29/07/2026
İDARECİLİK CEZA VERMEK DEĞİL, ADALETLE YÖNETMEKTİR!
Diyanet İşleri Başkanlığımızın asli görevi topluma din hizmeti sunmak olduğu kadar, bu hizmeti yürüten personelin çalışma huzurunu, mesleki itibarını ve hukukunu korumaktır.
Ne yazık ki İstanbul Pendik İlçe Müftülüğünde üyemiz Metin Kurt’un yaşadığı süreç, idareci-personel ilişkisinin nasıl olmaması gerektiğini gösteren ciddi bir örnek hâline gelmiştir.
Üyemiz hakkında Pendik İlçe Müftülüğünce yürütülen disiplin süreçlerinde verilen cezalar, yapılan itirazlar üzerine İstanbul İl Disiplin Kurulu tarafından kaldırılmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken yalnızca cezaların kaldırılmış olması değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Bir personele verilen disiplin cezaları üst kurul tarafından hukuka uygun bulunmayarak kaldırılıyorsa, aynı personel üzerinde tekrar tekrar disiplin işlemleri yürütülmesinin ve görevlendirmelerle çalışma düzeninin değiştirilmesinin izahı nedir?
İdarecilik, personele ceza vermek için gerekçe aramak değildir.
İdarecilik; personelin hatası varsa mevzuat çerçevesinde işlem yapmak, ancak yapılan işlemin yanlışlığı ortaya çıktığında da bundan ders çıkararak adalet ve hakkaniyet içerisinde hareket etmektir.
Bir idarecinin verdiği cezanın üst kurul tarafından kaldırılması, o idareci açısından hiçbir şey olmamış gibi değerlendirilmemelidir. Çünkü haksız yere verilen her disiplin cezasının arkasında bir insan vardır.
O personelin ailesi vardır.
Görev yaptığı camide cemaati vardır.
Mesai arkadaşları vardır.
Yıllar içerisinde oluşturduğu mesleki itibarı vardır.
Bugün bir personele ceza vermek birkaç imzaya bakabilir. Ancak o cezanın personelin üzerinde bıraktığı manevi yükü, cemaatinin gözünde oluşturduğu soru işaretlerini ve çalışma hayatında meydana getirdiği huzursuzluğu ortadan kaldırmak o kadar kolay değildir.
Üstelik üyemiz hakkında yürütülen süreç bununla da sınırlı kalmamıştır.
Belgelerde, hakkında devam eden tahkikat gerekçe gösterilerek üyemizin görev yaptığı Teknopark İstanbul Camii’nden Sultan Abdülhamit Camii’ne üç ay süreyle geçici görevlendirildiği görülmektedir. Daha sonra geçici görevlendirmenin kaldırılması yönündeki talebine de “tahkikat sonuçlanıncaya kadar mevcut geçici görevlendirmeniz devam edecek” şeklinde cevap verilmiştir.
Şimdi ise disiplin cezalarının kaldırıldığı bir süreçte üyemizin görev yerinin değiştirilmesi ve fiilen hizmet verilmeyen bir camiye atanması söz konusudur.
İşte tam bu noktada soruyoruz:
Bu işlemlerin tamamı gerçekten hizmet gereğinin sonucu mudur, yoksa disiplin yoluyla sonuç alınamayınca idari tasarruflar personel üzerinde fiilî bir cezalandırma aracına mı dönüşmektedir?
Biz hiç kimsenin niyetini okumuyoruz. Ancak ortaya çıkan işlemlerin oluşturduğu tabloyu sorgulamak da sendika olarak bizim görevimizdir.
Bir cami fiilen hizmet vermiyorsa, oraya yapılan atamanın ardından personel başka camilerde görevlendirilecekse, bu görev yeri değişikliğinin hangi somut hizmet ihtiyacına dayandığının açıklanması gerekir.
Çünkü görev yeri değişikliği bir disiplin cezası değildir ve disiplin hukukunun yerine kullanılabilecek dolaylı bir cezalandırma yöntemi hâline getirilemez.
SAYIN MÜFTÜM, PERSONELİNİZ SİZİN RAKİBİNİZ DEĞİLDİR
Pendik İlçe Müftüsü Sayın Musa Bilgiç’e buradan açıkça ifade ediyoruz:
Bir müftünün görevi personeliyle mücadele etmek değil, personeliyle birlikte din hizmetini daha ileriye taşımaktır.
Personelini sürekli soruşturma ve ceza tehdidi altında hissettiren bir idari anlayış; çalışma huzuruna, kurumsal aidiyete ve din hizmetinin verimliliğine zarar verir.
Hele verilen cezalar üst kurul tarafından kaldırılmışsa, yapılması gereken yeni yollarla aynı personeli yıpratmak değil; ortaya çıkan hukuki sonucu dikkate alarak meseleyi sağduyu ve hakkaniyet içerisinde değerlendirmektir.
İdarecilik yetki kullanmak kadar, kullanılan yetkinin sorumluluğunu da taşımaktır.
Bugün haksız olduğu ortaya çıkan bir disiplin işleminin personele verdiği zararın hiçbir karşılığının bulunmaması, aynı yöntemlerin tekrar tekrar kullanılmasını meşru hâle getirmez.
Diyanet teşkilatında görev yapan hiçbir personel, bir idarecinin kendisi hakkında ne zaman yeni bir soruşturma açacağını veya hangi görevlendirmeyle karşılaşacağını düşünerek görev yapmak zorunda bırakılmamalıdır.
METİN KURT YALNIZ DEĞİLDİR
Diyanet Birlik Sen olarak üyemiz Metin Kurt’un yaşadığı süreci yakından takip ediyoruz.
Bizim meselemiz kişilerle kavga etmek değildir.
Bizim meselemiz adalettir, hakkaniyettir, çalışma huzurudur ve Diyanet çalışanının hukukudur.
Yanlış kimden gelirse gelsin karşısında dururuz.
Üyemize yönelik işlemlerin hizmet gerekleri ve hukuk çerçevesinde yürütülmesini; disiplin kurullarının ortaya koyduğu kararların idari uygulamalarda da dikkate alınmasını bekliyoruz.
Hiçbir idari yetki, personeli yıldırmanın, itibarsızlaştırmanın veya fiilen cezalandırmanın aracı olamaz.
Diyanet çalışanı sahipsiz değildir.
Metin Kurt yalnız değildir.
Diyanet Birlik Sen olarak üyemizin hukukunun ve çalışma huzurunun sonuna kadar takipçisi olacağız.
Kenan Ak
Diyanet Birlik Sen
Genel Başkanı