Bireylerin toplum benliklerinden ayrılmaz parçalar oldukları muhakkaktır. Çoğu zaman taşıdıkları kişisel değerler de bulundukları zümrelerin benliğiyle meşruiyet kazanmaktadır. Bizler en büyük benliği ilim uğrunda kalem tutmak ve kelam etmek olarak addetmiş nesiller olarak en temel hak ve hürriyetimiz; bu temel karakterlerimizi korumak ve onların bekasını engelleyecek koşullara karşı mücadele etme
k olacaktır. Yozlaşmanın, basitleştirmenin ve aslını inkârcılığın en yüksek seviyelere çıkarıldığı bu çağda; Ülkemizin geleceğini tayin edecek bürokratik, diplomatik ve siyasi kadrolar bizlerin içerisinden çıkacaktır. Aktif, çalışkan ve toplum değerlerini muhafaza ederek o değerleri çağın gerekliliklerine uygulayabilmek herkesin ve her kesimin mutabık olduğu en büyük uzlaşımızdır. Geleceğin Türkiye’sini inşa etmede yolculuğumuza, Peygamber duasına mazhar olmuş ve her anlamda Modern Türkiye’nin lokomotifi konumunda olan İstanbul’dan başladık.
“İstanbul Fikir Enstitüsü” olarak, son damla mürekkebe kadar sürecek olan bir harbin başındayız. Öncelikle genç nesil arasında daha sonra ise geniş bir toplum zemini üzerinde birlik ve ilerleyişimizi yerine getirmek için verdiğimiz mücadelenin muzaffer olacağına can-ı yürekten inanıyoruz. Bu safhada misyon ve vizyon meseleleri bizler için ehemmiyet kazanmaktadır. “İstanbul Fikir Enstitüsü” ’nde beyan edilen her fikrin ortak paydası “Edep” ve “Hakikat” olacaktır. Bunlardan ilki olan edep ki her ilmin başlangıcı ve irfan kapısının anahtarıdır. Hakikat ise bizlerin ilim misali yitik hazinesidir. Kalemimiz ve kalbimiz bu hazineyi bulana kadar yani ebede kadar durmadan yazacaktır. Fikir yegâne ölümsüz olgudur. Tek bir disipline bağlı kalamaz. Hayatın her alanında var olan bu olguyu akademik disiplin içerisinde olsun olmasın, “söylenen her sözün değeri vardır.” ilkesiyle ortaya koymaktayız. Şekil değil düşüncenin özüne önem vermekteyiz. Bunun için de bir avuç hayalperest genç olarak bir araya gelip sizlerin karşısına çıkıyoruz.