29/11/2025
PAPA 14. LEO’NUN TÜRKİYE ZİYARETİ VESİLESİYLE, DİYORUZ Kİ:
İsteyene ispat edebiliriz; çocukken sıkıştığımızda yüzlerce kez bevlettiğimiz (affedersiniz!) bomboş bir oyuğa, “Anadolu’nun en eski kilisesi” payesi de vererek bir kilise kurdurttunuz ve şimdi orayı Hristiyanların uluslararası bir toplaşma alanı haline getirdiniz. Bunun daha birçok örneği var…
Bir oyukta dört tane çürük tuğla bulmayıverin, hemen oraya yanaşıyor ve uygun payeyi icat ettikten sonra da orada Hristiyanlığa özgelenecek bir yapı inşa ediyorsunuz.
Son yıllarda izi bile kalmamış yapıların sıfırdan inşasına, böceklerden başka uğrayanı olmayan yapıların yeniden işler kılınmasına vesair girmiyoruz bile…
Bu gibi hadiseleri “turizm geliri” bağlamında değerlendirmek, değerlendirenlerin ahmak olmayanları için ancak iyi tezgâhlanmış bir tuzağın parçası olmakla izah edilebilir…
Unutmayalım; tarihin ilk Haçlı seferini 27 Kasım 1095’te başlatan devrin Papası, konuşmasını “Kutsal topraklarımızı geri almalıyız, çünkü bunu bizden Tanrı istiyor!” diye özleştirmişti.
Bilmeyenler için Papalık makamının bir hususiyetini özleştirelim: Papalıkta bir Papa –ve her Papa!-, kendinden önceki her papanın her icraatını bütün detaylarıyla onaylar. Zira her papa Tanrı adına hareket eder ve Tanrının her kararını onaylamak, onlarda bir iman şartıdır.
Mesela mektupla açlıktan şikâyet eden Haçlı komutanına “Öldürdüğünüz Türklerin cesetlerini yiyiniz, hem açlığınızı giderir, hem de sevap kazanırsınız!” diye cevap veren bir Papa, kendinden sonraki tüm papaların onaylayacağı bir görüş beyan etmiştir. Her meselede ve her detayda da aynı…
Velhasıl; ilk Haçlı seferini başlatan Papa konuşmasına atfen hâlâ bizden “kutsal topraklarını” geri alma emelindeler ve hâlâ bunu kendilerinden Tanrının istediğine inanmaktalar. Hal böyleyken damada gelin süsler gibi son yıllarda ne diye gayrete geldiniz de, Anadolu’nun zaten Hristiyanlık nezdinde nice kutsallara mahal olan sahasını Hristiyanlığa ait öğelerin ihya ve inşasıyla beziyorsunuz!
Bu yaptığınız, köpek balıklardan illallah etmiş bir kıyı şeridine, belirli aralıklarla kan püskürtmekle eş değer bir sarsaklık değil midir?
Daha ne kadarını diyelim; bir şehrin kuytu diye tuvalet diye kullandığı alelade bir mekânı bu gözlerimiz, TRT ekranlarından düğün havasında ve “Anadolu’nun en eski kilisesinde ayin başladı, dünyanın şu kadar ülkesinden şu kadar konuk var!” diye adeta hoşamediler eşliğinde izledi!
Siz, “turizm geliri” denen bir kataraktın gözlerinize çektiği bir perdeyle, kör müsünüz!
Yoksa kör değil misiniz?!
Öyleyse nesiniz?
Ha pardon, çok güçlüsünüz, özgüvenli bir ülke inşa ettiniz değil mi?
Mesela Mora İsyanı’na Ekümeniklik dürtüsüyle destek veren ve Rus Çarı ile mektuplaştığı anlaşılan Fener Rum Patriği’ni, Fener Rum Patrikhanesi’nin orta kapısında asabilen Osmanlı kadar güçlü, onun kadar özgüvenli bir vaziyette misiniz?
Bu sualin cevabını zaten biz, on binlerce vatan evladını katleden Apo hanzosunu, ele geçirdiğiniz 1999’da asamayıp, aradan geçen 26 seneden sonra da Meclis’e konuşsun diye davet etmenizden, yetmedi vatanın selameti için “çok değerli görüşlerinden istifade” için Meclis’i onun ayağına götürmenizden aldık! Ya da rütbesiz, düz papaz Brunson’dan!
Son söz sadedinde: Sırtlan vaziyetiyle Türkiye ziyaretinin günü dâhil her etabına subliminal ve habis mesajlar yükleyen Papa’yı, sanki de onun müridleriymiş gibi eziklik edasına bürülü imamlara karşılatmanızdan, Papa’nın “teşrifinin” beklendiği bir ortamda, Allah Resulü’nün Medine’yi teşriflerinden doğma “Taleal Bedru…”sunu, hem de Muhammedî Şeriat’e her veçhesi zıt bir üslupla tıngırdatmanıza kadar, bu hadisenin her etabını kronik muvazaacılık hastalığınızla doldurduğunuzu görüyor, sizi öylece fotoğraflıyoruz!
İhbarımız milletimizedir; bu kafayı kınayınız, ayıplayınız, tedip ediniz!
Yoksa bu kafanın böylesi dikine gidişleri neticesinde şaka değil, vatan halımızı altımızdan çekip alıverirler!
Hafazanallah!