14/06/2026
Kesişimsel Feminizm ve TERF Tartışmaları
Aile Akademisi Derneği "Kesişimsel Feminizm ve TERF Tartışmaları" konferansı düzenledi. Sunuculuğunu Semanur Çelik'in yaptığı program, Dernek Başkan Yardımcısı Dr. Yasin Kuruçay'ın selamlama konuşmasıyla başladı. Selamlama konuşmasının ardından derneğin kurucu başkanı Dr. Mücahit Gültekin konuşmasına başladı.
Seminerin adının toplumda az duyulan ve az bilinen bir başlık olduğunu ifade eden Afyon Kocatepe Üniversitesi PDR Bölümü öğretim üyesi Dr. Mücahit Gültekin, aslında bu başlıkları bundan yıllar önce konuşmamız gerektiğini ifade etti. Gültekin, konferansın devamında aşağıdaki konulara değindi.
Türkiye'de maalesef birçok kesim; anlamını bilmediği, daha önce duymadığı ve ilgi göstermediği kavramların ve yasaların ekranları, medyayı ve hayatın birçok alanını işgal etmesiyle birlikte ancak bu konuları fark eder oldu. Oysa başımıza bela geldikten sonra değil, sorun yaşadıktan sonra değil, çok önce bu sorunları fark edebilirsek yaşadığımız olumsuzlukları önceden engelleyebiliriz. Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Düşmanlarınızı takip etmekte gevşeklik göstermeyin" anlamındaki ayet de bu hakikati ifade etmektedir. Çünkü düşmanlarımız bizleri öldürmeyi değil, dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bunu da kavramlar, kelimeler, düşünceler ve ideolojiler aracılığıyla yapmaktadır.
Biz yıllar önce Aile Akademisi Derneği olarak İstanbul Sözleşmesi'ni inceledikten sonra hazırladığımız raporu anlatabilecek, sunabilecek kimseyi bulamıyorduk. Ancak olumsuzluklar karşı konulamaz ve engellenemez hâle geldiğinde, yaygınlaştığında ve birçok açıdan iş işten geçtikten sonra insanlar İstanbul Sözleşmesi'ni ve olumsuzluklarını fark eder oldu.
Kesişimsel feminizm, gelecek yıllarda en çok karşımıza çıkacak kavramlardan biridir. Sokak hayvanları tartışmaları da bu konuyla ilgilidir.
Kesişimsel feminizm, feminizmin üçüncü dalgası olarak ifade edilir. Birinci dalga feminizm, erkek egemen kültüre karşı kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olması gerektiğini savunur. Bu açıdan bakıldığında birinci dalga feminizm birçok haklı gerekçeyle ortaya çıkmıştır.
İkinci dalga feminizm; toplumsal cinsiyet, cinsiyet eşitsizliği, cinsellik, aile, üreme hakları ve iş hayatı gibi geniş toplumsal yapıları hedef alır. İkinci dalga feminizm; erkek egemen kültüre değil, erkeğin kendisine, aileye ve aile değerlerine karşı mücadele eden bir harekettir.
Kesişimsel feminizm olarak ifade edilen üçüncü dalga ise kadın ya da erkek şeklinde bir cinsiyetin dahi olmadığını, bunu ifade etmenin ayrımcılık olduğunu, tüm kimliklerin akışkan, değişken ve sınırsız olduğunu ifade eder. İkinci dalga kadın ve erkeği iki ayrı cinsiyet olarak kabul ediyordu. Üçüncü dalga feminizm ise sadece cinsiyet rollerinin değil, cinsiyetin kendisinin de akışkan ve değişken olduğunu, sabit bir cinsiyet tanımlamanın mümkün olmadığını söyler. Bu kurama Q***r Teorisi adı verilmektedir.
Kesişimsel feminizm akımı küresel elitler tarafından ortaya atılıp desteklendikten sonra ikinci dalga radikal feministler ve bunu savunan akademisyenler üzerinde çok büyük bir baskı ve şiddet oluşturulmuş, bu kesim tasfiye edilmiştir. Hormonlu Domates Ödülleri ile klasik feministlerin aşağılanması, üçüncü dalga feminizmin etkisini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Türkiye'de feminist kültür ve sanatın en başat kurumlarından biri olan Filmmor'un kapatılması da üçüncü dalga feminizmin gücünü göstermesi açısından dikkat çekicidir. Günümüzde önemli feminist akademisyen Hale Akay'ın ilginçlenmesi konunun ilginç bir örneğidir.
Kesişimsel feminizm, küresel elitler tarafından toplumları dönüştürmek amacıyla yasal mevzuatı belirlemeye başlamıştır. İngiltere ve Kanada gibi ülkeler, insanların kendilerini ne olarak görüyorlarsa, hangi cinsiyet ve kimlikle tanımlıyorlarsa o şekilde kabul edilmeleri gerektiğini içeren yasalar çıkarmışlardır.
Kesişimsel feminizm, Birleşmiş Milletler'in kurumsal olarak desteklediği bir akımdır. Buna göre tek bir kadın ya da tek bir erkeklik yoktur. Farklı kadınlıklar ve farklı erkeklikler vardır. Kesişimsel feminizme göre cinsiyet, cinsel yönelim, ırk, sınıf, ulus, engellilik ve yaş gibi kategoriler birbirinden bağımsız olarak ele alınamaz. Bunlar birbiriyle ilişki, etkileşim ve değişim hâlindedir.
Tüm bu konular kulağa uzak, aykırı ve sıra dışı durumlar olarak görülebilir. Ancak bunlar önce uluslararası hukuk aracılığıyla, ardından yerel hukuklar aracılığıyla yürütülmektedir. Örneğin Türkiye'de Lanzarote Sözleşmesi, yani Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi, bu teorinin etkisi altındaki yasal bir mevzuattır ve Türkiye'de hâlen yürürlüktedir. Bu sözleşme çocuk pornografisine tolerans gösteren bir içerik taşımaktadır. Sözleşme, cinsel rıza yaşına ulaşan çocuklar için pornografiye alan açmaktadır.
Kesişimsellik; tüm cinsel kimlikleri, tercihleri, yönelimleri ve değişken kimlikleri kapsadığı gibi dindar kimlikleri de sistemin içine alan ve kabul eden bir yaklaşıma sahiptir.
Yeterince bilinçli olmamak, sorunu görmemek zalim bir iyimserliktir. Zalim iyimserlik, içine düştüğümüz olumsuzlukların ve zilletin en önemli sebeplerinden biridir.
Konferans, dinleyicilerin sorularının cevaplandırılmasının ardından sona erdi.