28/02/2026
Soykırıma Katılan Türkiye–İsrail Çifte Vatandaşları Türkiye’nin Milli Güvenlik Sorunudur
Son günlerde açık kaynaklardan elde edilen veriler doğrultusunda, bazı Türkiye–İsrail çifte vatandaşlarının Gazze’deki soykırımda yer aldığını gösteren silahlı ve askerî kıyafetli fotoğrafları paylaşılmaktadır. Geçtiğimiz hafta bir İsrail kurumu tarafından yayımlanan istatistik listesinde ise, 112’si çifte, 21’i çoklu vatandaş olmak üzere toplam 133 Türkiye vatandaşının soykırımcı İsrail ordusunda görev aldığı açıklanmıştır.
ANFİDAP tarafından müteaddit defa suç duyurularına ve çeşitli faaliyetlere konu edilen bu kişiler hakkında bugüne kadar somut herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. Daha önce suç duyurularında isimleri ve paylaşımları bildirilen Roy Aslan, Mine Gümüşkaya, Dean Samuel Elmas ve Umay Akçay’ın yanı sıra; Jessica Bahar, Yasmin Acıman, Niv Abalofya, Defne Yaeş ve Armağan Bayraktaroğlu (Matan Baron) gibi isimler de güncel veriler kapsamında sosyal medyada yaygın biçimde paylaşılmaktadır. Bu kişilerin ve diğer isimlerin etkin bir soruşturma yürütülerek tespit edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan isimler ve istatistik verileri, İsrail’in soykırım ordusunda yer alan kişilere ilişkin iddiaların inkâr edilemez bir boyuta ulaştığını göstermektedir. Soykırım ordusunda yer alan Türkiye vatandaşı veya Türkiye kökenli kişilerin sayısının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğu da bilinmektedir. Bilimsel çalışmalar ile sosyolojik ve tarihî verilerde, İsrail’de yaşayan 100.000’den fazla Türkiye kökenli kimsenin bulunduğu belirtilmektedir. İsrail’deki Türk kökenli nüfus yoğunluğu, Türkçe konuşulan mahalleler, ticari ilişkiler, hava yolu trafiği, Sumud filosu aktivistlerinin tanıklıkları ve sosyal medyada yaygın bir şekilde yapılan paylaşımlar birlikte değerlendirildiğinde, soykırımcı İsrail ordusunda görev alan Türkiye–İsrail çifte vatandaşlarının sayısının daha fazla olabileceği anlaşılmaktadır.
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca, çok vatandaşlık hâlinde sicile kayıt işlemlerinde beyan esası uygulanmaktadır. Bu nedenle, resmî verilerin çok üzerinde İsrail vatandaşlığını bildirmemiş Türkiye vatandaşının da bulunması muhtemeldir.
Bu kişiler tüm dünyayı karşısına alarak küvezdeki bebeklerin başlarına kurşun sıkan bir orduda yer almakta, hamile kadınların öldürülmesiyle iki kişinin öldüğü sevincini yaşayan bir kuruma hizmet etmektedirler. Türkiye’de çok rahat hareket kabiliyetine ve nufüz gücüne sahip olan bu katiller ülkemiz için bir milli güvenlik sorunudur.
Kritik dönemlerde toplumsal birlik ve beraberliği tehdit etmeleri ya da yabancı istihbarat servisleriyle bağlantı kurmaları ihtimali yüksek olan bu kimseler kamu güvenliği açısından endişe verici boyuttadır. Ayrıca, olası uluslararası yargılamalarda Türkiye pasaportunu koruma ve gizlenme aracı olarak kullanmaları da muhtemeldir.
ANFİDAP olarak talebimiz;
Gazze’deki soykırımda yer aldığı iddia edilen Türkiye–İsrail çifte vatandaşları veya Türkiye kökenli kişiler hakkında gecikmeksizin Türk Ceza Kanunu’nun 13., 76. ve 77. maddeleri kapsamında işlem yapılması, yargılamalara başlanılması ve kamuoyunun düzenli bilgilendirilmesinin sağlanmasıdır.