14/06/2026
Sultanın Karşısında Tek Başına: İz bin Abdisselam (r.h.)
El-Bâcî şöyle anlatır: “Bir bayram günü İzzeddîn bin Abdüsselâm, sultanla bayramlaşmak üzere saraya gitti. Saraya girince, bütün herkesin sultanla bayramlaşmak için hazır bulunduğunu, âmirlerin ve ulemânın, sultânın önünde yerlere kadar eğildiğini gördü, İzzeddîn bin Abdüsselâm, sultânı, bir ta’zim kelimesi olmadan ismi ile çağırarak; “Yâ Eyyûb! Allahü teâlâ kıyâmet gününde sana; “Sana bütün Mısır memleketini verdim. Ya’nî seni oraya sultan yaptım. Sen ise, hükmün altındaki topraklarda rakı satılmasına müsâade ettin derse, o zaman senin tutanağın ne olacak?” diye sordu. Sultan Eyyûb; “Sen bunu gördün mü?” diye sorunca, İzzeddîn bin Abdüsselâm; “Evet. Falan yerde, falan dükkânda içki açık olarak satılıyor ve daha başka birçok kötü işler oluyor. Sen bu memleketin sultânısın, niye bunlara mâni olmuyorsun?” dedi. Orada bulunanların hepsi bu sözleri duydu. Sultan; “Efendim! Bu şeyler, benim zamanımda olan şeyler değildir. Bunlar, benim babamın zamanında olan şeylerdir” dedi. Bunun üzerine İzzeddîn bin Abdüsselâm, “Hayır (onların aklî ve naklî hiçbir delîlleri yoktur) ancak şöyle dediler: “Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de onların izlerince giderek hidayet buluruz” meâlindeki, Zuhrûf sûresi yirmiikinci âyet-i kerîmesini okudu ve; “Kendi akıllarınca bunu tutanak olarak görürler. Hâlbuki bunlar huccet değildir. Bunlarla hiçbir zaman kurtuluşa erişilemez. Ya’nî benim zamanımda değil de, babamın zamanından beri satılıyordu, demekle kurtulunmaz” dedi. Bunun üzerine sultan, derhal o içki satılan dükkânı kapattırdı. Ben, İzzeddîn bin Abdüsselâm’a; “Nasıl oldu da siz öyle, o kadar insanın içinde sultâna o sözleri söylediniz?” diye sorunca, o; “Sultan kibirlenmesin ve gurûrlanmasın diye söyledim” cevâbını verdi. Ben tekrar; “Sultandan korkmadınız mı?” diye sordum, O da; “Allahü teâlânın bana verdiği heybetten dolayı, sultan benim yanımda küçücük kaldı” diye cevap verdi.”