Günümüz Köreşanı, Trabzon iline bağlı Vakfıkebir ilçesinin 46 mahallesinden 3’ünü (Kirazlık Yeni Mah. - Kirazlık Mah. TARİHTEN GÜNÜMÜZE KİRAZLIK
Kirazlık ismi tarihi belgelerde Kerasus/Keraşon/Kireşon/Köreşan/Giresun olarak geçmektedir. Kirazlıkla ilgili en eski bilgiye “Atinalı Ksenofon’un Anabasis Adlı Eseri”nde rastlamaktayız. MÖ. 401 yılında Pers tahtını ele geçirmek için paralı Yunan askerler
i ile Sardes’ten yola çıkan hanedan üyesi Genç Kiros, Mezopotamya’da yaptığı savaşı canıyla ödeyerek kaybedince onunla bölgeye giden paralı askerler dönüş yoluna koyulmuşlardı. Bu dönüş yolunda ordunun başındaki kumandanlardan biri Atinalı Ksenofon olup (MÖ. 430- 355?), bu paralı on bin Yunan askerinin memleketlerine dönüşünü “ANABASİS” adlı eserinde anlatmıştır. Bu esere göre; on binler ilk olarak Irak’tan Güneydoğu Anadolu’ya girerek Van Gölü’nün batısından kuzeye doğru Erzurum’a ulaşmışlardır. yol gittikten sonra Çoruh’u geçerek Sinopilerin Kolh ülkesindeki Trapezus (Trabzon) adlı kolonilerine ulaşmışlardır. Trabzon yakınlarında 30 gün konaklayan on binler, bu zaman içerisinde Kolkhların memleketini yağmalamışlardır. Trabzon civarında yaşayan bu halkın kendilerini ne adla andığı bilinmemektedir. Ancak Yunan kaynaklarında Kolkhis’in, Doğu Karadeniz ile Kafkas dağları arasında kalan bölgeye verilen bir isim olduğu anlaşılmaktadır. Bu yüzden Ksenophon da Trabzon civarında yaşayan halkı Kolkhlar olarak adlandırmış olmalıdır. Trabzon civarında bulunan Kolkhlar ülkesinin batı sınırını Vakfıkebir’deki Fol Deresi olarak işaretleyebiliriz. Bir süre sonra on binler artık Trabzon’da yağmalayacak yer bırakmayınca, kendilerini vatanlarına götürecek gemilerden herhangi bir haber gelmemesine rağmen bölgeden uzaklaşmak zorunda kalmışlardır. Bu amaçla bir kısmı el konulan gemilerle denizden, kalanları da karadan yola koyulmuştur. Kara yoluyla gidenler üç gün sonra Sinopluların bir kolonisi olan Kerasus/Giresun’a ulaştılar. Giresun/Kerassonte (Kerassunt) şehri Trabzon’un 42 km. batısında ve Vakfıkebir’in doğusuna düşen Kirazlık Deresi’nin ağzındaki Kireşon/Kirazlık Köyü’nün olduğu yer olarak belirlenmiştir. MS. 500’lü yıllarda yazılan Anonim Periplo’da Kerassonte, Koralla/ Görele Burnundan yaklaşık 12 km. doğuda gösterilmiştir. Görele’den Kerassonte şehrine ve aynı addaki ırmağına 60 stad yahut 8mil (12,87 km); Kerassonte’den Fener Burnu (Hieron-oros=Kutsal Burun)’na 90 stad yahut 12 mil (19,31 km) mesafe bulunmaktadır. Fener Burnu’nda da bir şehir ve gemiler için bir demir atma yeri vardır. Giresun’un adı Strabon ve Plinius’de de geçmektedir. Strabon’daki Kerasus’ta Vakfıkebir Körfezi’nde gözükmektedir. Kireson/Kirazlık’taki Giresun’da on gün kalan on binler burada orduyu teftiş ederek bir sayım yapmışlardır. Makronların memleketinden Kolkhların memleketine girerken 9800 kişi olarak bildiğimiz on binler, 30 gün boyunca çevrede yaptıkları yağmalar nedeniyle bölge halkıyla sürekli çatışmışlar ve 1200 zayiat vermişlerdir. Böylece on binler Vakfıkebir’e geldiğinde sayıları 8600’e düşmüştür. Bölgeden sadece yiyecek ve hayvan yağmalamayan Helenler, bölge halkından birçok insanı da esir etmişlerdi. On binler bu esirleri ve hayvanları Kirazlık pazarında satarak kazandıkları paraları kendi aralarında bölüşmüşlerdir. On binler civardaki köylerin savunmasız olduğunu anlayınca içlerinden bazıları buraları yağmalamak için harekete geçmiştir. Fakat civar köyleri bu baskını fark etmiş ve bu kişilere karşı koyarak yağmacıların birçoğunu öldürüp kalanlarını da kaçırmışlardır. Bu olaydan sonra on binler Kirazlık’tan ayrılmak zorunda kalmışlardır. Nitekim anlaşılan o ki Keraşon ismiyle de anılan, Vakfıkebir’in Kirazlık Köyü o dönemde yani bundan yaklaşık 2400 yıl önce ticaret ve medeniyet şehri idi. Gelişme gösterdiği sahalardan biri de demircilikti. Bu sahillerdeki demir cevheri ihtiva eden siyah kumlardan demir elde edildiği batılı tarihçiler tarafından tespit edilmiştir. Tycelot’un Karadeniz’e ait ilk demir kumu örnekleri, Trabzon’un 42 km doğusunda, şimdiki adıyla Kirazlık olarak anılan nehrin ağız kısmından ve yakınındaki köyden geliyordu. Demircilik sanatının izlerini günümüzde Vakfıkebir’in İshaklı, Rıdvanlı, Düzlük ve Demirci köyleri ile Beşikdüzü’nün Akise (Akkese) ve Hünerli/Kefli gibi köylerinde halen daha devam ettiğini görmekteyiz. Milattan önce 400’lerde geçen bu olayın dışında Kirazlık’la ilgili özel bir bilgiye rastlayamıyoruz. O yüzden bu dönemden Fatih’in Trabzon’u fethine kadar Vakfıkebir özelinden çıkarak Giresun’dan Rize’ye kadar uzanan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tarihini, çoğu zaman bir bütünü teşkil edercesine genelleme yapılarak ilçemizin Hitit, Gaşka, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans), Trabzon Rum İmparatorluğu, kısmen Hacıemiroğulları Beyliği ve Devlet-i Âliye (Osmanlı) egemenliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Trabzon’un fetihten sonra oluşturulan idari ayrıma göre Trabzon sancağı, Trabzon, Of, Rize, Atina (Pazar), Arhavi, Hemşin, Torul, Giresun ve Kürtün Kazaları’ndan; Trabzon Kazası ise Akçaabat, Maçka, Sürmene ve Yomra Nahiyeleri’nden oluşmaktaydı. Büyükliman coğrafyasının sahil yerleşimleri ise idari anlamda Trabzon merkez kazasına bağlı Akçaabat Nahiyesi sınırları içerisinde yer almaktaydı. Trabzon sancağı hakkında bilgi veren, ilki 1486 tarihli olan muhtelif tahrir kayıtları bu havzada yer alan Yoros (Yaklaşık 490 Kişi) ve İskefiye (Yaklaşık 358 Kişi) gibi kadim yerlerin Akçaabat Nahiyesi’ne bağlı olduğunu göstermektedir. 1694–1700 yılları arasında Vakfıkebir’e ait Bahadırlı, İbsalda, Yıldız, Caferli, Kerasun (Kirazlık) gibi köylerin başlı başına bir nahiye olan Yoros Nahiyesi’ne bağlı oldukları görülmektedir. Ancak bu istisna bir durumdu. Çünkü Yoros ile Yobol burnu arasında kalan sahil yerleşimleri 1840’lı yıllara kadar yani Tanzimat devrine kadar Trabzon merkez kazasına bağlı Akçaabat Nahiyesi sınırları içerisinde kalmıştır. 1840’tan sonra Vakfıkebir müdürlük, nahiye ve kaza olarak anıla gelmiştir. 1850 yılına ait vergi defterinde o dönem Vakfıkebir'in 92 köyünden biri de "Karye-i Keraşon" yani Kirazlık idi. O dönem Keraşon'da 69 kişiden toplamda 44.065,5 kuruş vergi tahsil edildiği yazılmaktadır. Kirazlık’la ilgili başka bir bilgiye de Trabzon Vilayet Salnamelerinde rastlamaktayız. Örneğin 1876 yılındaki Trabzon salnamede Kirazlık, Köreşan adıyla (Osmanlıca okunuşa göre Giresun-Kareşon-Kireşon olarak da çevrilmekte/okunmakta) anılmakta olup; toplamda 90 hane olup nüfusu 236 kişiden ibaretti. Ayrıca köyde 10 öküz, 40 inek, 5 kısrak, 10 at, 36 koyun’un bulunduğu bilgisi de verilmişti. Kirazlık ismine bu sefer 21 Ocak 1898 tarihli vakıflara ait bir yazıda rastlıyoruz. Yazıda Vakfıkebir Kazası’na ait Loğeysa (Mısırlı), Edra (Deregözü), Kaftandoz (Ballı), Keraşon (Kirazlık), Tarlata (Tarlacık), Adanoz (Hacıköy) köylerinin 8 saat mesafede bulunan Karadağ yaylasında bina eyledikleri yapılar ve otlaklar için Hatuniye Vakfı adına 2 kişiye toplamda 2.800 kuruş verdikleri yazmaktaydı. Kerasus/Keraşon/Kireşon/Kerassunt ve bugün daha çok kullandığımız Köreşan ismine gelince bu adın/ismin nerden geldiğine dair elimizde kesin bir bilgi yoktur. Ancak günümüzde kullanılan Kirazlık ismi Kirazlık’ın batısında, Vakfıkebir’in doğusunda yer alan ve aynı adı taşıyan dereden aldığı bilinmektedir.
“Köreşan” adından “Kirazlık” adına nasıl geçtiğimizi anlayabilmek için önce dönemin koşullarına bakmak gerekir. XIX. yüzyılın ilk yarısından itibaren Balkanlardaki milliyetçiliğin hızla yayılışı ve Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki etkilerine karşı İmparatorluk idarecileri birtakım tedbirler aldılar. Bu tedbirlerden biri de yer adlarının değiştirilmesini teşkil eden uygulamalar olmuştu. Bu doğrultuda Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa, 5 Ocak 1916’da yer adları değişikliği ile ilgili 3 maddelik bir emirname yayınladı ve emirname gereği her yerde heyetler oluşturuldu. Ancak yer adı değiştirme işleminde görev yapan heyet üyelerinin pek de bilgili olmadığı, bu işin alelacele, hiçbir altyapı hazırlığı olmaksızın gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Zira heyet üyeleri Türk etnolojisinden ve tarihinden habersiz olup has Türkçe adları da değiştirmişlerdir. Mesela; eski Bulgar Türk’ü, Kuman ve Peçenek oymaklarıyla ilgili olan Komandere Vamenli’yi Ortaköy; Komandere Raşi’yi Rıdvanlı; Komandere Kadahor’u Akköy; Komandere Habel’i Açıkalan olarak değiştirilmişlerdir. Yine Terlata, Tarlata; Colabi maa Furca, Çelebi olarak değiştirilmiştir. Bunlar eski adın okunuşundan esinlenerek konulan adlar olmuşlardır. Teklif edilen yeni yer adlarının bir kısmı tabiatla ilgilidir. Çamlık, Yaylacık, Düzlük, Soğuksu, Kıranköy, Deregözü, Bozalan ve Yıldız gibi köy isimleri bölgenin topografisini tanımlamaktadır. Meyveler ve çiçeklerde yer adı vermede ilham kaynağı olmuştur: Örneğin Kirazlık ve Mısırlı gibi. Verilen yer adları arasında şahıs ve sülale adları da görülmektedir. Bu tür yer adlarına Vakfıkebir’de sıkça rastlamak mümkündür. Bahadırlı, Caferli, Hamzalı, İlyaslı, İshaklı ve Sinanlı gibi birçok köy ismi bu son hususa örnek olarak verilebilir. Kısaca o dönem yapılan isim değiştirme işlemi Vakfıkebir’de tamamıyla uygulanmış olup, bugünkü köy adları o dönemde verilen köy adları ile aynıdır.