Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube

Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube Şube Başkanı: Banu G.

KETE
Şube Sekreteri: Mehmet TABAK
Mali Saymanı: Oğuzhan SIRKINTI
Örgütlenme Sekreteri: Gülsen YEŞİLYURT
Özlük Hukuk Sekreteri: Cihan YILDIZ
Eğitim Sekreteri: Deniz ŞAHİN
Basın - Yayın sekreteri: Ender AYKAÇ

Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğine Dava AçtıkMillî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğret...
07/08/2026

Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğine Dava Açtık

Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 28.07.2026 tarih ve 33323 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelikte seçmeli derslerin temel mantığı ve Milli Eğitim Sisteminde öngörülen temel amacına aykırı şekilde, okulun imkanları bahanesiyle getirilen sınırlama ve idareye resen öğrenci adına seçme yetkisinin verilmesi kabul edilemez.

Bunun yanı sıra “İlkokullarda Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullar” şeklindeki belirsiz kavramlarla ilkokullarda farklı tür yaratmaya yönelik fiili duruma geçit vermeyeceğiz. Zorunlu eğitimin ilk basamağında “farklı program uygulayan ilkokullar” anlayışının yönetmeliğe girmesi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ortak, laik ve bilimsel eğitim anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Eğitim-İş olarak dava konusu yapılan bu uygulamalara karşı Danıştay nezdinde dava açılmış olup, süreci sonuna kadar takip edeceğimizi ilan ediyoruz.

Okullarımızda güvenliği artırmak amacıyla 81 ilde 30 bin güvenlik görevlisinin istihdam edileceği basına yansımıştır.Oku...
07/08/2026

Okullarımızda güvenliği artırmak amacıyla 81 ilde 30 bin güvenlik görevlisinin istihdam edileceği basına yansımıştır.

Okullarda güvenlik sorunu gerçek ve ertelenemez. Son dönemde yaşanan ağır şiddet olayları, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliğinin temel bir kamusal sorumluluk olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Ancak güvenliği 30 bin geçici personele, kapı kontrolüne ve dedektöre indirgemek; şiddeti besleyen gerçek sorunlarla yüzleşmek yerine, yıllardır biriken sorunların üzerini geçici ve yetersiz tedbirlerle örtmek istemektir.

Türkiye’de 60 binin üzerinde devlet okulu bulunmaktadır. Bunların yalnızca 4-5 bini “nitelikli okul” olarak görülürken, yaklaşık 30 bin okul bugün “riskli” olarak değerlendirilmektedir. 4-5 bin “nitelikli” okul, 30 bin “riskli” okul, 60 binden fazla devlet okulu… Eğitim sisteminin getirildiği nokta budur.

Yıllardır eğitim sistemi okullar arasındaki farklılıkları azaltmak yerine, birkaç bin okulu “nitelikli” olarak ayrıştıran bir yapı üzerine kurulmuştur. Bugün ise karşımıza “riskli-risksiz okul” ayrımı çıkmaktadır. Asıl tartışılması gereken yalnızca 30 bin güvenlik personelinin yeterli olup olmadığı değildir. Neden bütün devlet okulları nitelikli hale getirilememiştir? Neden bugün on binlerce okul riskli olarak değerlendirilmektedir?

Bir eğitim sisteminde on binlerce okul riskli görülüyorsa, yalnızca o okulların kapısına değil, onları riskli hale getiren koşullara ve yıllardır uygulanan eğitim politikalarına da bakmak gerekir.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/guvenli-okul-icin-guvenlikci-degil-butuncul-politika-sarttir-07-08-2026

Millî Eğitim Bakanlığı, 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki ilk yerleştirme sonuçlarını yüksek yerleşme oranl...
06/08/2026

Millî Eğitim Bakanlığı, 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki ilk yerleştirme sonuçlarını yüksek yerleşme oranları üzerinden bir başarı tablosu olarak sunmaktadır. Oysa eğitim sisteminin başarısı, yalnızca istatistiklerle değil,çocukların nitelikli eğitime erişim hakkı, eğitimde eşitlik ve kamusal eğitimin niteliği üzerinden değerlendirilmelidir.

2026 eğitim öğretim yılında 8. sınıfta öğrenim gören 1 milyon 279 bin 547 öğrenciden, 1 milyon 22 bin 658’i sınava başvurmuş, 994 358’i fiilen sınava girmiştir.

Bu durum, 8. sınıf öğrencilerinin yaklaşık dörtte üçünün LGS’ye girdiğini, sınava başvuran öğrencilerin ise yüzde 97,23’ünün fiilen sınava katıldığını göstermektedir.

Bu tablo nitelikli eğitime erişme talebinin yüksekliğini ortaya koysa da sonuçlara göre bu hakka öğrencilerin çok az bir kısmı erişebilmektedir.

MEB, ilk yerleştirmede öğrencilerin yüzde 93,56’sının tercihlerinden birine yerleştiğini açıklamaktadır. Ancak bu oran tek başına hiçbir şey ifade etmemektedir. Çünkü tercih listeleri, öğrencilerin gerçekten istedikleri okullardan değil, ulaşabildikleri ve tercih etmek zorunda bırakıldıkları okullardan oluşmaktadır. Özellikle yerel yerleştirmede uygulanan kurallar nedeniyle öğrenciler aynı okul türünden en fazla üç okul seçebilmekte; bu nedenle “ilk üç tercihe yerleşme” oranının yüksek çıkması doğal bir sonuç olmaktadır. Dolayısıyla açıklanan yüzde 94,53’lük oran, öğrencilerin istedikleri okullara yerleştiklerini değil, sistemin onları yönlendirdiği seçeneklere yerleştirildiklerini göstermektedir.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/lgs-sonuclari-egitimdeki-esitsizligin-belgesidir-06-08-2026

TBMM gündemine getirilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, yalnızca bir...
05/08/2026

TBMM gündemine getirilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, yalnızca bir kanun teklifi olarak değerlendirilemez. Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir süreçte asıl tartışılması gereken; yürütülen sürecin yöntemi, demokratik meşruiyeti ve ülkemizin geleceği bakımından doğurabileceği sonuçlardır.

Terörün sona ermesi, silahların susması ve insanlarımızın yaşamını yitirmemesi hepimizin ortak arzusudur. Ancak bu ortak arzu, yürütülen sürecin yöntemini, hukuki niteliğini ve siyasi sonuçlarını sorgulamaya engel değildir.

Kapalı kapılar ardında yürütülen, şeffaflıktan uzak ve toplumla gerçek anlamda paylaşılmayan hiçbir süreçten ne milli dayanışma çıkar ne de toplumsal uzlaşı doğar. Daha teklif TBMM gündemine gelir gelmez milletvekillerinden kısa süre içinde eksiksiz imza istenmesi, Meclis’in millet adına tartışan, denetleyen ve karar veren anayasal konumunun nasıl aşındırıldığını göstermektedir.

Milletvekilleri talimatla hareket etmek için değil; Anayasa’ya, Cumhuriyet’e ve ettikleri yemine bağlı kalarak millet adına vicdani kanaatleriyle karar vermek için seçilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütmenin önceden belirlediği kararları onaylayan bir makam değil; millet egemenliğinin tecelli ettiği anayasal yasama organıdır.

Hiçbir demokratik hukuk devletinde bir terör örgütünün başı meşru bir siyasal aktör haline getirilemez. Terörle mücadele hukuk devleti ilkeleri içinde yürütülür. Toplumu ilgilendiren siyasal meselelerin meşru çözüm zemini ise demokratik siyaset ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Cumhuriyetimizin temel nitelikleri, üniter yapısı ve Cumhuriyet’in yurttaşlık anlayışı hiçbir siyasi pazarlığın, hiçbir müzakerenin ve hiçbir sürecin konusu yapılamaz.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/milli-dayanismanin-temeli-cumhuriyet-hukuk-devleti-ve-millet-egemenligidir-05-08-2026

Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesine ilişkin TÜİK verileri, artık görmezden gelinemeyecek bir tabloyu ortaya koyuyo...
04/08/2026

Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesine ilişkin TÜİK verileri, artık görmezden gelinemeyecek bir tabloyu ortaya koyuyor.

Güvenlik birimlerine gelen ya da getirilen çocukların karıştığı olay sayısı, son on yılda 162 bin 384 artarak yüzde 36,28 yükseldi. 2015 yılında 447 bin 575 olan bu sayı, 2025’te 609 bin 959’a ulaştı. Üstelik bu rakam, yalnızca güvenlik birimlerine ulaşan vakaları kapsıyor. Dolayısıyla tablonun gerçek boyutunun resmi istatistiklere yansıyanın da ötesinde olduğu açık.

Bu rakamların her biri bir çocuğun hayatına, bir ailenin kaygısına, bir toplumun geleceğine karşılık geliyor.

Ancak asıl dikkat çekici olan, artışın çocukların yaş gruplarındaki dağılımıyla birlikte okunmasıdır.

Suça sürüklenen çocukların ağırlık merkezi 15-17 yaş grubudur. Yani tam da çocukların eğitim hayatlarının belirleyici bir döneminde, ortaöğretim çağında.

2015 yılında 15-17 yaş grubunda suça sürüklenen çocukların sayısı 225 bin 584 iken, 2025 yılında bu sayı 357 bin 74’e çıktı. On yıldaki artış 131 bin 490 çocuk oldu.

Bu tabloya yalnızca güvenlik penceresinden bakamayız. Çünkü çocukların yaşamından okulu çektiğinizde, boşluğu başka mekanizmalar doldurur.

Devamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/cocuklarin-gelecegi-okuldan-uzaklastirildikca-karariyor-04-08-2026

Büyük Önder Atatürk’ün ‘Başkomutan’ ünvanını alması, Büyük Taaruz’daki zaferimizin ilk basamağıdır. 105.yılı kutlu olsun...
04/08/2026

Büyük Önder Atatürk’ün ‘Başkomutan’ ünvanını alması, Büyük Taaruz’daki zaferimizin ilk basamağıdır. 105.yılı kutlu olsun!

2026 yılının ikinci altı ayı için maaşlardaki rakamsal artış %13,52 oldu. Bu artışın %6,09’u TÜİK’in açıkladığı enflasyo...
03/08/2026

2026 yılının ikinci altı ayı için maaşlardaki rakamsal artış %13,52 oldu. Bu artışın %6,09’u TÜİK’in açıkladığı enflasyon farkının telafisi için %7’si ise kamu emekçisini yılın ikinci altı ayında enflasyona karşı koruyacağı iddiası üzerine belirlenen toplu sözleşme zammıdır. Kamu emekçilerinin alım gücünde yaşanan gerçek kaybı hiçbir şekilde ortaya koymayan TÜİK’in telafi diyerek açıkladığı enflasyon farkı yoksullaştırma politikalarının en önemli aracıdır.

TÜİK, Temmuz ayında da enflasyonu %1,78 açıklayarak bu aracı ustaca kullanmaya devam etti. Bu enflasyon oranına göre artış sonrası ilk ayda en düşük öğretmen maaşı 1.273 TL, doktor öğretim üyesi maaşı 1.887 TL, tekniker maaşı 1.345 TL, hizmetli maaşı 1.164 TL şef maaşı 1.296 TL eridi. Maaşlara yapılan rakamsal artış ile aynı ay akaryakıt fiyatları yükseldi, gıda fiyatlarındaki artış devam etti ve temel tüketim harcamaları emekçilerin bütçesi üzerindeki baskıyı artırmaya devam etti. Eylül’de okulların açılması nedeniyle birçok farklı harcama kalemi için zaten yüksek olan fiyatlarda yeni artışların söz konusu olacağını tahmin etmek zor değildir. Halk sürekli değişen etiketlere şahit olurken, alım gücündeki kaybı bizzat yaşarken TÜİK’in masa başı fiyatlarla açıkladığı çarşı pazarla ilgisi olmayan enflasyon oranları ile emekçiler için yoksulluk üzerine inşa edilen bir gelecek hazırladığının farkındayız. Halkın emeğini yok sayan ülkede yaşanan her türlü ekonomik zorluğun faturasını emekçiye kesen adına “ekonomi politikası” denilen adaletsiz sürece karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

Toplu sözleşme taleplerimiz arasında da yer alan devlet üniversitelerinde görev yapan idari personelin “Karşılıklı Nakle...
01/08/2026

Toplu sözleşme taleplerimiz arasında da yer alan devlet üniversitelerinde görev yapan idari personelin “Karşılıklı Naklen Atama” başvuruları 5 Ağustos’ta başlıyor.

Başvuru Tarihleri: 05 Ağustos 2026 – 21 Ağustos 2026

Başvuru Adresi: pbs.yok.gov.tr

Başvuru sürecine dair önemli bilgiler:
•⁠ ⁠Aynı unvanda görev yapan ve şartları sağlayan idari personel en fazla 3 tercih yapabilecektir.
•⁠ ⁠Başvuru yapacak personelin kadro ve öğrenim bilgilerinin üniversitelerince eksiksiz ve güncel olarak kaydedilmiş olması gerekmektedir.

Eğitim-İş olarak, tüm eğitim emekçilerinin haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceğimizi bir kez daha belirtiyor; başvuru ve atama sürecinde idari personele kolaylıklar diliyoruz.

Eğitim-İş olarak, Amasya Lisesinde yaşanan soruşturma süreci ve eğitim emekçilerine yönelik hukuksuz uygulamalara dikkat...
31/07/2026

Eğitim-İş olarak, Amasya Lisesinde yaşanan soruşturma süreci ve eğitim emekçilerine yönelik hukuksuz uygulamalara dikkat çekmek amacıyla, Amasya İl Millî Eğitim Müdürlüğü önünde diğer eğitim sendikalarıyla birlikte ortak basın açıklaması gerçekleştirdik.

Genel Eğitim Sekreterimiz Veli Fırat Şimşek tarafından okunan basın açıklamasını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/hak-arayan-ogretmen-cezalandirilamaz-31-07-2026

DOĞAMIZI, YAŞAMI VE GELECEĞİMİZİ KORUMAK ZORUNDAYIZ!Ülkemizin dört bir yanında devam eden orman yangınları, doğayı, için...
30/07/2026

DOĞAMIZI, YAŞAMI VE GELECEĞİMİZİ KORUMAK ZORUNDAYIZ!
Ülkemizin dört bir yanında devam eden orman yangınları, doğayı, içinde barındırdığı tüm canlı yaşamı ve geleceğimizi tehdit ediyor. Antalya’nın Alanya ilçesinden Muğla’nın Fethiye ve Seydikemer’ine, Mersin’in Gülnar’ından Isparta’nın Eğirdir’ine ve Balıkesir’in Gömeç ilçesine kadar yükselen alevler, büyük bir yıkıma neden oluyor. Devam eden yangınların bir an önce kontrol altına alınmasını diliyoruz.
Orman yangınları, yıllardır gerekli önlemlerin alınmamasının, kamu kapasitesinin zayıflatılmasının ve afet yönetimindeki ihmallerin sonucudur. Yanan yalnızca ağaçlar değil, binlerce canlının yaşam alanı, ortak geleceğimiz ve bu ülkenin doğal mirasıdır.
Doğayı korumak kamunun en temel sorumluluklarındandır. Daha fazla kayıp yaşamadan bilimsel, planlı ve etkin bir mücadele anlayışı hayata geçirilmelidir.

Address

Necatibey Caddesi Ruta Apt. 34/2
Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Eğitim-iş Ankara 2 Nolu Şube:

Shortcuts

Share