30/04/2026
Bir insanın inancını ya da kimliğini aşağılamak, aslında o kişinin değil, bunu yapanın vicdanını ortaya koyar. Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullanılan ayrıştırıcı ve incitici ifadeler, bu toprakların yüzyıllardır taşıdığı birlikte yaşama kültürüne yakışmıyor.
Alevi olmak da, Sünni olmak da, başka bir inanca sahip olmak da bu ülkenin gerçeğidir ve zenginliğidir. İnsanları kökeniyle, inancıyla ya da kimliğiyle hedef almak yerine; saygıyı, anlayışı ve ortak insanlık değerlerini büyütmek gerekir.
Sizin kininizden beslenenler olabilir; ancak biz Aleviler, yüzyıllardır bu topraklarda hoşgörüyü, sevgiyi ve insanı merkeze alan bir anlayışı yaşatıyoruz. Yolumuz incitmek değil, onarmaktır. Dışlamak değil, kucaklamaktır.
Kin dili kolaydır; zor olan, farklı olana rağmen bir arada durabilmektir. Bugün ihtiyacımız olan şey öfke değil, vicdan. Ayrıştırmak değil, kucaklamak. Çünkü bu ülke, herkesin kendini eşit ve değerli hissettiği zaman güçlenir.
Diğer yandan; özür dilemesi suçu ortadan kaldırmaz, Kılıçdaroğlunun da alevi derneklerinin de bu hakarete karşı dava açtığını görmek de biz alevilerin hakkı. Bilmeliyiz ki kin ve nefret suçunun cezası hukuki yollardan aranıyor ve ceza veriliyor. Kılıçdaroğlu kişinin özürünü kabul etmiş olabilir ama kabul etmesi hakkını aramamasını, bu durumun karşılıksız kalmasını gerektirmez, sembolik de olsa hak davasını açmalı, alevi dernekleri toplumsal hizmet cezası (kamuya yararlı bir işte çalışma, suçlunun hapis cezası yerine kamu kurumlarında ücretsiz çalışarak cezasını çektiği, rehabilitasyonu ve topluma yeniden kazandırılmasını hedefleyen bir denetimli serbestlik tedbiri) alması için dava açmalı…