İnsan Hakları Ortak Platformu - İHOP

İnsan Hakları Ortak Platformu - İHOP İHOP, insan hakları hareketinin kapasitesini, işbirliğini ve genel etkisini güçlendirmek amac?

Türkiye’de insan hakları alanında mücadele eden hükümet dışı kuruluşların oluşturduğu bağımsız bir dayanışma ve paylaşma ortamı olan İnsan Hakları Ortak Platformu’nun uzun erimli hedefi (vizyonu), Türkiye’de sivil toplumun karar alma süreçlerine etkili bir biçimde katıldığı ve diyalog ortamının sürdürüldüğü, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu katılımcı ve çoğul

cu bir ortamın geliştirilmesi ve kalıcı kılınmasına katkıda bulunmaktır.

İHOP, Türkiye’de devletin insan hakları ve temel özgürlükleri koruma ve geliştirme temel sorumluluğunu yerine getirmesi için, insan hakları ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirme ve bu hakların ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtma, insan hakları ve temel özgürlüklerin hukuki ve uygulama düzeyinde hayata geçirilmesi için inceleme, araştırma, saptama, değerlendirme, kamuoyu oluşturma yönünde faaliyet ve çaba gösteren kişi, grup ve sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu insan hakları hareketinin, insan hak ve özgürlüklerin korunması, geliştirilmesi ve hukukun üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynadığına inanmaktadır. Bu çerçevede İHOP misyonunu, Türkiye’deki insan hakları hareketinin kapasitesini, unsurları arasındaki işbirliğini ve genel etkisini güçlendirmek olarak tanımlamıştır. Bu çerçevede İHOP,
-insan hakları örgütlerinin kendi aralarında ve insan hakları hareketi içinde yer alan unsurların arasında diyalogun ve dayanışmanın güçlendirilmesinin önemine inanır.

-insan haklarının her alanında sivil toplum ve sivil toplumun örgütlü kesimlerinin yasama ve yürütmeden sorumlu kamu otoritelerine görüşlerini açıklamaları, bilgi alışverişinde bulunmaları olanağının sağlandığı açık, şeffaf ve düzenli diyalog ortamlarının yaratılmasının insan haklarına dayalı politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasında ve katılımcı demokrasinin geliştirilmesinde öncelikli bir rol oynadığına inanır.

Susmuyoruz Ve Tekrar Ediyoruz: Osman Kavala’yı Serbest Bırakın!Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından diğer insanları...
26/11/2021

Susmuyoruz Ve Tekrar Ediyoruz: Osman Kavala’yı Serbest Bırakın!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından diğer insanları insan hakları savunuculuğundan ve sivil toplum faaliyetlerinden uzaklaştırmak için “bir STK aktivisti ve insan hakları savunucusu olarak susturulmak amacıyla” tutuklandığına hükmedilen Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 52 kişinin yargılandığı davanın bir sonraki duruşması yarın görülecek.

İnsan Hakları Ortak Platformu ve İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı üyesi örgütler olarak susmuyoruz ve tekrar ediyoruz:

18 Şubat 2020 günü, tutuklanmasının üzerinden 840 gün, derhal serbest bırakılmasına dair AİHM kararının üzerinden 70 gün geçen Osman Kavala, verilen beraat kararının ardından serbest bırakılmadan tekrar gözaltına alındı. Kavala gözaltındayken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı, “Bir manevrayla dün onu beraat ettirmeye kalktılar.” açıklamasının ardından tekrar tutuklandı ve beraat veren hakimler hakkında soruşturma açıldı. Bu tutuklama kararı Kavala’nın, AİHM’in işaret ettiği gibi siyasi sebeplerle tutuklandığını doğruladı.

Bu yargılama silsilesi, hiçbir somut delile dayanmayan suçlamalar, birbiriyle bağlantısız olayların nedensellik bağı kurulmadan sıralandığı iddianameler ve hukuka aykırı kararlar nedeniyle hukukun reddi niteliğindedir. Ceza Muhakemesi Kanununda istisnai bir tedbir olarak tanımlanan tutuklama uygulamasının uzunluğu nedeniyle Osman Kavala’yı cezalandırmaya dönüşmesi, masumiyet karinesinin ve özgürlük hakkının ihlalidir. Bu durum davanın siyasi amaçlarla sürdürüldüğüne ilişkin yaygın kanaati destekleyici niteliktedir ve hukuksuzdur.

Türkiye’nin uygulamakla yükümlü olduğu AİHM kararı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi çağrılarının gereği yapılarak 1486 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Tutukluluğu uzatmak amacıyla birleştirilen dosyalar ayrılmalı ve Kavala dahil tüm yargılananlar hakkındaki mesnetsiz, hukuksuz ve somut bir delile dayanmayan tüm suçlamalar düşürülmelidir. Hukukun baskı ve yıldırma aracı olarak kullanılmasına son verilmeli ve hukukun üstünlüğünü sağlamalıdır.

Sivil toplumu ve insan hakları savunucularını susturmayı amaçlayan bu yargılamayı izlemek üzere insan hakları örgütleri temsilcileri 26 Kasım 2021 günü saat 10:00’da Çağlayan Adliyesi’nde olacaktır.

İMZACI ÖRGÜTLER:
Civil Rights Defenders, Eşit Haklar için İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Hak inisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu, Research Institute on Turkey, Rosa Kadın Derneği, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Türkiye-Almanya Kültür Forumu, Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği

Haberler-Duyurularmanset SUSMUYORUZ VE TEKRAR EDİYORUZ: OSMAN KAVALA’YI SERBEST BIRAKIN! 26/11/2021 25.11.2021 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından diğer insanları insan hakları savunuculuğundan ve sivil toplum faaliyetlerinden uzaklaştırmak için “bir STK aktivisti ve insan hakla...

19/07/2021

Haberler-Duyurularmanset ORTAK AÇIKLAMA 19/07/2021 Olağanüstü Hal (OHAL) yönetiminin devamını sağlayarak, keyfiliğin, hukuksuzluğun ve insan hakları ihlallerinin kalıcı hale getirilmesine değil, hukukun üstünlüğüne, temel hak ve özgürlüklerin esas alınacağı düzenlemelere ih...

Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği Ağı, ağır insan hakları ihlallerine karşı alanda çalışan avukatların daha donanımlı v...
13/04/2021

Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği Ağı, ağır insan hakları ihlallerine karşı alanda çalışan avukatların daha donanımlı ve etkili bir şekilde mücadele edebilmesine yardımcı olmak amacıyla 22-23-24 Nisan 2021 tarihleri arasında Cezasızlıkla Mücadele Okulu adı altında bir online eğitim programı düzenleyecektir.

Ortak Çalışma AğlarıCezasızlıkla Mücadelede Güç BirliğiHaberler-Duyurularmanset CEZASIZLIKLA MÜCADELE OKULU 13/04/2021 Cezasızlıkla Mücadelede Güçbirliği Ağı, ağır insan hakları ihlallerine karşı alanda çalışan avukatların daha donanımlı ve etkili bir şekilde mücadel...

GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUN TEKLİFİ REDDEDİLMELİDİR!Bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekil...
06/04/2021

GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUN TEKLİFİ REDDEDİLMELİDİR!

Bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili tarafından imzalanarak 19 Haziran 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı’na verilen “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması” kanun teklifi, TBMM Başkanlığı tarafından aynı gün İçişleri ve Adalet Komisyonlarına gönderilmişti. İçişleri Komisyonu tarafından hızla görüşülen ve oy çokluğu ile kabul edilen teklif 1 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Genel Kuruluna sevk edilmişti. 10 ay boyunca Genel Kurul gündemine alınmayan teklif, 31 Mart 2021 günü toplanan Genel Kurul’un birinci sırasında gündeme alındı.

Teklif, genel görüşmelerin tamamlanmasından sonra bu kez maddelerin görüşülmesi oylamaya sunulmuş ve teklif oy çokluğu ile reddedilmiştir. Ne var ki, bu kez TBMM Başkanı devreye girerek bir usul eksikliği tartışması açmış ve teklif 1 Nisan 2021 günkü oturumda yeniden gündeme getirilmiş ve bu kez teklifin maddelerinin görüşülmesi oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Şimdi TBMM Genel Kurulunda maddeleri üzerinde görüşmelere başlanacak bu kanun teklifinin, gerek insan hakları ve özgürlükleri bakımından gerekse, her yurttaşın sahip olduğu temel bir hak olan ve Anayasa’da sınırları serbestlik, eşitlik ve görevin gerektirdiği nitelikler ile çizilmiş hakların kullanımı bakımından son derece ağır sonuçlar doğuracaktır.

Kanun teklifi bu haliyle kamu görevlilerinin seçimleri ve atamalarında partileşmeye kapı açacak; Türkiye’de çok geniş bir kesimi etkileyecek ve yarattığı sakıncalılık kategorisi ile en temel yurttaşlık haklarından olan kamu hizmetine girme hakkının özünü ortadan kaldıracaktır.

Kanun Teklifi, Anayasa’nın getirdiği güvencelere ve kamu yararının sağlanması için temel ölçüt olan liyakat ilkesine aykırı olarak kamu hizmetine girecekler için iki ayrı kategori olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasını öngörmektedir. Arşiv araştırması kamu hizmetine girecek herkes için düzenlenmiştir ve memuriyete girme koşullarının çok ötesinde bir araştırmayı içermektedir. Adli sicil kaydı ile sınırlı kalmayacak olan araştırma, hukuk âleminde sonuç doğurmaması bir güvence olarak öngörülmüş olan cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararlarından, kişi hakkında devam eden ve kesinleşmiş soruşturma ya da kovuşturmaların dayandığı olgulara kadar uzanmaktadır. OHAL döneminde binlerce örneği ve uygulaması görülen soruşturmanın tamamlanmaması ya da beraat kararlarına karşın soruşturmaların dayandığı olguların sonuç doğurması, kamu görevine girme talebinde bulunacak herkes için uygulama alanı bulacaktır.

Kamu hizmetinden amaç, kamu yararıdır. Kamu hizmeti görmek üzere görevlendirilecek kişilerin de kamu yararı ilkesi çerçevesinin dışında bir değerlendirmeye tabi tutulmaması gerekir. Anayasa’nın 70. Maddesinde, her yurttaşın kamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla kişinin kusuru ile kamu hizmetinin gerekleri arasında bir bağ kurmadan kamu hizmetine girme hakkına getirilecek her kısıtlama anayasanın açık hükmü bakımından anayasanın açık hükmüne aykırı olacaktır.

İnsan onurunu zedeleyecek, yurttaşlar arasında ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine neden olacak bu teklif kamu barışını tehdit altına alacaktır.

İnsan Hakları Ortak Platformu



TEKLİF GERİ ÇEKİLMELİDİR!

ÇÜNKÜ,

OHAL UYGULAMALARININ DEVAMI NİTELİĞİNDEDİR!

Birçok kurum için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması düzenlemesi OHAL kararnameleri ile getirilmiştir. Devlet memurları kanununa eklenen ve daha sonra AYM tarafından iptal edilen 48.maddesinin 8 bendi de ilk olarak OHAL kararnamesi ile konulmuştur.
Tüm kamu görevlileri için, devlet memurluğuna girişe engel sayılamayacak olguların değerlendirme komisyonunun önüne götürülmesine ve Anayasanın 70. maddesindeki kamu hizmetine girme hakkının özünü ortadan kaldıracak keyfi davranışa olanak sağlamaktadır.
OHAL kararnameleriyle yaratılan iltisak, irtibat, eylem birliği gibi muğlak kavramların yarattığı “sakıncalılık” kategorisini süreklileştirmektedir.
ANAYASA’YA AYKIRIDIR!

Anayasa’nın 13. Maddesi, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğini düzenlemiştir.
Güvenlik soruşturması kategorisinin hangi kurumlara ve personele uygulanacağı belirsizdir. Yapılan tanımda kamu kuruluşları dışında kamu hizmeti yürüten özel sektör kuruluşlarının kapsama alınıp alınmayacağı belli değildir. İş sözleşmesi ve çalışma özgürlüğü bakımından da muğlak bir alan yaratmaktadır. Bu muğlak alanın Cumhurbaşkanının çıkaracağı yönetmelikle belirleneceği belirtilmiştir. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili sınırlamalar yönetmelikle yapılmaz.
Keza sınırlama “Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 70. Maddesinde yer alan kamu hizmetine girme hakkına ilişkin getirilen tek sınırlama kamu görevinin gerekleridir. Bunun ötesinde bir sınırlama getirilmesi Anayasa’ya aykırıdır.
Kamu hizmetinin amacı kamu yararıdır. Kamu hizmeti görmek üzere görevlendirilecek kişilerin de kamu yararı ilkesi çerçevesinin dışında bir değerlendirmeye tabi tutulmaması gerekir. Dolayısıyla kişinin kusuru ile kamu hizmetinin gerekleri arasında bir bağ kurmadan kamu hizmetine girme hakkına getirilecek her kısıtlama anayasanın sistematik yorumu bakımından anayasaya aykırı olacaktır.
Anayasanın 128 Maddesinde memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenmesi güvencesi getirilmiştir. Dolayısıyla özlük işlerini düzenleyen kurallar, kanun niteliğini taşımalı; belirli ve öngörülebilir olmalıdır. Mevcut kanun teklifinde, hem hazırlık aşamasına hem de işlem aşamasına ilişkin belirsizdir ve öngörülebilir değildir, esasa ilişkin hususlar yönetmeliğe bırakılmıştır.
Anayasanın 38. Maddesi, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” kuralını getirmiştir. Kesinleşmemiş soruşturma ve kovuşturmaların dayandığı olguların; erteleme ve HAGB kararlarının değerlendirme komisyonuna sunulacak olması Anayasa’nın 38. Maddesine açıkça aykırıdır.
ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARLARININ VE İHLAL KARARLARININ GEREKÇELERİNİ VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İÇTİHATLARINI YOK SAYMAKTADIR!

Kamu görevlilerinin istihdamında Devletlere bir takdir marjı tanımasına rağmen, bunun sınırları da AİHM içtihatlarında belirlenmiştir. Özellikle sınırlamanın görevin gerektirdiği niteliklerle ölçülü olması, araştırılacak verilerin ne kadar geriye gideceğinin yani süresinin belirli olması, (hakkın süresiz olarak engellenmesinin sözleşmeye aykırı olacağı) ve sınırlamanın demokratik bir toplumda gerekli olması gerekleri takdir marjının sınırlarını göstermek üzere belirlenmiştir.
Teklif, görevin gerektirdiği niteliklerin yerine kamu hukukumuzda yeri olmayan sadakat esasını getirmekte, bunu da demokratik bir toplumda kabul edilmesi mümkün olmayan, belirsiz, içeriği tanımlanmamış iltisak ya da eylem birliği gibi kavramlar aracılığıyla düzenlemektedir.
Kanun teklifinin gerekçesinde Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun düzenleme yapma amacına atıf yapılmasına rağmen Teklifin içeriğinde,
Değerlendirme komisyonunun yetki ve görevinin belirsizliği;
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına itiraz yolu belirtilmemiş olması, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının süre sınırının bulunmayışı;
TCK’da bir güvence olarak getirilmiş erteleme ve HAGB kurallarının getirdiği güvenceler yok sayılarak bunların sonuç doğuracak şekilde değerlendirme komisyonunun önüne sunulması öngörülmüş olması;
Hangi suçların hangi kamu görevine girişte engel olarak görüleceğinin belirsizliği;
Sonuçlanmamış soruşturmalar ve kovuşturmalar dâhil olmak üzere kişinin uğradığı soruşturma ve kovuşturmaların dayandığı olguların değerlendirme komisyonuna sunularak bunun sonucuna ilişkin hiçbir düzenlemeye gidilmemesi;
Güvenlik soruşturmasının yapılması öngörülen gizlilik dereceli birimlerin belirsizliği ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılması;
Bilgi sağlayıcı birimler tarafından aktarılan bilgilerin nasıl sonuç bağlanacağına ilişkin Değerlendirme Komisyonu’nu bağlayan genel ve geçerli hiçbir ölçüt kanun teklifinde tanımlanmamış olması;
Değerlendirme Komisyonu’nun hangi ölçütlere dayanarak karar vereceğinin belirsizliği,
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına rağmen aykırılıkta bir ısrarı göstermektedir.

Haberler-Duyurularmanset GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI KANUN TEKLİFİ REDDEDİLMELİDİR! 06/04/2021 Bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili tarafından imzalanarak 19 Haziran 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı’na verilen “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştı...

Tüm dünyada insan haklarının korunmasında insan hakları savunucularının özel bir rolü vardır. İnsan hakları savunucuları...
19/03/2021

Tüm dünyada insan haklarının korunmasında insan hakları savunucularının özel bir rolü vardır. İnsan hakları savunucuları, başkalarının hak ve özgürlüklerinin ihlalini görünür hale getirme, devletlerin hukuklarını uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi yönünde kritik bir rol üstlenmektedirler.

İnsan hakları savunucularının ve avukatlarının karşı karşıya olduğu en büyük sorun, onları hukuka uygun ve meşru faaliyetleri nedeniyle hedef alan yaygın ceza soruşturmaları ve adli takibata uğramalarıdır ve Türkiye’de bu tür vahim uygulamalara sıklıkla ve sistematik bir biçimde rastlanmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden hedef gösterilen İnsan Hakları Derneği’nin Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın gözaltına alınması da, insan hakları savunucularını susturmak, sivil toplum hareketinin güvenini kırmak ve yargı sürecinin kötüye kullanılmasının bir parçasıdır.

İnsan hakları çalışmaları meşrudur ve suç olarak ileri sürülemez.

İnsan hakları savuncuları susturulamaz!

İnsan hakları savunucularının faaliyetleri suç değildir ve keyfi uygulamalara konu olamaz.

Öztürk Türkdoğan derhal serbest bırakılmalıdır.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği
Hak İnisiyatifi Derneği
İnsan Hakları Derneği
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği

Haberler-Duyurularmanset ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN SERBEST BIRAKILMALIDIR! 19/03/2021 Tüm dünyada insan haklarının korunmasında insan hakları savunucularının özel bir rolü vardır. İnsan hakları savunucuları, başkalarının hak ve özgürlüklerinin ihlalini görünür hale getirme, devletl...

İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM...
20/01/2021

İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) tavsiyelerinin uygulanmasının izlenmesine yönelik online bir eğitim programı düzenleyecektir.

22-23 ve 24 Ocak 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek programın amacı, BM İnsan hakları mekanizmaları kapsamında evrensel periyodik inceleme usulünün tanıtılması ve bu sürece sivil toplum örgütlerinin etkin katılımının sağlanmasına yönelik bir farkındalık yaratmaktır.

Son başvuru tarihi: 21 Ocak 2021 Saat 17.00

Haberler-DuyurularmansetOrtak Çalışma Ağları EVRENSEL PERİYODİK İNCELEME EĞİTİMİ 19/01/2021 İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) tavsiyelerinin uygulanmas...

Mülteci Hakları Koordinasyonu mültecilerin hak ve özgürlüklerinin gelişmesini ve korunmasını güçlendirmek, göç ve iltica...
20/01/2021

Mülteci Hakları Koordinasyonu mültecilerin hak ve özgürlüklerinin gelişmesini ve korunmasını güçlendirmek, göç ve iltica alanındaki politikalarda mülteciler yararına dönüşüme katkı vermek amacıyla bu alanda çaba gösteren sivil toplum örgütleri üyelerinin, aktivistlerin, öğrencilerin, emek ve meslek örgütleri üyelerinin ve bireylerin bu alanda daha donanımlı bir şekilde çalışabilmesine ve faaliyetler düzenlemesine yardımcı olmak amacıyla 30-31 Ocak 2021 tarihlerinde Mülteci Hakları Eğitimi adı altında bir online eğitim programı düzenleyecektir.

Son başvuru tarihi: 27 Ocak 2021

Haberler-DuyurularmansetOrtak Çalışma AğlarıMülteci Hakları MÜLTECİ HAKLARI EĞİTİMİ 20/01/2021 Mülteci Hakları Koordinasyonu mültecilerin hak ve özgürlüklerinin gelişmesini ve korunmasını güçlendirmek, göç ve iltica alanındaki politikalarda mülteciler yararına dönüşü...

İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM...
19/01/2021

İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) tavsiyelerinin uygulanmasının izlenmesine yönelik online bir eğitim programı düzenleyecektir.

22-23 ve 24 Ocak 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek programın amacı, BM İnsan hakları mekanizmaları kapsamında evrensel periyodik inceleme usulünün tanıtılması ve bu sürece sivil toplum örgütlerinin etkin katılımının sağlanmasına yönelik bir farkındalık yaratmaktır.

Son başvuru tarihi: 20 Ocak 2021

Haberler-DuyurularmansetOrtak Çalışma Ağları EVRENSEL PERİYODİK İNCELEME EĞİTİMİ 19/01/2021 İnsan Hakları Ortak Platformu, insan hak ve özgürlükleri alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerine yönelik BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) tavsiyelerinin uygulanmas...

İnsan Hakları Eğitimi Ağı, günümüz koşullarında toplumsal hayat ve haklar alanında rolü giderek büyüyen iş dünyasında in...
19/01/2021

İnsan Hakları Eğitimi Ağı, günümüz koşullarında toplumsal hayat ve haklar alanında rolü giderek büyüyen iş dünyasında insan hakları farkındalığının ve duyarlılığının artırılması ve özel sektörün insan hakları eğitimine açık hale gelmesi için çaba gösteren sivil toplum örgütleri üyelerinin, aktivistlerin, emek ve meslek örgütleri üyelerinin bu alanda daha donanımlı bir şekilde çalışabilmesine ve faaliyetler düzenlemesine yardımcı olmak amacıyla 26-27-29-30 Ocak 2021 tarihlerinde İş Dünyasında İnsan Hakları ve İnsan Hakları Eğitimi adı altında bir online eğitim programı düzenleyecektir.

Son başvuru tarihi: 24 Ocak 2021

Haberler-DuyurularOrtak Çalışma Ağlarıİnsan Hakları Eğitimi Ortak Çalışma Ağımanset İŞ DÜNYASINDA İNSAN HAKLARI VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ 16/01/2021 İnsan Hakları Eğitimi Ağı, günümüz koşullarında toplumsal hayat ve haklar alanında rolü giderek büyüyen iş dünyas....

Bu kanun veto edilmelidir!Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi Anayasaya...
28/12/2020

Bu kanun veto edilmelidir!

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi Anayasaya ve örgütlenme özgürlüğüne aykırıdır başlığıyla yaptığımız 22 Aralık 2020 tarihli ortak açıklamada ve değerlendirmemizde bu teklifin yasalaşması halinde ortaya çıkacak problemleri ve endişelerimizi kapsamlı bir metin ile dile getirmiş, başta TBMM’deki Adalet ve Kalkınma Partisi dahil siyasi parti temsilcileri ile görüşmelerde bulunmuştuk. Bunun yanı sıra 650 STK imzası ile tüm milletvekillerine itirazlarımızı sosyal medya üzerinden iletmiştik. Ne yazık ki, bütün bu gayretlerimize rağmen yasa teklifi özüne dokunulmadan yapılan küçük birkaç değişiklikle TBMM Genel Kurulunda çoğunlukla kabul edildi.

Bu yasaya gerekçe olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını izleyen Mali Eylem Görev Gücü’nün 2019 tavsiyeleri ileri sürülmektedir. Ancak sözü edilen tavsiyeler, 7 ana başlıktan (*) meydana gelmesine rağmen, bu başlıklardan sadece bir tanesi ele alınmıştır. İran’la ilgili BMGK kararlarını uygulamak için yasal dayanağın olmaması, Uygulamadaki gecikmeler, Varlıkların sınırlı kapsamı gibi tavsiyeler dikkate alınmamış, keza Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar (NPO) ile ilgili olarak saptanan, “(I) Kar Amacı Gütmeyen Örgütlerin (KAGÖ) riskini periyodik olarak gözden geçirmek, (ii)KAGÖ’lere erişim ve rehberlik yapmak için spesifik prosedürlerin eksikliği, (iii)Terörün Finansmanının istismarını önlemeye yönelik en iyi uygulamaları geliştirmek için KAGÖ’lerle birlikte çalışmak, (iv)KAGÖ’lere uygulanan denetim, Terörün Finansmanına odaklanmamakta ve esas olarak dolandırıcılığı ve kötü yönetimi önlemeyi amaçlamaktadır” gibi eksiklikler dikkate alınmamış, dikkate alınan tek eksiklik de yanlış değerlendirilmiştir. Birleşmiş Milletlerin ilgili kurumu bu Kanuna rağmen tespit ettikleri eksikliklerle ilgili tavsiyelerine devam edecektir.

Sonuç Olarak,

Kanunun amacı ve ismi ile hiçbir ilgisi olmadığı halde yapılan değişikliklerde, mevcut dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetleri ve örgütlenme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanmakta ve bu belirsiz suçlar nedeniyle hakkında kovuşturma açılan yöneticiler nedeniyle bir derneğin yönetimine el koyulmasının yolu açılmış olacaktır ki, bu da İçişleri Bakanlığı’na dernekler üzerinde siyasi bir vesayet sağlayacaktır.

Kanunda İçişleri Bakanı’na haklarında kovuşturma açılan dernek yöneticilerinin adeta birer İçişleri Bakanlığı personeli gibi ele alınarak görevden uzaklaştırılması, dernek faaliyetlerinin durdurulması ve derneğin yönetimine el konulması yetkileri verilmiştir.

Dolayısıyla, Türkiye’nin bir uluslararası kurumun tavsiyelerini yerine getiriyorum diyerek, aslında Türkiye’de zaten oldukça problemli olan özgürlük alanlarını daraltması, durumu daha da sorunlu hale getirilmiş olacaktır.

650 sivil toplum örgütünün açıklamalarının yanı sıra, pek çok sivil toplum kuruluşunun medyada yer alan ve destek gören endişelerini ve hassasiyetlerini dikkate almayan, bu Kanun kesinleştiği takdirde yukarıda özetle sıraladığımız ve bugünden öngöremeyeceğimiz pek çok sıkıntılara da neden olacağı bellidir.

Herhangi bir metnin Meclisten geçerek kanun haline getirilmiş olması, onun meşruiyetini kabul etmemiz anlamına gelmez. Geçmişte meşruiyeti tartışılan pek çok kanun ve uygulama olduğu gibi bugün de bu tartışmalara bir yenisi eklenmiştir.

Dernek ve Yardım Toplama Kanunu dahil 7 temel kanunda değişiklik öngören 43 maddelik kanun, fiilen bir torba kanundur ve başta Anayasa olmak üzere bağlı olduğumuz uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve edinilmiş müktesep haklarımıza aykırıdır.

Umuyoruz ve diliyoruz ki, temel hak ve özgürlüklerin geleceğini karartan bu kanun kesinleşmeden Cumhurbaşkanı tarafından bir kez daha görüşülmek üzere TBMM ye iade edilerek, Mali Eylem Görev Gücü’nün 6 numaralı “hükümetleri, terörizmin ve kara para aklamanın finansmanını önlemek için çalışırken insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duymaya ve masum üçüncü kişilerin haklarını tanımaya” dair çağrısına uygun bir kanun haline dönüştürülür.

Bizler, ortaya çıkacak yeni problemler konusundaki hassasiyetlerimizi sürdürmeye, demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanarak muhtemel mağduriyet ve hukuksuzlukların önlenmesi için mücadeleye devam etmekte kararlıyız.

28.12.2020

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği- Hak İnisiyatifi Derneği- İnsan Hakları Derneği- İnsan Hakları Gündemi Derneği- Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi -Yurttaşlık Derneği

Haberler-Duyurularmanset BU KANUN VETO EDİLMELİDİR! 28/12/2020 Bu kanun veto edilmelidir! Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi Anayasaya ve örgütlenme özgürlüğüne aykırıdır başlığıyla yaptığımız 22 Aralık 2020 tarihli o...

ORTAK AÇIKLAMA ÇAĞRISI “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi”ne İlişkin ...
22/12/2020

ORTAK AÇIKLAMA ÇAĞRISI


“Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi”ne İlişkin Ortak Açıklama Çağrısı

22 Aralık 2020

TBMM’de görüşülen ve Perşembe günü Genel Kurul’a gelmesi beklenen “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi” amacı ve ismi ile hiç ilgisi olmadığı halde; Yardım Toplama ve Dernekler Kanunlarında yapılan değişiklikler ile mevcut dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetleri ve örgütlenme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanmakta ve İçişleri Bakanlığının dernekler üzerindeki siyasi vesayetini sağlayacak yeni düzenlemeler içermektedir.

İnsan hakları örgütlerinin yasaya ilişkin hazırladıkları değerlendirme notu temelinde ortak bir açıklama çağrısı yapmaktayız.

İMZA ÇAĞRISI İÇİN:
https://siviltoplumsusturulamaz.org

YASAYA İLİŞKİN BİLGİ NOTU İÇİN:
https://ihop.org.tr/kitle-imha-silahlarinin-yayilmasinin-finansmaninin-onlenmesine-iliskin-kanun-teklifine-dair-degerlendirme/

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi Anayasaya ve Örgütlenme Özgürlüğüne Aykırıdır! TBMM Adalet Komisyonunda görüşülerek TBMM Genel Kuruluna sevk edilen ve 6 kanunda değişiklik öngören 43 maddelik “Kitle İmha Silahların...

Türkiye’de “Hukukun Üstünlüğü” tesis edilmeden insan hakları ve özgürlükleri korunamaz!10 Aralık 2020İnsan Hakları Evren...
10/12/2020

Türkiye’de “Hukukun Üstünlüğü” tesis edilmeden insan hakları ve özgürlükleri korunamaz!

10 Aralık 2020

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin birinci maddesi der ki, “bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar”. Yani yaşamın olmazsa olmaz koşulu, her insanın barış içinde, özgür ve eşit olarak yaşama hakkının gerçekleştirilmesine bağlıdır ve Hükümetler her koşulda, insan onuruna yaraşır biçimde yaşamın sürdürülmesi için insan hak ve özgürlüklerine saygı ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmakla yükümlüdürler.

Hukukun Üstünlüğü ise, herkesin tüm karar vericiler tarafından insan onuru, eşitlik ve kanunlara uygun olarak muamele görme hakkına sahip olduğu belirli ve öngörülebilir bir hukuk sisteminin mevcudiyeti ile mümkündür.

Yıllar boyunca haklar ve özgürlüklerin genişletilmesi ve hukukun üstünlüğünü hayata geçirecek yeni bir anayasa ve buna uygun reform yasaları vaat edilirken, 2017 yılı Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde keyfi ve hukuk dışı uygulamalara karşı uyarılarda bulunan, öncelikle insan hakları savunucuları olmak üzere, Türkiye’nin bağlı bulunduğu tüm uluslararası sözleşmelere ve içinde yer aldığı pek çok uluslararası kurumun da beklentilerinin aksine problemleri daha da derinleştiren başta Anayasa olmak üzere bir dizi kısıtlayıcı yasal değişiklikler gerçekleştirildi.

Bu değişiklerle birlikte, zaten sorunlu olan yargı kurumunun bağımsızlığı neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararları görmezden gelinmiş, yasalarda yapılan değişikliklerle terörle mücadele gerekçesi ileri sürülerek ceza ve terörle mücadele kanunları genişletilerek hukukun üstünlüğünün öngörülebilirlik prensibi ortadan kaldırılmıştır.

Hükümet politikalarına ve uygulamalarına muhalif olmanın suç haline getirildiği bir sistem içinde siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, işçiler, meslek örgütleri yönetici ve mensupları, insan hakları savunucuları, çeşitli sivil toplum kuruluşu mensupları suçlanmakta, ifade, örgütlenme, toplanma ve gösteri yapma özgürlüğünün kullanımı terörle mücadele mevzuatı kapsamı adı altında kısıtlanmaktadır.

Resmi istatistiklerden[1] örnekler verirsek, Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu tarafından incelenen ve ifade ve medya özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirilen TCK 314. Maddesinde yer alan silahlı örgüt üyesi olma suçunu işledikleri gerekçesiyle 2016-2019 dönemini kapsayan 4 yıllık sürede Cumhuriyet Savcıları 1 milyon 337 bin 665 kişi hakkında soruşturma yürütmüştür. Yine bu dönemde 380 bin 382 kişi aleyhinde dava açılmıştır. 2016-2019 döneminde karara bağlanan davalarda 221 bin136 kişi suçu işlediği sabit görülüp mahkûm edilmiş, 13 bin35 kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ve 59 bin 277 kişi ise beraat etmiştir.

Toparlarsak, bizler insan hakları savunucuları ve örgütleri olarak, “Türkiye’de insan hakları, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler önce vardı, şimdi ortadan kalktı” demiyoruz. Önceleri de kısıtlıydı ; düzeltilmesi, iyileştirilmesi ve insan onuruna yakışır, yaşanabilir bir hayat ortamına ulaşılması için mücadele etmekteydik ve kısıtlı da olsa birtakım iyileştirmelerle geleceğe umutla bakıyorduk.

Ne yazık ki, yukarıda da sıraladığımız gerekçelerle; son birkaç yıl içerisinde geleceğimize dair umutlarımızı canlı tutacak herhangi bir iyileştirmeden söz edemediğimiz gibi, tersine; var olan haklarımızın da kısıtlandığına tanık olmaktayız. İnsan hakları örgütlerinin ve savunucularının zaman zaman yapmış olduğu çalışmalara ve açıklamalara göre, yaşanmış ve yaşanmakta olan insan hakları ihlallerine baktığımızda, 2020 yılında Türkiye’nin insan hakları alanında önceki kötü karnelerinden çok daha kötü bir karneye sahip olduğunu belirtmek isteriz.

Ancak sürmekte olan gidişata seyirci ve tanık olarak kalmayı düşünmediğimizi; çok daha zor şartlar altında da olsa haklarımızın ve onurumuzun her şeyden daha önemli olduğunu ve bunlar için mücadele etme azmimizin kırılmadığının bilinmesini isteriz.

İnsan Hakları Ortak Platformu:
Eşit Haklar için İzleme Derneği
Hak İnisiyatifi Derneği
İnsan Hakları Derneği
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
Yurttaşlık Derneği

[1] Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Adalet İstatistikleri kullanılmıştır.

Haberler-Duyurularmanset TÜRKİYE’DE “HUKUKUK ÜSTÜNLÜĞÜ” TESİS EDİLMEDEN İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜKLERİ KORUNAMAZ! 10/12/2020 Türkiye’de “Hukukun Üstünlüğü” tesis edilmeden insan hakları ve özgürlükleri korunamaz! 10 Aralık 2020 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi...

Dostumuzu, yol arkadaşımızı, insan hakları avukatını, barış elçisini özlüyoruz…
28/11/2020

Dostumuzu, yol arkadaşımızı, insan hakları avukatını, barış elçisini özlüyoruz…

Kadına Yönelik Şiddet ve Eviçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesine Sahip Çık!
25/11/2020

Kadına Yönelik Şiddet ve Eviçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesine Sahip Çık!

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşl...
20/11/2020

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşlık Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı

ORTAK AÇIKLAMA

20 Kasım 2020

GÖZALTINA ALINAN HAK SAVUNUCULARI, AVUKATLAR VE STÖ TEMSİLCİLERİ SERBEST BIRAKILSIN

Bugün (20 Kasım 2020), Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/63324 sayılı soruşturma kapsamında çok sayıda hak savunucusu, avukat ve STÖ temsilcisi sabahın erken saatlerinde Diyarbakır’da ve çevre illerde evleri basılarak gözaltına alındı. Öğrenebildiğimiz gerekçe ise artık neredeyse rutin hale gelen Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) yönelik yürütülen soruşturma kapsamındaki iddialar.

Gözaltına alınanlar arasında Özgürlük için Hukukçular Derneği eş genel başkanı Av. Bünyamin Şeker, İHD Adıyaman şube başkanı av. Bülent Temel, ÖHD ve İHD üyesi avukatlar Abdulkadir Güleç, Eshat Aktaç, Serdar Talay, İmran Gökdere, Diyar Çetedir, Serdar Özer, Feride Laçin, Gamze Yalçın, Gevriye Atlı, Resul Tamur, Cemile Turhallı Balsak, Ahmet Kalpak, Devrim Barış Baran, Neşet Girasun, Sedat Aydın, Mahsum Batı, Şivan Cemil Özen ve Haknas Sadak. Bu kişiler dışında TTB eski Merkez Konseyi Üyesi ve halen Onur kurulu üyesi Dr. Şehmus Gökalp, TİHV Diyarbakır Temsilciliği çalışanı Sosyal Hizmet Uzmanı Serkan Delidere, MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) yöneticisi Diyar Dilek Özer ve federasyon üyesi Leyla Ayaz, DİVES üyesi Süleyman Okur, Bağlar Belediyesi Meclis üyesi Panayır Çelik, HDP Diyarbakır il eski yöneticisi İlhami Yürek, SES üyesi Ümit Çetinkaya, HABER-SEN üyesi Mehmet Kaçar da gözaltına alınmıştır.

Çağrı üzerine ifade alma, CMK 145. Maddede düzenlenmiştir. DTK gibi neredeyse yüzlerce ve hatta binlerce insanın soruşturma ve kovuşturma altında olduğu bir soruşturma sürecinde CMK 145. Madde uyarınca çağrı üzerine ifade alınmayıp, gözaltı kararı çıkarılarak sabahın erken saatlerinde ev baskını yapılması tipik bir yargı yolu ile baskı politikasıdır.

Gözaltına alınanların neredeyse tamamı hak ve hukuk mücadelesi yürüten avukatlar ve kuruluş temsilcileridir. Bu kişilerin çağrı üzerine ifadeye gitmeleri mümkün iken bunun yapılmaması demokratik kurumlar üzerinde iktidar baskısının yargı eli ile yapıldığını göstermektedir. Özelikle avukatların yargının içinde ve savunmanın temsilcisi oldukları bilinmesine rağmen bu şekilde gözaltına alınması savunma hakkının değersizleştirilmesi ve vatandaşın savunmasız bırakılmak istenmesini de göstermektedir.

Adalet Bakanının bütçe görüşmelerinde CMK kurallarını hatırlatması ve Cumhuriyet Savcıları ile hakimleri uyarmasının yanı sıra tutuksuz yargılamanın asıl, tutuklamanın istisna olduğunu hatırlatmasına rağmen, yargı pratiklerinin güvenlikçi anlayış ekseninde devam ettirilmesi kesinlikle kabul edilemez. Siyasi iktidarın hukukta reform iradesi açıklamasına rağmen savcılıkların eski alışkanlıklarını sürdürmek istemesinin önüne geçilmelidir. Hukuk reformu denilen şey, cezasızlık, temel hak ve özgürlükleri kısıtlamak, hak ve hukuk savunucularına yönelik baskı ve gözaltılar olmamalıdır.

BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi uyarınca da tamamen demokratik faaliyet yürüten hak ve hukuk örgütleri yönetici ve üyelerinin bu şekilde bir muameleye maruz bırakılmaları, bildirgeye de aykırıdır.

Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği/Association for Monitoring Equal Rights, HAK İNİSİYATİFİ, İnsan Hakları Derneği - Human Rights Association, İnsan Hakları Gündemi Derneği Human Rights Agenda Association, Türkiye İnsan Hakları Vakfı - Human Rights Foundation of Turkey, Yurttaşlık Derneği

Haberler-Duyurularmanset GÖZALTINA ALINAN HAK SAVUNUCULARI, AVUKATLAR VE STÖ TEMSİLCİLERİ SERBEST BIRAKILSIN 20/11/2020 Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Yurttaşlık Derneği, Türkiye İnsan Hakları V...

Address

Tunus Caddesi 87/8
Ankara
06680

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İnsan Hakları Ortak Platformu - İHOP posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to İnsan Hakları Ortak Platformu - İHOP:

Share