına süs, motif olmuştur. İstanbul'un fethi ile birlikte İstanbul´a gelen lale,İstanbullu olmuştur.İstanbul'u seven lale bu topraklarda daha da büyüyerek İstanbul´un çiçeği ol
muştur. İstanbul'da da sadece çiçek olarak kalmayan lale, camii, mescit, türbe ve medrese gibi mimari yapıların duvarlarında motif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca rölyefler, desenler, minyatürler, nakışlar, tezhipler ve dokümanlar ile İstanbul'un gündelik hayatının da ayrılmaz bir parçası olmuştur. Sonuç olarak yaşadığımız bu şehrin tarihi ve kültürel kent kimliğinde yıllarca vazgeçilmez bir öğe olarak kullanılan lale; "Anavatanına geri dönen sultan Lale" sloganıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız sayın Dr. Mimar Kadir TOPBAŞ'ın talimatıyla kent peyzajında bir çiçek olarak tekrar yerini almıştır.
İstanbul Lale Vakfı bir ihtiyaçtan doğmuştur. Yerelde İstanbul'un genel de ise ülkemizin endemik bitkisel florasında önemli bir yer tutan lalenin tekrar o geçmiş ışıltılı günlerinde olduğu gibi bir peyzaj öğesi olarak öneminin ortaya çıkarılması, üretiminin artırılması, yaygınlaştırılması, yurt dışı örneklerinde olduğu gibi ülkemizin ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak çalışmaları yürütmek, bu konuda çalışan, kişi, kurum ve kuruluşları desteklemek, bilimsel amaçlı çalışmaları yürütmek gayesiyle kurulmuştur. Vakfımız, lalenin bir çiçek olmasının ötesinde geçmiş kültürümüzde geleneksel el sanatlarımızda ve edebiyatımızın çeşitli dallarında bir figür ve esin kaynağı olmasından esinlenerek bu değerlerimizin kaybolmadan sürdürülmesine de şüphesiz katkı sağlayacaktır. Vakfımız bu amaçlar doğrultusunda 2013 yılı içerisinde İstanbul Lale Müzesi ve Araştırma Merkezini de kurarak faaliyete geçirmiştir.