Haksen

Haksen EŞİT HAK VE ADALET SENDİKASI'nın yaptığı tüm basın açıklamalarını, sosyal etkinlik ve organizasyonlarını bu sayfa ile takip edebilir ve bizlere ulaşabilirsiniz

Eşit Hak ve Adalet Sendikası

Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı, kamudaki esas sorunları çözmek yerine, yeni Anayasal sorunlar yaratacak.Çal...
11/06/2026

Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı, kamudaki esas sorunları çözmek yerine, yeni Anayasal sorunlar yaratacak.

Çalışanların hakları kamu-özel, Göç Yasası-eski kamu görevlisi, sözleşmeli-geçici, vatandaş-yabancı gibi ayrımlara tabi tutularak geriletilmeye çalışılmaktadır. Oysa biliyoruz ki herhangi bir kesimin hakkının geriletilmesi, tüm emekçi kesimleri olumsuz etkileyecektir. Farklı statülerde çalışanların birbirlerinin haklarına sahip çıkması ise Ektam grevlerinde ve Hayat Pahalılığının Durdurulması Yasa Tasarısı eylemlerinde deneyimlediğimiz üzere kazanımla sonuçlanacaktır.
Meclisin gündeminde bulunan Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın gerekçesinde, günün şartlarına göre ihtiyaç duyulan kriterlerin eklenmesi ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı Yasası’na paralel düzenlemeler getirilmesi belirtilmekte ancak, çalışanların haklarını gerileten, kamu görevine alınma koşullarını zorlaştıran, sınava giriş ve itiraz harçlarını yükselterek demokratik hakları ortadan kaldıran, sendikal izinlerde eşitsizliği derinleştirecek, iş güvencesini daraltacak maddeler mevcuttur. Üstüne üstlük Anayasa’ya ve temel insan haklarına aykırı biçimde biyometrik verilerin alınması da Tasarıda yer almaktadır. Günün şartlarına uyma iddiasında olan bir yasanın, cinsiyet eşitliğini sağlayacak ebeveynlik izni getirmesi gerekirken, baba olan kamu görevlisine “mazeret izni”nin 2 gün artırılması yeterli görülmüştür.
Tasarı, Komite aşamasında hassasiyetle ele alınmalı, çağdaş kamu hizmeti ve verimlilik ile insan hak ve özgürlükleri birlikte değerlendirilmelidir. HAKSEN olarak Meclis Komitesi’ne katılarak detaylı hukuksal görüşlerimizi aktarmaya hazır olduğumuzu belirtiriz.

Parmak İzi ve Yüz Okutma Anayasa’ya ve İnsan Haklarına Aykırı

Kamu emekçileri mesai saatlerine uymalı ve halka hizmeti aksatmadan görevi başında bulunmalıdır. Bunun takibi için kart sistemi ve benzeri teknolojik yöntemler kullanılmaktadır. Ancak Tasarı ile getirilmeye çalışılan parmak izi ve yüz tanıma gibi sistemler (hali hazırda bazı kurumlarda kullanılsa da), biyometrik verilerin kişinin rızası olmadan alınmasına ve çoğu devlet dairesinde özel güvenlik şirketleri tarafından bu gibi verilerin toplanmasına sebep olacaktır. Anayasamız özel hayatın gizliliğini düzenlerken, TC Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in çeşitli kararlarında biyometrik verilerin mesai takibinde kullanılmasının özel yaşamın gizliliği hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğu açıkça belirtilmiştir. Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesini kolaylaştırmak amacıyla kişisel ve hassas veriler alınmadan da, dijital kart sistemleri kullanılabilir ve yaygınlaştırılabilir.
Ayrıca devamlılıkla ilgili olarak yöntemi belirleme yetkisinin her kurumun yöneticisine bırakılması da sakıncalıdır. Kamuda yeknesaklık ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’nın bütünleyici işlevi ve görevi gereği, devam yöntemlerinin ortak olması ve Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı tarafınan saptanması en doğrusudur.

İyileştirilmesi Gereken Göç Yasasındaki Bir Madde Tüm Kamuya Getiriliyor

“Sınıflara İlişkin Ortak Kurallar” yan başlıklı 54. madde ile; eğitim alarak barem içi artış (kademe ilerlemesi) düzenlemeleri Göç Yasası ile uyumlaştırılmakta, bazı haklar geriletilmektedir. Kamuda yeknesaklık ve çalışanlar arasında eşitlik sağlanmak isteniyorsa yapılması gereken Göç Yasası’ndaki hakları 7/79 Kamu Görevlileri Yasası ile uyumlaştırmaktır.
İkinci üniversite okuma halinde barem içi artış hakkı kaldırılmakta, master ve doktoranın kademe ilerlemesi hakkı vermesi için kadro görevi ile ilgili olması koşulu getirilmektedir. Oysa kamu görevlilerinin kendilerini farklı alanlarda geliştirmeleri, doğrudan kendi alanları ile ilgili olmasa da çeşitli alanlarda eğitim görmeleri, mesleklerini ve/veya görevlerini ve/veya vatandaş ile ilişkilerini geliştirecektir. Ayrıca neyin kadro görevi ile ilgili olup neyin olmadığı da hukuken tartışma konusu yaratabilecek, Mahkemeleri meşgul edecektir. Eğitime bağlı kademe ilerlemesi için Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’na, kriterleri belirsiz bir değerlendirme yetkisi verilmiş ve uygunluk bildirimi şartı getirilmiştir. Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı’nın bu yetkisini nasıl kullanacağı, hangi kadro görevleri için hangi diplomaları geçerli sayacağı ise tamamen belirsizdir. Dolayısıyla bu madde yasama yetkisinin devredilmezliği prensibine ve hukuki belirlilik ilkesine de aykırıdır.

Adaylık Süresi 3 Yıla Uzatılabilecek

Mevcut yasada adaylık süresi bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere düzenlenmiştir.Tasarı, adaylık süresini doğrudan iki yıl olarak düzenlemekte ve asıl-sürekli kadroya atanması mümkün olmayanların adaylık süresinin bir yıl daha uzatılabilmesini öngörmektedir. Böylece adaylık süresi fiilen üç yıla kadar çıkabilecektir. Bu, yeni başlayan kamu görevlilerinin daha uzun süre iş güvencesinin olmaması, sendikaya üyelik, grev gibi bazı hakları rahatça kullanamaması ve yöneticilerin ya da siyasilerin baskısı altında çalışması anlamına gelecektir.

Çağdaş Ebeveyn İzni Yerine “Mazeret” İzni

Yasanın 111. maddesindeki mazeret izinleri geliştirilmiş ancak eşi doğum yapan kamu görevlisine sadece 5 gün “mazeret” izni tanınmıştır. Mevcut yasada 3 gün olan bu iznin 5 güne çıkarılması, toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından yetersiz ve anlamsızdır. Çağdaş iş hukukundaki ebeveynlik izni (Çocuk sahibi olan kadın ve erkeğe hem bebeğin doğumu hem de hastalık ve ihtiyaçları durumunda eşit şekilde izin verilmesi) kadın ve çocuk haklarına duyarlı, sosyal bir devlette olması gereken düzenlemedir. Bebek bakımı görevinin eşler arasında eşit paylaşılması için baba olan bir kamu görevlisinin de en az 40 gün izin hakkı olmalıdır. Anne ve babanın dönüşümlü kullanabileceği çok daha uzun süreli ebeveynlik izinleri de yasaya eklenmelidir.

Kamu Görevine Alınmada Anayasal Kurallar ve Artan Sınav Harcı

Kamu görevine alınma koşulları Tasarının 12. maddesi ile değiştirilmektedir. Ülkemizde adaletsiz bir şekilde golifa gibi dağıtılan yurttaşlıklara ve kapitalizmin genç çalışan arzusuna göre bazı düzenlemeler yapılmak istendiği görülmekte ancak bu düzenlemeler Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir. Kamu görevine alınmada 45 yaş üst sınırı ve 5 yıl ikamet koşulu, Anayasa madde 72 ile çelişmektedir. Anayasa’ya göre her yurttaş kamu görevine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. Çağdaş ve ülke gerçeklerimizi gözeten bir Yurttaşlık Yasası olmaması dolayısıyla yaşanan sosyo-kültürel sorunlar ülkemizin acı bir gerçeği olmakla birlikte Kamu Görevlileri Yasasında çözülemez.
Tasarının 13. maddesi ise Anayasal kurallara uymadan sınav harcını yükseltmektedir. Anayasa’ya göre harçlar Meclis tarafından yasa ile belirlenir ve belli oranlarda artırma yetkisi, yürütmeye devredilebilir. Tasarıda sınav harcı, alakasız bir şekilde Asgari Ücret Tespit Komisyonuna bırakılmış ve yüksek bir oran belirlenmiştir. Doğru yöntem, Yasada makul bir sınav harcının konması, bunu 10 katına ulaşıncaya kadar her yıl hayat pahalılığı oranında artırma yetkisinin yürütmeye verilmesidir. Sınava itiraz halinde, ileri itiraz için her soru başına, sınav ücretinin yarısı kadar itiraz ücreti alınması ise pratikte itiraz hakkının kullanılmasını ortadan kaldıracak bir düzenlemedir.

Sendikal İzinlerde Eşitsizlik

Mevcut Yasada en çok üyeye sahip iki sendikanın özel izin hakları vardır. Ayrıca yetkili sendikalar dışında kalan ve en az 100 üyesi bulunan sendikalara da yılda 4 kişiye 20 gün ödenekli izin hakkı tanınmıştır. Tasarı, 2 büyük sendikanın profesyonel/yarı profesyonel sendikacı sayısını artırmakta ancak az üyeli sendikaların izinlerini artırmamaktadır. Örgütlü toplumun ve demokrasinin gelişmesi için yapılması gereken; küçük sendikaların da izin haklarının artırılmasıdır.

Sonuç olarak

Bu metinde sadece belli başlı noktalarına değindiğimiz çok kapsamlı Kamu Görevlileri Yasası, çağdaş iş hukukuna, örgütlü ve demokratik toplumun gereklerine, cinsiyet eşitliğine ve kamu emekçilerinin haklarının ilerletilerek kamuda verimin artırılmasına göre ele alınmalıdır.
Aynı hükümet döneminde bile değişen siyasi atamalarla keyfi bir şekilde yönetilen, liyakatın ve adaletin baştakilerle sarsıldığı kamu yönetiminde yenilenme isteniyorsa, çeşitli toplumsal kesimlerin ve tüm sendikaların görüşleri ile yeni bir çalışma yapılmalıdır. HAKSEN olarak Meclis Komitesi’ne katılarak detaylı hukuksal görüşlerimizi aktarmaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurgularız.

Ortak Basın AçıklamasıSendikalarımız, hükümetin halkın alım gücünü yok sayan zamlarını, liyakat ilkesini hiçe sayan üçlü...
08/06/2026

Ortak Basın Açıklaması

Sendikalarımız, hükümetin halkın alım gücünü yok sayan zamlarını, liyakat ilkesini hiçe sayan üçlü kararname atamalarını, kurumsal hafızayı ortadan kaldırmayı hedefleyerek müşavirlik sistemini geri getirmeyi amaçlayan yasa çalışmalarını ve ülkemizin stratejik değerlerini özelleştirme yoluyla peşkeş çekme girişimlerini büyük bir endişeyle izlemektedir.

Yaşanan bu gelişmeler karşısında bugün gerçekleştirilen ortak toplantıda, Sendikalarımız önümüzdeki hafta eylemlilik sürecini başlatma kararı almıştır.

KKTC İstatistik Kurumu Mayıs ayı enflasyon oranları açıklandı.
05/06/2026

KKTC İstatistik Kurumu Mayıs ayı enflasyon oranları açıklandı.

Bayramınız kutlu olsun..
27/05/2026

Bayramınız kutlu olsun..

25/05/2026
ORTAK BASIN AÇIKLAMASIHaftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi...
24/05/2026

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

Haftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B numaralı düzenleme, komitede hiçbir değişikliğe uğramadan yeniden Meclis’e sevk edilmiştir.

Gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokmayı meşru gören bu yaklaşım, siyasi bir tercihin ürünüdür. Başbakanlık görevini yürüten Ünal Üstel’in talimatlarını uygulayan UBP-DP-YDP hükümeti, toplumun farklı kesimlerinden yükselen itirazları değerlendirmek yerine, önceden şekillenmiş bir siyasi iradeyi hayata geçirmeyi tercih etmiştir.

Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemeler, meslek örgütleriyle, hukuk çevreleriyle ve toplumun ilgili kesimleriyle gerçek bir istişare yürütülerek hazırlanır. Burada yaşanan ise tam tersidir. Görüş alma görüntüsü altında toplumsal itirazların etkisizleştirilmeye çalışıldığı, kararın baştan verildiği ve komite sürecinin demokratik müzakere zemini olmaktan çıkarılarak bir formaliteye dönüştürüldüğü bir tablo ile karşı karşıyayız.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından geri gönderilen düzenlemeye ilişkin ortaya konan hukuki çekinceler de bilinçli biçimde yok sayılmıştır. Basın ve ifade özgürlüğüne ölçüsüz müdahale riski, hukuki belirsizlik ve temel haklara yönelik olası ihlaller konusunda yapılan değerlendirmeler dikkate alınmamıştır. Hükümet uzlaşı aramamış, eleştirileri değerlendirmemiş ve toplumsal kaygıları dikkate alma ihtiyacı dahi hissetmemiştir.

Üstelik hükümet bu yaklaşımı burada da bırakmamaktadır. Komiteden geçirilen düzenlemenin Pazartesi günü alelacele Meclis gündemine taşınarak yasalaştırılmak istenmesi, demokratik tartışmadan kaçan ve oldu bitti yöntemlerini tercih eden bir anlayışın göstergesidir. Basın örgütlerinin uyarılarına, hukuk çevrelerinin değerlendirmelerine ve toplumun her kesiminden yükselen itirazlara rağmen sergilenen bu tavır kabul edilemez.

Toplumsal rızayı değil sayısal çoğunluğun gücünü esas alan bu anlayışın sonucu açıktır. Gazetecilik üzerinde baskı yaratmak, kamusal denetimi zayıflatmak ve toplumun bilgiye erişimini kontrol altına almak. Bunun adı demokratik düzenleme değil, cezai baskı yoluyla kamusal alanı daraltma girişimidir.

Bizler aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri olarak bu yaklaşımı reddediyoruz. Toplumun her kesiminin itirazlarına rağmen, meşruiyeti tartışmalı bir hükümetin oldu bitti yöntemleriyle temel hakları sınırlamaya çalışmasını kabul etmiyoruz. Demokratik hakların daraltılmasına yönelik bu girişim karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ifade ediyoruz.

Bu nedenle Pazartesi günü saat 11.00’de Cumhuriyet Meclisi önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştireceğimizi ve Meclis oturumunu izlemek üzere orada olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Demokratik değerlere, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkan herkesi dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

Buna sessiz kalmayacağız.

Saygılarımızla

Basın Emekçileri Sendikası
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Medya Etik Kurulu

Baraka Kültür Merkezi
Belediye Emekçileri Sendikası (BES)
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ)
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (ESPA)
Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen)
Eşit Hak ve Adalet Sendikası (Hak-Sen)
Gelir ve Vergi Dairesi Çalışanları Sendikası (Vergi-Sen)
Gümrük Çalışanları Sendikası (Güç-Sen)
Hazine ve Maliye Çalışanları Sendikası (Maliye-Sen)
İnsan Hakları Platformu (İHP)
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ)
Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen)
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS)
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen)
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi

Bağımsızlık Yolu (BY)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
Halkın Partisi (HP)
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP)
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP)

Değerli Üyelerimiz,Baraka Tiyatro Ekibi’nin sahnelediği “Eşeğin Gölgesi” isimli müzikli, politik komedi oyunu, bu akşam ...
23/05/2026

Değerli Üyelerimiz,
Baraka Tiyatro Ekibi’nin sahnelediği “Eşeğin Gölgesi” isimli müzikli, politik komedi oyunu, bu akşam saat 20:00’de Lefkoşa Kızılbaş Parkı’nda olup HAKSEN üyeleri için ücretsizdir. Haldun Taner’in yazdığı, Baraka Tiyatro Ekibi’nin ülkemize uyarladığı, Sol Anahtarı müzik topluluğunun bestelerini yaptığı oyun, sermaye düzenine, kirlenmiş siyasete, din istismarına mizahi eleştiriler getirmektedir.

19/05/2026

Ceza Yasalarına Karşı Dayanışmayı Büyüteceğiz

UBP-DP-YDP hükümeti ve meclis çoğunluğu, günlerdir kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olan Ceza Muhakemeleri Usulü düzenlemesi, toplumdan yükselen itirazlara rağmen aynı dayatmacı anlayışla ilerletmeye çalışmaktadır. Basın özgürlüğünü, düşünce, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını doğrudan ilgilendiren böylesine kritik bir konuda toplumun örgütlü yapılarının görüşlerini yok saymak, demokratik katılım ilkesini açıkça ihlal etmektedir.

Cumhurbaşkanı tarafından yeniden değerlendirilmek üzere Meclis’e geri gönderilen Ceza Muhakemeleri Usulü düzenlemesinin, 20 Mayıs tarihinde Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde yeniden görüşülecek olmasına rağmen, süreçten doğrudan etkilenecek basın emekçilerinin ve ilgili basın örgütlerinin bir kez daha dışlanması kabul edilemezdir.

Bugüne kadar sendikalar, basın örgütleri, hukuk çevreleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasal partiler tarafından yapılan açıklamalarda da vurgulandığı üzere, söz konusu düzenleme yalnızca teknik bir hukuk değişikliği değildir. Bu düzenleme, toplumun haber alma hakkını, eleştirel düşünceyi ve kamusal denetim mekanizmalarını doğrudan etkileyecek ciddi sonuçlar yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Özellikle gazetecilik faaliyetlerinin cezai baskı tehdidi altına sokulması, kamu yararına yapılan haberlerin, araştırmacı gazeteciliğin ve eleştirel yayıncılığın baskılanmasına neden olacaktır. Böylesi bir ortamda gazeteciler, yalnızca haber yaptıkları için soruşturma ve ceza tehdidiyle karşı karşıya kalacak, bu durum ise toplumda oto sansürü yaygınlaştıracaktır.

Basın üzerinde yaratılacak baskı yalnızca basın emekçilerini değil, toplumun tamamını etkileyecektir. Halkın gerçeklere ulaşma hakkının zayıflatılması, yolsuzlukların, usulsüzlüklerin, kamu yararına aykırı uygulamaların görünmez hale gelmesine neden olacaktır. Demokratik toplumlarda basın, kamunun gözü ve kulağıdır. Bu alanın baskı altına alınması, demokratik denetim mekanizmalarının da zayıflatılması anlamına gelmektedir.

Ayrıca ilgili düzenlemenin muğlak ve geniş yorumlara açık ifadeler içermesi, hukuk güvenliği açısından ciddi sakıncalar yaratmaktadır. Yasaların belirsiz hale getirilmesi, ifade özgürlüğünü kullanan her yurttaşın potansiyel olarak suçlama tehdidi altında bırakılması anlamına gelir. Bu ise yalnızca gazeteciler için değil, sosyal medya kullanıcılarından aktivistlere, sendikacılardan yurttaşlara kadar toplumun geniş kesimleri üzerinde baskı yaratacaktır.

Özellikle basın örgütlerinin ve ilgili kesimlerin yeniden komite çalışmalarına çağrılmaması, hükümetin eleştirileri dikkate almak yerine yalnızca şeklen bir “yeniden değerlendirme” görüntüsü yaratmaya çalıştığını göstermektedir. Eğer gerçekten hukuki hassasiyet, toplumsal uzlaşı ve demokratik meşruiyet gözetilseydi, süreç şeffaf, katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yürütülürdü.

Ancak UBP-DP-YDP hükümeti, halkın itirazlarını dinlemek yerine kapalı kapılar ardında yasa geçirme anlayışında ısrar etmektedir. Demokratik toplumlarda böylesine önemli düzenlemeler, ilgili kesimler dışlanarak, eleştiriler yok sayılarak ve oldu-bitti yöntemleriyle hayata geçirilemez.

Bizler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, basın örgütleri ve siyasal partiler olarak; basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. UBP-DP-YDP hükümetini ve meclis çoğunluğunu, toplumdan yükselen tüm itirazlara rağmen bu düzenlemeyi oldu bittiye getirerek geçirme ısrarından vazgeçmeye; ilgili tüm kesimlerin katılımıyla şeffaf, demokratik ve katılımcı bir süreç yürütmeye ve ilgili yasadaki 23B numaralı yasa maddesini geri çekmeye çağırıyoruz.

Basın-Sen
BES
Dev-İş
Güç-Sen
HAKSEN
KTAMS
KTOEÖS
KTÖS
Maliye-Sen
Tel-Sen
Tıp-İş
Türk-Sen

Baraka Kültür Merkezi
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi-ESPA
Federal Çözüm için Barış ve Demokrasi İnisiyatifi
İnsan Hakları Platformu
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi

Bağımsızlık Yolu
Halkın Partisi
Toplumcu Demokrasi Partisi
Yeni Kıbrıs Partisi

Tarihimiz ve Kültürümüz Sermayeye Teslim Edilemez!Kültürel mirasın korunması, müzeciliğin geliştirilmesi ve müzelerin to...
18/05/2026

Tarihimiz ve Kültürümüz Sermayeye Teslim Edilemez!

Kültürel mirasın korunması, müzeciliğin geliştirilmesi ve müzelerin toplumla buluşturulması amacıyla kutlanan 18-24 Mayıs Müzeler Haftası’nın başladığı bugün, hükümetin kamusal müzeciliği nasıl geliştireceğimizi değil, mevcut müzeler içerisinden gelir getirenleri özel sermayeye devretmeyi tartışması kabul edilemezdir.

Müzeler yalnızca bilet geliri üreten işletmeler değildir. Müzeler, toplumların belleğini, tarihsel birikimini, kültürel zenginliğini ve ortak mirasını koruyan kamusal alanlardır. Bu alanların kâr odaklı yapılara devredilmesi, belleğimizin zayıflatılması ve tarihsel mirasımıza ihanet anlamına gelecektir.

Müzelerde görev yapan emekçiler yalnızca bilet kesen, kapı açıp kapatan personel değildir. Kültürel mirasın korunması, eserlerin güvenliği, ziyaretçilerin doğru bilgilendirilmesi, müze düzeninin sürdürülebilmesi ve kamusal hafızanın toplumla buluşturulması, bu alanda çalışan emekçilerin emeğiyle mümkündür.

Özelleştirme, müzelerin hafta sonu veya mesai saatleri dışında açılamamasıyla gerekçelendirilmeye çalışılmaktadır. Oysa bu durum özelleştirmenin değil, müzelerdeki personel eksikliğinin ve kamusal planlama yapılmamasının göstergesidir. Çözüm, müzeleri özel sermayeye devretmek değil; kadrolu istihdamı artırmak, fazla mesai ve vardiya düzenini emekçilerin haklarını koruyacak biçimde planlamak, müze emekçilerinin mesleki eğitimini güçlendirmek ve çağdaş müzeciliği kamu eliyle kurumsallaştırmaktır.

Yapılması gereken, çağdaş müzeciliği kamu eliyle hayata geçirmektir. Bunun için öncelikle turizmi yalnızca her şey dahil oteller ve kumarhaneler üzerinden planlayan, her şeyi bu yapıların ihtiyaçlarına göre tasarlayan anlayış terk edilmelidir. Bunun yerine kültürel, tarihsel ve agro turizmi esas alan, toplumun bütününe fayda sağlayacak yeni bir turizm anlayışı geliştirilmelidir.

Bu anlayışla bakıldığında, müzecilikte dijitalleşmenin kamu eliyle sağlanması gerektiği açıkça görülmektedir. Müzelerin halkla daha güçlü biçimde buluşabilmesi için dijital biletleme, çevrim içi tanıtım, çok dilli rehberlik, tarihsel canlandırmalar, kültürel etkinlikler, eğitim programları ve turizm entegrasyonu gibi çağdaş uygulamalar hayata geçirilmelidir. Müzelere erişimi kolaylaştıracak müze kart benzeri alternatifler de bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Ne var ki hükümet, müzeleri geliştirmek yerine adeta “müzelerden kurtulup yolumuza devam edelim” anlayışıyla hareket etmektedir. Bu yaklaşım, kültürel mirasa sahip çıkmak değil, kamusal sorumluluktan kaçmaktır.

Tarihimizde, tarihi eser kaçakçılığı üzerinden açılmış kara sayfalar zaten vardır. Aynı hataların yeni biçimlerle tekrar edilmesine izin verilemez. Kamu yararını değil kısa vadeli kârı esas alan ticari bir anlayışa kültürel miras teslim edilirse, tarihi eserler de kamusal değerinden koparılarak rant, prestij, vergi avantajı veya ticari pazarlama aracına dönüştürülebilir.

Mevcut örnekler göstermektedir ki özel müzeler ile kamusal müzeler arasında halkın erişimi bakımından ciddi fiyat farkları bulunmaktadır. Müzeler özel sermayenin kâr hesabına terk edildiğinde, bu alanlar halkın değil, yalnızca parası olanların gezebileceği mekânlara dönüşecektir.

HAKSEN olarak açıkça ifade ediyoruz: İhtiyacımız olan şey özelleştirme değil; alandaki tüm paydaşlarla birlikte kurgulanacak, bilimsel, erişilebilir, çağdaş ve kamusal bir müzecilik anlayışıdır. Personel eksikliği, bütçe yetersizliği ve siyasi iradesizlik nedeniyle aksayan hizmetlerin çözümü kültürel mirasın sermayeye devredilmesi olamaz. Çözüm, müze emekçilerinin güvenceli istihdamı, yeterli bütçe, liyakatli kadrolaşma, çağdaş çalışma koşulları ve kamusal müzecilik anlayışıdır.

Tarihimiz satılık değildir.
Kültürel mirasımız sermayeye teslim edilemez.
Müzeler halkındır, halkın kalmalıdır.

18-24 Mayıs Müzeler Haftası kutlu olsun.

HAKSEN Yönetim Kurulu (a)
Salih Erşangil
Başkan

Address

Mehmet Akif Caddesi Salahi Çelik Apartmanı III. Kat Daire:5 Kumsal/Lefkoşa
Lefkosa
99010

Opening Hours

Monday 08:00 - 16:15
Tuesday 08:00 - 16:15
Wednesday 08:00 - 16:15
Thursday 08:00 - 17:30
Friday 08:00 - 16:15

Telephone

+905338250825

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Haksen posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Organization

Send a message to Haksen:

Share