Bursa Su Kolektifi

Bursa Su Kolektifi Bursa'da yaşam alanlarımızı yağmalayanlara karşı mücadele etmek ve hesap sormak

02/05/2026
1 Mayısta alanlardaydık. İş cinayetleri ve doğa katliamlarının failleri ortaktır. Tüm metalar emeğin ve doğanın sömürülm...
01/05/2026

1 Mayısta alanlardaydık.

İş cinayetleri ve doğa katliamlarının failleri ortaktır.

Tüm metalar emeğin ve doğanın sömürülmesinden oluşur.

Emeği de doğayı da sömüren kapitalizmdir .

Susma Yaşamı Savun

Bursa Su Kolektifi

31/03/2026

D U Y U R U
-----------------------

Bugün, 31 Mart 2026 saat 17.30 da yapacağımızı duyurduğumuz
' KENT BİZİM ,AĞAÇLAR BİZİM ' basın açıklamamız ileri bir tarihte yapılmak üzere iptal edilmiştir.

BURSA SU KOLEKTİFİ

Basın Açıklamasına DavetKent Bizim, Ağaçlar Bizim!Uludağ Ün. Gençlik Ormanı ve  tarım alanı yok edilerek, Bursaray Metro...
29/03/2026

Basın Açıklamasına Davet
Kent Bizim, Ağaçlar Bizim!

Uludağ Ün. Gençlik Ormanı ve tarım alanı yok edilerek, Bursaray Metro Vagon Onarım Atölyesi ve park yerleri yapılmasını istemiyoruz.

31 Mart 2026 Salı
17.30
Görükle Koşu Parkı Anfi
Görükle Üniversite Cad. Futbol Sahası Yanı

Dünya Su Günü - Seçim Bizim konulu basın açıklamamızı bugün Bursa DSİ 1. Bölge Müdürlüğü önünde gerçekleştirdik. Açıklam...
23/03/2026

Dünya Su Günü - Seçim Bizim konulu basın açıklamamızı bugün Bursa DSİ 1. Bölge Müdürlüğü önünde gerçekleştirdik. Açıklamamıza katılan Mv Orhan Sarıbal ve kolektif dostlarımıza sonsuz sevgi ve saygılar.

Basın açıklamamızın tam metni aşağıdadır.

Dünya Su Günü – Seçim Bizim 23.03.2026

Dünyada su olmasa kuru bir toz ya da kaya olacaktık. Hepimiz sudan var olduk. Bedenimizin %55 – 60’ı sudur. Dünyanın da %70’i suyla kaplıdır. Uzaydan bakıldığında çoğunluğu sudan oluşmuş gibi görünse de dünya hacminin yalnızca binde biri sudur. Dünyadaki suyun %97,5 okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak bulunur. Nehir, göl ve yeraltı suyu dünyadaki tüm su varlığının yalnızca %1’dir.

2023 yılında milli park sınırlarından çıkartılarak Uludağ TAlan Başkanlığına devredilen 2 milyon 100 bin m2 alan halen turizm amacıyla kullanılan otel ve tesislerin bulunduğu alanın beş katıdır. Devredilen alanda su şirketleri kaptaj tesislerinin varlığı, şirketlere su tahsisine yönelik yasal zorlamaları ortadan kaldırmak için alanın bu kadar geniş tutulduğunu göstermektedir.

Su şirketleri yarım litre suyu halka 15 – 20 liraya satarken karşılığında 2 – 3 kuruş Belediyelere ödeme yapar. Bu neredeyse bedava maliyetin yanında kendilerine tahsis edilen miktardan birkaç kat fazla su satışı yaparlar.

Bu fazlalığı sorgulayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Valiliği emriyle yetkileri alınarak Valilik bünyesindeki kuruma verilmesi halkın değil şirketlerin çıkarınadır. Buna derhal son verilmelidir.

AKP için TAlan Başkanlığı bile yetersiz kaldı ki içinde bulunduğumuz ayda Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle su şirketlerine su tahsislerinde planlamayı ortadan kaldıran ayrıcalıklar getirdi.

Uludağ 1961’de milli park ilan edildi. Yapılan son bilimsel araştırmada 1990’dan bu yana bitkisiz erozyon yüzey alanları %70 arttığını kanıtladı. Bu kayıp, su şirketleri kaptaj tesisleriyle susuz bırakılan ve geçmişte volfram madenciliğiyle talan edilen Uludağ için beklenen sonuçtur.

Görünen o dur ki AKP iktidarı, hem doğal yaşamındaki canlıları, hem de Bursa halkını susuz bırakma pahasına devlet eliyle yaratılan su baronlarının çıkarlarını kolluyor.

Bu yasal düzenlemeler kanunla yapılsa da adil ve halk için değildir. Yapılması gereken, su şirketlerine verilen tahsis süreleri doldukça DSİ’nin tahsisi iptal etmesi, Uludağ’da kaptaj tesislerini yıkarak su milli parkta kendi doğallığına bırakılmasıdır.

2025’te kurak ve susuz bir yaz mevsimi geçirdik. Çeşmelerimizden akan suda kesintiler oldu. Yeraltı suyu çare olarak devreye alındı. Orhaneli Çınarcık Barajından su getirilerek şebeke sistemine verildi. Susuzluk derinleşirken Bursa’da yeni yatırımlara izin verilmeye devam ediliyor.

Bir kentin gelişimi su yeterliliğiyle sınırlıdır. Sanayi yatırımları ciddi miktarda su tüketir. Bursa’da su varlıkları alarm verirken susuzluğa bu günden hazır olunmalı, Bursa sanayi yatırımlarına kapatılmalıdır.

BSK olarak yaptığımız incelemelere göre, 2018 imar affından sonra geçen 7 yılda ovadaki kaçak tesislerin sayısı %105 arttı. Bunlar AKP iktidarından yeni imar affı beklentisiyle yapıldı. Ovayı katleden kaçak tesislerin hepsi yeraltından kaçak su çekip kirleterek derelere kaçak deşarj yapıyor.

Suyun %70’i tarımda kullanılıyor derler ama Bursa’da böyle olmadığını hiçbir amaçla kullanılmayacak düzeyde kirletilen Nilüfer Çayı kanıtlıyor. Uludağ’dan akan derelerden yılın 10 ayı sızıntı suyu bile gelmez. Yalnızca birkaç ay geniş dere yataklarından cılız miktarda su akar.

Soruyoruz! Uludağ’dan akan dereler kuruyken Nilüfer Çayı yatağında tam dolu olarak nasıl akıyor?

Soruyoruz! Bursa Ovasında 50 yıl önce toprağın birkaç metre altında çıkan su, günümüzde nasıl oldu da 250 metre dibe çekildi?

Bursa’da özellikle tekstil boyahanelerinde bir yasal kuyuya karşılık 3 – 5 kaçak yeraltı su kuyusu olduğunu herkes bilir, DSİ de bilir ama görevini ihmal ederek görmezden gelir.

Su kuyularından çekildikten sonra birçoğu kaçak deşarjlarla ya da Yeşil Çevre gibi yerlerde ise arıtılmış demenin olanaksız olduğu deşarjlarla Nilüfer Çayı ve onu besleyen derelere boşaltılmaktadır. Ovadaki kaçak fabrika ve tesisler derhal yıkılmalıdır. Yeşil Çevre AAT kimyasal ve ileri biyolojik arıtma yapmalıdır.

Önünde bulunduğumuz kurum DSİ çiftçilere yeni kuyu açma izni vermezken, sanayicinin açtığı kaçak kuyuları görmezden geliyor.

Oysa yeraltının röntgenini çeken, kaçak kuyu suyu kullanıldığını tesisin içine bile girmeden belirlenen yöntemler vardır. AKP iktidarı yönetimindeki DSİ, bu yöntemleri kullanmıyor. DSİ görevini ihmal ederek yeraltı su düzeyini böylesine dramatik düzeyde aşağıya çekilmesine göz yummaktadır.

Bununla birlikte yapılan son bilimsel araştırmalar, Bursa Ovasının her yıl 6 cm çöktüğünü, yamulduğunu ortaya koydu. Sanayi kaynaklı aşırı yeraltı su kullanımı sonucu Bursa Ovasındaki çökme 10 yılda 60 cm, 50 yılda 3 metre gibi dehşet büyüklüktedir. Kaçak yeraltı su kullanımına karşı gerekeni yapacak kurum şu an önünde olduğumuz DSİ 1. Bölge Müdürlüğüdür.

Bununla birlikte yeraltı su kullanımında kanun ve yönetmelikler, kaçak yeraltı suyu kullanan sermayedarı caydırıcı olmaktan çok kaçak kullanımı teşvik edecek niteliktedir. Kaçak kuyu suyu kullanımı, yalnızca yazılı şikayet olması durumunda DSİ denetime gider, komik para cezası ve kuyunun kapatılması gibi cezalar uygular.

Kaçak kuyu suyu kullananlara karşı DSİ düzensiz aralıklarla ama sürekli, önceden haber vermeksizin en son teknolojik aygıtlar kullanarak denetimler yapmalı, kaçak kullanım para cezasıyla değil, hap*s ve işletme kapatma gibi caydırıcı cezalarla engellenmeli, kaçak kuyuların ruhsatlandırılmasına kesinlikle izin verilmeyecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

BSK olarak yaptığımız araştırmalarda Nilüfer Çayıyla birleşen derelerin kuru dere yatakları, Gürsu’da kaçak Karesi Tekstil ve Yeşil Çevre Atıksu Arıtma Tesisi (AAT) arıtılmış demenin olanaksız olduğu deşarjlarıyla kirletildiğini belirledik. Kaçak nitelikteki Karesi Tekstil derhal kapatılmalı, Yeşil Çevre AAT’nin kimyasal ve ileri biyoloji deşarj standartlarına uygun deşarj yapması
sağlanmalıdır.

Doğu AAT’nin yıllarca kapasitesinin yetersiz bırakıldı, Büyükşehir’e gelen yeni yönetimin tamamladığı yatırımın bile geliştirilmesi gerekmektedir. Doğu AAT gelişim tamamlanmalı ve BUSKİ AAT’lerinde arıtılan su tarımsal sulama için kullanılacak çalışmalar yapılmalıdır. Kanalizasyonu Nilüfer Çayına boşalan köyler için derhal yani AAT yatırımına başlanmalıdır.

Şirketler buldukları açıkları kullanarak kârını arttırma eğilimindedir. Panayır halkı özellikle geceleri p*s kokudan yakınmaktadır. BUSKİ AAT işletmelerinin özel şirket sözleşmesi iptal edilerek doğrudan Belediye’nin işletmesine alınmalıdır.

DOSAB, BOSB ve NOSAB AAT’leri Nilüfer Çayından çok daha şeffaf su deşarj etse de seyreltilmiş renkli ve köpüklü deşarjlarına son vermelidir.

Deri OSB AAT’nin içinde deri parçacıkları yüzen deşarjı müsilaj nedenidir. İleri Biyolojik niteliğe çıkarılmalıdır.

Çevre ŞİD Bakanlığı’nın AAT deşarjlarından anlık olarak ölçtüğü sonuçlar, internette herkesin erişimine açık olarak yayınlanmalıdır.

Tüm bunların ötesinde AKP iktidarı iklim krizinin yaratığı susuzluk sorununa karşı il, havza ve ulusal çapta kurduğu Su Kurulları, Su Tahsis Yönetmeliğindeki insan ve tarım önceliğini ortadan kaldırmak için kullanılmaktadır. Bu kurullar kaldırılmalı yönetmelik eksiksiz uygulanmalıdır.

Son olarak AKP çıkarmaya çalıştığı Su Kanunu, su tahsis yönetmeliğini aşmak için kullanılacağı kaygısını taşıyoruz. Yeni kanun değil, kanunlarda zaten var olan koruma, tahsis ilkeleri uygulanmalı, su kirleten ve kaçak kullananlara yaptıklarına pişman edecek cezalara yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Bursa Su Kolektifi

Basın Açıklamasına DAVETDünya Su Günü'nde kapitalizmin ve onun işbirlikçisi hükümetlerin suya ihanetlerini ifşa edeceğim...
21/03/2026

Basın Açıklamasına DAVET

Dünya Su Günü'nde kapitalizmin ve onun işbirlikçisi hükümetlerin suya ihanetlerini ifşa edeceğimiz basın açıklamamıza katılımlarınızı bekliyoruz.

Tarih: 23 Mart 2026 Pazartesi
Saat: 12.30
Yer: DSİ 1. Bölge Müd. Önü
(152 Evler Metro İstasyonuna 100 m)

Bursa Su Kolektifi

Milli Parklara Dokunma! basın açıklamamızı bugün Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü önünde gerçekleştirdik. Açıkl...
23/02/2026

Milli Parklara Dokunma!
basın açıklamamızı bugün Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü önünde gerçekleştirdik.

Açıklamamıza katılan Kolektif dostlarımıza, dayanışma içinde olduğumuz kurumlara sevgi ve saygılarımızla.

Basın açıklaması tam metni aşağıdadır.

Milli Parklara DOKUNMA!

Milli Parklar Rant Alanı Değil, Doğal Yaşam Alanıdır

Kanun Değişikliğini TBMM Genel Kurul Gündemi’nden Geri Çek!

Milli Parklar, insan etkinliklerinin sınırlandırıldığı, kendi doğallığına bırakılan alanlardır. Bu nedenle dünya genelinde milli parklarda yalnızca milli park personeli için kulübeler ve yurt savunması için çok gerekli tesisler yapılabilir.

Milli Parklar Kanunumuzun 14. Maddesi bu nitelikleri yerine getirmektedir. Bunun da üstünde korumayla milli parklarda besi hayvanlarını otlatmayı ve avcılığı yasaklar. Geçen hafta mecliste görüşülmeye başlanan Milli Parklar Kanun Değişikliği Teklifinde, milli parklarda koruma niteliğini derin ölçüde bozacak maddeler bulunmaktadır.

Birçok ülkede bir dal bile kırsanız cezalandırılırsınız. Bu teklif dünyada gittikçe alt sıralara düşen Türkiye’nin en güçlü korunması gereken milli parkları, tabiat parklarını vahşi kapitalizme talanına açan açık beyanıdır.

Milli parklar, 24 yıllık AKP iktidarının maden, enerji ve inşaat temelli ekonomisine karşı hep ayak bağı olarak görüldü. Gelibolu ile Kapadokya Tarihi ve Kültürel Milli Parkları Alan Başkanlığına devredildi. Milli Parklar Kanunu’na aykırı yüzlerce proje bizzat Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptırılarak kendi varlığına ihanet eden Bakanlık durumuna düşürüldü.

Uludağ Milli Parkında turizm, yapılaşma yöndeki projelere Bursa Barosu ve akademik odalarca açılan onlarca davada bu ihanet belgelenerek projelerin çoğu iptal edildi. Uludağ Milli Parkı %16’sı olan 2100 hektarı, tüm karşı duruşa rağmen 2023’te kanunla Uludağ Alan Başkanlığı’nın rant projelerine terk edildi.

Uludağ TAlan Başkanlığı’na karşı Bursa Su Kolektifi olarak halktan 4 günde 3000’e yakın ıslak imza topladık. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok imza toplanması görülmüş bir durum değildir. Dijital imzalarda bu sayı 40bine ulaştı. Bu imzalar AKP’nin doğanın son kalelerine giriştiği yıkıma karşı halkın çok güçlü tepkisidir. Bu imzaları TBMM’ye teslim ettik. Komisyon öncesi muhalefet partilerine görüşlerimizi aktardık. FSM Bulvarında gösteri yürüyüşü, yerel ve ulusal katılımla basın açıklamaları yaptık.

Bunların hiçbiri gözü dönmüş sermayenin günümüzdeki işbirlikçisi AKP iktidarını durdurmadı. Uludağ Talan Başkanlığı yürürlüğe girdi.

Şimdi ise AKP, milli parklarda çok daha büyük bir kıyıma hazırlanıyor. Daha önce Orman Kanunu’na getirdiği maden, enerji, altyapı yatırım izinlerini şimdi Milli Parklar için de uygulamak istiyor. Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Müdürlüğü av, maden, enerji, altyapı ve turizm bürosuna indirgiyor.

Görüşülen teklifle DKMP gelir arttırıcı düzenlemeler yapılmakta, Orman Bakanlığı’ndan özerk ve özel bütçeli bir yapıya dönüştürülmektedir. Bu özerkliğin, DKMP’yi daha bağımsız daha korumacı yapıya çıkarması beklenirken Teklifle DKMP kendi varlığına ihanet eden duruma düşürülmek istenmektedir.

Teklifin 3. Maddesinde Av ve Doğa Koruma Memurluğu tanımı getirilmektedir. Milli Parklar Kanun Değişikliği teklifinde 61 adet av, 30 adet avcılık sözcüğü geçmektedir. Milli Parklarda saha bekçileri sözleşmeli statüye düşürülerek niteliksiz kişilere devredilmek istenmektedir.

Ocak ayında müdürlüklere gönderilen DKMP Yönetmeliğinde de avcılık geniş yer tutmakta, milli park, tabiat parkları adeta av sahalarına çevrilmektedir. Ne kadar manidar ki sözde doğayı koruyacak DKMP yeni yönetmeliğinde av ve avcılıkla uğraşacak 1 daire başkanlığı ve 3 şube müdürlüğü adı geçmektedir.

Teklifin 4. Maddesinde, Milli Parkta hiçbir zaman olmaması gereken imar planlarının yapılacağı hükmü getirilmektedir. Teklif milli parklar içinde ilan edilen ya da edilecek turizm bölgelerini, adeta Milli Parklar Kanunu hüküm ve korumasının dışına çıkarmaktadır.

Oysa Uludağ Milli Parkı’nda 2. Bölge Turizm Bölgesi ilan edildiğinde buradaki projelere Bursa Barosu ve Akademik Odalarca açılan davalar, projenin milli parklar kanununa aykırı olduğu için iptaliyle sonuçlandı. Değişiklikle artık dava açılamaz duruma getirilmektedir.

Yeni yönetmelikte henüz kanun değiştirilmeden DKMP’nin milli parklar ve korunan alanlarda her türlü işlemi Doğa Turizm Dairesi Başkanlığı ile koordineli yürütme boyunduruğu altına alınmaktadır.
Teklifin 5. Maddesi milli parkları tam bir talana açmaktadır. Ulaşım, elektrik, petrol ve doğalgaz hattı, trafo, haberleşme, su, termal su, atık su, altyapı, bunlarla ilgili yapı ve tesislerin milli parklarda uygulanır duruma getirmektedir.

Daha önce Orman Kanunu’nda yapılan değişiklikle verilen bu izinler şimdi milli parklara uygulanmak istenmektedir. Teklifte her şey insan gereksinimleri üzerine kurgulanmıştır.Kendi doğallığına bırakılması gereken milli parklarda bunların hiçbiri olmaması gerekir.

Milli parklarda hayvanlar özgürce dolaşabilmelidir. Ulaşım, petrol ve doğalgaz hatları doğal alanı böler, parçalar, hayvanların dolaşımın engeller, sınırları daraltarak kendi aralarında iç çatışmalara, ölümlerine neden olur.

Ulaşım projeleri, yollarda karşıya geçmek isteyen çok sayıda hayvana araçların çarpmasıyla ölümlerine neden olur.
Gaz, petrol sızıntıları, zehirlenmelere, yangınlara neden olur.

Son yıllarda Türkiye’deki orman yangınlarının çoğu, elektrik iletim hatları nedeniyle çıktığı halde bu madde ile elektrik hatları yapılmasına izin verilmek istenmektedir.

5. maddede içme suyu için de atıflar vardır. Su, milli parkın en temel varlığıdır. Milli parktan hiçbir şey dışarıya çıkarılamayacağı gibi akan dereler dışında su da dışarı çıkarılmamalıdır.

Günümüzde özellikle ambalajlı su şirketlerine milli parklar içinde kanuna aykırı tahsis edilen kaynak suları bulunmaktadır. Bu yasa dışılık, teklifle yasallaştırılmak istenmektedir. Ayrıca su projeleri için “gelişme planı şartı aranmaz” denmektedir. Bu da milli parkları susuz bırakacak yağmanın boyutunu göstermektedir.

Teklifin 6. Maddesinde milli parklarda yapılaşmanın önü açılmaktadır. “hizmet ve faaliyetler ile koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü altyapı, üstyapı ve diğer tesisler” özel sektörce işletilmesi kanunlaştırılmaktadır. Ayrıca yapılaşma koşulları Teklifte belirlenmeden, yönetmeliğe bırakılarak hükümetin güdümüne sunulmaktadır.

Teklifin 7. Maddesinde, milli parklardaki kaçak işgallerin tapuya tecilini Kanun yasaklamaktadır. Teklifte ise işgal edilen yerlerin DKMP tarafından değerlendirilmesi yetkisi verilerek, bozulan doğal yapı yıkılarak tekrar doğal durumuna getirmek yerine kullanımına ve işgalin kalıcılaşmasına zemin hazırlamaktadır.

Acil Siyasal Çağrı
Yasa teklifi Genel Kurul gündeminden çekilmelidir.
Koruma statüleri güçlendirilmelidir.
Şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir karar süreci işletilmelidir.
Bilim insanları, meslek odaları, ekoloji örgütleri ve yerel topluluklar karar mekanizmalarına dâhil edilmelidir.
Milli parklar, gelecek kuşakların yaşam güvencesini temsil eder.
Doğa, ortak yaşamın kurucu zemini olarak korunmalıdır.
23.02.2026
Bursa Su Kolektifi

Basın Açıklamasına DavetMilli Parklara DOKUNMA!TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu Değişikliği,...
22/02/2026

Basın Açıklamasına Davet

Milli Parklara DOKUNMA!

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu Değişikliği, Milli Parkları maden, enerji ve turizme açıyor

23 Şubat 2026 Pazartesi
12.30
Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü Önü
FSM Bulvarı Nilüfer Bursa

Webinar bu akşam (20 Şubat Cuma) saat 20:00'de başlayacak. Zoom üzerinden katılabilirsiniz. COP31 Sürecinde Suyla İnşa E...
20/02/2026

Webinar bu akşam (20 Şubat Cuma) saat 20:00'de başlayacak.
Zoom üzerinden katılabilirsiniz.

COP31 Sürecinde Suyla İnşa Edilen Politik Gerçekler-1

Neşe Tuncer
Muğla Su İnsiyatifi

Caner Gökbayrak
Bursa Su Kolektifi

Kolaylaştırıcı
Prof. Dr. Beyza Üstün
Ekoloji Politik

20 Şubat 2026 Cuma
Saat: 20.00

Zoom bağlantısı
https://us06web.zoom.us/j/84767336206?pwd=I6MWIbKOKpYpQIw8IM9iTpQUyDt3vn.1

847 6733 6206
Parola: 180731

Bugün Bursa Çevre ŞİD Müdürlüğü önünde İliç'i Unutmadık, Kirazlıyayla'yı Unutturmayacağız konulu basın açıklamasının tam...
13/02/2026

Bugün Bursa Çevre ŞİD Müdürlüğü önünde İliç'i Unutmadık, Kirazlıyayla'yı Unutturmayacağız konulu basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.
Açıklamayı Kirazlıyayla Köyünden Ayşe Sarı ve Kolektifimizden Erkan Erdem okudu.
Etkinliğimize katılan dostlarımıza sonsuz teşekkürler.

Bursa Mv Orhan Sarıbal, Kirazlıyayla Muhtarı Orhan Acar ve Kirazlıyayla Köyünden Muhterem Çakır söz alarak etkinliğimize değer kattılar.

Açıklamamızdan sonra Bakanlığa dilekçelerimizi verdik.

BASIN AÇIKLAMASI
13 Şubat 2026

İliç’i Unutmadık, Kirazlıyayla’yı Unutturmayacağız

Aynı ihmal,
Aynı Tehlike,
Aynı Yaşam Tehdidi

İki yıl önce burada 9 işçiye mezar olan ve görülememiş çevre kirliliği yaratan Çöpler Altın Madeni kazasını protesto eden, hesap soran basın açıklaması yaptık. İki yıl sonra bugün bir başka facia ile karşı karşıyayız. Yenişehir Kirazlıyayla köylülerinin ve biz ekolojistlerin tüm karşı duruşa rağmen çalıştırılmasına izin verilen Meyra Kurşun Çinko Bakır Madeninin zehirli atık pasaları 27 Ocak 2026 günü çöktü. On binlerce ton zehirli pasa dere yatağına yığılarak Yenişehir ovasına doğru yöneldi.

Tam 2 yıl oldu. Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni’de yüzbinlerce ton siyanürlü zehirli yığın liçi, bir deprem ya da sel sonucu çökmedi. Orada 9 işçi, yanlış politikalar, umursamazlık, boş vermişlik, denetimsizlik sonucu can verdi. Korunması gereken Fırat Nehri kenarına kurulmasına izin verilen İliç Çöpler Altın Madeni, 13.02.2024’te çöken yığın liçi, madenin ilk kazası değildi.

Mart 2022 tarihinde liç sahasının batı yakasında daha küçük bir çökme yaşandı ancak olay basına yansıtılmadan kapatıldı.

Üç ay sonra Haziran 2022’de Çöpler Altın Madeninde siyanür taşıyan boru patladı, 20 tondan fazla siyanürlü çözelti doğrudan toprağın üzerine aktı, yağmurlarla yer altı suyuna geçti. Olay ciddiyetsizce küçük para cezalarıyla geçiştirildi.

Yandaş Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’un işlettiği Çöpler Altın Madeni 2023 vergi borcundan 7,2 milyon doları silinerek, şirketin 2022’de iki tehlikeli kazası adeta ödüllendirildi. Değeri günümüzde ~317 milyar lira, oysa bununla tam donanımlı bir hastane kurulabilirdi.

Çevre ŞİD Bakanı Murat Kurum’un da imzası bulunan 2021 ÇED Raporu Çöpler Altın Madeni’nde siyanür 7 bin den 11 bin tona, sülfürik asit kullanımı 9 bin den 122 bin tona çıkartıldı. 50 milyon tonluk siyanürlü atık barajı oluşturularak 47 milyon ton atık pompalandı. Dünyada daha önce hiç görülmemiş boyutta 264 metre yüksekliğindeki siyanürlü liçi üst üste yığılmasına Çevre ŞİD Bakanlığı göz yumdu.

Adına yargılama denen tiyatroda ilk duruşma kazadan 13 ay sonra yapılabildi. Bu süre içinde üç bilirkişi raporu hazırlandı. İkinci bilirkişi, ÇED Raporu altında imzası bulunan Çevre ŞİD Bakanı Murat Kurum ve diğer kamu görevlilerini "Asli kusurlu" olduğu belirledi. Apar topar hazırlattırılan üçüncü bilirkişi raporuyla Bakan Murat Kurum ve bürokratlar kusursuz ilan edilip haklarında takipsizlik kararı verildi.

Dava süresinde şirket çalışanlarının itiraf niteliğindeki çok çarpıcı açıklamalarını görmezden gelen iddianame hazırlandı. Yargıtay’ın benzer iş cinayetlerinde "olası kast” kararları varken, “taksirle suçlama” ile cezalar 2 yıldan 15 yıla kadar hap*s cezası taleplerine indirgendi.

Davada mahkemeye yansıyan sorgulamalarda, kaza öncesi madende yanlış üzerine yanlışlar sergilendiği anlatıldı. Ancak bunların hiç biri gerçek suçluları ortaya çıkamaya yetmedi.

Kirazlıyayla’da Sorumlular Hesap Vermelidir

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla’da yaşanan atık barajı çökmesi, yalnızca teknik bir arıza olarak geçiştirilemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurmuştur. Bu bir doğal afet yada kaza değildir, bu bir ihmaldir.

Ortaya çıkan tablo; çevre güvenliği, halk sağlığı, kamu denetimi ve idari sorumluluk açısından tüm yönleriyle araştırılması gereken ciddi bir duruma işaret etmektedir.

Bölgede dere yatağında biriken atık çamurunun, suya ve toprağa karışma riski bulunan ağır metaller ile kimyasal proses kalıntıları içerdiği bilinmektedir. Kurşun, çinko, bakır, arsenik, kadmiyum ve civa gibi toksik elementler doğaya karıştığında kısa sürede yok olmaz; yıllarca kalıcılığını sürdürerek ekosistem ve insan sağlığı üzerinde birikimli etkiler yaratır. Sülfür içeren minerallerin zamanla asidik koşullar oluşturması ise kirlenmenin derinleşmesi riskini artırmaktadır.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan laboratuvar analizlerinde, su numunelerinde kurşun başta olmak üzere birden fazla ağır metalin yüksek seviyelerde tespit edildiği ifade edilmektedir. Bu bulguların resmi kurumlar tarafından doğrulanması ve tüm ayrıntılarıyla açıklanması hayati önemdedir.

Öte yandan sahadan gelen bilgiler, riskin yalnızca geçmişte yaşanan çökme ile sınırlı olmadığını göstermektedir.

Maden yetkililerinin, atıkları köy yerleşiminin içinden kontrolsüz biçimde taşıyarak farklı bir alana nakletmeyi planladığı; mevcut atık alanını tamamen kapatıp atıkları geçici bir maden ocağına dökmeyi, ardından yeni bir atık barajı inşa ederek bu alana taşımayı öngördüğü ifade edilmektedir.

Bu süreçlerin her biri başlı başına yeni bir çevresel ve sağlık riski doğurmaktadır.
Atıkların taşınması sırasında rüzgârla havaya karışabilecek tozlar ve yağışla yayılabilecek kimyasal kalıntılar, bölgede yaşayan insanların solunum yoluyla maruziyetine neden olabilir. Bu durum yalnızca çevreyi değil, doğrudan insan sağlığını tehdit eden bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.

Tam da bu nedenle Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne kamuoyu adına şu soruları yöneltiyoruz:

Atık barajına ilişkin son denetim ne zaman yapılmıştır?

Çökme sonrasında bölgede kaç noktadan numune alınmış, analizler hangi laboratuvarlarda yapılmaktadır?

Atıkların köy içinden taşınmasına yönelik bir izin, denetim veya çevresel güvenlik planı var mıdır?

Geçici depolama ve yeni atık barajı süreçleri için hangi çevresel etki değerlendirmeleri yapılmıştır?

İhmali ya da sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlar hakkında idari veya adli süreç başlatılmış mıdır?

Kirazlıyayla ile Reşadiye Köyü arasındaki maden ocağı alanına, hiçbir koruyucu önlem alınmadan kimyasal atıkların gelişigüzel döküldüğü; bir kısmının ise yalnızca toprakla örtülerek gizlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu denli vahşi bir depolama yöntemi hangi mevzuata dayanmaktadır? Böyle bir sorumsuzluk hangi yasal gerekçeyle ve kimin yetkisiyle gerçekleştirilmiştir?

Bu soruların cevapsız bırakılması kabul edilemez.

Bu nedenle çağrımız açıktır:
Tüm analiz sonuçları ve denetim bulguları derhal kamuoyuna açıklanmalıdır.

Atıkların taşınmasına ilişkin süreçler bağımsız bilimsel denetime açılmalıdır.

Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya izin verilmemelidir.

İhmali bulunan herkes hakkında gerekli idari ve adli işlemler başlatılmalıdır.

Bölgede kalıcı çevresel ve sağlık risklerini önleyecek bilimsel ve teknik tedbirler gecikmeden uygulanmalıdır.

Doğaya verilen zarar yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da etkiler.
Kirazlıyayla’da yaşananların üzeri örtülemez.
Gerçekler açıklanmalı ve sorumlular hesap vermelidir.

Taleplerimiz;
• Meyra Madenciliğin Kirazlıyayla ÇED Raporu ve maden ruhsatı derhal iptal edilmelidir.

• Kirazlıyayla toprak kayma riski nedeniyle madenciliğe kapatılmalıdır.

• Mevcut atık barajı ise bilimsel yöntemler doğrultusunda derhal rehabilite edilmelidir.

• Meyra Madenciliğin toplamda 12 yıl atık barajı olmadan çalıştırılmasına izin veren bürokratlar yargılanmalı caydırıcı güçlü cezalar verilmelidir.

• Atık barajı gereksinimi olan tüm madenler kapatılması için plan yapılıp hızla uygulanmalıdır.

• Türkiye’nin tüm güzelliklerini yok eden maden ihalelerine son verilmeli, son üç yılda yapılanlar tümüyle iptal edilmelidir. 13.02.2026

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

BURSA SU KOLEKTİFİ

Bugün (13 Şubat Cuma) saat 12.30'da Basın Açıklamamıza Kirazlıyayla köy muhtarı ve bazı köylüler de katılacaktır. Sizler...
13/02/2026

Bugün (13 Şubat Cuma) saat 12.30'da Basın Açıklamamıza Kirazlıyayla köy muhtarı ve bazı köylüler de katılacaktır.

Sizlerin de katılımlarınızı bekliyoruz.

Açıklamadan sonra hazırladığımız dilekçeyi Çevre ŞİD Müdürlüğü'ne vereceğiz.

Address

Bursa
16000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bursa Su Kolektifi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share