25/11/2025
Alevi geleneği kadınların eşitliğini, özgürlüğünü ve direnişini esas alır. Erkek egemen sistem kadının emeğini görünmez kılsa da; biz kadınlar şiddete, sömürüye ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı isyanı büyütüyoruz. Gücümüzü diz çökmeyen, boyun eğmeyen yolumuzdan alıyoruz.
25 Kasım’da Mirabel Kardeşlerin faşizme karşı bedel ödeyerek yükselttiği mücadeleyi selamlıyor; her yerde kadınlara yönelik şiddetin insanlık suçu olduğunu haykırıyoruz.
Suriye’de Kadın Kırımı: Sessiz Kıyım, Görünmeyen Acı
Yıllardır süren savaş sadece şehirleri yıkmadı; kadınların bedeninde, ruhunda ve yaşam hakkı üzerinde bir enkaza dönüştü.
Suriye’de kadınlar hem diktatörlerin, hem radikal örgütlerin, hem paramiliter güçlerin, hem de savaş ekonomisinin hedefi oldu. Tecavüz, kaçırılma, zorla evlendirilme, toplu infazlar, işkenceler… Savaşın gerçek yüzü kadınların üzerinde bir karanlık gibi büyüdü.
Özellikle Kuzey Suriye’de kadın politik figürlerin hedef alınması —Hevrin Halef’ten kadın meclisi üyelerine kadar— sadece bir saldırı değil, bilinçli bir kadın kırımı stratejisidir. Kadınların örgütlenmesinden, söz hakkından, toplumsal gücünden korkanlar onları susturmak için savaşın sisini bir perde olarak kullanıyor.
Bugün 25 Kasım. Dünyanın dört bir yanında kadınlar, adları sayıların içinde kaybolmuş binlerce kız kardeşimizin anısına, yaşadıklarını unutmamak ve unutturmamak için mücadele ediyor.
Türkiye’de kadınlar her gün aynı karanlık koridordan geçiyor:
Korunmayan koruma kararları, cezasızlıkla cesaretlenen saldırganlar, sistemin sessizliği…
Neredeyse her gün bir kadın, çoğu evinde, çoğu güvendiği bir erkek tarafından öldürülüyor. Kadınlar, boşanmak istedikleri, kendi hayatına dair karar aldıkları, çalışmak istedikleri ya da “hayır” dedikleri için hedef oluyor.
İstanbul Sözleşmesi’nin çekilmesiyle birlikte kadınların yaşam hakkı daha da savunmasız hale getirildi. Bugün Türkiye’de kadınlar sadece şiddete değil; şiddeti meşrulaştıran politik iklimin gölgesine karşı da mücadele veriyor. Ve bu mücadele, her geçen gün daha çok kadının omuzlarında büyüyor.
Dünyada Kadına Yönelik Şiddet: Sınır Tanımayan Bir Salgın
Kadına yönelik şiddet, yalnızca belli coğrafyalara ait bir sorun değil; küresel bir insanlık ayıbı.
Latin Amerika’da kadın cinayetleri pandemi döneminde daha da arttı. Avrupa’da 2024 verilerine göre her 6 saatte bir kadın partneri tarafından saldırıya uğruyor. Afrika’da savaş bölgelerinde kadın bedeni hâlâ bir “savaş alanı” olarak görülüyor. ABD’de dahi her yıl yüz binlerce kadın ev içi şiddet nedeniyle hayatını yeniden kurmaya çalışıyor.
Dünya konuşuyor ama harekete geçmekte hâlâ yavaş. Kadınların yaşam hakkı, ekonomik çıkarların ve politik hesapların ardında kalıyor. Bir kadının özgürlüğü bile çoğu zaman uluslararası gündeme değemiyor.
Ama Kadınlar Susmuyor
25 Kasım, sadece yas günü değildir.
25 Kasım, dünyanın her yerindeki kadınların ortak cümlesidir:
“Biz varız ve birbirimizin sesiyiz.”
Türkiye’de sokaklarda yürüyen, Latin Amerika’da duvarlara isyanı yazan, Avrupa’da mahkeme kapılarında adalet arayan, Suriye’de savaşın ortasında yaşamı yeniden kurmaya çalışan tüm kadınlar aynı zincirin halkalarıdır.
Bugün, 25 Kasım’da;
kadın cinayetlerini durdurmak, kadın kırımını görünür kılmak, kadın emeğini ve bedenini korumak için daha fazla ses çıkarmak zorundayız.
Çünkü kadınlar özgür olmadıkça, hiçbir toplum özgür değildir.
Kadınlar yaşam güvencesine sahip olmadıkça, barış sadece bir kelimedir.
Kadınlar eşit olmadıkça, hiçbir gelecek gerçek bir gelecek değildir.
25 Kasım, kadınların yalnız olmadığını, mücadelelerinin sınır tanımadığını ve bir gün mutlaka kazanacaklarını hatırlatan gündür.
Aşk olsun yola çereğ olan kadınlara!
Britanya Alevi Federasyonu