Huzur Mutluluk

Huzur Mutluluk Huzur ve Mutluluk sizlerle olsun

Sitede yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.

Doktorlar sabahları yumurta yemenin..(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
01/09/2026

Doktorlar sabahları yumurta yemenin..
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

Sebebi ise ba'kın neymiş...(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
01/09/2026

Sebebi ise ba'kın neymiş...
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

19 Adet Yeni İl Geliy.or..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
01/09/2026

19 Adet Yeni İl Geliy.or..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Kayınvalideme tam 12 yıl baktım. Emekli maaşı bile olmayan bu kadın ölmeden önce bana yırtık yastığını verdi. İçinden çı...
01/09/2026

Kayınvalideme tam 12 yıl baktım. Emekli maaşı bile olmayan bu kadın ölmeden önce bana yırtık yastığını verdi. İçinden çıkan şey, onun aslında kim olduğunu ortaya çıkardı...

Neriman'ın hayatı boyunca düzenli bir geliri olmadı. Dört çocuğunu tek başına büyütmüş, yıllarca çalışmış ama yaşlandığında kimsesiz kalmıştı. Ben ise tam on iki yıl boyunca ona kendi annem gibi baktım. Ölümünden hemen önce bana yıllardır sakladığı yırtık yastığını uzatıp, “Derya, bunu yalnızca sen aç,” diye fısıldadı. Herkes onun son günlerinde ne yaptığını anlamadığını düşündü. Fakat o gece yastığın içinde bulduğum şey, Neriman'ın yıllardır benden sakladığı gerçeği ortaya çıkaracaktı.

BÖLÜM 1

Benim adım Derya.

Evlendiğimde eşimin annesi Neriman'ın hayatı hakkında çok az şey biliyordum.

Sadece kocasını yıllar önce kaybettiğini ve dört çocuğunu tek başına büyüttüğünü biliyordum.

Sonra onun nasıl yaşadığını gördüm.

Sabah erkenden kalkıyor, tarlalara gidiyor, eve döndüğünde çocuklarının yemeklerini hazırlıyordu.

Yıllar sonra çocukları büyüdüğünde ise geriye yalnızca yorgun bir kadın kalmıştı.

Ne emekli maaşı vardı ne de düzenli bir geliri.

Çocuklarının her biri başka bir hayatın peşinden gitmişti.

Neriman ise bizim evimize sığındı.

Ve ben ona bakmaya başladım.

Başlarda zorlandım.

Çünkü kendi çocuğum vardı.

Ev işleri vardı.

Eşim sık sık şehir dışına çıkıyordu.

Ama Neriman'ın ihtiyaçları arttıkça onun başında daha fazla kalmaya başladım.

Onu yıkadım.

Yemeğini yedirdim.

İlaçlarını hazırladım.

Geceleri başucunda bekledim.

Tam on iki yıl boyunca...

Hiçbir zaman karşılığını istemedim.

Fakat Neriman'ın çocukları bunu farklı yorumluyordu.

Bazen eve gelip:

“Derya, annemle gerçekten çok ilgileniyorsun.”

derlerdi.

Sonra giderlerdi.

Onlar gittikten sonra Neriman bana bakıp sessizce:

“Bazı insanlar sadece ihtiyaçları olduğunda gelir,” derdi.

Ne demek istediğini sorardım.

Cevap vermezdi.

Yıllar boyunca onun içinde sakladığı bir şey olduğunu hissettim.

Özellikle de eski yastığı konusunda.

Yastık yıllardır başının altındaydı.

Kumaşı yıpranmıştı.

Bir köşesi sökülmüştü.

Ben defalarca değiştirmek istedim.

Ama her seferinde izin vermedi.

“Bunu bırak Derya.”

“Neden anne? Çok eski.”

“Çünkü zamanı gelmedi.”

“Ne zaman gelecek?”

Bana yalnızca bakardı.

Son kış geldiğinde Neriman'ın durumu ağırlaştı.

Artık konuşmakta bile zorlanıyordu.

Bir akşam elimi tuttu.

“Derya...”

“Buradayım anne.”

“Bunca yıl bana baktın.”

“Sen benim annem gibisin.”

Gözlerinden iki damla yaş süzüldü.

Sonra yastığı işaret etti.

“Bunu al.”

“Yastığı mı?”

Başını salladı.

“Ben öldükten sonra aç.”

İçime garip bir korku düştü.

“Anne, neden böyle konuşuyorsun?”

Cevap vermedi.

O gece sabaha karşı son nefesini verdi.

Evin içinde bir anda büyük bir sessizlik oldu.

Sonra çocukları geldi.

Yıllardır görmediğim insanlar bir anda annelerinin odasını doldurdu.

Eşyaları ayırmaya başladılar.

Yastık da ellerine geçti.

“Bunu atalım.”

Hemen müdahale ettim.

“Hayır. Neriman bunu bana bıraktı.”

“Derya, eski bir yastık işte.”

Yastığı aldım.

O gece herkes gittikten sonra mutfak masasına koydum.

Uzun süre sadece ona baktım.

Sonra Neriman'ın son sözünü hatırladım:

“Ben öldükten sonra aç.”

Dikiş yerini yavaşça açtım.

İçindeki elyafları elimle ayırdım.

Bir anda parmaklarım sert bir şeye değdi.

Kalbim duracak gibi oldu.

Yastığın içinden küçük, ağır bir paket çıkardım.

Ellerim titriyordu.

Paketi açmadan önce bile bunun sıradan bir şey olmadığını anlamıştım.

Çünkü Neriman yıllarca bu sırrı saklamıştı.

Ve ben paketi açtığımda...

Gözyaşlarımı tutamadım.

Çünkü karşımdaki şey, Neriman'ın hayatını değil, bizim ailemizin geleceğini değiştirecek bir gerçeği ortaya çıkarıyordu.

Dahası, bu sır yüzünden yıllardır bana mesafeli davranan bazı insanların gerçek niyetini de ilk kez anlayacaktım.

Ama henüz bilmiyordum...

Yastığın içinden çıkan o küçücük şey, beni sadece bir mirasın değil, yıllardır saklanan büyük bir sırrın sahibi yapacaktı.

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

“HİÇBİR ZAMAN ONU YALNIZ BIRAKMADIM… HAKAN KANSERLE SAVAŞIRKEN GECE VARDİYALARINDA ÇALIŞTIM, GÜNDÜZLERİ İSE HASTANEDE BA...
01/09/2026

“HİÇBİR ZAMAN ONU YALNIZ BIRAKMADIM… HAKAN KANSERLE SAVAŞIRKEN GECE VARDİYALARINDA ÇALIŞTIM, GÜNDÜZLERİ İSE HASTANEDE BAŞINDA BEKLEDİM. KANSERİ YENDİĞİNDE BİRLİKTE YENİ BİR HAYAT KURACAĞIMIZI SANMIŞTIM. AMA O GÜN HAKAN BENDEN BOŞANMAK İSTEDİ. ARDINDAN DOKTORU BENİ KENARA ÇEKİP, ‘BUNU DUYDUĞUNUZDA ÇOK ŞAŞIRACAKSINIZ,’ DEDİ.”

Hakan ile on bir yıldır evliydik. Evliliğimiz boyunca pek çok zorluğun üstesinden birlikte gelmiştik. Ama onun kansere yakalandığını öğrendiğimiz gün, karşı karşıya kaldığımız en büyük sınav başlamıştı.

Tedavi sürecinde Hakan çalışamaz hale gelince ailemizin geçimini sağlamak bana kaldı. Hastane masrafları giderek artıyordu. Bu nedenle gece vardiyalarında çalışmaya başladım.

Geceleri işte oluyor, sabahları eve gelip birkaç saat uyuduktan sonra Hakan’ı hastaneye götürüyordum. Onun yemeklerini hazırlıyor, ilaçlarını düzenliyor ve doktorların verdiği talimatları tek tek takip ediyordum.

Bazen eve geldiğimde o kadar yorgun oluyordum ki ayakta durmakta zorlanıyordum. Ama Hakan’ın yüzüne baktığımda yorgunluğumu unutuyordum.

Çünkü onu kaybetmekten korkuyordum.

Doktorlar ilk zamanlarda bize fazla umut vermemişti. Tedavinin nasıl sonuçlanacağını kimse bilmiyordu. Fakat Hakan her kötü günün ardından elimi tutup,

“Bunu da atlatacağız. Sana söz veriyorum, bir gün bütün bunları geride bırakacağız,” derdi.

Ben de ona inanıyordum.

Ve sonunda beklediğimiz mucize gerçekleşti.

Hakan’ın son tetkikleri temiz çıkmıştı.

Kanseri yenmişti.

Doktor bu haberi verdiğinde gözyaşlarımı tutamadım. Hakan’a sarıldım ve içimden, aylarca verdiğimiz mücadelenin sonunda hayatımızı yeniden kuracağımızı düşündüm.

Fakat birkaç saat sonra, hastanede evrak işleriyle uğraşırken Hakan karşıma geçip bütün umutlarımı yerle bir eden o cümleyi söyledi:

“Senden boşanmak istiyorum.”

Ne söyleyeceğimi bilemedim.

Ona bunun bir şaka olduğunu söyledim. Ama Hakan hiç gülmedi.

Kararının kesin olduğunu, artık benimle aynı hayatı sürdürmek istemediğini söyledi.

Sonra arkasına bile bakmadan hastaneden çıktı.

Ben ise tek başıma kaldım.

Aklımda aynı soru vardı:

“Bir insan, kendisi için yapılan bunca fedakârlığı nasıl bir anda yok sayabilir?”

Tam o sırada Hakan’ın doktoru yanıma geldi.

Yüzü çok ciddiydi.

Önce Hakan’ın gittiği kapıya baktı, ardından bana dönüp sessizce,

“Sizinle özel olarak konuşmam gerekiyor,” dedi.

Beni koridorun daha tenha bir bölümüne götürdü.

Sonra birkaç saniye sustu ve gözlerimin içine bakarak,

“Hakan’ın hastalığıyla ilgili size hiç anlatmadığımız bir şey var,” dedi. ⬇

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Köyün zengin ağasına ku ma olarak gittik ilk geceden bize yaptığı ilk şey bu oldu.(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
01/09/2026

Köyün zengin ağasına ku ma olarak gittik ilk geceden bize yaptığı ilk şey bu oldu.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Kocamdan mesaj geldi: “Yıldönümümüz kutlu olsun canım. İş yerinde mahsur kaldım.” Ben zaten oradaydım; onun başka birini...
01/09/2026

Kocamdan mesaj geldi: “Yıldönümümüz kutlu olsun canım. İş yerinde mahsur kaldım.” Ben zaten oradaydım; onun başka birini öpüşünü izliyordum. O sırada bir yabancı fısıldadı: “Sakin ol. Asıl gösteri şimdi başlamak üzere.”

Kocam saat 19:14'te mesaj attı: "İş yerinde sıkışıp kaldım. 2. yıldönümümüz kutlu olsun canım. Bu hafta sonu kendimi affettireceğim." Saat 19:15'te, İstanbul'un kalabalık bir restoranında ondan iki masa ötede oturmuş, sanki ben hiç var olmamışım gibi başka bir kadını öpmesini izliyordum.

Birkaç saniye boyunca hareket edemedim. Elim hâlâ ona getirdiğim küçük hediye paketine sarılıydı; bir mağaza vitrininde görüp beğendiği antika gümüş bir saat. Hazırlanmak için bir saat harcamıştım. Hatta mesajındaki bir şeyler soğuk ve ezberlenmiş geldiği için ona sürpriz yapmak amacıyla şehir merkezine kadar sürmüştüm. Şimdi nedenini anlıyordum.

Geçen bayram ona aldığım lacivert gömleği giyiyordu. Kadın, bir eli onun çenesinde gülüyor, sanki bu ilk seferleri değilmiş gibi ona doğru eğiliyordu. Tedirgin değillerdi. Rahatlardı. Tanışık gibiydiler. Alışmışlardı.

Sandalyemi o kadar sert ittim ki zeminde gıcırtıyla sürüklendi.

Daha iki adım atamadan yanımda bir adam belirdi.

Alçak sesle, “Yapma,” dedi.

Öfkeyle ona döndüm. “Anlamadım?”

Sesini kısık tutmaya devam etti. “Sakin ol. Asıl gösteri şimdi başlamak üzere.”

Kırk yaşlarında görünüyordu; boylu boslu, şık giyimli ve yüzünde çok uzun süredir gerginmiş gibi bir ifade vardı. Kocamın masasındaki kadına doğru başıyla işaret etti.

“Benim adım Demir Karahan,” dedi. “Kocanızın yanındaki kadın benim karım.”

Oda etrafımda dönüyor gibiydi.

“Ne?”

“Bana bu gece Ankara’da olduğunu söylemişti,” dedi. “Altı haftadır bu durumu takip ediyorum. Ortak kartımızdaki otel fişlerini bulunca bir özel dedektif tuttum.” Gözlerini kocama dikti. “Kocanızın adı Arda Aksoy, değil mi?”

Ona bakakaldım. “Bunu nereden biliyorsunuz?”

“Çünkü bilmek istediğimden çok daha fazlasını biliyorum.” Telefonunu çıkardı ve bana bir fotoğraf gösterdi; Arda ve o kadın, bir rezidansın önünde arabaya biniyorlardı. Altta üç hafta öncesine ait bir tarih damgası parlıyordu. Sonra bir fotoğraf daha. Sonra bir başkası.

Midem o kadar sert kasıldı ki gerçekten kusacağımı sandım.

“Onlarla dışarıda yüzleşecektim,” dedi Demir. “Ama bu gece plan değişti.”

“Nasıl değişti?”

Arkamdan restoranın girişine doğru baktı.

Koyu gri takım elbiseli bir kadın, arkasında iki adamla içeri girdi. Adamlardan biri elinde deri bir dosya tutuyordu. Diğerinin kemerine bir rozet takılıydı.

Demir, sertçe bir nefes verdi.

“Şu gelen,” dedi, “Arda’nın şirketinin iç denetim müfettişi.”

Tekrar kocama baktım. Hâlâ her şeyden habersiz, kadına gülümsüyordu.

O sırada takım elbiseli kadın doğruca onların masasına yürüdü.

Ve her şey altüst oldu...

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

İş seyahatinden döndüğümde sessizlik bekliyordum, kocamdan gelen bir not değil: “Arka odadaki yaşlı kadınla ilgilen.” O ...
01/09/2026

İş seyahatinden döndüğümde sessizlik bekliyordum, kocamdan gelen bir not değil: “Arka odadaki yaşlı kadınla ilgilen.” O kapıyı açtığımda babaannesini yarı ölü bir hâlde buldum. Sonra bileğimi kavradı ve fısıldadı: “Henüz kimseyi arama. Önce onların ne yaptığını görmen gerek.” İhmalkârlıkla karşı karşıya olduğumu sanıyordum. İhanetin, açgözlülüğün ve tüm evliliğimi yerle bir edecek bir sırrın içine adım attığımdan haberim yoktu.

Bir perşembe gecesi, omzuma batan el çantamla ve sadece havalimanlarının ve bütçe toplantılarının verebileceği o malum baş ağrısıyla eve geldim. Finans sektöründe çalışıyorum, bu yüzden uzun günlere, rötarlı uçuşlara ve evden çok bir kontrol noktası gibi hissettiren bir eve girmeye alışkınım. Yine de o gece, ön kapıyı açtığım andan itibaren bir şeylerin ters gittiğini hissettim.

Mutfaktaki ocağın üzerindeki lamba hariç tüm ışıklar kapalıydı. Kocam Deniz görünürlerde yoktu. Evimize kendi otoritesinin bir uzantısıymış gibi davranan annesi Leman Hanım da öyle. Mutfak tezgahının üzerinde, üzerinde ismimin Deniz’in aceleci el yazısıyla yazılı olduğu katlanmış bir not duruyordu.

“Rüya — Annemle birkaç günlüğüne ayrıldık. Arka odadaki yaşlı kadınla ilgilenmen gerekiyor. Bunu bir dram hâline getirme.”

Hepsi buydu. Özür yok. Açıklama yok. Sadece bir emir.

Bir an için orada, iş kıyafetlerimle donakaldım ve “yaşlı kadın” kelimelerine bakakaldım. Müzeyyen Hanım’ı —babaannesini— kastediyordu. Üç yıl önce ağır bir felç geçirmişti. O zamandan beri Deniz ve Leman Hanım onun hakkında bir yükten, bir mecburiyetten, kimsenin istemediği ama kimsenin çöpe atarken görülmek istemediği eski bir mobilya parçasıymış gibi bahsediyorlardı.

Daha önce düzgün bir bakım görüp görmediğini sormuştum. Deniz her seferinde beni geçiştirirdi. “O iyi,” derdi. “Biz hallediyoruz.”

Bu yalan, arka odanın kapısını açtığım saniyede yerle bir oldu.

Önce o koku çarptı beni; bayat hava, kir, hastalık, ihmal. Sonra onu gördüm. Müzeyyen Hanım yatakta yarı kıvrılmış bir hâlde yatıyordu; gri saçları lekeli bir yastığa dolanmış, dudakları kurumuş ve çatlamıştı. Yanındaki masada duran bardak boştu. Bir tabak yemek, tanınmaz bir hâle gelerek kurumuştu. Nefes alışverişi sığdı. Gözleri yarı açık, odaklanmamış ama canlıydı.

Çantamı yere bırakıp yanına koştum.

“Müzeyyen Hanım? Beni duyabiliyor musun?”

Eline dokunduğumda parmakları seğirdi. Eli buz gibiydi.

Mutfağa koştum; şişe suyu, temiz havlular, bir leğen ve içimde kalan her bir damla sükuneti yanıma aldım. Onu dikkatlice kaldırdım, dudaklarının arasından kaşıkla su verdim, yüzünü sildim, çarşafları elimden geldiğince değiştirdim ve titreyen ellerimle odayı temizledim. Yorgunluğumun yerini öfke almıştı. Deniz onu bu hâlde bırakmıştı. Leman Hanım onu bu hâlde bırakmıştı. Ne kadar süredir? Bir gün mü? İki mi?

Müzeyyen Hanım sonunda biraz daha su yuttuğunda, gözlerini üzerime öyle bir dikti ki nefesim kesildi.

Telefonuma uzandım. “Hemen bir ambulans çağırıyorum.”

Eli, şaşırtıcı bir güçle bileğime kenetlendi.

“Hayır,” diye fısıldadı.

Sonra doğrudan gözlerimin içine baktı ve cam gibi berrak bir sesle konuştu: “Henüz değil, Rüya. Önce sana kocanın gerçekte kim olduğunu göstermem gerek.”

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

45 Yaşında d'ul kaldım köyün delikanlı yakışıklı e'rkeği benden bunu istedi..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
01/09/2026

45 Yaşında d'ul kaldım köyün delikanlı yakışıklı e'rkeği benden bunu istedi..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

K'ocam sürekli eve yakın arkadaşlarını getiriyordu bir gün beni arkadaşı..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
01/09/2026

K'ocam sürekli eve yakın arkadaşlarını getiriyordu bir gün beni arkadaşı..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Address

Mahmutbey Mahallesi 2562 Sok. No:1Bağcılar
Istanbul
34218

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Huzur Mutluluk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share