ASIRDER [Asır Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği]

ASIRDER [Asır Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği] Antalya ASIRDER'in Resmi Facebook Sayfasıdır.

Gayemiz;
İnsan merkezli bir hayat, iman merkezli bir insan, bilgi merkezli bir imân, hakikât merkezli bir bilgi...

İlkelerimiz;
Eksende insan, tavırda denge, tasarrufta ihtiyaç...

07/05/2026

Bu yıl kurban bayamında Moritanya'daki ihtiyaç sahiplerine destek olucaz.

Kurban emanetlerinizi yardımeli derneği aracılığı ile Moritanya'daki muhtaçlars ulaştırıyoruz.
05/05/2026

Kurban emanetlerinizi yardımeli derneği aracılığı ile Moritanya'daki muhtaçlars ulaştırıyoruz.

25/04/2026
20/04/2026

Bir Kurban, Bir Fidan
Kurbanlar Kardeşliğe, Fidanlar İnsanlığa…

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Uluslararası Yardımeli Derneğimizin aracılığı ile 20 ülkede gerçekleştirilecek Kurban Kesim ve Dağıtım Organizasyonu ile emanetlerinizi ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Kurbanlarınızı, güvenle ve usulüne uygun şekilde, ihtiyaç sahiplerine teslim ediyoruz.

2026 Yılı Kurban Organizasyonu Hisse Bedelleri:

Afrika: 5.000 TL

Asya: 6.000 TL

Türkiye & Ortadoğu (Lübnan’daki Filistin mülteci kampları dahil): 15.000 TL

Filistin / Gazze: 15.000 TL

İrt ve bilgi için: 05337436474-
05304039580

17/04/2026

Bölge/Hisse Bedelleri
Afrika: 5000 TL
Asya: 6000TL
Türkiye- Ortadoğu (Lübnan’daki Filistin Mülteci Kampları): 15000 TL
Filistin/Gazze: 15000 TL

Değerli dostlar herkese hayırlı geceler

Kurban fiyatlarımız belli oldu. Rabbim hayırlara vesile kılsın.
İnşallah 2026 yılı Kurban organizasyonumuzda önceki yıldan daha fazla muhtaca kurban eti ulaştırırız.

26/03/2026

FİLO, BUHARİ İLE ÇALIŞMAZ, BUHARLA ÇALIŞIR

Rivayet odur ki Osmanlı döneminde savaş kazanılsın diye Buhari okuyanları bulup getirdiler. İçlerinde akıllı bir komutan “Filo Buhari ile çalışmaz, buharla çalışır” diyerek işin hakikatini öğretmek zorunda kalmıştır.

Rivayetin doğru veya yanlışlığı bir tarafa, gerçek şu ki erken çağlardan beri Müslüman toplumların geleneğinde ayetlerin, hadislerin, dua ve muskaların tılsımlı/büyülü bir gücünün olduğuna inanılmaktadır. Dolayısıyla, hemen her işlerinde ayet ve hadis okumaya, dua etmeye ve muskalar yaptırtmaya yönelmişlerdir.

Kur’an ayetlerini maksat merkezli değil de lafzi/literal merkezli okuyanlar, “Kur’an şifadır” ayetini maksadından saptırarak kendi süfli emelleri doğrultusunda kullanma yoluna gitmişlerdir. Oysa Kur’an, bir hidayet, rahmet ve kalplerdeki manevi (şirk, nifak, küfür, azgınlık gibi) hastalıklara bir şifadır. (10/57)

Kur’an, ayetlere inanarak, tefekkür ve tedebbürle okunduğunda, kişiye rehberlik yapar, yol gösterir ve rahmet olur. Yani, insanlar başarılı olmak istiyorlarsa, Kur’an’ın rehberliğinde yürümeyi ve mesajlarına uymayı prensip haline getirmelidirler. Bu prensibe uymadan, ayetleri okuyup seslendirerek veya muska olarak yazıp üzerinde taşıyarak başarı sağlayamazlar.

Kur’an’ın maksadını ve getirdiği sistemi dikkate almadan, mitolojik unsurlarla başarı sağlamaya çalışanlar, Kur’an’ı yetersiz görmüş olacaklar ki yanına, başta Buhari olmak üzere, diğer muhaddislerin rivayetlerini tedavüle soktular. Dediler ki “Kur’an’ı seslendirmek başarı ve şifa sağlıyorsa, hadisler niçin sağlamasın!” Onun içindir ki bir zamanlar, Buhari okuyup ezberlemek Kur’an kadar önemli görülmüştü. Onun içindir ki Buhari, Kur’an’a paralel bir kaynak haline getirilmiştir.

Hakikat şudur ki indirilen dinin maksadı, dünya ve ahirette insanları başarılı ve mutlu kılmaktır. Başarılı ve mutlu olmanın yolu, Kur’an’ın maksadını doğru anlamaktan geçer. Doğru anlaşıldığında, görülecektir ki çalışıp emek sarf etmeden, sebeplere sarılmadan, teknik olarak elden geleni yapmadan (Kur’an ve Buhari seslendirmekle, fiilsiz dua etmekle) başarı elde edilemeyecektir. Başarı elde etmek için, gerekli işlemler yapılmalı, sonra dua edilerek Allah’tan destek istenmelidir.

Donanımlı bir şekilde savaşmadan, sağlığa ve yaşamı sağlayan kurallara dikkat etmeden yattığı yerden dua etmeye kalkışmak, adeta emirler yağdırmak tam bir basiretsizlik ve ahmaklıktır. Allah, kimsenin emir eri, banka veznedarı ve hizmetçisi değildir. Allah, insana her türlü nimet ve imkan vererek yükümlü kılmıştır. İnsan emek vermedikçe, kendine düşen yükümlülüğü yerine getirmedikçe, (fiili duayı yapmadıkça) başarılı ve huzurlu olamayacaktır.

“Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (47/7) Yani, Allah’ın mesajlarını dinler, yasalarına göre çalışırsanız, dayanma gücü vererek sizi başarılı kılar. Unutmayalım ki Allah’ın sisteminde sebep-sonuç mekanizması çalışmaktadır. Bu mekanizmaya göre çalışan kim olursa olsun başarılı olur. Elin gavuru (!) çalışıp başarılı oluyor da Müslüman niçin olmasın? Yoksa bizim adımız Müslüman, onların da işleri mi?

Tarih boyunca hep gerilerde kalmamızın (İslam medeniyetini inşa edemeyişimizin) nedeni, üzerimize düşen yükümlülükleri yerine getirmeden kuru kuruya el açıp dua etmemizden kaynaklanmaktadır. Dua ve diğer okumalarımızla ilgili paradigmayı değiştirmediğimiz sürece, başarılı olamayız.

Çağın gereklerini yerine getirmeden, Kur’an ayetlerini seslendirerek, Allah’ın isimlerini tekrarlayarak, salavatlar okuyarak, muskalar taşıyarak, birilerinin hürmetini devreye sokarak dünyayı ateşe veren zalimlerle baş edemeyeceğimizi akıldan çıkarmamız gerekir. Öyle anlaşılıyor ki Müslüman alemi, dünyanın selametini, evliyaların himmetine ve mehdinin gelişine bırakmıştır. (!)

Selam ve sağlık dileklerimle… BEŞİR İSLAMOĞLU, 24.03.25

MÜLK ALLAH'IN YOKSULLUK KİMİN ESERİModern dünyada yoksulluk, çoğu zaman ahlaki bir duyarlılık meselesi olarak ele alınma...
08/01/2026

MÜLK ALLAH'IN YOKSULLUK KİMİN ESERİ

Modern dünyada yoksulluk, çoğu zaman ahlaki bir duyarlılık meselesi olarak ele alınmaktadır. Ve yardım, sadaka ve hayırseverlik pratikleri üzerinden anlamlandırılmaktadır.

Ancak bu yaklaşım, yoksulluğu doğuran yapısal nedenleri sorgulamak yerine, sonuçlarla yetinen yüzeysel bir bakışı açısını da beraberinde getirmektedir. Oysa İslam düşüncesi, yoksulluğu bireysel bir kader ya da geçici bir sosyal sorun olarak ele almaz. Onu tevhid, adalet ve emanet bilinci bağlamında ele alan köklü bir toplumsal tasavvura sahiptir.

Bu yazım zülfü yare dokunacaktır belki, ama "Hakkın hatırı alidir." hiç bir şeye feda edilemez. Ya hak konuşacağız yada susacağız. Akif'in dediği gibi;

"Adam aldırmada geç git! diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!"

Yardım merkezli ahlaki söylemler ile adalet merkezli tevhidî yaklaşım arasındaki farkı görmemiz gerek. Kur’an’ın mülkiyet, servet ve sosyal sorumluluk anlayışını merkeze almalı ve günümüz kapitalist düzeninin eleştirisini yapmalıyız.

Modern toplumlarda yardım faaliyetleri, çoğu zaman mevcut ekonomik ve siyasal düzenin meşruiyet üretim araçlarından biri hâline gelmiştir. Yoksulların ihtiyaçlarının yardım yoluyla karşılanması, kısa vadede insani bir rahatlama sağlasa da uzun vadede yoksulluğu üreten sistemin sorgulanmasını engelleyen bir işlev görmektedir.

Bu bağlamda yardım, düzeni rahatsız etmeyen; aksine onu ayakta tutan bir tampon mekanizmaya dönüşmektedir. İnsanların yardıma muhtaç hâle neden ve nasıl getirildiği sorusu ise çoğunlukla tehlikeli, marjinal ya da ideolojik bulunarak bastırılmaktadır.

Kur’an-ı Kerim, mülkiyet meselesini modern anlamda bireysel haklar çerçevesinde değil, emanet ve sorumluluk ekseninde ele alır.

Zâriyât Sûresi 19. ayet bu yaklaşımın temel referanslarından biridir:

“Onların mallarında isteyenin de istemeyenin de hakkı vardır.”

Bu ayet, yardımın bir lütuf değil, hak olduğunu açıkça ortaya koyar. Servetin sahibi insan değil; mutlak anlamda Allah’tır. İnsan ise bu servetin emanetçisidir. Dolayısıyla zenginlik, bir ayrıcalık ya da kişisel başarı göstergesi değil; ağır bir imtihan ve toplumsal sorumluluk alanıdır.

İslam'daki bu anlayış, seküler, modern, ve kapitalist sistemin mülkiyet tasavvuruyla köklü bir çatışma içindedir. Kapitalizm, mülkü mutlak bireysel hak olarak tanımlarken; Kur’an ise mülkü toplumsal adaletle sınırlı bir emanet olarak konumlandırır.

İslam’da sadaka, zekât ve infak kavramları, bireysel erdem göstergeleri olmaktan öte, toplumsal adaletin inşasına yönelik araçlardır. Ancak bu araçlar, sistemsel eleştiriden koparıldığında, anlamını ve dönüştürücü gücünü yitirmektedir.

Tevhid inancı, yalnızca Allah’ın birliğini kabul etmek değil; aynı zamanda insanların insanlar üzerindeki tahakkümünü reddetmek anlamına gelir.

Hz. Ömer'in(r.a) "Anasından hür doğanları ne zamandan beri köleleştiriyorsunuz?" sorusu da mezkûr anlamı onaylar.

Bu nedenle biz tevhidi ekonomik ilişkilerden, siyasal yapılara kadar uzanan bütüncül bir adalet çağrısı olarak anlıyoruz.

Bu bağlamda İslam, yalnızca düşmüşleri ayağı kaldırmayı değil; yoksulu ayakta tutmayı temel gaye edinmiştir. İslam’ın asıl hedefi yoksulluk üreten yapıları ortadan kaldırmayı hedefler. Yardım, bu hedefe hizmet ettiği sürece anlamlıdır; aksi hâlde zulmü örtbas eden bir vitrine dönüşür.

Şimdi bazı okuyucular yeniden İslam'ı okuyup anlama ve öğrenme yerine, paradoks içinde olan ve İslam'a uymayan veya yanlış yapan müslümanlara bakacak ve onları bize menfi örnek olarak vereceklerdir.

Oysa Müslüman toplumlar İslam'ı gerektiği gibi yaşamıyorlar. Yaşamadıkları gibi bir de çelişki içindedirler

Bugün Müslüman toplumlarda yaygın olan çelişkilerden biri, yoğun yardım faaliyetlerine rağmen adaletsiz sistemlerin sorgulanmamasıdır.

Sadaka kültürü canlıdır; ancak servet birikiminin ahlaki ve tevhidî sınırları neredeyse hiç tartışılmamaktadır.

Bu durum, İslam’ın dönüştürücü mesajının bireysel hayırseverlik düzeyine indirgenmesine ve toplumsal adalet idealinin törpülenmesine yol açmaktadır. Oysa Kur’an’ın çağrısı, bireyi aşan, toplumu kuşatan ve sistemi dönüştürmeyi hedefleyen bir çağrıdır.

Yardım etmek, ahlaki bir sorumluluktur; ancak adalet tesis edilmeden yapılan yardımlar, kalıcı bir çözüm üretmez. İslam düşüncesinde esas olan, yardımı gerekli kılan şartları doğuran ekonomik, siyasal ve kültürel tahakküm mekanizmalarını ortadan kaldırmaktır.

Bu nedenle mesele hayırseverlik değil; tevhid temelli bir adalet tasavvurunun yeniden inşasıdır. Yardımı alkışlayan fakat adaleti susturan her düzen, İslam’ın ruhuyla değil; zulmün sürekliliğiyle ilişkilidir.

Selam ve dua ile...

Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog

mülk allah’indir yoksulluk ki̇mi̇n eseri̇?

31/10/2025

Değerli kuran dostları

ABD'de mavevi rehber olan daha önce ASIRDER'de pek çok defa dinleme fırsatı bulduğumuz yazar Bilgin ERDOĞAN ile HASBİHAL SOHBETİ yarın akşam saat 20:30'da Yardımeli ANTALYA temsilciliğinde yapılacaktır.
Müsait olanları bekliyoruz.

25/10/2025

Selamün Aleyküm değerli dostlar
ABD'de Manevi Rehber olan ve ASIRDER'de seminerler veren Bilgin Erdoğan'ın annesi Gönül Erdoğan dün hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Cenazesi: 25 Ekim cumartesi günü (bugün) ikindi namazına müteakip Andızlı mezarlığına defnedilecektir.

Rabbim rahmeti ile muamele eylesin.

Address

Antalya

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ASIRDER [Asır Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği] posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to ASIRDER [Asır Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği]:

Share