05/10/2026
Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin ILO/UNESCO Tavsiyesinin kabul edilmesinin üzerinden 60 yıl geçerken, öğretmenlerin hakları, çalışma koşulları ve karar alma süreçlerine katılımı hala daha temel mücadele alanımız olmaya devam etmektedir.
Ülkemizde ise Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve bürokratları, öğretmenlerin sesine kulak vermek yerine mesleğimizi itibarsızlaştıran, haklarımızı hedef alan ve kamusal eğitimi siyasi hesaplara teslim eden uygulamalarını sürdürmektedir.
Yeni eğitim yılı, tamamlanmayan inşaatlar, kalabalık sınıflar, öğretmen ve hademe eksiklikleri, geciken öğrenci taşımacılığı ile başlamıştır. Bakanlık çocukların güvenliğini ve eğitim hakkını sağlama sorumluluğunu yerine getiremiyor, okul sorunlarının bedelini öğretmenlere ve velilere ödetiyor.
Bu yönetim anlayışının en açık örneklerinden biri, Atatürk Öğretmen Akademisi’ne yönelik yasa değişikliğidir. Öğretmen yetiştirme sisteminin niteliğini geliştirmesi gereken Bakanlık, Akademiyi kısaltılmış eğitim ve geniş muafiyetlerle öğretmenlik mesleğine geçiş sağlayan bir araca dönüştürmeye çalışmaktadır. Akademisyenlerin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve sendikaların itirazlarına rağmen bu düzenlemede ısrar edilmesi, eğitimde liyakat ve kamu yararının artık tamamen gözden çıkarıldığını göstermektedir.
Öğretmenlik mesleğine yönelik müdahale, öğretmenlerin örgütlü mücadelesini cezalandırma girişimleriyle de sürdürülmektedir. Mart ve Nisan aylarında yapılan dört günlük genel greve ilişkin kesintiler uygulanmış olmasına rağmen, aylar sonra 1310 üyemizden açıklanan ve imzalanan grev saatlerini aşan ilave kesinti yapılmak istenmiştir. Daha önce kazanılan davalara rağmen aynı anlayışın yeniden ortaya çıkması, öğretmenin emeğine ve hak arama iradesine yönelik hasmane tutumun devamıdır.
KTÖS, bu girişim karşısında gerekli hukuki adımları atmış, Eğitim Bakanlığına, Maliye Bakanlığına ve Sayıştay Başkanlığına ihbarlarını iletmiştir. Üyelerimizin haklarını ihlal edecek her işlemin ve bu işlemlerde sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için gerekli girişimleri yapacağız.
Öğretmenin örgütlü gücü, bu yıl hayat pahalılığı hakkımızı savunurken de ortaya çıkmıştır. Birlikte greve çıkan, birlikte direnen ve birbirinin kaybını dayanışmayla paylaşan öğretmenler, kazanımların nasıl örgütlü bir şekilde korunduğunu göstermiştir. Maaş kesintileriyle, baskıyla ve itibarsızlaştırmayla öğretmenin bu iradesini teslim alamazsınız.
KTÖS olarak bilimsel, laik, demokratik ve nitelikli kamusal eğitim mücadelemizi sürdüreceğiz. Her çocuğun eşit eğitim hakkını, öğretmenlerin mesleki saygınlığını, özlük haklarını ve sendikal haklarını savunmaya devam edeceğiz. Ülkemizin barış, demokrasi ve adalet içinde geleceğe taşınmasında öğretmenlerin toplumsal sorumluluğuna sahip çıkacağız.
Her yıl 5 Ekim’de bölge dayanışma yemeklerimizde bir araya gelerek mesleki dayanışmamızı ve örgütlü birlikteliğimizi güçlendiriyoruz. Bu yıl ise Girne’de yaşanan gemi faciasının derin üzüntüsü içinde, hayatını kaybedenlerin yakınlarının acısını ve yasını paylaşıyoruz. Yaşamını yitirenlerin anısına saygımızın ve aileleriyle dayanışmamızın bir ifadesi olarak, bu yılki 5 Ekim dayanışma yemeklerimizi iptal ettik.
Dayanışmamızın, öğretmenlerin kendi haklarını savunmasının yanında toplumun acısını paylaşmayı ve zor günlerde birbirine sahip çıkmayı da gerektirdiğinin bilincindeyiz. Hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor, yakınlarına başsağlığı diliyor, facianın acısını taşıyan herkesle dayanışmamızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Tüm üyelerimizin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü birlik, mücadele ve dayanışmayla selamlıyoruz.