KOÇGİRİ-denge koçgiri

Directions

KOÇGİRİ-denge koçgiri Unutmadan köklerini, özgürce yaşamaktır hayat

15/10/2026
10 Ekim Katliamı: İş dedik, ekmek dedik, özgürlük diyemedik…Ankara, Altındağ ilçesinin Ulus semtindeki Ankara Garı kavşa...
09/10/2026

10 Ekim Katliamı: İş dedik, ekmek dedik, özgürlük diyemedik…

Ankara, Altındağ ilçesinin Ulus semtindeki Ankara Garı kavşağında düzenlenen Barış Mitingine 10 Ekim 2015'te, saat 10:04 civarında intihar saldırısı düzenlendi.
Olay yerinde 69 kişi, toplam 103 kişi ve iki saldırgan hayatını kaybetti.

Saldırının ardından polis ölenlere, yaralılara ve onlara yardım etmek isteyenlere biber gazı sıktı.
Bu müdahale sonucunda yaralıların hastaneye götürülmesi gecikti, patlamadan kurtulanlar bir de gaz nedeniyle travma yaşadı.
Olay yeri koruma altına alınmadı ve olay yeri inceleme ekipleri ve savcılar olay yerine derhal gelmedi. Ekipler yaklaşık 1,5 saat sonra, başsavcı vekili olay yerine 2,5 saat sonra geldi.
Saldırıyla ilgili iddianame 13 Temmuz 2016’da kabul edildi. 36 kişi hakkında dava açan savcılığın iddianamesinde, saldırı talimatını, İslam Devleti (IŞİD) Türkiye sorumlusu İlhami Balı'nın verdiği ifade edildi.
İddianamede, Suruç saldırısını da aynı kişilerin organize ettiği belirtildi. İddianamede, Balı'nın da aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında “birden çok kasten öldürme” suçundan 100'er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçlarından 5 bin 83 yıldan 7 bin 820 yıla kadar hapis cezaları istendi.
Saldırıyla ilgili dava, 7 Kasım 2016’da başladı, halen sürüyor.
Öldürülenlerin aileleri her ayın 10’unda garın önünde anma yapıyor.


* Güvenli şube amirinden 10 Ekim itirafı
* MİT,TSK,ve EGM önlem almadı
*

Mülkiye Müfettişlerinin raporunda katliamın adım adım bilindiği şüphesi oluşturacak birçok delil vardı. 14 Eylül günü ve 8 Ekim günü alınan istihbaratlar bu kanıyı doğrulayıcı nitelikteydi. Hatta 8 Ekim 2015 tarihindeki bombacılardan Yunus Emre Alagöz'ün kendini patlatacağına yönelik istihbarat bilgisi 2 gün bekletilmişti. Bu istihbarat bekletilerek 10 Ekim sabahı saat 09:28'de geçildi, bu bilgi Terörle Şube Müdürlüklerinin (TEM) eline bombalar patladıktan 3 saat 44 dakika sonra ulaştı.

Öldürülen barış mitingi katılımcılarının isimleri şöyle:
Abdülkadir Uyan, Metin Kürklü, Gökhan Akman, Orhan Işıktaş, Gülhan Karlı Elmascan, Yılmaz Elmascan, Nevzat Sayan, Bilgen Parlak, Hacı Kıvrak, Rıdvan Akgül, Rıdvan Akgül, Hacı Mehmet Şah Esin, Gökmen Dalmaç, Elif Kanlıoğlu, Hakan Dursun Akalın, Ercan Adsız, Ayşe Deniz, Berna Koç, Fatma Esen, Gülbahar Aydeniz, Eren Akın, Canberk Bakış, Tayfun Benol, Nizamettin Bağcı, Kasım Otur, Başak Sidar Çevik, Nilgün Çevik, Resul Yanar, Mehmet Ali Kılıç, Tekin Arslan, Sezen Vurmaz, Dilaver Karharman, Onur Tan, Umut Tan, Sarıgül Tüylü, Dilan Sarıkaya, Ali Kitapçı, İsmail Kızılçay, Muhammet Demir, Korkmaz Tedik, Veysel Atılgan, İbrahim Atılgan, Emine Ercan, Kübra Meltem Mollaoğlu, Meryem Bulut, Seyhan Yaylagül, Ebru Mavi, Ali Deniz Uzatmaz, Ziya Saygın, Vahdettin Özgan, Cemal Avşar, Ahmet Katurlu, Selim Örs, Azize Onat, Dicle Deli, Güney Doğan, Binali Korkmaz, Mehmet Zakir Karabulut, Leyla Çiçek, Metin Peşman, Mesut Mak, Adil Gür, Gökhan Gökbönü, Şebnem Yurtman, Osman Turan Bozacı, İdil Güneyi, Abdullah Erol, Mehmet Hayta, Özver Gökhan Arpaçay, Şirin Kılıçalp, Uygar Coşgun, Ahmed Alkhadi, Nurullah Erdoğan, Gözde Arslan, Aycan Kaya, Yunus Delice, Sevgi Öztekin, Mehmet Tevfik Dalgıç, Sevim Şinik, Emin Aydemir, Fatma Karabulut, Ramazan Tunç, Erol Ekici, Feyyat Deniz, Necla Duran, Osman Ervasa, Ramazan Çalışkan, Vedat Erkan, Abdülbari Şenci, Niyazi Büyüksütçü, Gazi Güray, Sabri Elmas, Erhan Avcı, Ümit Seylan, Serdar Ben, Nevzat Özbilgi, Hasan Baykara, Fatma Batur, Bedriye Batur, Ata Önder Atabay, Mustafa Budak, Ağa Bayar.

12 Eylül öncesi devrimci çocuklara yardım ve yatakcılıkdan Hatice nine yi göz altına alıp hakimin karşısına çıkarmışlar....
03/10/2026

12 Eylül öncesi devrimci çocuklara yardım ve yatakcılıkdan Hatice nine yi göz altına alıp hakimin karşısına çıkarmışlar.
Hakim Hatca teyzeye, Sen bu gençlere ekmek verirmişsin , eve alıp yemek verirmişsin öyle mi demiş.

Hatce teyze: Hakim bey gül yüzlü çocuklardı, kapıma gelselerdi onlara yemek ekmek verirdim; sonra ben kapıma gelene sofra açmadan salmam ki demiş.

Peki demiş Hakim

Hatce Ana sen bu gençler “İllegal” demedin mi ?

Yok Hakim bey ben onlara “İlle geline demedim” demiş.
Yemin edenmi bunların illegal olduğunu bilmediğine demiş hakim bey.

Hatca Teyze
Şah Hüseyinin başı için ben bunlara illegalın demedim demiş.

Hakim “Böyle yeminmi olur başka yemin et” demiş.
Hatca teyze “Gara coğ beni taş kessin ki ” dediğim doğrudur demiş
Hakim “Olmadı başka yemin et “ demiş

Hatce Nine “ Aha Hüseyin Abdalın niyazı” demiş.

Hakim “ oda kim böyle yeminmi olur deyince
Hatce Nine muhtara dönmüş “Ula muhtar bu hakim yezit mi yoksa, hiç kimseyi tanımıyor” demiş.
(yaşanmıştır 1981)
Alıntı

BARIŞ SÜRECI . !  PEKİ, GERÇEKTEN NE KAZANILDI?Yaklaşık 50 yıllık çatışma, binlerce ölüm, sürgünler, yakılan köyler ve ...
14/09/2026

BARIŞ SÜRECI . !

 PEKİ, GERÇEKTEN NE KAZANILDI?

Yaklaşık 50 yıllık çatışma, binlerce ölüm, sürgünler, yakılan köyler ve yıkılan hayatlar… Bunca acının ardından bugün “barış süreci” adı altında büyük bir başarı havası estiriliyor. Peki, gerçekten kazanan kim?

Kürtler ne kazandı? Kayyum atanan belediyeler geri mi verildi? Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutuklular özgür mü? Kürtlerin dil, kimlik ve demokratik temsil hakları güvence altına alındı mı? Yoksa yine yıllarca bedel ödeyen milyonlara “sabredin, süreç ilerliyor” denilerek umut mu pazarlanıyor?

Aleviler açısından da tablo çok farklı değil. Yıllardır eşit yurttaşlık, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve gerçek inanç özgürlüğü talep ediliyor. Peki bunların hangisi çözüldü? Bir Alevi-Bektaşi Başkanlığı kuruldu diye Aleviler özgürleşmiş mi oluyor?

Aleviliğin ihtiyacı devletin vereceği bir makam değil, devletin inanç alanına müdahale etmemesidir. Alevilik devletin lütfuyla var olmadı; yüzyıllardır ocakları, pirleri, cemleri ve kendi toplumsal hafızasıyla yaşadı. Bu nedenle Aleviliği bürokratik bir yapıya bağlamak, onu tanımaktan çok devletin çizdiği sınırlar içine çekme riski taşır.

Üstelik Alevilere ve Kürtlere yönelik hakaretler, ayrımcı söylemler ve nefret dili hâlâ bu kadar rahat kullanılabiliyorsa, hangi büyük demokratik kazanımdan söz ediyoruz? Hakaret edenin cesareti, mağdurun hukuki güvencesinden büyükse orada demokrasiden değil, çifte standarttan söz edilir.

Yarım asırlık acıyı birkaç siyasi görüşme, birkaç açıklama ve birkaç yeni kurumla “tarihi başarı” diye sunmak kolaydır. Asıl zor olan, gerçek hakları teslim etmektir.

Barış istiyoruz. Ama göstermelik değil; adaletle güçlendirilmiş, demokrasiyle güvence altına alınmış bir barış. Kürtlerin kimliğini özgürce yaşayabildiği, Alevilerin inançlarını devletin kontrolü olmadan sürdürebildiği, insanların siyasi düşünceleri nedeniyle hapse atılmadığı ve seçilmiş belediyelere kayyum atanmadığı bir Türkiye istiyoruz.

Çünkü mesele birilerinin siyasi hanesine “başarı” yazmak değil. Mesele, 50 yıldır bedel ödeyen insanların gerçekten ne kazandığıdır.

Eğer bugün hâlâ bu soruya açık ve somut bir cevap veremiyorsak, ortada kutlanacak bir zaferden çok, hesaplanması gereken ağır bir geçmiş ve çözülmesi gereken büyük bir demokrasi sorunu vardır.


12 Eylül Darbesi’nin 46,inci yılında, ne yazık ki, bu darbenin yarattığı yıkımın sonuçları hala hükmünü koruyor. O dönem...
12/09/2026

12 Eylül Darbesi’nin 46,inci yılında, ne yazık ki, bu darbenin yarattığı yıkımın sonuçları hala hükmünü koruyor. O dönemde oluşturulan kimi kurumlar ve Anayasa varlığını sürdürüyor.
Bu darbenin gaddarlıkları sadece yüz binlerce gözaltı, işkence, tutuklama, sürgün, idam, faili meçhul, yargısız infaz ve her türlü insanlık dışı muameleden ibaret değildi. Günümüzdeki demokrasi ve hukuk dışı uygulamaların yarattığı bütün mağduriyetler; Alevi toplumunun, farklı etnik kimliklerin ve Kürt halkının 46 yıldır süren baskı ve zülümün 10 binlerce insanının canını yitirdiği savaş ve çatışma ortamı; işçi haklarının gaspı, sendikasızlaştırma ve vahşi sömürü; örgütlenme, toplantı ve gösteri yapmanın önündeki tüm engeller; düşünce, ifade, haber alma ve iletişim özgürlüklerinin çiğnenmesinin yarattığı tahribat da bu darbenin bugüne yansıyan kimi sonuçlarıdır.
Bugün demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik ve hukuktan yana ne varsa çiğnenmesi; kadınların, gençlerin, Alevi toplumunun, farklı etnik kimliklerin ve Kürt halkının baskı altına alınması da bu darbenin ürünü ve devamıdır. Faili meçhulleri ve gözaltında kayıpları yapanların ceza almaması, işkencelerin ‘zaman aşımı’ gerekçesiyle aklanması, evrensel hukukun ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası demokratik sözleşmelerin yok sayılması da bu darbenin ürünü ve devamıdır.
İktidara geldikten sonra 12 Eylülcülerden hesap soracağını iddia eden AKP, darbe Anayasasını ve kurumlarını kendi amaçları doğrultusunda değiştirdi. Bugün AKP-MHP koalisyonu, 12 Eylül Anayasası’ndan, yasalarından ve kurumlarından faydalanarak iktidarını sürdürüyor. 12 Eylül, sadece bir darbenin adı değil, aynı zamanda dünkü ve bugünkü otoriter yönetim anlayışının da adıdır.
12 Eylül darbesinin ardından ‘82 Anayasası, ceberrut ve baskıcı bir rejime yol açtı. 15 Temmuz sonrasında ise OHAL altında yapılan başkanlık sistemi referandumu ile Anayasa değiştirildi ve yargı-yasama ve yürütme kuvvetlerinin tek kişide birleştirildiği otokratik bir sistemle faşizmin kurumsallaşması adımları atıldı.
12 Eylül darbesinin flaş sözü “asmayalım da besleyelim mi” idi. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin flaş sözü ise “Allah’ın lütfu” nitelemesiydi. İşte o lütuf sayesinde Erdoğan-Bahçeli iktidarı iki yıl süren OHAL boyunca, 12 Eylül darbecilerini bile kıskandıracak biçimde hayatın her alanında kalıcı değişikliklere gitti. OHAL’in kapsamı dışında olan yüzlerce KHK maddesi ile kalıcı değişiklikler yapıldı. 12 Eylül sıkıyönetim bildirilerinin yerini OHAL KHK’leri aldı.
Her iki dönemde de keyfi ve otoriter yönetimin, hukuksuzluğun en açık uygulamaları yaşandı ve yaşanıyor. Türkiye toplumu hukukun üstünlüğünden, hukuk devleti olmaktan, evrensel insan hakları ve özgürlüklerden, demokratik bütün alışkanlıklardan ve kurumlardan uzaklaştırıldı.
Bizler biliyoruz ki; bu ülkede yaşayan insanların farklı dil, kültür, kimlik ve inançlara sahip olduğunu, bunun bir zenginlik yarattığını kabul ederek, bu farklılıkları anayasal güvence altına alan demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojik, sosyal bir Anayasa yaparak ancak 12 Eylül’ün ve bugün yaşamakta olduğumuz dönemin izlerini silebiliriz.
46 yıl sonra, bir kez daha, Türkiye’ye 12 Eylül dönemini yaşatan asker ve sivilleri, o dönemi destekleyenleri, onun parçası olarak işlev görenleri ve o politik zihniyetleri lanetliyoruz.
12 Eylül’ü yapanlar toplumun vicdanında mahkum oldu. İnanıyoruz ki, bugün de benzer pratikleri uygulayanlar mahkum olacaklardır. Darbeciler demokrasi ve barış mücadelesini engellemeyi başaramadılar, onların izini takip edenler de başaramayacakl

“Vur dediler vurduk, kır dediler kırdık"6-7 Eylül pogromunun üzerinden 70 yıl geçti.Türkiye’de her dönem Basın-MİT-Kontr...
06/09/2026

“Vur dediler vurduk, kır dediler kırdık"

6-7 Eylül pogromunun üzerinden 70 yıl geçti.
Türkiye’de her dönem Basın-MİT-Kontr-gerilla iç içe geçmiş ve birlikte çalışmışlardır. gerilla ajanları kitleyi yönlendirirken, İstanbul Ekspres gazetesi de üst üste yıldırım baskılar yaparak halkı galeyana getirmiş ve sokaklar yağmalanmış , insanlar öldürülmüş.
Peki bu vahşet aydınlatıldımı?
Aksine bu faşizm daha sonra ortaca,Maraş,Çorum ,Sivas,Gazi ,Gazi,roboski ve dahası devam ediyor ..@

05/09/2026

Irkçılık, insanlık onuruna ve toplumun huzuruna vurulmuş en ağır darbedir; kabul edilemez, hafifletilemez ve hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz.
Kamuoyuna Çağrı
Kürt ve Alevi vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı, aşağılayıcı ve ırkçı söylem ya da eylem açıkça bir insanlık suçudur.
Kolluk kuvvetleri ve idari mekanizmalar, Anayasa'nın eşitlik ilkesini tavizsiz uygulamakla yükümlüdür. Hiçbir kurum ve yetkili, cezasızlık zırhının arkasına saklanamaz.
Çifte Standart Kabul Edilemez: Yargı ve güvenlik organları herkese eşit mesafede durmak zorundadır. Ayrımcılığa göz yummak, bu suça ortak olmaktır.
Ayrımcılık yapan, nefreti körükleyen ve yetkisini kötüye kullanan her birey ve odak, kanun önünde en ağır şekilde hesap vermelidir. Eşitlik ve adalet bir temenni değil, ertelenemez bir zorunluluktur.

Tuncer Bakırhan’a Tarihsel ve Siyasal Muhtıramızdır: Gerici İttifakları Aklayamaz, Alevi Hafızasını İpotek Altına Alamaz...
02/09/2026

Tuncer Bakırhan’a Tarihsel ve Siyasal Muhtıramızdır: Gerici İttifakları Aklayamaz, Alevi Hafızasını İpotek Altına Alamazsınız!
Alevi aydınlarının yayımladığı tarihsel deklarasyon karşısında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın sergilediği tutum; egemen zihniyetle eklemlenmiş, halktan kopuk ve feodal kibrin dışa vurumudur. Bu açıklamalar, Alevi toplumunun egemen siyaset karşısında neden amasız ve fakatsız bir teyakkuz halinde olması gerektiğini ayyuka çıkarmıştır.
1. Haklı İtirazları "Sabotaj" Diyerek Kriminalize Edemezsiniz!
Alevilerin en temel varoluşsal kaygılarını "süreç karşıtlığı" ve "sabotaj" yaftasıyla hedef göstermek; ezilenlerin sesini bürokratik vesayetle boğma çabasıdır. Bu dil, muktedirlerin dilidir! Barış; halkın tarihsel hafızasını baskılayarak değil, hakikatle yüzleşerek inşa edilir.
2. Yavuz-Bitlisi İttifakı Bir "Tarihsel Ayrıntı" Değil, Katliam Rejimidir!
Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi ittifakına dair soruya verdiğiniz kaçamak yanıtlar, açık bir siyasi basiretsizliktir. Çıkıp açıkça yanıt verin: Alevilerin, Ermenilerin, Ezidilerin ve Süryanilerin kanı ve kılıç artığı hafızası üzerine kurulan bu gerici ittifakı bir "toplumsal mutabakat" gibi sunan anlayışla aranıza mesafe koyabiliyor musunuz? Katliamcı referanslardan medet uman bir siyasetin varacağı yer ancak yeni mağduriyetlerin Kapısını aralamaktır!
3. "Bağ Kuramıyorum" Demek, Tarihsel Katliamlara Suç Ortaklığıdır!
"Alevi karşıtı bir şey yorumlamayı ben bağını kuramıyorum" sözünüz, basit bir cehalet değil; katliam tarihini meşrulaştırma çabasıdır. On binlerce Alevinin kılıçtan geçirildiği, fermanlarla yok sayıldığı bir soykırım dinamiğiyle "bağ kuramamak", Alevi halkının tarihsel travmalarına ve bugünkü varoluş mücadelesine gözünü kapatmaktır. Egemenlerin tarihini aklayarak halkların kardeşliğini tesis edemezsiniz!
4. Alevi Aydınları Sizin "Lütuf Sunduğunuz" Yanaşmalarınız Değildir!
"Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptıklarımız..." ifadesi, içinize işleyen üstancı, feodal ve kitleyi hiçe sayan kibrin ilanıdır. Hiç kimse Alevileri ve Alevi aydınlarını kendi ikbal masalarının nankör figüranları olarak göremez! Aleviler, bedelini kanla ve direnişle ödedikleri mücadeleleriyle vardır; hiçbir siyasi odağın lütfuyla var olmamışlardır.
Son Sözümüz Net:
Bizler barışın ve halkların ortak mücadelesinin en ön safındayız. Ancak tarihimizi, inancımızı ve kadim direniş geleneğimizi gerici pazarlık masalarına meze ettirmeyiz!
Kahrolsun Tarihsel Katliamları Aklayan Siyasi Kibir!
Yaşasın Alevilerin Eşit Yurttaşlık ve Örgütlü Direniş Mücadelesi!
Gerçek Barış, Muktedirlerle Değil, Ezilen Halklarla İnşa Edilir!

Madımak Katliamı Faillerinin Almanya’da Yargılanması İçin Hukuki Süreç Başlatılmıştır.2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madı...
28/08/2026

Madımak Katliamı Faillerinin Almanya’da Yargılanması İçin Hukuki Süreç Başlatılmıştır.

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde gerçekleştirilen ve 33 aydınımızın, sanatçımızın, çocuğumuzun ve canımızın yaşamını yitirdiği Madımak Katliamı, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm faillerinin adalet önüne çıkarılmamış olması, başta mağdur aileleri olmak üzere Alevi toplumu ve toplum vicdanında derin bir adaletsizlik duygusu yaratmaya devam etmektedir.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olarak, Madımak Katliamı’nın faillerinin nerede olurlarsa olsunlar adalet önünde hesap vermeleri ve cezasızlığın sona erdirilmesi amacıyla Almanya’da hukuki süreci başlatmış bulunuyoruz.

Bu kapsamda, AABK Yönetim Kurulu Üyesi ve katliamın gerçekleştiği dönemde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan ve İsveç’te yaşayan Ali Çağan üzerinden Almanya’daki yetkili savcılık makamlarına suç duyurusunda bulunulması ve gerekli hukuki girişimlerin başlatılması yönünde çalışmalar yürütülmektedir.

Bu hukuki girişim yalnızca geçmişle hesaplaşma değil; aynı zamanda adaletin, hukukun üstünlüğünün ve insanlığa karşı işlenen ağır suçların cezasız bırakılamayacağı ilkesinin savunulmasıdır.

AABK olarak hukuki sürecin yanı sıra;

• Madımak Katliamı faillerinin Almanya’da yargılanabilmesi için gerekli hukuki başvuruları ve takip süreçlerini,

• Kamuoyunun bilgilendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla imza kampanyasını,

• Toplanan imzaların, ülke parlamentolarına, Avrupa Parlamentosu’na, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve insan hakları derneklerine kitlesel basın açıklamaları eşliğinde sunulması.

• Almanya ve Avrupa’daki siyasi kurumlar nezdinde gerekli girişimleri,

• Almanya Federal Meclisi’nde konuya ilişkin soru önergesi verilmesi ve siyasi gündeme taşınması yönündeki çalışmaları,

• Mağdur aileleri, hukukçular, demokratik kitle örgütleri ve ilgili kurumlarla dayanışma ve iş birliğini kararlılıkla sürdüreceğiz.

Madımak Katliamı’nın failleri için adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Aradan geçen zaman, işlenen suçların yarattığı acıyı ve adalet ihtiyacını ortadan kaldırmamıştır. Tam tersine, her geçen gün adalet mücadelesinin daha güçlü ve daha kararlı bir biçimde sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır.

AABK olarak, Madımak Katliamı’nın tüm boyutlarıyla aydınlatılması, faillerin ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve mağdurların adalet taleplerinin karşılanması için Almanya’da ve Avrupa’da gerekli tüm hukuki, siyasi ve demokratik girişimleri sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Madımak için adalet, insanlık için adalet!

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)
Yönetim Kurulu

fans

Address

High Street
London Colney
N8

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when KOÇGİRİ-denge koçgiri posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share