Gönül Vakfı

Directions Website

Gönül Vakfı Gönül Yardımlaşma ve Kültür Vakfı 1992 Yılında hayırseverler tarafından "İçinizden hayra çağıran, İyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun..."

ayetinin ışığında kuruldu.

Sevgi Seli iyilik Grubu ile Ramazan ayında vakıf merkezinde yetim çocuklara ve ailelerine yönelik bir iftar programında,...
06/09/2026

Sevgi Seli iyilik Grubu ile Ramazan ayında vakıf merkezinde yetim çocuklara ve ailelerine yönelik bir iftar programında, daha sonra ise yine yetimler piknik programında ve şimdi de Sincan'da Sincan Belediyesi, Sevgi Seli İyilik Grubu ve Vakfımız iş birliği ile kırtasiye malzemesi dağıtım programında yetim aileler ile bir araya geldik.

05/08/2026

Güzel Bir Yorum

İnsan çoğu zaman bir şeyi, ancak zıddını görünce gerçekten tanır. Karanlık olmasa ışığın kıymeti bilinmezdi. Hastalık olmasa sağlığın değeri hissedilmezdi. Susuzluk olmasa suyun lezzeti tam anlaşılmazdı. Çünkü Allah bu âlemi, hakikati zıtlıklar üzerinden öğreten bir imtihan yurdu olarak yaratmıştır.
Siyah, beyazı görünür kılar. Sessizlik, sesi belirginleştirir. Gece, gündüzün değerini artırır. Açlık, ekmeğin nimet olduğunu öğretir. Hastalık sağlığın değerini öğretir. İşte dünya da böyledir; ahiretin büyüklüğünü anlamamız için yaratılmıştır.
Dünya geçicidir, ahiret ebedîdir. Dünya eksiktir, ahiret tamamdır. Dünya gölgedir, ahiret hakikatin kendisidir. Dünyada adalet bazen gecikir; ahirette ise hiçbir hak zayi olmaz. Dünyada ölüm vardır; ahirette sonsuz hayat başlar.
Bu yüzden Kur’an, insanı sürekli dünyaya bakarak ahireti düşünmeye çağırır. Çünkü dünya kendi başına bir hedef değil, ahireti gösteren bir işarettir. Nasıl ki bir ayna kendisini değil yansıttığını gösterirse, dünya da kendisine bağlanılsın diye değil, insanı ebedî yurda hazırlasın diye vardır.
Dünya ile ahiret arasındaki ilişki düşmanlık değil, imtihan ilişkisidir. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada ekilen niyetler, ameller ve ahlâk; orada meyve verir. Bu sebeple dünyanın kıymeti, insanı ahirete hazırladığı ölçüdedir.
Asıl tehlike ise zıtları karıştırmaktır. Geçiciyi kalıcı zannetmek, gölgeyi hakikat sanmak, imtihanı hedef hâline getirmektir. İşte insanın yanılgısı burada başlar. Dünya kalbe yerleşince ahiret gözden uzaklaşır; ahiret kalbe yerleşince ise dünya olması gereken yere iner: Bir yol, bir köprü, bir hazırlık yurdu.
Mümin için dünya ile ahiret iki rakip değildir; biri diğerine açılan kapıdır. Dünya, ahiretin habercisidir. Her gün batan güneş, “Bu dünya da batacaktır.” der. Her doğan çocuk, “Bir yolculuk başladı.” diye haber verir. Her ölüm ise, “Asıl hayat şimdi başlıyor.” diye fısıldar.
Bu yüzden hikmet ehli şöyle der: “Dünyayı doğru okuyan, sonsuz hayatı özlemeye başlar; sonsuz hayatı unutan ise dünyayı olduğundan büyük görür.”
Hakikatte siyah beyazı nasıl ortaya çıkarıyorsa, dünya da ahiretin değerini ortaya çıkarır. Dünya faniliğiyle, ahiret ebediyetiyle konuşur. Biri “geçeceğim” der, diğeri “kalacağım.” Akıllı insan ise geçici olana esir olmaz; kalıcı olana hazırlanır. Çünkü bilir ki, gölgenin peşinden koşan güneşi kaçırır; güneşe yönelen ise gölgeyi zaten arkasında bırakır.
“Dünya, ahiretin zıddıdır; fakat zıtlık burada çatışma için değil, hakikatin görünmesi içindir. Geçici olan, kalıcı olanın değerini; eksik olan, mükemmel olanın büyüklüğünü öğretir.”
“Allah zıddı olmayan tektir. Çünkü O’nun dengi, benzeri ve karşıtı yoktur. Zıtlıklar âlemi mahlûkatın özelliğidir; Vâhid olan Allah ise bütün zıtlıkların yaratıcısıdır.”...
(Alıntı)

Kıymetli Gönül Dostlarım,değerli kardeşlerim; GÖNÜL SOHBETLERİ programımıza 12 Haziran Cuma akşamı saat 20:00 de Eğitimc...
10/06/2026

Kıymetli Gönül Dostlarım,değerli kardeşlerim; GÖNÜL SOHBETLERİ programımıza 12 Haziran Cuma akşamı saat 20:00 de Eğitimci-Yazar
Mikail ÇOLAK hocamızın
“ KAYIP ŞEHİR (Osmanlı Ankara’sı ) konulu sohbetiyle devam ediyoruz inşallah.
Sizleri Cuma akşamı Ankara’nın Selçuklu ve Osmanlıdan kalan eserlerini tanıyacağımız ve kaybolan eserlerini öğreneceğimiz sohbet için zaman ayırmaya ve istifade etmeye davet ediyorum. Kıymetli kardeşlerim sohbetlerimize
İlgi ve alâkanız için Allah razı olsun diyor, selâm ve dualarımı iletiyorum.
Yunus Aluç
Gönül Vakfı
Genel Sekreteri

07/06/2026

MakaleArafat Gününde Vakfedilen Nedir?

Kutsal topraklarda vazifelerini tamamlayan ilk hacı kafilesi uçaklarla, 31 Mayıs 2026 sabahı yurda döndü. İstanbul Havalimanında aileleri ve yakınları tarafından güller ve karanfillerle karşılanan hacılar, terminalde duygu dolu anlar yaşadılar. (Basından)

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu'nun (GASTAT) 26 Mayıs 2026 (Arafat Günü) açıkladığı resmi verilere göre, bu yıl hac ibadetini gerçekleştiren toplam hacı sayısı 893.396 erkek, 813.905 kadın hacı toplam 1.707.301 olarak belirlenmiş. Türkiye’den resmi olarak yaş ortalaması 60 olan %52’si kadın, %48’i erkek toplam 84.942 kişi Arafat’a intikal etmiş. 10 hacı vefat etmiş. Dünyanın değişik coğrafyalarından gelen toplam 1.485.729 hacı adayı, ulaşım için hava yolunu tercih etmiş.

Arapça aynı kökten gelen 'vakfe' ve 'vakıf ' kelimeleri, düşünsel boyutta da ortak bir öze işaret eder. Vakfe, haccın en temel rüknü olarak Arafat’ta 'durmayı' ifade ederken; vakıf, bir kimsenin malını ebedi bir hayır için Allah yolunda 'alıkoymasını' (bağışlamasını) temsil eder.

Arafat’ta vakfeye duran kişi, Zilhicce'nin dokuzuncu günü tüm dünyevi hesaplarını bir kenara bırakarak Allah’ın çağrısına teslim olur. Bu vakur duruş sayesinde elde ettiği manevi olgunluğu ve rahmeti, önce kendi hayatına aktarmayı, ardından da tüm topluma yaymayı vadeder.

Bir kimse malını vakfettiğinde, o mal üzerindeki mülkiyet ve tasarrufunu durdurur. Vakfedilen mal artık satılamaz, miras bırakılamaz ve kişisel çıkarlar için kullanılamaz. Yalnızca ondan elde edilen fayda topluma sunulur. İşte bu 'tasarrufu durdurma' ameli sebebiyle, vakfe ile vakıf arasındaki bağ yalnızca aynı kökten gelmesi değil, aynı zamanda manevi ortaklığa işaret eder.

İslam düşüncesinde ibadetin özü, kulun Allah karşısındaki konumunu idrak etmesidir. Arafat vakfesinde bu şuur doğrudan beden ve ruh üzerinden yaşanırken, vakıf müessesesinde ise mülkiyet anlayışına yansır. Böylece Arafat’ta 'Ben Allah’ın kuluyum' diyen insan ile vakıfta 'Bu malın nihai sahibi Allah’tır' diyen şuur, aynı manevi kaynaktan beslenir.

Vakıf geleneğindeki "ebedilik" ilkesi, Arafat vakfesinin ruhuyla bir uyum içindedir. Vakıflar, kıyamete kadar yaşatılma niyetiyle kurulur. Arafat’taki mahşer provası da insana geçici dünya hayatında ebedi bir duruş kazandırmayı hedefler. Kul orada sadece birkaç saat kalır. Fakat o anın manevi ahdi, ömrünün geri kalanına yön veren bir "vakfiye" niteliğindedir. Arafat vakfesindeki her yakarış, ruhun derinliklerine değiştirilemez bir vakıf şartı gibi kazınmalıdır.

Bu iki kavramı birleştiren en güçlü bağ, feda ederek özgürleşme iradesidir. Arafat’taki vakfe, canın ve zamanın en değerli parçasını alemin gerçek sahibine sunmaktır. Malın vakfedilmesi ise ruhu tutsak eden biriktirme hırsının aşılması ve mülkün asıl sahibine iade edilmesidir. Kişi, her iki eylemde de o güne kadar 'benim' saydığı zaman, mekân veya servetten vazgeçerek gerçek özgürlüğe ulaşır.

Arafat’ta kazanılan tevazu, sabır, kardeşlik ve fedakârlık gibi erdemlerin hayat boyu sürdürülmesi, öfke, kibir, bencillik ve haksızlıktan uzak durulması, vakfenin kalıcı etkisidir. Memlekete dönüldüğünde, ihramlar içinde gerçekleşen o büyük arınma unutulmamalı, kirletilmemesi gereken temiz bir sayfa gibi muhafaza edilmelidir. Hacı, çevresine güven, huzur ve yüksek bir manevi olgunluk aşılayan, adeta yürüyen bir 'Arafat şuuru'na dönüşmelidir

Arafat’taki bu şuurlu duruş, sıradan bir bekleyişin ötesinde, 'vâkıf olmak' kavramının özüne uygun olarak geçmişin muhasebesini yapma ve geleceği inşa etme anıdır. Seküler ve kapitalist bir düzene sahip olan ülkemiz nüfusunun binde biri, 2026 yılında Arafat'ta vakfeye durmuştur. Bu vakfenin, toplumda ne tür köklü sorgulamalara, dönüşümlere, dayanışmalara ve haksızlıklara karşı duruşlara zemin hazırlayacağını ise önümüzdeki günler gösterecektir.

Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliyede) atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla Allah’ı zikredin. İnsanlardan, “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır.İşte onlar ki, kendilerine kazandıklarından bir nasip vardır. Allah ise, hesabı pek çabuk görendir.(Bakara / 200-202)

Şevket Hüner /20 Zilhicce 1447

24/05/2026

Gönül Yardımlaşma ve Kültür Vakfı olarak Filistin Gazze’de açmış olduğumuz “Gönül Mutfağı”mızdan yemek dağıtımlarımız devam ediyor. Rabbim tüm bağışçılarımızdan razı olsun .
Yunus Aluç
Vakıf Genel Sekreteri
Bağışlarınız için
Gönül Yardımlaşma ve Kültür Vakfı
TR13 0001 5001 5800 7299 3360 38

Bu akşam Vakfımızda Eğitimci-Yazar MEB Talim Terbiye Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Baki ÖZTÜRK hocamız konuğumuzdu. Kendileri ...
23/04/2026

Bu akşam Vakfımızda
Eğitimci-Yazar MEB Talim Terbiye Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Baki ÖZTÜRK hocamız konuğumuzdu. Kendileri “Küresel Şeytani Aklın Kıskacında
Aile, Çocuk ve Eğitim” konu başlıklı bir sunum yaptı. Programın videosu düzenlendikten sonra YouTube kanalımızda yayınlanacaktır.

Address

Hacıbayram Mahallesi Güvercin Sk. No: 35
Ankara
06540

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gönül Vakfı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share