12/08/2026
Dernek yöneticimiz,
Gazeteci Ibrahim Akyol yazdı✍️
EZBERLERİN ÖTESİNDE BİR EŞİK
ÇERÇEVE YASASI
TBMM’de 467 el barış ve kardeşliğin eli oldu. Çerçeve yasa tasarısı güçlü bir birliktelik içinde kabul gördü.
Yıllarca bu topraklarda birkaç kelimenin etrafında dönüp dolaştık.
**Güvenlik dedik! �**Terör dedik! �**Tedbir dedik! �**Operasyonlar dedik!
Karakollar kurduk, güvenlik politikaları ürettik, toplumsal bir meseleyi yalnızca güvenlik perspektifinden çözmeye çalıştık.
İnkâr, ret ve asimilasyon politikalarıyla bir toplumsal gerçekliği ortadan kaldırabileceğimizi düşündük.
Olmadı!!!
Sonra adını değiştirdik.
'Doğu sorunu' dedik.
'Güneydoğu sorunu' dedik.
'Az gelişmişlik sorunu' dedik.
Adını değiştirdik ama meselenin kendisiyle yüzleşmekten çekindik.
Yıllarca en kabul gören en gerçekçi adıyla 'Kürt meselesi' demekten, meselenin kendisiyle yüzleşmekten, yarım asırlık demokrasi, hukuk ve adalet arayışı içerisinde TBMMçatısı altında yasa yoluyla kalıcı bir çözüm üretmekten kaçındık.
Şimdi önümüzde yepyeni bir eşik var.
“Demokratikleşme yasası”
“Milli birlik ve kardeşlik yasası”
"Çerçeve Yasası" adına ne derseniz farketmez
Çünkü ; bu yasa yalnızca birkaç maddeden ibaret bir hukuki düzenleme değildir.
Asıl anlamı çok daha büyüktür.
Bu, demokrasinin güçlendirilmesidir.
Hukukun üstünlüğünün esas alınmasıdır.
Birlikte yaşamanın hukukunu kurma iradesidir.
Barışın çimentosudur.
467 elin mecliste barışa, huzura ve kardeşliğe kalkmasıdır.
Kürt meselesinin yasal zemine oturtulmasının bir aşaması; meselenin bir devlet politikası olarak benimsendiğinin resmi ilanıdır.
TBMM çatısı altında, ortak bir mutabakatla yasayla hukukla çözme iradesini ortaya koyma ve yepyeni bir zihniyet değişiminin işaretidir.
Devlet aklında bir yön değişikliğidir.
Bir paradigmanın güncellenmesidir.
Yeni bir bakış açısı...
Yeni bir siyaset anlayışın tezahürüdür.
Ve belki de hepsinden önemlisi, birlikte barış içinde yaşamanın hukukunu yeniden kurma arayışıdır.
Bu kadar hayati öneme sahip olup bir dönemi kapatıp yeni bir dönem açmaya elverişli bu yasayı, ki elbette eksiklikler var, bütün çerçevesiyle desteklemesi büyütülmesi ve katkıda bulunulması elzemdir.
Yeni neslin bambaşka bir “Türkiye” hayali çok daha değerli olacaktır.
Onları eskinin kan ve gözyaşı inkar ve asimilasyon girdabına çekmeye hiçkimsenin hakkı yok.
Yaşadığımız bu coğrafya şunu zorunlu kılıyor:
Yaraları sarmak ve tedavi etmekten başka çaremiz yok. Yoksa o yaraları kanatmaya, deşmeye hazır o kadar çok etmen var ki? Hasılı çok uzun zaman sonra ilk defa bu yara iyileşmeye meyl etti.
Umarız dileriz ki bütün bir Türkiye toplumu olarak birlik içinde mutlu oluruz.
https://www.gunaydingazetesi.com.tr/yazarlar/ibrahim-akyol/ezberlerin-otesinde-bir-esik-cerceve-yasasi/165349