18/04/2026
ŞEYH SAİD KIYAMI HAKKINDAKİ BİLİNMEYEN GERÇEKLER VE
İSYAN HAKKINDA ÇIKARILAN GERÇEK DIŞI İDDİALARA CEVAPLAR
Türkiye tarihinde yaşanan önemli isyanlardan biri Şeyh Said İsyanı’dır. İsyanın gerekçesi yeniden inşa edilen devlet sisteminde dini hassasiyetlere yer verilmemesi, kurulan devletin dini kurallara göre yönetilmemesi. Amaç; ülkeyi İslami kurallara göre yönetilmesini sağlamak.
İsyanın lideri bölgedeki önemli din âlimi olan Şeyh Said’di. İsyanda aktif rol alan halk bölgedeki Zazalardı. Şeyh Said’in çağrısına icabet eden Zazalar harekete geçti. Kurulan Zaza ordularıyla Şeyh Said önderliğinde harekât başladı. Bölgedeki diğer bir güç olan Kürtlerin isyana destek vermekte isteksiz olması, Kürtlerin Türklere destek vermesi isyanın bastırılmasında aktif rol oynadı. Bu gerçeği Kürt gazetesi BERXWEDAN(PKK yayın organı) 66 yıl sonra şu şekilde aktarıyor.
Nihayet üç ay süren ZAZA DİRENİŞİ, Kürt destekli Türk birliklerince kontrol altına alınarak kanlı bir şekilde bastırıldı.
Türkiye resmi tarihinde ve Kürt çevrelerin yazdığı tarihte, Şeyh Said isyanI farklı taraflara çekilmiş temelsiz iddialar ortaya atılmıştır. Türk resmi tarihte şu iddialar yer alır:
-Şeyh Said İngiliz ajanıdır. İngilizler ülkede iç isyan çıkararak devleti zor durumda bırakarak Musul’u Türkiye’den rahat almak istedi ve bunun için Şeyh Said İsyanını çıkardı.
Şeyh Said ifadesinde bu iddiaya cevap veriyor.
Soru: İsyanı yalnız başınıza yaptığınızı zannetmiyorum herhalde sizi teşvik eden vardır?
Şeyh Said: Ne hariçten ne de dâhilden bizi teşvik eden yoktur. Hariçten maksadım ecnebilerdir. Ne hariçten, ne de Türkiye’den müşevvikler yoktur.
Soru: demek ki bu kıyam ve isyanı münhasıran zat-ı âliniz düşündünüz?
Şeyh Said: Evet benim fikrim de vardı. Ulema, fuzala ve akılayı göreyim dedim. Ahkâmı din metruk(terk edilmiş) oldu. Maneviyat unutulmuş, onları isteyelim dedim. Öyle ümit ediyorduk.
Şeyh Said İngiliz ajanı olmadığını ve isyanın amaçlarının ne olduğunu ifadesinde açıkça dile getirmişti. Fakat resmi tarihte Şeyh Said ajan olarak lanse edilerek hain gibi gösterildi.
Kürt ulusalcı ve milliyetçi çevreler ise Şeyh Said isyanın kendilerine mal etmek için Şeyh Said’i Kürt, isyanı da Kürdistan isyanı gibi gösterme çabasına girmiş buna en büyük desteği de Türk devletinin resmi tarihi verdi. Peki, öyle mi? Şeyh Said ifadesinde şu iddiaya da şöyle cevap veriyor.
Soru: Fetihten sonra müstakil bir Kürdistan kraliyeti yapacaktınız öyle mi?
Şeyh Said: Krallık filan bizim niyetimizde yoktu. Şeriat ahkâmını tatbik idi. Ben ne riyaset kabul ederdim, ne de elimden gelirdi.
Soru: Kürt Teali Cemiyetini bilmez misin?
Şeyh Said: Hayır böyle bir cemiyetten haberim yok. Kürt Teali Cemiyeti nerededir, muhaberatını temin eden kimlerdir, hiç haberim yok.
İsyanın Kürtlükle yakından uzaktan ilişkisi olmadığı apaçık ortadadır. Bu isyanı Kürt isyanı ve ulusalcı gibi gösteren Kürt çevrelerin büyük bir yalan tarih ürettiği gerçekleri çarpıttığı açıkça görülüyor. Şeyh Said bizzat Şeriat için ayaklandığını söylüyor. Mektuplarında ve söylemlerinde Kürt ismi bile geçmemiştir. Şeyh Said bir din âlimiydi ve Zaza kökenliydi. Şeyh Said’e destek verenlerin çoğu Zaza’ydı. Diyarbakır Ergani ilçesindeki Türklerden de iştirak edenler vardı. Şeyh Sait:
Eğil tarafına Ergani’ye gittim. Türkleri de davet ettim. Gelin dinimize çalışalım. Kanunu ilahiyi tatbik ettirelim. Dedim. Ergani’den Şevki Efendi Hamid Ağa Hacı Hüsnü Efendi vardı. Davetime iştirak ettiler. Onlar Türk’tüler.
Bölgedeki Türkler de bu isyana iştirak etmişlerdi.
PEKİ, İSYAN ESNASINDA KÜRT AŞİRETLERİ NE YAPIYORDU?
İsyan sırasında Kürt aşiretleri Ankara Hükümetine telgraf gönderiyor devletin yanında olduğunu söylüyordu. Telgraflardan birkaç örnek:
Nusaybin’den Heverki aşireti reisi Haco
“Namuslarını çıkarları uğruna satan asilerin bastırılması
için hareket eden fedakar asker kardeşlerime katılmak
üzere aşiretimle beraber bugün Diyarbekir Kolordu emrine
hareket ettim. Cumhuriyet Hükümeti’nin ezici kuvvetine
dayanarak hainlerle son nefese kadar savaşacağımızı
bildiririz.”
Cizre’deki Kürt aşiretlerinin gönderdiği telgraf
“Şeyh Said adlı hainin yardakçıları ile Palu ve çevresinde
Hükümete karsı ayaklandığını haber aldık. Cumhuriyet
Hükümeti’mizin her türlü adaletli idaresine karsı yapılan
bu saldırıyı nefretle karşılıyoruz ve bunların kısa sürede
bastırılıp püskürtüleceklerine kuvvetle güveniyoruz. Bu
nedenle her türlü lekeden arınmış olarak Cumhuriyet
Hükümeti’mizin emirlerine bağlı ve vatan hizmeti
yapmaya hazır olduğumuzu arzederiz.”
(İmzalar: Taban kabilesi reisi Reşit, Varazisi kabilesi reisi
Reşit, Miran aşireti reisi Naif, Devriye kabilesi reisi
Süleyman, Pisri kabilesi reisi İbrahim, Alevkan kabilesi
11 reisi İbrahim, Mehmet, Musa, Resan kabilesi reisi İbrahim
Haso, Serbitan kabilesi reisi Mehmet)
Cizre Belediye Başkanı Abdülselam Ankara’ya su telgrafı gönderdi:
“Ayaklanmanın bastırılması için memleketimiz adına
Allah’a dua ediyoruz. Bu tutumumuz ilçe halkınca sevinçle
karşılanmıştır. Cumhuriyet askeri ve halk tarafından tel’in
olunan gaddarların yok edilmelerini bekliyoruz.”
Midyat bölgesindeki Kürt aşiretleri de su telgrafı
göndermişti:
“Din ve vatan düşmanlarımızın kandırdığı bu fesatçıların milletimiz aleyhine yaptıkları bu uğursuz harekatı bütün ilçe halkı adına suçluyor ve milletimizle Cumhuriyet
Hükümeti’nin, sevgili yurdumuzun düşmanlarına karsı
yapılacak her türlü bastırma harekatına bir bütün olarak
mal ve canımızla katılmaya hazır olduğumuzu bildiririz.”
İmzalar: Cenbirit aşireti reisi Hüseyin, Hasankeyf aşireti
reisi Şeyh Ahmet, Kesuri aşireti reisi Gercüşlü Bedrettin,
Midyat Belediye Reisi Resit, Huvergi aşireti reisi Celebi,
Resan aşireti reisi Cemil, Mahalmi aşireti reisi Halil, Hisar
aşireti reisi İsmail, İrnas aşireti reisi Salih ve İsmail
Kürt Aşiretleri devlete bağlılığını göstermek için Ankara’ya mektup gönderiyor. Şeyh Said ve Zaza asilere karşı olan hoşnutsuzluğunu ve tepkisini ortaya koyuyorlardı.
Tarih geleceğe ışık tutar. Tarihini bilmeyenler karanlıkta kalır gerçeği göremez ve egemen güçlerin söylediklerine mecburi olarak inanmak zorunda kalır. Karanlıkta kalmamak için tarihimizi geçmişimizi iyi araştırıp öğrenelim.