Lolan Oymağı Tarih, Kültür Araştırma, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği

  • Home
  • Turkey
  • Tekirdag
  • Lolan Oymağı Tarih, Kültür Araştırma, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği

Lolan Oymağı Tarih, Kültür Araştırma, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Alevilik, kısır düşünce ve fikirler içerisine hapsedilemez, herhangi bir etnik köken ile sınırlandırılamaz. Gidenlerin devr-i daim kalanların yolları açık ola.

Her canlıya evrensel bir bakış ile yaklaşan, büyük ve kapsayıcı bir kültürdür.

____________________________________________          hızır pir ahievren ahi_evren semah cem lolan_oymağı lolanlılar şah...
12/06/2026

____________________________________________
hızır pir ahievren ahi_evren semah cem lolan_oymağı lolanlılar şahımerdan şahımerdanali lolan hızır hz_ali hzali zülfikar zülfükar insanız insan hzhüseyin hzhasan çiftesultanlar şahismail sahismail türkmenalevi ahievran

Trabzon’daki mitingde açılan “Biz yakarsak söndüremezler” pankartının bazı Alevi yurttaşlarda neden derin bir rahatsızlı...
10/06/2026

Trabzon’daki mitingde açılan “Biz yakarsak söndüremezler” pankartının bazı Alevi yurttaşlarda neden derin bir rahatsızlık uyandırdığını anlamakta zorlananlar için bu paylaşımı yapıyorum. Çünkü bazı sözler ve bazı imgeler, onları gören herkes için aynı anlamı taşımaz; kimi zaman bir kesimin sıradan gördüğü bir ifade, başka bir kesimin hafızasında acıların, korkuların ve kayıpların izlerini canlandırabilir.

“1781 yılında Afyon Valisi Bekir Paşa’nın dahliyle, Afyon-Döğer’deki Emre Sultan Tekkesi’nin bulunduğu Emre Sultan köyünde gizli ayin ve şekavetle suçlanarak 11 kişi idam edilir. Bu idamların ardından yöre halkının gösterdiği tepki üzerine, “mülhidlik” ve “mum söndü ayinleri” gibi ithamlarla köye yönelik devlet güçleri ve yerel Sünni halk tarafından saldırılar olur. Kaçıp Taptuk Emre Tekkesi’ne sığınan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzü aşkın kişi 1782 yılının Haziran ayında yakılarak öldürülür, tekke de bu olaylar sırasında tahrip edilir. Osmanlı arşiv belgelerinde ayrıntılı biçimde kaydedilen bu gelişmeleri takiben bölgedeki Alevi-Bektaşi nüfusu ciddi ölçüde azalır. (Konuyla ilgili Fikret Yılmaz hocanın tümüyle Osmanlı arşiv belgelerine dayanan ve son derece ayrıntılı şu çalışmasına bakılabilir:
1782’de Bir Kızılbaş Katliamı: Hafıza, Karalama ve Şiddet,” Tarih ve Toplum, no: 23 (Bahar 2024): 9-71.)”

Bu pankartı açan açtı hadi de görenin kapattırmamış olmasını da bir düşünmek gerekmez mi…!

Alevi toplumunun tarihsel hafızasında yalnızca Sivas değil, yüzyıllara yayılan dışlanmaların, suçlamaların, yakılmaların ve katliamların bıraktığı derin izler vardır. Bu nedenle “yakmak” fiili etrafında kurulan söylemler, hangi niyetle söylenmiş olursa olsun, bazı insanlarda geçmişin acılarını yeniden hatırlatır.

Burada yapılması gereken, birbirimizin yaralarına kulak vermek ve o yaraları küçümsememektir. Bir toplumun ortak geleceği, acıları yarıştırarak değil, birbirinin hassasiyetlerini anlamaya çalışarak kurulabilir. Hiç kimsenin incinmesini istemeyen bir dil, hepimizin ihtiyacıdır.

Dünya değildir seni aldatan, sensin dünyaya aldanan…
04/06/2026

Dünya değildir seni aldatan, sensin dünyaya aldanan…

Aleviler ve Bitmeyen Eşitlik Sınavı… Cumhuriyetin kurucu partisi CHP, Atatürk’ün eşit yurttaşlık anlayışının siyasal mir...
01/06/2026

Aleviler ve Bitmeyen Eşitlik Sınavı…

Cumhuriyetin kurucu partisi CHP, Atatürk’ün eşit yurttaşlık anlayışının siyasal mirasını taşıdığını söyler. Ancak son yıllarda yaşanan tartışmalar, bu ilkenin toplumun her kesimi için aynı ölçüde işletilip işletilmediği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Türkiye’nin yakın tarihinde Aleviler birçok acı yaşadı. Katliamlar, ayrımcılık, dışlanma ve ötekileştirme hafızalarda derin yaralar bıraktı. Bu süreçlerde yalnızca devletin veya hükümetlerin sessizliği değil, Alevilerin günlük yaşamlarında dost bildikleri insanlardan, çalışma arkadaşlarından ve sosyal çevrelerinden bekledikleri dayanışmayı görememeleri de büyük bir kırgınlık yarattı. En zor günlerde hissedilen yalnızlık, kuşaklar boyunca taşınan bir hafızaya dönüştü.

Bugün ise farklı bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin kamu kurumlarında, üst düzey bürokrasisinde ve karar alma mekanizmalarında Alevilerin temsili hâlâ son derece sınırlı. Eşit yurttaşlık söylemlerine rağmen, yöneticilik kadrolarında ve stratejik görevlerde Alevi yurttaşların görünürlüğü dikkat çekici biçimde düşük kalmaya devam ediyor.

Daha da düşündürücü olan, son yıllarda CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yürüyen tartışmalarda ortaya çıkan dil olmuştur. Bir siyasetçinin başarıları veya başarısızlıkları elbette eleştirilebilir. Ancak siyasi hesaplaşmanın, performans değerlendirmesinin veya kişisel öfkenin zaman zaman Alevi kimliğine yönelen saldırılara dönüşmesi, yalnızca bir siyasetçiyi değil milyonlarca Alevi yurttaşı da incitmektedir.

Devamı önceki paylaşımdadır…

Aleviler ve Bitmeyen Eşitlik Sınavı… (Devamı)Birçok Alevi, siyasi görüşü ne olursa olsun, bu tartışmaları üzüntü ve dehş...
01/06/2026

Aleviler ve Bitmeyen Eşitlik Sınavı… (Devamı)

Birçok Alevi, siyasi görüşü ne olursa olsun, bu tartışmaları üzüntü ve dehşetle izlemektedir. Çünkü eleştirilerin siyasi tercihlerden çıkıp inanç ve kimlik alanına kaydığı her durumda verilen mesaj açıktır: Sorun kişinin yaptıkları değil, kim olduğudur. İşte bu duygu, geçmişten gelen eşitsizlik ve dışlanmışlık hafızasını yeniden canlandırmaktadır.

Cumhuriyetin birleştirici ruhu; insanların mezheplerine, kökenlerine veya inançlarına göre değil, yurttaşlık temelinde değerlendirilmesini gerektirir. Türkiye’nin ihtiyacı yeni ayrışmalar üretmek değil, ortak bir gelecek fikrini güçlendirmektir.

Bugün sorulması gereken soru şudur: Alevilerin kamusal alandaki görünürlüğünün azalması, temsil imkanlarının daralması ve kimlikleri üzerinden yeniden hedef haline getirilmesi kimin işine gelmektedir? Zaten tarih boyunca ağır bedeller ödemiş bir topluluğun daha fazla yıpratılması, bu ülkeye ne kazandıracaktır?

Cumhuriyet ancak bütün vatandaşlarını eşit, onurlu ve güvende hissettirebildiği ölçüde güçlenebilir. Aksi halde kaybeden yalnızca Aleviler değil, ortak yaşam iradesi ve toplumsal barış olacaktır.

12/05/2026

Amin sözcüğü Kur’an-ı Kerim’de yer almamakla birlikte, duaların sonunda söylenen bir temenni sözüdür. Ayrıca, ‘Amin’, ‘Amon’ ve ‘Amen’ gibi sözcüklerle Mısır Firavunu Amon Ra’ya atıfta bulunulduğu yönünde bazı görüşler bulunmaktadır; Alevi-Bektaşi düşünce ve inanç sisteminde Allah’ın varlığını ve birliğini doğrudan dile getirmek için ‘Allah Allah’ tabiri kullanılır.

Bir insanın inancını ya da kimliğini aşağılamak, aslında o kişinin değil, bunu yapanın vicdanını ortaya koyar. Kemal Kıl...
30/04/2026

Bir insanın inancını ya da kimliğini aşağılamak, aslında o kişinin değil, bunu yapanın vicdanını ortaya koyar. Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullanılan ayrıştırıcı ve incitici ifadeler, bu toprakların yüzyıllardır taşıdığı birlikte yaşama kültürüne yakışmıyor.

Alevi olmak da, Sünni olmak da, başka bir inanca sahip olmak da bu ülkenin gerçeğidir ve zenginliğidir. İnsanları kökeniyle, inancıyla ya da kimliğiyle hedef almak yerine; saygıyı, anlayışı ve ortak insanlık değerlerini büyütmek gerekir.

Sizin kininizden beslenenler olabilir; ancak biz Aleviler, yüzyıllardır bu topraklarda hoşgörüyü, sevgiyi ve insanı merkeze alan bir anlayışı yaşatıyoruz. Yolumuz incitmek değil, onarmaktır. Dışlamak değil, kucaklamaktır.

Kin dili kolaydır; zor olan, farklı olana rağmen bir arada durabilmektir. Bugün ihtiyacımız olan şey öfke değil, vicdan. Ayrıştırmak değil, kucaklamak. Çünkü bu ülke, herkesin kendini eşit ve değerli hissettiği zaman güçlenir.

Diğer yandan; özür dilemesi suçu ortadan kaldırmaz, Kılıçdaroğlunun da alevi derneklerinin de bu hakarete karşı dava açtığını görmek de biz alevilerin hakkı. Bilmeliyiz ki kin ve nefret suçunun cezası hukuki yollardan aranıyor ve ceza veriliyor. Kılıçdaroğlu kişinin özürünü kabul etmiş olabilir ama kabul etmesi hakkını aramamasını, bu durumun karşılıksız kalmasını gerektirmez, sembolik de olsa hak davasını açmalı, alevi dernekleri toplumsal hizmet cezası (kamuya yararlı bir işte çalışma, suçlunun hapis cezası yerine kamu kurumlarında ücretsiz çalışarak cezasını çektiği, rehabilitasyonu ve topluma yeniden kazandırılmasını hedefleyen bir denetimli serbestlik tedbiri) alması için dava açmalı…

Hatırlanamayacak kadar eski günlerde bizlerin ataları vardı…O zamanlar tüm insanlıkla beraberlerdi, acılarıyla acı duyar...
13/03/2026

Hatırlanamayacak kadar eski günlerde bizlerin ataları vardı…

O zamanlar tüm insanlıkla beraberlerdi, acılarıyla acı duyar dertleriyle dertlenirlerdi, şimdi de öyleyiz…

Sınırı, zamanı, yeri belli olmayan bir oyundur yaşamak.

Bizler, efsanelerin mucizelerin çocuklarıyız…

Ama gerçek kökenlerimiz bilinmiyor…

Hayatta kalmak için mücadele veriyoruz…

Sadece varız ve bilin ki; var olmaya devam edeceğiz…

Address

Tekirdag

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Lolan Oymağı Tarih, Kültür Araştırma, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share