25/05/2026
Yaşar KAYA yazdı
Dersim Tarihinde Bir Eşik Daha Aşıldı
"Kısa bir kalem, uzun bir hafızadan daha iyidir."
Büyük çoğunluğu bugün aramızda olmayan tanıklarla gerçekleştirdiğimiz mülakatların bir kısmını, Berlin Özgür Üniversitesi (Freie Universität Berlin) Oral History Digital arşivinde erişime açtık. 2008 yılında Hüseyin Aydın ile yaptığımız çağrı üzerine düzenlenen toplantıda konuşmaya başladığımız bu tarihi proje, artık yeni bir düzleme evrildi. Projenin devir teslim törenini, Almanya'nın en önemli devlet vakıflarından olan Stiftung Flucht, Vertreibung, Versöhnung ev sahipliğinde gerçekleştirdik. Bu değerli çalışma, Ruhr Üniversitesi Bochum (RUB) ve Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) ortaklığıyla hayata geçirildi. Bu tarihi açılış vesilesiyle; komitede birlikte çalıştığımız Hüseyin Aygün, Cemşi Balk, Deniz Karakaş, Prof. Dr. Şükrü Aslan, Cemal Taş, Hüseyin Aydın, Hasan Taşkın, Hasan Aytaç, Filiz Aktaş, Ahmet Canpolat, İmdat Yıldız ve Leyla Gündüzkanat’a; yönetimde birlikte görev yaptığımız Mehmet Gülmez, İbrahim Aktaş, Nurettin Aslan, Sakine Gül ve Ali Rıza Ağlar’a; ayrıca transkript, redaksiyon ve çeviri süreçlerinde emeği geçen tüm arkadaşlara katkılarından ötürü teşekkür ederim.
Yaptıkları sunumlarla projemize değer katan Prof. Dr. Christian Gudehus, Prof. Dr. Hans-Lukas Kieser, Dr. Cord Pagenstecher, Dr. Kathrin Jurkat, Ruth Baumgartl, Andreas Mix, Dr. Silke Krohn, Dr. İsmail Küpeli, Mahir Doğan, Gülseren Şengezer, Bianca Schaalburg, Dr. Alexander Korb ve Dr. Tebessüm Yılmaz'a şükranlarımı sunarım. Ayrıca vakıf adına selamlama konuşması yapan Dr. Nils Köhler’e, Kültür Bakanlığı adına Robin Mishra’ya, DKG adına açılış konuşmasını gerçekleştiren Ahmet Canpolat’a, proje sunumunu yapan Filiz Aktaş’a ve RUB adına çalışmalarda yer alan Leonie Novak ile Alexander Husenbeth’e teşekkür ederim.
DKG Başkanımız Hüseyin Aydın’ın kısa ama duygu yüklü konuşması, arşivin özüne dönüşünün en net ifadesiydi.
İki gün süren bu tarihi açılışta yüzlerce unutulmaz anı birikti; bunlardan birkaçını sizlerle de paylaşmak isterim. Projede büyük emeği olan Cemşi Abi mutluluğunu, "Kim ne derse desin, neticede siz bizim 20 yıllık rüyamızı gerçekleştirdiniz," sözleriyle ifade etti. Kız kardeşim duygularını, "Abim bugün yapılanları 20 yıl önce anlatırdı. Biz 'he he' derdik ama kimse bunların olabileceğine inanmazdı," diyerek dile getirdi. Sevgili ikrarım ve yol arkadaşım Ali Rıza ise, "Kivrem, babam bugün sağ olsa burada olurdu, seninle gurur duyardı," dediğinde ikimiz de mutluluk ve hüzün göz yaşlarımıza hakim olamadık. O an, projeye büyük emek veren Mehmet Yıldız, Rüstem Polat, Ali Nikbay ve Süleyman Ağlar ile onların bu davaya katkıları aklıma geldi. Bu mutlu günümüzde aramızda olmalarını ne çok arzuladım...
Maviş ile Çağlasu’nun seslendirdiği ağıtları hüzünlü bir mutlulukla dinlerken, kendimizi bir an Laç Deresi’nde hissettik.
Beni en çok etkileyen konuşmalardan biri ise Kültür Bakanlığı adına konuşan Robin Mishra’nınki oldu. Tanıklar Elif İhtiyar Kaplan ve Zarife Tumar’dan alıntılar okuması beni derinden duygulandırdı.
Etkinliğe Dersim üzerine Almanya’da ilk doktorasını yazan Özgür İnan Boztaş, İsviçre’den Dr. Hüseyin Çelik, antropolog Kemal Sönmez, Danimarka’dan Şengül Tamaç, Dr. Hayal Hanoğlu, Dr. Yektan ve Dr. Zeynep Türkyılmaz’ın yanı sıra onlarca Alman akademisyen ve araştırmacı katıldı. Biz de Bochum derneğinden kalabalık bir grup olarak oradaydık. Pek çok şehirden gelen dostlarımızla bu tarihi başarının mutluluğunu paylaştık. Münih’ten Hamburg’a kadar pek çok tanık yakınının aramızda olması ve onlarda oluşan bu toplumsal duyarlılık ayrıca anlamlıydı. Yoğunluktan ötürü ismini sayamadığım tüm dostlarım beni lütfen mazur görsün.
İki gün boyunca Almanca olarak 4 ayrı oturumda onlarca sunum ve konuşma gerçekleştirildi. Takdir edersiniz ki bu kısa yazıda tüm detaylara girebilmem mümkün değil. Ancak soykırım ve Alevilik alanında çalışan çok sayıda Alman uzmanın oturumlara katılması, hedefimizin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Son olarak bu tarihi adımın anlamını bir kaç cümleyle ifade ederek yazımı daha fazla uzatmadan sonlandıracağım. 6 Mart 2010 tarihinde aldığımız „4 Mayıs Dersim Mağdurlarını Anma Günüdür“ kararı, tarihimizdeki en önemli dönüm noktalarından biriydi. Zira bugün dünyanın pek çok yerinde bu anmalar yapılıyor ve gelecekte de yapılmaya devam edecek. Bu anmalar, yaşanan acıları unutmamanın sembolik adımlarıdır.
21-22 Mayıs tarihleri ise Dersim davasının uluslararası alana taşındığı tarihi bir aşamadır. Devasa bir arşiv akademik titizlikle hazırlanarak açıldı. Akademik disiplinle inşa edilen bu arşiv; tarih, kültür, inanç, sanat ve daha pek çok alanda Dersim toplumunu çalışmak isteyen araştırmacılara büyük olanaklar sunuyor. Arşivin, üniversitelerin akademik güvencesiyle kamuoyuna açılması çok ama çok önemli bir olgu. Zira konuşma yapan bir politikacıdan okulda sunum yapacak bir öğrenciye, tarih yazan bir yazardan film yapımcısına kadar herkesin tereddütsüz yararlanabileceği güvenilir bir platform oluşmuş durumdadır. 8000 dakikayı aşkın bir Kırmancki arşiv oluştu aynı zamanda. Yine Almanca kaynak eksikliği bir ölçüde giderilmiş oldu. Türkçe olarak da açılması tarih ile yüzleşme çalışmalarına katkı sunacaktır.
Son olarak, bu tarihi sürecin sürdürülmesine emek veren ve bu anlamlı günde yanımızda olan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ama en çok da bize, dostuna yarasını gösterir gibi görünmez yaralarını açan, bizi yoksul sofralarına davet eden '38’in o asil çocuklarını hürmetle anıyorum. Onlara verdiğimiz sözü tutmuş olmanın haklı onurunu ve gururunu yaşıyoruz.
25.05.2025
Yaşar KAYA