14/10/2025
Eğitim Sen’den Tepki: “Dini Vakıfların Okullarda Faaliyet Yürütmesi Laik Eğitime Müdahaledir!”
Nilgün KAYA
Eğitim Sen Ayvalık Şubesi, Hayrât Vakfı’nın Ayvalık’taki okullarda düzenlemeyi planladığı “İnanç-İbadet Esasları ve Değerler Eğitimi” seminerlerine sert tepki gösterdi. Şube tarafından yapılan açıklamada, bu tür dini içerikli etkinliklerin kamusal, bilimsel ve laik eğitim anlayışına aykırı olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Türkiye’de uzun yıllardır eğitimin dinselleştirilmesine yönelik politikaların sürdüğü, okulların eğitim kurumu kimliğinden uzaklaştırılarak dini propaganda alanlarına dönüştürülmek istendiği ifade edildi. Özellikle Ayvalık’ta İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri koordinasyonunda okullara gönderilen resmi yazı ile Hayrât Vakfı’nın seminer düzenlemesi için okul müdürlüklerine talimat verilmesi, laik eğitime doğrudan bir müdahale olarak değerlendirildi.
Eğitim Sen, çocukların bilişsel ve duygusal gelişim düzeylerinin göz ardı edilerek yapılan bu tür etkinliklerin pedagojik ilkelere aykırı olduğunu belirtti.
Hayrât Vakfı’nın geçmişte de benzer etkinliklerle öğrenciler üzerinde inanç temelli yönlendirmeler yaptığına dikkat çekilen açıklamada, Milli Eğitim Müdürlüğü onayıyla bu faaliyetlerin sürdürülmesinin devlet eliyle dinselleştirme politikalarının göstergesi olduğu belirtildi.
Eğitim Sen Ayvalık Şubesi, eğitim faaliyetlerinin vakıf, dernek, tarikat veya cemaatlerle değil, eğitim emekçileri ve bilim insanlarının rehberliğinde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, şu çağrıda bulundu:
“Eğitim kurumları, hiçbir dini inancı yayma ya da benimsetme alanı değildir; devletin görevi, tüm yurttaşlara eşit, tarafsız, bilim temelli bir eğitim sunmaktır. Bu tür yazıların geri çekilmesi, tüm seminerlerin bağımsız, bilimsel ve laik ilkelere uygun biçimde planlanması için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz.”
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye’de okullar, özellikle geçtiğimiz yıllar içinde eğitim-öğretim kurumları olmalarının yanı sıra çeşitli dini etkinlik ve faaliyetlerin başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı mekânlar haline getirilmiştir.
Türkiye’de uzun yıllardır eğitimin dinselleştirilmesi, okullar ve öğrencilere yönelik çeşitli dini faaliyetlerin artmasını beraberinde getirmiştir. Okullarda, öğretme-öğrenme sürecinde kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlenmesi, okulları eğitim kurumu olmaktan hızla uzaklaştırmaktadır. Bunun son örneği Ayvalık’ta yaşanmıştır. Ayvalık’ta okullara gönderilen resmi bir yazı ile, Hayrât Vakfı İl Temsilciliği tarafından “İnanç-İbadet Esasları ve Değerler Eğitimi” konulu seminerler düzenlenmesi istenmiştir. Bu yazı, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin koordinasyonunda okullara iletilmiş, seminerlerin gerçekleştirilmesi için okul müdürlüklerine talimat verilmiştir.
Türkiye’nin pek çok ilinde çocukların bilişsel ve duygusal gelişim düzeyleri göz ardı edilerek düzenlenen bu tür etkinlikler farklı eğitim kademelerindeki öğrenciler açısından yoğun bir dini propaganda anlamını taşımaktadır. Türkiye’de yıllardır “tek din, tez mezhep” anlayışı üzerinden hayata geçirilen bu tür örnekler laik ve bilimsel eğitim anlayışıyla temelden çeliştiği açıktır. Bu girişim laik, bilimsel ve kamusal eğitime açık bir müdahaledir ve kabul edilemez.
Kamu okullarında, eğitim-öğretim faaliyetlerinin herhangi bir dini vakıf, dernek ya da cemaat tarafından yönlendirilmesi, Anayasa’nın laiklik ilkesine, Milli Eğitim Temel Kanunu’na ve pedagojik ilkelere aykırıdır. Eğitim kurumları, hiçbir dini inancı yayma ya da benimsetme alanı değildir; devletin görevi, tüm yurttaşlara eşit, tarafsız, bilim temelli bir eğitim sunmaktır.
Hayrât Vakfı gibi vakıfların geçmişte çeşitli okullarda “değerler eğitimi” adı altında yaptığı etkinlikler, öğrenciler ve öğretmenler üzerinde inanç temelli yönlendirmeler yaratmış, bilimsel düşünceyi ve özgür eğitimi zedelemiştir. Bu tür etkinliklerin Milli Eğitim Müdürlüğü onayıyla yapılması, devlet eliyle dinselleştirme politikalarının sürdüğünü göstermektedir.
Devlet, eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurumlara, dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalıdır. Özellikle eğitim sistemi ve okullar, dini kurallar ya da faaliyetlerle değil, evrensel ve bilimsel gerçeklere, toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlenmesi gereken kurumlardır. Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda, iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları fiili bir baskı ve dayatma haline gelmiştir. Bu konuda özellikle eğitim sisteminin ‘tek din, tek mezhep’ anlayışına uygun olarak dini kurallara göre biçimlendirilmek istenmesi kabul edilemez.
Eğitim faaliyetleri vakıf, dernek, tarikat veya cemaatlerle değil, eğitim emekçilerinin ve bilim insanlarının rehberliğinde yürütülmelidir. Okullarda düzenlenecek her türlü seminer, etkinlik ve proje pedagojik, bilimsel ve laik temellere dayanmalıdır. Eğitim, kamusal bir haktır; hiçbir dini inancın ya da ideolojinin etkisi altında biçimlendirilmemelidir. Bu tür yazıların geri çekilmesi, tüm seminerlerin bağımsız, bilimsel ve laik ilkelere uygun biçimde planlanması için gerekli adımların atılmasını talep ediyoruz."