Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği resmi Facebook sayfası. Official page of Union of the Chambers of Cyprus Turkish Engineer and Architect

TEHDİTLERE KARŞI SENDİKAL MÜCADELENİN VE DEMOKRASİNİN YANINDAYIZEL-SEN Başkanı ve Sendika Yöneticisine yönelik yapılan ö...
23/08/2026

TEHDİTLERE KARŞI SENDİKAL MÜCADELENİN VE DEMOKRASİNİN YANINDAYIZ

EL-SEN Başkanı ve Sendika Yöneticisine yönelik yapılan ölüm tehditi, yalnızca ilgili kişiyi değil, örgütlenme özgürlüğünü, çalışma yaşamındaki demokratik temsiliyeti ve toplumun ortak değerlerini hedef alan son derece ciddi bir saldırıdır.

Demokratik toplumlarda sendikalar, emekçilerin haklarını savunan, toplumsal diyaloga katkı koyan ve kamusal yararın geliştirilmesi için mücadele eden meşru kurumlardır. Bu nedenle sendikacılara yöneltilen her türlü tehdit, baskı ve yıldırma girişimi kabul edilemez olduğu gibi, hukukun üstünlüğüne ve demokratik düzene de zarar vermektedir.

Ülkemizin güvenliği ve toplumsal huzuru; farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği, örgütlenme hakkının güvence altında olduğu ve hiçbir bireyin düşünceleri ya da yürüttüğü sendikal faaliyetler nedeniyle tehdit edilmediği bir ortamın varlığıyla mümkündür. Şiddet dili ve tehdit kültürü, toplumsal barışı zedeleyen, kutuplaşmayı derinleştiren ve demokratik kurumlara olan güveni sarsan tehlikeli bir anlayıştır.

Yetkili makamları, söz konusu tehditlerin süratle ve titizlikle soruşturulması, sorumluların tespit edilerek adalet önüne çıkarılması ve tehdit altında bulunan kişi/kişilerin güvenliğinin sağlanması konusunda gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.

Sendikal hakların, ifade özgürlüğünün ve demokratik değerlerin yanında olduğumuzu vurgularken; ölüm tehdidine maruz kalan sendikacılarla dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Hiçbir tehdit, hiçbir baskı ve hiçbir yıldırma girişimi; emek mücadelesini, demokratik hakları ve toplumsal barışı savunanların sesini susturamayacaktır.

KTMMOB 57. Dönem Yönetim Kurulu (a.)

Görkem Çelik
Genel Başkan

KTMMOB’den Geleceğin Mühendis, Mimar ve Şehir Plancısı adayı öğrencilere mesaj; “Bilgi, Cesaret Ve Vizyon Sizlerin Elind...
20/08/2026

KTMMOB’den Geleceğin Mühendis, Mimar ve Şehir Plancısı adayı öğrencilere mesaj; “Bilgi, Cesaret Ve Vizyon Sizlerin Elindedir”

Değerli Gençler,

KTMMOB, altmış yılı aşkın süredir aklın, bilimin, üretimin, toplumsal sorumluluğun ve kamusal yararın savunucusu olmuştur. Bu uzun yolculuğun en büyük gücü ise her zaman gençlerin enerjisi, yaratıcılığı ve değişime olan inancı olmuştur.

Sizler, yalnızca yarının mühendisleri, mimarları ve şehir plancıları değilsiniz. Aynı zamanda bugünden düşünen, sorgulayan, üreten ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden bireylersiniz. Ülkemizin kentlerini, altyapılarını, yaşam alanlarını ve geleceğini şekillendirecek olan bilgi, cesaret ve vizyon sizlerin elindedir.

Mesleki birikiminizi yalnızca teknik başarılar için değil; insanın, doğanın ve toplumun ortak yararı için kullanacağınıza olan inancımız tamdır. Adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin egemen olduğu bir geleceğin kurulmasında sizlerin katkısı çok değerli olacaktır.

Merakınızı kaybetmeden öğrenmeye devam etmeniz, eleştirel düşünceden vazgeçmemeniz ve umutla üretmeniz en büyük temennimizdir. Çünkü daha yaşanabilir kentleri, daha güçlü bir toplumu ve daha aydınlık yarınları birlikte yaratacağız.
Yolunuz açık, ufkunuz geniş olsun.

Sevgi ve dayanışma duygularıyla,

KTMMOB 57. Dönem Yönetim Kurulu adına

Görkem Çelik
Genel Başkan

KTMMOB'ye bağlı Bilgisayar Mühendisleri Odası'nın Fiber Optik Altyapı Ek Protokolü konusundaki açıklaması aşağıda paylaş...
20/08/2026

KTMMOB'ye bağlı Bilgisayar Mühendisleri Odası'nın Fiber Optik Altyapı Ek Protokolü konusundaki açıklaması aşağıda paylaşılmıştır.

FİBER OPTİK ALTYAPI EK PROTOKOLÜNE İLİŞKİN KAMUOYU BİLGİLENDİRMESİ

KTMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası olarak, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında fiber optik altyapının geliştirilmesine yönelik daha önce imzalanan protokole ilişkin yeni bir Ek Protokol’ün imzalandığını bizler de basına ve kamuoyuna yansıyan haberler aracılığıyla öğrenmiş bulunuyoruz.
Odamız, fiber optik altyapının geliştirilmesini; ülkemizin dijital dönüşümü, haberleşme altyapısının güçlendirilmesi, yüksek hızlı ve kaliteli internet erişiminin yaygınlaştırılması açısından son derece önemli ve gerekli görmektedir.

Bununla birlikte, böylesine stratejik ve uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek bir altyapı projesinin yalnızca yatırım miktarı ve teknolojik kapasite açısından değil; kamu yararı, rekabet, sürdürülebilirlik, veri egemenliği, siber güvenlik ve ulusal haberleşme altyapısının geleceği açısından da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bilgisayar Mühendisleri Odası olarak daha önce yaptığımız teknik değerlendirmelerde özellikle;

• fiber altyapının mülkiyet ve kullanım hakları,
• altyapının işletilmesinde münhasırlık ve rekabet koşulları,
• açık erişim esaslarının nasıl uygulanacağı,
• internet servis sağlayıcılarına uygulanacak toptan erişim ve fiyatlandırma modeli,
• Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun (BTHK) düzenleme ve denetleme yetkileri,
• Telefon Dairesi’nin mevcut ve gelecekteki rolü,
• kamuya ait altyapı, gelir ve varlıkların korunması,
• uluslararası internet çıkışlarının yapısı ve alternatifliliği,
• veri egemenliği ve kritik altyapı güvenliği,
• siber güvenlik yükümlülükleri,
• hizmet kalitesini güvence altına alacak SLA ve performans kriterleri,
• yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırımlar,
• mevcut ve gelecekteki yerel internet servis sağlayıcılarının rekabet koşullarının korunması,
• yatırım, kapsama ve kapasite artırımı yükümlülükleri,
• altyapının uzun dönemli işletilmesine ilişkin 25 yıllık işletme modeli ve bunun doğurabileceği teknik, ekonomik ve kamusal sonuçlar başta olmak üzere birçok hususun açık, ölçülebilir ve denetlenebilir şekilde düzenlenmesi gerektiğini kamuoyu ile paylaşmıştık.

İmzalandığı açıklanan yeni Ek Protokol ile birlikte, daha önce kamuoyunda ve sektör paydaşları nezdinde gündeme getirilen bu hususlarda hangi değişikliklerin yapıldığını, hangi güvencelerin getirildiğini ve mevcut çekincelerin ne ölçüde giderildiğini yakından takip ediyoruz.

Ek Protokol’ün tam metninin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından Odamız, konuyu mühendislik, teknik yeterlilik, siber güvenlik, rekabet, kamu yararı ve sürdürülebilirlik perspektiflerinden yeniden değerlendirecek; gerekli görülmesi halinde teknik görüş ve değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşacaktır.

Kritik haberleşme altyapılarının geleceğini ilgilendiren böylesi önemli süreçlerde şeffaflığın, paydaş katılımının, denetlenebilirliğin ve kamu yararının korunmasının vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

KTMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

KTMMOB Genel Başkanı Görkem Çelik, yarın (19 Ağustos 2026 Çarşamba günü) saat 13.00’de Kanal SİM’de Serkan Soyalan’ın ha...
18/08/2026

KTMMOB Genel Başkanı Görkem Çelik, yarın (19 Ağustos 2026 Çarşamba günü) saat 13.00’de Kanal SİM’de Serkan Soyalan’ın hazırlayıp sunduğu programa konuk olarak, değerlendirmelerde bulunacak.

KTMMOB’ye bağlı Yerbilim Mühendisleri Odası’nın “17 Ağustos” depremi ile ilgili basın bildirisi aşağıda paylaşılmıştır. ...
17/08/2026

KTMMOB’ye bağlı Yerbilim Mühendisleri Odası’nın “17 Ağustos” depremi ile ilgili basın bildirisi aşağıda paylaşılmıştır.

17 AĞUSTOS’U UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.

Binlerce insanın yaşamını yitirdiği, on binlerce insanın yaralandığı ve çok geniş bir bölgede ağır yıkıma neden olan 17 Ağustos Marmara Depremi, yakın coğrafyamızın hafızasında derin izler bırakmıştır. Aradan geçen yıllar boyunca yaşanan diğer büyük depremler de bize aynı gerçeği tekrar tekrar hatırlatmıştır: Deprem doğal bir olaydır; ancak depremin afete dönüşmesinde insanın aldığı ya da almadığı kararların büyük payı vardır.

Depremlerin oluşmasını önlemek mümkün değildir. Yer kabuğunu oluşturan levhaların hareketleri, aktif fay sistemleri ve bu sistemlerde biriken gerilimin açığa çıkması sonucunda depremler geçmişte meydana gelmiş, bugün meydana gelmekte ve ileride meydana gelmeye devam edecektir. Buna rağmen can ve mal kayıplarının azaltılması ancak bilgiyle, doğru planlama, nitelikli mühendislik ve etkin denetimle mümkündür.

Dolayısıyla bir depremin yeryüzünde yaratacağı etki yalnızca depremin büyüklüğü ile belirlenmez. Bununla birlikte yerine özgü yapılacak çalışmalarda; yapıların dayanımı, yerel zemin koşulları, yer seçimi, nüfus yoğunluğu, altyapının durumu gibi özellikler, afet öncesi hazırlık konuları içinde birlikte değerlendirilir. Bu şekilde bütünlüklü afet yönetimi çalışmaları, yalnızca deprem sonrasında müdahale etmeye değil, deprem öncesinden riskleri belirlemeye ve azaltmaya odaklanır.

Güvenli yerleşim alanlarının oluşturulmasının ilk koşullarından biri, üzerinde yaşadığımız zeminin ve çevremizdeki tektonik yapıların doğru tanınmasıdır.

Bir bölgede yapılaşma kararı verilmeden önce jeolojik koşullar, zemin özellikleri, yeraltı suyu koşulları, aktif tektonik unsurlar ve deprem sırasında oluşabilecek yerel zemin etkileri bilimsel yöntemlerle araştırılmalıdır. Zemin büyütmesi, sıvılaşma potansiyeli, heyelan riski ve benzeri mühendislik problemleri ancak doğru ve yeterli arazi çalışmalarıyla ortaya konulabilir.

Bu noktada jeoloji ve jeofizik mühendisliği çalışmaları, yapılaşma sürecinin yalnızca tamamlayıcı bir unsuru olarak görülmemelidir. Doğru mühendislik çözümünün başlangıcı, zemini ve jeolojik ortamı doğru tanımaktır.

Zemin etütleri de yalnızca ruhsat sürecinde hazırlanması gereken bir belge veya yerine getirilmesi gereken bürokratik bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Arazi çalışmalarının yerinde ve yeterli sayıda yapılması, elde edilen verilerin doğru yorumlanması ve sonuçların ilgili mühendislik süreçlerine doğru biçimde aktarılması büyük önem taşımaktadır.

Bilimsel veriler kimi zaman yapılaşmayı sınırlandırabilir, kimi zaman ise yer seçimi ve zemin koşulları açısından ek mühendislik tedbirlerinin alınmasını gerektirebilir. Bu durum gelişmenin önünde bir engel değil, güvenli gelişmenin ön koşuludur.

17 Ağustos Marmara Depremi Türkiye’de meydana gelmiş olsa da, bu depremden çıkarılması gereken dersler yalnızca Türkiye ile sınırlı değildir.

Kıbrıs ve çevresi de aktif tektonik süreçlerin etkisi altında bulunan bir bölgede yer almaktadır. Adamızın çevresindeki Kıbrıs Yayı, Helenik Yay ve Doğu Akdeniz’deki diğer aktif tektonik yapılar tarih boyunca önemli depremler üretmiş ve günümüzde de sismik faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu nedenle ülkemiz açısından asıl sorulması gereken soru, “Ne zaman büyük bir deprem olacak?” değildir.

Asıl soru, deprem meydana geldiğinde ne kadar hazır olduğumuzdur.

Depremin tam olarak ne zaman meydana geleceğini bugünkü bilimsel yöntemlerle önceden belirlemek mümkün değildir. Buna karşılık hangi bölgelerin daha yüksek deprem tehlikesine sahip olduğu, hangi zeminlerin deprem dalgalarını daha fazla büyütebileceği ve hangi yapıların daha yüksek risk taşıdığı bilimsel çalışmalarla belirlenebilir.

Adamızda da jeolojik ve jeofizik koşulların yerel ölçekte önemli farklılıklar gösterdiği bölgeler bulunmaktadır. Bu alanlarda yalnızca genel deprem tasarım esaslarının uygulanması yeterli olmayabilir; zemin koşullarının ve yerel sismik özelliklerin ayrıntılı olarak ortaya konulduğu, yerine özgü sismik tehlike değerlendirmeleri ve tasarım parametrelerinin belirlenmesi gerekebilir. Özellikle kritik yapılar ve karmaşık zemin koşullarının bulunduğu alanlarda bu yaklaşımın mühendislik uygulamalarının önemli bir parçası haline gelmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla yapılması gereken depremin zamanını tahmin etmeye çalışmak değil; depremin meydana geleceğini kabul ederek hazırlıklı olmaktır.

Bu kapsamda ülkemizde deprem tehlikesine yönelik bilimsel çalışmaların geliştirilmesi, deprem gözlem ve izleme altyapısının güçlendirilmesi, mevcut jeolojik ve jeofizik verilerin güncellenmesi, aktif faylara yönelik çalışmaların sürdürülmesi ve geliştirilmesi, mevcut yerleşim alanları ile gelişme ve yapılaşma potansiyeli bulunan bölgelerde bilimsel esaslara uygun mikrobölgeleme çalışmalarının hayata geçirilmesi, zemin etütlerinin standartlarının yükseltilmesi ve etkin biçimde denetlenmesi önem taşımaktadır.

Aynı şekilde mevcut yapı stokuna ilişkin deprem riskleri de göz ardı edilmemelidir. Özellikle hastaneler, okullar, kamu yapıları ve kritik altyapı tesisleri başta olmak üzere mevcut yapı stokunun deprem güvenliğinin değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi ve kapsamının geliştirilmesi, afet öncesi risk azaltma politikalarının temel unsurlarından biri olmalıdır.

Deprem riskinin azaltılması tek bir kurumun veya tek bir meslek disiplininin görevi değildir. Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, mühendisler, mimarlar, yapı sektörü ve toplumun tamamı bu sürecin bir paydaşıdır. Kurumlar arası iş birliği, bilimsel bilginin paylaşılması ve alınan kararların süreklilik göstermesi büyük önem taşımaktadır.

17 Ağustos’un yıldönümleri yalnızca kaybettiğimiz insanları anacağımız günler olarak kalmamalıdır. Bu tarihler aynı zamanda geçmişte yapılan hataların değerlendirilmesi, alınan önlemlerin sorgulanması ve geleceğe yönelik eksikliklerin giderilmesi için bir fırsat olarak görülmelidir.

Deprem güvenliği, yalnızca büyük bir deprem yaşandıktan sonra gündeme gelen ve bir süre sonra unutulan bir konu olmamalıdır. Bilimsel çalışmaların devamlılığı, mühendislik hizmetlerinin niteliği, denetim mekanizmalarının etkinliği ve toplumun afet bilincinin geliştirilmesi uzun vadeli ve kararlı politikalar gerektirir.

Depremi önleyemeyiz; ancak depremin yaratacağı kayıpları azaltabiliriz.

Bunun yolu korkudan değil bilgiden, söylentiden değil bilimden, deprem sonrasında gösterilen geçici reflekslerden değil; deprem öncesinde sürdürülen planlı, kararlı ve bilimsel çalışmalardan geçmektedir.

Yerbilim Mühendisleri Odası olarak; bilimsel bilginin rehberliğinde, nitelikli mühendislik hizmetlerinin ve kamu yararının esas alındığı, afetlere karşı daha dirençli bir ülke oluşturulmasının hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitiren tüm insanlarımızı saygıyla anıyor, yakınlarını kaybedenlere bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Unutmamak yalnızca geçmişi hatırlamak değil, aynı acıların yeniden yaşanmaması için gerekenleri bugünden yapmaktır.

KTMMOB Yerbilim Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

KTMMOB, TMMOB'Yİ ZİYARET ETTİKıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanı Görkem Çelik, Genel Sekreter Bora Tüc...
17/08/2026

KTMMOB, TMMOB'Yİ ZİYARET ETTİ

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanı Görkem Çelik, Genel Sekreter Bora Tüccaroğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Merter Refikoğlu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ni ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, Sayman Üye Özgür Topçu, Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Küçük, TMMOB MÜDEK Temsilcisi Makina Mühendisi Prof. Dr. Müfit Gülgeç, Genel Sekreter Vekili Sezgin Çalışkan ve Teknik Görevli Ilgaz Su Aktaş ile görüştüler.

Görüşmede, uluslararası kuruluşlar ile ilişkiler, üyelik ve akreditasyon süreçleri, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek olan COP31 Zirvesi, TMMOB ve KTMMOB çalışmalarına dair görüş alışverişinde bulunuldu.

KTMMOB’ye bağlı Elektrik Mühendisleri Odası’nın “Elektrik Arz Güvenliği” konusundaki basın açıklaması aşağıda paylaşılmı...
12/08/2026

KTMMOB’ye bağlı Elektrik Mühendisleri Odası’nın “Elektrik Arz Güvenliği” konusundaki basın açıklaması aşağıda paylaşılmıştır.

Elektrik Arz Güvenliği İçin Somut Adımlar Atılmalıdır

Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, özellikle turizm tesisleri başta olmak üzere işletmelerde, üretim tesislerinde ve diğer tüketici gruplarında yaşanan elektrik kesintileri, ülkemizin elektrik arz güvenliği konusundaki yapısal sorunlarını bir kez daha açık biçimde ortaya koymuştur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin zaten siyasi ve ekonomik izolasyonların yarattığı ciddi dezavantajlarla karşı karşıya olduğu bir ortamda, elektrik arzında yaşanan süreklilik sorunları ülkemizin yatırım yapılabilirliğini, rekabet gücünü ve ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan olumsuz etkilemektedir.

Özellikle turizm sektörünün en yoğun olduğu dönemlerde yaşanan kesintiler; üretim tesisleri ve hizmet sektöründeki işletmeler açısından yalnızca teknik bir sorun olmaktan çıkmakta, işletmelerin maliyetlerini artırmakta, hizmet kalitesini düşürmekte ve ülkemizin turizm destinasyonu olarak güvenilirliğine zarar vermektedir. Elektrik arzının güvenilir ve kesintisiz olmaması, yatırım kararlarını da olumsuz etkileyebilecek önemli bir unsur haline gelmektedir.

Arz güvenliği için yatırım artık ertelenemez

KTMMOB Elektrik Mühendisleri Odası olarak uzun süredir ülkemizin elektrik üretim kapasitesinin artırılması ve arz güvenliğinin sağlanması için yeni yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktayız.
Bugün yaşananlar, bu uyarıların ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Elektrik talebinin sürekli arttığı, mevcut üretim altyapısının ise artan talebi karşılamakta zorlandığı bir ortamda, günübirlik ve geçici çözümlerle enerji arz güvenliğinin sağlanması mümkün değildir. Ülkemizin gelecekteki elektrik ihtiyacı dikkate alınarak üretim kapasitesinin artırılması, şebekenin güçlendirilmesi ve enerji sisteminin daha esnek ve dayanıklı hale getirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti'nden boru hattı ile doğal gaz getirilerek kurulacak bir gaz çevrim santrali, doğru kapasite ve teknik planlama ile hayata geçirilmesi halinde ülkemizin elektrik üretiminde önemli bir alternatif oluşturabilecek ve arz güvenliğine ciddi katkı sağlayabilecek bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.
Ancak burada önemli bir hususun altını çizmek gerekmektedir.

Geçmiş yıllarda gündeme getirilen enterkonnekte kablo bağlantısı konusunda kamuoyuna çeşitli vaatlerde bulunulmuş olmasına rağmen, bugüne kadar bu konuda somut ve sonuçlandırılmış bir yatırım ortaya konulamamıştır. Bunun yanında, elektrik üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik yatırımların da zamanında gerçekleştirilmemesi, bugün karşı karşıya olduğumuz arz güvenliği sorununu daha da ağırlaştırmıştır.

Bu noktadan hareketle, enerji alanında ortaya konulacak yeni projelerin somut, uygulanabilir ve belirli bir takvim çerçevesinde hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını düşünüyoruz.

Akü sistemleri önemli bir araçtır, ancak tek başına çözüm değildir

Elektrik şebekesinin daha istikrarlı ve esnek bir yapıya kavuşturulması açısından enerji depolama sistemleri ve akü teknolojileri de önemli bir fırsat sunmaktadır.
Akü sistemlerinin uygun teknik ve ekonomik koşullarda şebekeye entegre edilmesi; ani talep değişimlerinin yönetilmesi, p*k yüklerin dengelenmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme daha etkin şekilde dahil edilmesi ve şebeke stabilitesinin desteklenmesi açısından önemli katkılar sağlayabilir.

Bu nedenle enerji depolama sistemlerinin önünü açacak yasal ve teknik düzenlemelerin ivedilikle tamamlanması ve yatırımcıların önünü göreceği açık ve uygulanabilir bir mevzuatın oluşturulması gerekmektedir.

Ancak özellikle vurgulamak isteriz ki akü sistemleri tek başına arz güvenliği sorununu çözebilecek bir üretim yatırımı değildir. Depolama sistemleri, üretim kapasitesinin yerine geçmemekte; doğru bir enerji planlamasının içerisinde üretim yatırımları, şebeke yatırımları ve talep yönetimiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Ayrıca enerji depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması sürecinde; akülerin üretimi, kullanımı, geri dönüşümü ve bertarafı gibi tüm aşamaların çevresel boyutları bütünsel bir yaklaşımla ele alınmalı; bu süreçlerin uzun vadeli çevresel sürdürülebilirliği, dinamik yasal düzenlemeler ve etkin denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınmalıdır.

P*k saatlerde tüketicilerin de katkısı önemlidir

Elektrik sistemimiz açısından özellikle 17.00–22.00 saatleri arasındaki p*k talep dönemi, arz-talep dengesinin sağlanması bakımından kritik bir zaman aralığıdır.

Tüketicilerin, elektrik şebekesi açısından ertelenebilir nitelikteki bazı kullanımlarını mümkün olduğu ölçüde bu saatlerin dışına kaydırmaları, şebeke üzerindeki yükün azaltılmasına ve sistemin daha sağlıklı işletilmesine katkı sağlayacaktır.

Sanayi tesisleri, ticari işletmeler ve konut kullanıcılarını zaman bazlı dinamik tarifelendirme sistemleriyle talebin daha düşük ve maliyetin daha ucuz olduğu zaman dilimlerine yönlendirecek teşviklerin sunulması, ayrıca bu konuda kamuoyunun bilinçlendirilmesi, kısa vadede şebeke yönetimine önemli katkılar sağlayabilir.

Ancak tüketicilerden tasarruf ve yük kaydırma beklenirken, bunun üretim kapasitesine yönelik gerekli yatırımların ertelenmesi için bir gerekçe olarak kullanılmaması gerektiğinin de altını çiziyoruz.

Yetkililere çağrımız

Elektrik enerjisi yalnızca günlük yaşamın bir gereksinimi değil; ekonomik faaliyetlerin, turizmin, sanayinin, kamu hizmetlerinin ve ülkenin gelecekteki yatırımlarının temel altyapısıdır.
Bugün yaşanan kesintiler, elektrik arz güvenliği konusunda uzun süredir dikkat çektiğimiz yapısal sorunların daha fazla gecikmeden ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Bu çerçevede yetkilileri;
• Ülkenin kısa, orta ve uzun vadeli elektrik ihtiyacını ortaya koyan kapsamlı bir enerji planını ivedilikle hayata geçirmeye,
• Yeni üretim yatırımlarını gecikmeden planlamaya ve uygulamaya,
• Türkiye Cumhuriyeti’nden doğal gaz temini ve gaz çevrim santrali seçeneğini teknik, ekonomik ve çevresel boyutlarıyla somut bir proje takvimine bağlamaya,
• Enterkonnekte kablo bağlantısı konusunda geçmişte gündeme getirilen çalışmaların mevcut durumunu kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmaya,
• Elektrik şebekesinin iletim ve dağıtım altyapısının güçlendirilmesine yönelik yatırımları hızlandırmaya,
• Enerji depolama sistemlerinin önünü açacak yasal düzenlemeleri ivedilikle sonuçlandırmaya,
• Akü ve enerji depolama sistemlerinin çevresel etkilerini düzenleyecek etkin mevzuat ve denetim mekanizmalarını oluşturmaya,
• P*k saatlerde talebin yönetilmesine yönelik teşvik ve bilgilendirme mekanizmalarını geliştirmeye
davet ediyoruz.

KTMMOB Elektrik Mühendisleri Odası olarak, ülkemizin enerji arz güvenliğinin sağlanması, elektrik sisteminin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir enerji yapısının oluşturulması amacıyla ilgili tüm paydaşlarla teknik ve mesleki bilgi birikimimizi paylaşmaya ve çözüm süreçlerine katkı koymaya hazır olduğumuzu bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunarız.

Ülkemizin enerji geleceği açısından ihtiyaç duyulan yatırımların ve düzenlemelerin, kamu yararı gözetilerek, planlı ve ivedi bir şekilde hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz.

İbrahim Aysal
Başkan
Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu (a.)

KTMMOB Genel Başkanı Görkem Çelik, yarın (13 Ağustos 2026 Perşembe günü) saat 15.00’de Yeni Bakış Web Tv'de Meltem Sakin...
12/08/2026

KTMMOB Genel Başkanı Görkem Çelik, yarın (13 Ağustos 2026 Perşembe günü) saat 15.00’de Yeni Bakış Web Tv'de Meltem Sakin'in hazırlayıp sunduğu programa konuk olarak değerlendirmelerde bulunacak.

Address

Lefkosa

Opening Hours

Monday 08:00 - 15:30
Tuesday 08:00 - 12:30
13:00 - 17:30
Wednesday 08:00 - 15:30
Thursday 08:00 - 12:30
13:00 - 17:30
Friday 08:00 - 15:30

Telephone

+90 392 228 52 10

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği:

Shortcuts

Share