Yıllardan beri Türkiye’de hayvanları ve onların haklarını korumak için, elimizden geldiğince bir şeyler yapan aktivistlerdik. Hayvanlar için bir şeyler yapmaya başladığınızda ya da onların başını okşamaktan öteye gidip onlara gerçekten dokunmaya başladığınızda, ister istemez birçok hayvanla karşılaşıp onlarla bağ kurmaya başlıyorsunuz. Bizler ise, yıllardır hayvan kurtaran ve hak mücadelesi vermey
e çalışan kişiler olarak, bugüne dek sayısız hayvanla karşılaştık ancak yolumuzun kesiştiği bu hayvanlardan, en çok mağdur olanlarının engelli hayvanlar olduğunu gördük. Hayvanla uğraşan, bağ kuran kişilerin birçoğu da dahil olmak üzere, genelde insanlar, engelli hayvanlara ya bir süre bakıp “iflah olmayacağı”na karar verip bir şekilde başından atmaya kalkıyor ya da onları uyutuyor. Trafik kazası geçirdiği ya da insan şiddetine maruz kalıp travmaya uğrayan bir hayvan, bir belediye barınağına götürüldü ise, bu hayvanların yaşayabilme oranı neredeyse yok denecek kadar az… Bizler, bu durumu izlemekten sıkıntı yaşamamız bir yana, hayvanların sadece engelleri nedeni ile ölüme gönderilmesi kanıksanmış bir hale gelince, engelli hayvanların sıkıntılarını çözmek ve Türkiye’de özellikle engelli hayvanlarla birlikte bir yaşam sürme eğiliminin, bilincinin artmasına katkı sunmak için kolları sıvadık ve bir dernek kurmaya karar verdik. Böyle bir dernek kurma konusunda, bize güç veren, ilham kaynağımız olan Bonnie’yi de es geçmemek gerekir diye düşünüyoruz. Bonnie, bize, engelli bir hayvanın, sadece bir insanın refakati sayesinde çok kolay bir şekilde yaşayabileceğini gösterdi ve yılda sadece engelli oldukları gerekçesi ile yaşam hakkı elinden alınan binlerce hayvan için bir umut oldu diyebiliriz…
Bonnie’nin hikâyesi
Bonnie ile 2010 yılında tanıştık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kısırlaştırdıktan hemen sonra Bolluca ormanlarına attığı gençlik hastası köpeğimizi yeni kaybetmiştik. Bonnie’yi de açıkçası biraz kendimizi toparlamak ve biz iyileşirken ihtiyacı olan bir hayvana yardımcı olabilmek için –ilk başta- misafir olarak evimize aldık. Hasdal Barınağı yolu üzerinde geçirdiği trafik kazası sonrası sağ ön bacağı kırılmıştı Bonnie’nin, parçalı kırıkları vardı ve haftalarca o şekilde yaşamaya çalıştığından, patisinde felç başlamıştı. Bulan kişi veterinere getirdiğinde, bacakta da kangren başladığından yaralı bacağı kurtarılamamış ve Bonnie henüz beş buçuk aylıkken kesilmek zorunda kalmıştı bacağı. Dikişleri duruyordu. Ne dengesini sağlayabiliyor ne de merdiven inip çıkabiliyordu. Bonnie bizim de ilk “üç bacaklı hayvan” deneyimimizdi; her şeyi birlikte öğrendik, birlikte büyüdük. Bacağını kaybetmiş bir hayvanın kendine acımak yerine kendisine verilen ikinci şansı en iyi şekilde değerlendirmesini izlemek, onunla birlikte öğrenmek, “3 bacaklı yaşamaya” alışmak ve en önemlisi bütün bu sürecin keyfini çıkarmak, gülebilmek, sadece ve sadece hayvanların insana katabileceği, öğretebileceği bir yeti. Bonnie bugün 5 yaşında. Amerika’da sahiplenilmesine rağmen, oradaki evi onun bizimle olan mutluluğunu görünce, bizim onu bırakmama ricamıza olumlu yanıt verdi. Bonnie misafir olarak evimize geldiği o ilk günden beri bizimle. Bonnie’den ne öğrendik?.. “Engel” diye bir şey olmadığını öğrendik. Engelli hayvanların sağlıklı hayvanlardan hiçbir farkı olmadığını, sadece ihtiyaçlarının farklı olduğunu gösterdi Bonnie bize. Üç bacaklı olmasına rağmen dört bacaklı bir köpek gibi koşabiliyor, atlıyor, zıplıyor, yüzüyor Bonnie. Sadece daha çabuk yoruluyor ve kilosuna çok dikkat etmemiz gerekiyor. Engellerin insanların zihninde var olduğunu, aslında olmadıklarını, türü, cinsi, cinsiyeti, yaşı, sağlık durumu ne olursa olsun her canlının eşit yaşam hakkına ve standardına sahip olduğunu, olması gerektiğini bize gösteren Bonnie’yle başlayan “engelli hayvanlara öncelik” fikrimiz, bugün Engelli Hayvanları Koruma ve Hayvan Hakları Derneği olarak büyüdü. Her ne kadar bir hayvanın sağlıklı olmasının onu engelli bir hayvandan “daha az değerli, az öncelikli” kılmasına vicdanen katılmıyorsak da, imkânlar bu denli kısıtlı olunca ya da hiç olmayınca, önceliğimiz ister istemez sokakta yaşam şansı hiç olmayan ve/veya hayat boyu özel bakıma ihtiyacı olan hayvanlara kayıyor, kaymak zorunda kalıyor. Engelli hayvanlara bakışın değişmesi ve insanların yaşamlarını engelli hayvanlarla daha çok paylaşmaları, bu hayvanların ikinci şansı olmaları dileğiyle.