Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube

Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube Şube Başkanı: Banu G.

KETE
Şube Sekreteri: Mehmet TABAK
Mali Saymanı: Oğuzhan SIRKINTI
Örgütlenme Sekreteri: Gülsen YEŞİLYURT
Özlük Hukuk Sekreteri: Cihan YILDIZ
Eğitim Sekreteri: Deniz ŞAHİN
Basın - Yayın sekreteri: Ender AYKAÇ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba yasadan Atatürk ilke ve devrimleri ifadesinin ç...
06/06/2026

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba yasadan Atatürk ilke ve devrimleri ifadesinin çıkarılması; hukuki bir “muğlaklık” tartışması değil, doğrudan Cumhuriyetle hesaplaşma girişimidir.

Bu girişimin, Hüda-Par’ın itirazları ve Nurcu çevrelerin yayın organı Yeni Asya’nın “Geri çekin” manşetiyle eşzamanlı biçimde gerçekleşmesi ise tesadüf değil.

Cumhuriyetin kurucu felsefesini hedefe koymak, özgürlük değil; açık bir karşı-devrimci hesaplaşmadır.

Hüda-Par’ın “ifade özgürlüğü” gerekçesiyle yaptığı açıklama, gerçekte Cumhuriyetle olan ideolojik husumetin açık bir itirafıdır.

AKP’nin “muğlaklık” bahanesiyle düzenlemeyi geri çekmesi ise, meselenin hukuki değil tamamen siyasi olduğunu göstermektedir. Muğlak olan Atatürk ilke ve devrimleri değil, iktidarın kendi yönelimleridir. Net olan şudur: Tarikatların, cemaatlerin ve gerici odakların rahatsız olduğu her yerde Cumhuriyet vardır. Ve bu çevreler, Cumhuriyetin adının dahi yasal metinlerde yer almasından açıkça rahatsızdır.

Bu ülkenin basını, “özgürlük” kisvesi altında Cumhuriyet düşmanlığını meşrulaştırma alanı değildir. Devletin bağımsızlığına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne ve Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine açıkça karşı duran bir yayın çizgisi, demokratik çoğulculuk değil, anayasal düzene meydan okumadır.

Atatürk ilke ve devrimleri bu ülkenin pazarlık konusu değildir. Cumhuriyet, tarikatların onayına sunulamaz.

Laiklik, “geri çekin” manşetleriyle tasfiye edilemez.

İş insanı Rahmi Koç’un İzmir’de bir hastane açılışında anlattığı, kadınları ve Kürt kimliğini aşağılayan sözde “fıkra”, ...
06/06/2026

İş insanı Rahmi Koç’un İzmir’de bir hastane açılışında anlattığı, kadınları ve Kürt kimliğini aşağılayan sözde “fıkra”, toplum vicdanında haklı bir öfke yaratmıştır. Kadınların onurunu, kimliğini ve yurttaşlık hakkını hedef alan bu tür ifadeler kabul edilemezdir. Mizah adı altında nefretin, ayrımcılığın ve cinsiyetçiliğin normalleştirilmesine asla izin verilemez.

Ancak altını özellikle çizmek gerek, bu tepki, ikiyüzlü bir siyasal dilin parçası haline de getirilemez. Bugün kadınların yaşam hakkını koruyamayan, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkan, nafaka hakkını tartışmaya açan, kadın cinayetleri karşısında etkili ve caydırıcı politikalar üretmeyen, kız çocuklarını tarikat ve cemaatlerin insafına terk eden bir iktidarın “hassasiyet” söylemi samimi değildir. Kadını aile içine hapseden, emeğini güvencesizleştiren, bedenine ve yaşamına müdahaleyi meşrulaştıran politikaların mimarı olan AKP, bugün kimden gelirse gelsin söze itiraz ederken kendi sicilini de görmek zorundadır.

Eğitim-İş olarak tutumumuz nettir. Kadını hedef alan, yurttaşları kimlikleri üzerinden aşağılayan her sözün ve her politikanın karşısındayız. Ne sermaye gücü ne siyasal iktidar, bu ilkesel duruşumuzu değiştiremez. Kadınların eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam sürmediği; tüm yurttaşların eşit kabul edilmediği bir toplumda demokrasi de, adalet de olmaz.

Mamak ilçe temsilciliğimizin düzenlemiş olduğu dayanışma kahvaltısı üyelerimizin yoğun katılımı ile gerçekleşti. Şarkıla...
06/06/2026

Mamak ilçe temsilciliğimizin düzenlemiş olduğu dayanışma kahvaltısı üyelerimizin yoğun katılımı ile gerçekleşti. Şarkılar-türküler eşliğinde doyumsuz bir gün yaşadık. Etkinliğe katılarak bizleri yalnız bırakmayan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu genel başkanı Orhan YILDIRIM’a, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Mali Sekreteri Şenol EYÜPOĞLU’na, Eğitim-İş genel başkanı Kadem ÖZBAY’a , Eğitim-İş Eğitim sekreteri Veli Fırat ŞİMŞEK’e, Eğitim iş Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Selçuk'a ve emekleri geçen tüm üyelerimize teşekkür ederiz.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2026 yılının mayıs ayı enflasyonu %1,71 oldu. Mayıs enflasyonu ile 2026 yılına ait beş ...
05/06/2026

TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2026 yılının mayıs ayı enflasyonu %1,71 oldu. Mayıs enflasyonu ile 2026 yılına ait beş aylık enflasyon %16,61 olurken, enflasyon farkı %5,05 düzeyinde gerçekleşti. Buna göre Temmuz 2026 için 8. Toplu Sözleşmede belirlenen %7 oranındaki zamma, enflasyon farkının eklenmesi ile kamu emekçilerinin gelirlerinde yaşanacak artışın %12,40’ın altında olmayacağı kesinleşti.

Gelir artışının yapılacağı tarih yaklaştıkça TÜİK’in enflasyon oranlarını gerçeğin çok altında açıklaması, emekçiyi düşük gelir artışına mahkûm etme çabasının sonucudur. Toplu sözleşmede halkın satın alma gücünü enflasyona karşı koruması imkânsız olan zam oranlarına atılan imzalar, TÜİK’in enflasyonu gerçek dışı ve oldukça düşük oranlarda açıklamasıyla birleştirildiğinde emekçinin yoksullaşması kaçınılmaz olmaktadır.

TCMB (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası), 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %16’dan %24’e çıkarırken, yoksulluk sınırı artarak 113 bin 845 TL’ye ulaşmışken kamu emekçilerinin maaşları her ay enflasyon karşısında önemli tutarlarda erimektedir. Mayıs ayı ile birlikte satın alma gücü Dr. Öğretim Üyesi maaşı için 15.521 TL, Tekniker maaşı için 11.063 TL, Şef maaşı için 10.675 TL, en düşük öğretmen maaşı için 10.470 TL ve hizmetli için maaşı 9.577 TL tutarında düşmüştür. Bu şartlar altında ülkede geçim adeta imkansızlaşırken siyasi iktidar ile TÜİK kararlı biçimde emekçiden sermayedara servet aktarımına devam etmektedir. Kaynakların yetersizliği söylemleri ile emekçinin cebini boşaltıp, sermayedarın kasasını dolduran zihniyet, emekçiyi yoksullaştırma politikaları ile enflasyonun yarattığı gelir dağılımı adaletsizliğine engel olmak yerine ortak olmaktadır.

Çevre bilinci ve doğa sevgisi çocuk yaşta başlar. Sınıflarında doğayı, çevreyi ve yaşam hakkını öğrenen çocuklar, büyüdü...
04/06/2026

Çevre bilinci ve doğa sevgisi çocuk yaşta başlar. Sınıflarında doğayı, çevreyi ve yaşam hakkını öğrenen çocuklar, büyüdüklerinde nehirleri, ormanları ve toprakları ranta karşı savunan bilinçli yurttaşlar olurlar.
Eğitim-İş olarak biliyoruz ki aydınlık yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, özgürce nefes alabilecekleri yemyeşil bir dünyadır.
Kaz Dağları’ndan İkizdere’ye kadar ülkenin dört bir yanındaki doğa katliamlarına, betonlaşmaya ve ranta karşı doğanın ve yaşamın yanında yer almaya devam edeceğiz.
Geleceğimiz için doğaya ve yaşam alanlarımıza sahip çıkalım.
5 Haziran Dünya Çevre Günü kutlu olsun!

Sermayenin ve iktidarın el ele vererek emekçinin alın terini, hakkını ve hak arama mücadelesini gasp etme girişimlerine ...
02/06/2026

Sermayenin ve iktidarın el ele vererek emekçinin alın terini, hakkını ve hak arama mücadelesini gasp etme girişimlerine bir yenisi daha eklenmiştir.

Bilindiği üzere, 17 gün boyunca onurlu bir direniş sergileyen Doruk Madencilik işçileri; Çalışma ve Sosyal Güvenlik, İçişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarının da bulunduğu toplantıda holding yönetimiyle anlaşmaya varmış ve eylemlerini sonlandırmıştır. Bu toplantı sonucunda, işçilerin tüm alacaklarının en geç 15 Mayıs tarihine kadar hesaplara aktarılacağı taahhüt edilmiştir.

Gelinen noktada görüyoruz ki verilen sözler tutulmamıştır. Holding, devletin resmi kurumları huzurunda verdiği taahhütleri yerine getirmemiş; madencilerin maaşlarını ve sendikal tazminatlarını ödemeyerek emek gaspına devam etmiştir. Bunun üzerine, Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde maden emekçileri yeniden Ankara’ya gelme kararı almış, ancak lojistik ve güvenlik engelleriyle bu girişimleri engellenmeye çalışılmıştır.

Madencileri taşımak üzere ayarlanan otobüslerin emniyet ve idari birimlerin tehditleri gerekçesiyle tam üç kez iptal edilmesi yetmezmiş gibi, kendi imkanlarıyla yola çıkan madencilerin ve sendika heyetinin Ankara yolunda kurulan barikatlarla durdurulması, ülkemizdeki adalet terazisinin nasıl çalıştığını bir kez daha göstermiştir.

Yaşananlar, Türkiye’de iktidar ile büyük sermaye grupları arasındaki ilişkinin bir kez daha görünür hale gelmesidir. Patronlar verdikleri sözleri çiğneyip işçinin hakkını gasp ettiğinde sessiz kalanlar; emekçiler haklarını aramak için yola çıktığında tüm devlet imkânlarını seferber etmektedir. Ortadaki sorun, bir holdingiz taahhüdünü yerine getirmemesinin çok ötesindedir. Bu tablo; sermayeyi koruyan, emeği ise baskı altına çalışan anlayışın somut bir kanıtıdır.

Bir devletin asli görevi emekçinin hakkını gasp eden holdinglerin çıkarlarını korumak, hakkını arayan işçilere ise barikat kurmak değil; emekçinin alın terini güvence altına almak olmalıdır.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/iktidarin-garantorlugunde-verilen-sozler-tutulmadi-doruk-madencilik-iscilerinin-yanindayiz-02-06-2026

“Ben yanmasamsen yanmasanbiz yanmasak,nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”Bugün, büyük usta Nâzım Hikmet’in 63. ölüm yıl d...
02/06/2026

“Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”

Bugün, büyük usta Nâzım Hikmet’in 63. ölüm yıl dönümü.

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” diyerek omuz omuza verilen mücadelenin özlemini şiirleştirdi,
“En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımızdır” diyerek aydınlık yarınlara olan inancımızı tazeledi.

Direnişin, umudun ve sevdanın şairi, edebiyatımızın mavi gözlü devi Nâzım Hikmet’i saygı ve özlemle anıyoruz.

Okullarımızda yaşanan şiddet olayları sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, okul güvenliğini siber ta...
01/06/2026

Okullarımızda yaşanan şiddet olayları sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, okul güvenliğini siber takip yoluyla çözmeyi kararlaştırmış ve okul giriş-çıkışlarına, okul bahçelerinin etrafına kamera yerleştirmeyi kararlaştırmıştır.

Eğitim-İş olarak bu süreçte ısrarla okul içinin bu tür önlemlerden uzak tutulmasını, okulun öğrencileriyle öğretmenleriyle, destek hizmetleri veren personeliyle özel bir alan olduğunu dile getirdik. Okul, eğitim öğretimin dışında birbiriyle etkileşim alanında bulunan özel bir topluluktur ve ülke olarak geleceğimizin inşa edildiği yerdir. Bu topluluğu öğrenci ve öğretmenleriyle, çalışanlarıyla birbirine karşı güven duygusundan uzaklaştıracak olan okul içi görüntü ve ses kaydı yapılması, okul koridorlarında ve bahçesinde dolaşan güvenlik görevlisi uygulaması bizim için kabul edilemez. Bu nedenle okullarımızdaki güvenlik önlemlerinin okullara giriş ve bahçe etrafıyla sınırlı kalmasını, okul içi sorunların çözümünde okul yönetimine ve öğretmenlere verilen sorumluluk oranında yetki verilmesini dile getirdik. Çünkü mevcut eğitim yönetimi uygulamalarında okul yönetiminin ve öğretmenlerin sorumluluğu var ancak yetkileri bulunmamaktadır. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay bu gerçeği yalın halde ortaya koymuştur.

Biz güvenli okul talebini dile getirdikçe, okulun kendine özgü niteliklerini vurguladıkça Milli Eğitim Bakanlığı tam tersi uygulamalarda bulunmaktadır.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/ogretmeni-izleyerek-okullarda-guvenlik-saglanmaz-01-06-2026

Milli Eğitim Bakanlığı, imzaladığı türlü protokollerle laik ve bilimsel eğitimi hedef almaya, okullarımızı gerici yapıla...
01/06/2026

Milli Eğitim Bakanlığı, imzaladığı türlü protokollerle laik ve bilimsel eğitimi hedef almaya, okullarımızı gerici yapıların hareket alanına açmaya devam ediyor.

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü koordinesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında, 7 Mayıs 2026 tarihinde Uluslararası Eğitim Derneği (ULUED) ile yeni bir protokole imza atılmıştır. Bu protokol eğitim sisteminin temel ilkelerine anayasa dışı müdahalenin yanında, öğretmenlerimize yönelik ağır ithamlar içermektedir.

İmzalanan protokol kapsamında öğretmenlerin derslerde kaynak olarak kullanması için ULUED tarafından hazırlanan “Muallimin Manevi Rehberi” adlı içerikler okullara gönderilmiştir. Derslerin manevi ve dini sembollerle ilişkilendirilerek anlatılmasını, manevi değerlerle donatılmış bireylerin yetiştirilmesini teşvik eden rehber; modern, laik, bilimsel eğitim sistemine ve öğretmenlerimize açıkça hakaret etmektedir.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/ogretmenin-ahlakini-tarikatlar-olcemez-01-06-2026

Address

Necatibey Caddesi Ruta Apt. 34/2
Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube:

Share